Global Workplace Analytics tarafından yapılan ve ABD’de 12 yıl süren araştırmaya göre, evden çalışmak, bir şirkete çalışan başına ortalama yılda 11 bin Dolar tasarruf etme olanağı sunuyor.
Günümüzde dijitalleşme, işlerin istenilen her an ve her yerden yönetilebilmesine olanak sağlıyor. Yapılan araştırmalar, mobilitenin çalışan algısında olumlu bir yer edindiğini gösteriyor. FlexJobs tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, çalışanların %76’sı, esnek çalışma olanağı sağlanması durumunda işverenlerine bağlılıklarının artacağını ifade ediyor.
Şirketlerin %77’si esnek çalışma modeline geçme eğiliminde
İsviçre merkezli araştırma şirketi IWG tarafından yapılan araştırmada çalışanların %83’ünün esnek çalışma imkânı sunmayan bir işte çalışmak istemediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan kişilerin üçte biri, esnek çalışmayı daha prestijli bir pozisyona tercih ettiklerini söylüyor. IWG verilerine göre, işletmelerin %77’si esnek çalışma sistemine uyum sağlayarak yetenekli çalışanları bünyelerinde tutmayı hedefliyor.
Kurum kültürünün ve dijitalleşmenin önemi artacak
Great Place to Work® Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak
Mobil çalışma ve çalışanlar arasındaki iletişimin önemine değinen Great Place to Work® Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, takım ruhunun ön planda tutulması gerektiğine şu sözlerle dikkat çekti “Çalışmaların ev ortamında sürdürülmesi, iletişimin kısıtlanması anlamına gelmiyor. Aksine bu durumda takım ruhunun önemi daha ön planda. Teknolojinin sağladığı tüm avantajları kullanarak iş akışını ve sürekliliğini sağlamak mümkün. Global Workplace Analytics tarafından yapılan araştırmaya göre, evden çalışmak, bir şirkete çalışan başına ortalama yılda 11 bin Dolar tasarruf etme olanağı sunuyor. Yakın ve orta vadede kurum kültürünün ve dijitalleşmenin işlere olan katkısı daha da artacak.”
Koronavirüsün yayılmasını en aza indirmek için Ortaokul öğrencileri sensörlü el dezenfektanı yaptılar
Ecrin Gün
Teknoloji ve İnsan Koleji (Tink) öğrencileri Ecrin Gün ve Poyraz Öztok, koronavirüsün yayılmasını en aza indirmek için sensörlü el dezenfektanı yaptılar.
Koronavirüs nedeniyle şu an anda el hijyeninin çok önemli olduğunu belirten Ecrin Gün, “Ben de elimi sık sık dezenfekte ediyorum. Fakat dezenfektanı kullanırken elimizle bastığımız yere farklı insanlar da elleriyle temas ediyorlar. Bu virüsün yayılmasını hızlandırabiliyor. Ben de bu bulaşma riskini en aza indirmek için bir proje yaptım” dedi.
Ultrasonik sensörler, servo motor, ip gibi çeşitli materyaller kullanarak projesini gerçekleştirdiğini ifade eden Tink Koleji 6. sınıf öğrencisi Poyraz Öztok ise “Sensör el gördüğünden dezenfektanı sıkıyor. Bu sayede dokunmadan elimizi temizlemiş oluruz” diye bilgi verdi.
Poyraz Öztok
Tink Kurucusu Zeynep Dereli ise Ecrin Gün ve Poyraz Öztok için “Genel olarak Ecrin ve Poyraz, her zaman üretken tarafta olmayı seçiyor, yenilikçi fikirler üretiyorlardı. Tink’le beraber bu üretkenliklerini sunum ve proje tarafına da geçirmeyi öğrendiler” dedi. Bu sayede Ecrin Gün’ün Kadıköy Bilim ve Sanat Merkezi’nin (BİLSEM) Kadro robotik takımına seçildiğini dikkat çeken Dereli, “Hayatındaki önceliği bilim insanı olmak. Fiziğe ve matematiğe oldukça ilgili ve sevdiği dersler arasında” diye konuştu.
Migros online platformlardaki çalışmalarını bir üst seviyeye taşıyor.
Migros’un yaptığı yeni uygulamayla müşteriler, Migros Sanal Market’in web sitesi ya da mobil uygulama aracılığıyla siparişlerini verip, Migros mağazalarından teslim alabiliyor. Böylece “Mağazadan Teslim” uygulaması, teması en aza indiriyor.
Sanal Market’ten alışveriş yapan 65 yaş ve üzeri müşterilerine destek olabilmek için teslimatta 9:15-12:15 saat aralığını sadece onlara ayıran Migros, bu yaş dilimindeki müşterilerin alışverişlerini kapılarına kadar teslimat ücreti almadan ulaştırıyor.
Migros, ayrıca mağazalarında ve sipariş teslimlerinde aldığı en üst seviyedeki hijyen tedbirlerine bir yenisini ekleyerek tüm çalışanlarında “Siperlik” uygulamasını başlattı.
Migros, “Mağazadan Teslim” seçeneği ile market alışverişinde teması azaltıyor
Migros, yaşamın olağan akışının kesintisiz devam etmesi için mağazaları ve online kanalları üzerinden sunduğu hizmetlere, ayrıcalıklı uygulamalarla devam ediyor. Bu kapsamdaonline ticarette yeni bir kulvar açan Migros, “Mağazadan Teslim” seçeneği ile market alışverişinde teması azaltan kolaylık dönemini başlatıyor.
Müşteriler, Migros Sanal Market’in web sitesi ya da mobil uygulaması aracılığıyla siparişlerini verip, seçecekleri Migros mağazasından ürünlerini teslim alabiliyor. Hızla yaygınlaştırılması için çalışılan “Mağazadan Teslim” uygulaması sayesinde alışverişte temas en aza indirilmiş oluyor. Ürünler Sanal Market web sitesi ya da uygulamasından seçildikten sonra, online olarak ödeme yapılıyor. Son adımda ise yakın bölgelerdeki “Mağazadan Teslim” seçeneği bulunan marketler sıralanarak, müşterilerin siparişlerini teslim alacağı mağazayı ve saat aralığını seçmesi isteniyor.
Müşteriler, seçecekleri saat aralıklarından 1 saat öncesine kadar sipariş verilebiliyor. Sipariş teslim edilene kadar paketli ürünler özel hijyenik kasalarda, soğuk ürünler ise 0-4 derece arasında muhafaza ediliyor. İlk etapta Afyon, Amasya, Ankara, Bolu, Çankırı, Çorum, Eskişehir, İstanbul, Karabük, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Tokat ve Zonguldak’ta başlatılan uygulamanın kısa zamanda tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılması hedefleniyor. “Mağazadan Teslim” seçeneğinin bulunduğu mağazaların listesine Migros Sanal Market web sitesi ve mobil uygulamasından erişilebiliyor.
Sanal Market’ten alışveriş yapan 65 yaş üstü müşteri sayısı katlandı
Sanal Market’te 9:15-12:15 teslimat saati aralığını sadece 65 yaş üzeri müşterileri için ayıran Migros, online olarak alışveriş yapan bu yaş dilimindeki müşterilerin alışverişlerini kapılarına kadar teslimat ücreti almadan ulaştırıyor. 21 Mart’ta yayınlanan genelgeyle 65 yaş ve üstü için uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı sonrasında Sanal Market’ten alışveriş yapan bu yaş dilimindeki müşteri sayısı yaklaşık 3 kat arttı.
Mağaza büyüklüğüne göre içerideki müşteri sayısı belirlenecek
Müşteri ve çalışan sağlığı, ürün güvenliği ve mağazalarındaki hijyen ortamını daima en öncelikli konu olarak ele alan Migros; Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı koordinasyonuyla çalışmalarını devam ettiriyor. En üst seviyedeki hijyen tedbirlerinin yanı sıra tüm çalışanlarında “Siperlik” uygulamasını başlattı. Tüm mağazalarında sıradaki müşteri ve kasa ile mesafeyi ölçen şeritleri “1,5 metre sosyal mesafe hepimizi korur” uyarısıyla uyguluyor. İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre metrekaresi baz alınarak mağaza içindeki müşteri sayısı sınırlandırılıyor. Aynı anda mağazada kaç müşteri olabileceği mağaza girişlerinde yer alan yönlendirmelerde belirtiliyor.
Sabri Ülker Vakfı, çocukların bağışıklığını desteklemek için dengeli beslenme, uyku düzeni ve hijyen konularına özen gösterilmesinin şart olduğunu belirtti. Vakıftan yapılan açıklamada, koronavirüs salgını nedeniyle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin daha da önem kazandığı vurgulanarak, “Çocuklarımızın bağışıklığını desteklemek elimizde. Çocukluk çağında enerji ve besin ögelerine olan gereksinimin karşılanamaması, beslenme yetersizliği ve dengesizliğine bağlı çeşitli sağlık sorunlarına yol açar” denildi. Sabri Ülker Vakfı, bağışıklığı güçlü sağlıklı çocuklar için şu önerilerde bulundu:
Tabakları renklendirin
Yeterli ve dengeli beslenmek için gerekli protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineral gibi besin öğeleri, besinlerle sağlanır. Besinler, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden farklıdır. Bazı besinler proteinden, bazıları vitamin ve mineralden zengindir. Bu nedenle çocukların tek düze beslenmesinden kaçınılmalı ve öğünlerde çeşitlilik sağlanmalıdır. Besinler, besleyici değerleri yönünden dört ana grup altında (Süt ve ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller, taze sebze ve meyveler, ekmek ve tahıllar) toplanır. Her öğünde, bu besin gruplarından besinlerin bulunarak, tabakların renklenmesi önemlidir.
Ara öğünlerde meyve, ana öğünlerde sebzeye yer verin
Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan sebze ve meyvelerin tüketimi çok önemlidir. Özellikle C vitamininden zengin, vücut direncini artırıcı özellikteki meyvelerin ara öğünlerde tüketimi teşvik edilmelidir. Sebze yemeği veya mevsim yeşilliklerinden yapılan salatalar ana öğünde tüketilmelidir. A vitamininden zengin beslenme, bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek olur. Yumurta, süt, havuç, koyu yeşil yapraklı ve sarı sebzeler A vitamininden zengin besinlerdir. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili diğer bir vitamin olup, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini artırmaktadır. Çocukların kahvaltılarına veya ara öğünlerine ekleyeceğiniz fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar, içerdikleri E vitamini sayesinde enfeksiyonlara karşı vücut direncini artırır.
Su tüketimini unutmayın
Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı önemlidir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan zararlı öğelerin (toksinlerin) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışması, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde göreve sahiptir. Bu nedenle, su tüketimi artırılmalı, gazoz gibi şekerli ve gazlı içeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
Haftada 2 kez balık tüketmeye özen gösterin
Omega-3, kalbi koruduğu gibi bağışıklık sistemini de güçlendirir. Çocuklarınızın beslenmesinde Omega-3′ten zengin besinler olan ton balığı, somon, uskumru, hamsi ve cevize yer verilmelidir. Balığın kızartma yerine fırında veya buğulama yöntemi ile pişirilmesine özen gösteriniz. Haftada en az 1 kez balık tüketmek, omega-3 alımınızı destekleyerek, hastalıklara karşı bağışıklık sisteminizi de güçlendirir.
Sofranızda demir ve çinkodan zengin besinlere yer açın
Çocuğunuzun mineral alımını artırmalısınız. Minerallerden özellikle demir ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirici özelliktedir. Demirden zengin besinler; kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kereviz yaprağı, roka ve kuru kayısıdır. Et, yumurta ve deniz ürünleri çinkonun en iyi kaynağıdır. Süt ve ürünleri, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tahıllar yeterince çinko içerir.
Daha sık el yıkamak
Gün içinde temas ettiğimiz yüzeyler hastalığa neden olan mikroorganizmaların vücuda alınmasını kolaylaştırarak, hastalık riskini artırır. Bunun önüne geçmek için öncelikle hijyen kurallarını doğru uygulamak gerekiyor. Çocuklara ellerini yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Hasta olan bireylerle çok yakın temas kurmamak, tüketilecek besinlerin bol su ile yıkanmış olması da yine hastalıkların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Yeterli uykunun sağlanması
Okulların korona virüs salgını nedeniyle tatil edilmesi uyku düzeninde değişikliklere yol açabilir. Yeterli uyku bağışıklık sistemini, dikkat ve konsantrasyonu olumlu yönde etkileyerek derslerdeki başarının artmasına da fayda sağlıyor. Yetersiz uyku bağışıklık sistemini zayıflatarak, vücudu hastalıklara karşı daha dayanıksız hale getirebilir. Bu nedenle, çocukların okul döneminde olduğu gibi erken yatmaları, okul dönemindeki düzenlerini bozmaları ve yeterli uyku almaları sağlanmalıdır.
Güzellik tutkunları için Sephora Türkiye Senior Makyaj Artisti Başak Kızılcıklı cilt bakımından fondöten uygulamasına kadar günlük makyaj rutinini Sephora Türkiye IGTV’de anlattı…
Makyaj artisti Başak Kızılcıklı
Evde de günlük rutinine devam eden güzellik tutkunlarını sevindirecek bir haber! Sephora Türkiye IGTV yayınında Başak Kızılcıklı, sephora.com.tr’den kolaylıkla bulabileceğiz cilt ve makyaj ürünleri ile rutin cilt bakımı ve makyaj ritüelini anlattı.
Rutin cilt bakımı ritüelini anlattı
Zamanımızın çoğunu evimizde geçirdiğimiz bu günleri, cildinize gerekli özeni ve bakımı göstermek için bir fırsata çevirebilirsiniz. Sephora Türkiye IGTV’de yayınlanan makyaj artisti Başak Kızılcıklı’nın uygulamalı olarak anlattığı kolaylıkla uygulayabileceğiniz makyaj tavsiyeleri ile her anınızda bakımlı görünmenin yolunu keşfedin.
Makyaj artisti Başak Kızılcıklı’nın önerileri ile cildinizin ihtiyacı olan bakımı uygulayın ve içinizdeki güzelliğin sınır tanımayan gücünü evinizde de ortaya çıkarın!
Sephora Türkiye Makyaj Artisti Başak Kızılcıklı ile IGTV videosu’nu izlemek için linke tıklayın!
Koronavirüs tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gündeme oturdu. İnternette ve sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği ise, insanların kafasının karışmasına neden oluyor
Emsey Hospital’dan Prof. Dr. Birol Baytan kişisel temizliğimiz ve eşyalarımızın temizliği ile ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgiler paylaştı. Tuzlu su, sirke ve limonun tedavide hiçbir etkisi olmadığını belirten Baytan ayakkabı terlik ve giysi temizliğinin bu süreçteki önemine değindi.
Prof. Dr. Birol Baytan
Bu dönemde giysi, ayakkabı, terlik ve kişisel temizliğimizde nelere dikkat etmeliyiz
Covid 19 yeni bir virüs yaklaşık 4 aydır tanıdığımız bir virüs. Araştırmalarda saatlerce hatta günlerce cansız yüzeylerde kalabileceği gösterilmiş ise de hastalık oluşturma potansiyelinin cansız yüzeylerde 12 saatten uzun olmadığına dair bilgiler var. Bu dönemde en önemli temizlik önlemleri sık sık en az 20 saniye süre ile bol sabun ile elleri yıkamak ve mümkün ise kağıt havlu kullanmak. Ayakkabılar ile eve girmemek. Evde kullandığımız terlikleri dezenfekte etmek, kalabalığa girersek mont ve paltolarımızı balkonda yaklaşık 12 saat havalandırmak önemli olabilir. Ama sık sık el yıkamak ve elimizi mümkün olduğunca az yüzümüze götürmek önemli.
Ayakkabı ve terlik temizliğine dikkat en çok zeminde yaşıyor
Koronavirüs cansız nesnelerde, giysilerimizde terlik ve ayakkabılarımızda ne kadar süre yaşamını sürdürüyor
Araştırmalarda saatlerce hatta günlerce cansız yüzeylerde kalabileceği gösterilmiş ise de hastalık oluşturma potansiyelinin cansız yüzeylerde 12 saatten uzun olmadığına dair bilgiler var.
Koronavirüs hangi maddelerde daha uzun süre varlığını sürdürüyor
Metal yüzeylerde uzun kaldığı bildiriliyor ancak virüsün hastalık yapıcı etkisi de kalıyor mu bu tam bilinmiyor. Bu yüzden tedbirli olup kirli olduğunu düşündüğümüz yüzeyleri dezenfektanlarla veya 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek etkili olabilir.
Koronavirüs ile ilgili toplumca doğru bilinen yanlışlar neler
Yaşlıları, kalp ve akciğer hastalığı olanları daha fazla etkiliyor. Fakat gençleri ve ek hastalığı olmayanları da etkiliyor ve öldürüyor.
Kolonya virüsleri öldürür mü?
Cevap: Kolonyanın içinde bulunan alkol bir dezenfektandır. Fakat etkili olabilmesi için en az %80 alkol içeriğine sahip olmalıdır.
Tuzlu su ile burnu düzenli yıkamak hastalığı önler mi?
Cevap: Hayır. Yapılan hiçbir çalışmada hastalığı önlendiği gösterilmemiştir.
Zencefil zerdeçal sarımsak hastalığı iyileştirir mi?
Cevap: Tedavide faydası yok.
Sıcaklık virüsü öldürür mü?
DSÖ’ye göre; el kurutma makineleri virüsü öldürmez. UV lambaları da elinizi sterilize etmekte kullanılmaz hatta böyle bir şey yaparsanız radyasyon cildinizi tahriş edebilir.
Koronavirüs’ten korunmak amacıyla maske ve eldiven kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz
Maskeleri corona virüs bulguları taşıyanların etrafındaki insanları korumak için takması gerekiyor. Hasta insanların dışında maske takması gerekenler, hasta birine refakat edenler ve tabi ki sağlık çalışanları kullanmalı. Hastanelere kalabalık ortamlara girilecek ise de maske takılabilir. Eldiven kullanımı yalancı bir güven hissi verebilir. Eldiven takmaktansa sık sık elleri yıkamak daha akılcıdır.
Koronavirüs salgını için ülkemizin durumunu nasıl yorumluyorsunuz, virüsün yayılma hızı artacak mı
Virus salgınında ülkemize geç gelmiş olması bir avantaj en azından bazı mücadele taktiklerimiz var, Çin’in deneyimi var ama halkımız bir an önce bu durumun ciddiyetini anlayıp sosyal mesafeye dikkat etmeli ve mümkün olduğunca evde kalmalı. Yoksa önümüzde İtalya ve İspanya gibi kötü örneklerde duruyor onların durumuna düşebiliriz.
Günümüzde kadınların çalışma hayatında daha fazla yer almasından evlilik yaşının yükselmesine dek birçok neden; anne olma yaşını ileri seviyelere taşıyor. Hal böyle olunca; eskiden anne olmak için hayli geç olarak görülen 35 yaş ve üzeri hamileliğe artık sıkça rastlanıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Riskli Gebelik Uzmanı (Perinatolog) Doç. Dr. Oktay Kaymak, “Bu yaşlar, ileri anne yaşı olarak kabul ediliyor. Hem bebek hem anne sağlığı açısından ideal olan 35 yaşından önce doğum yapmak olsa da, günümüzde artık teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde bu durum çok da sorun oluşturmuyor. Ancak 35 yaş ve üzerine çıkıldığında hem kromozom hastalıkları hem de sistemik hastalıkların riski arttığı için gebelikte dikkat edilmesi gereken önemli kurallar bulunuyor. Bu kurallara dikkat edildiğinde hem annenin hem de bebeğin sağlığında risk oluşturabilecek unsurların önüne geçmek mümkün olabiliyor” diyor. Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak, ileri yaş gebelikte alınması gereken 6 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Tiroit testlerini yaptırın
Riskli Gebelik Uzmanı (Perinatolog) Doç. Dr. Oktay Kaymak
35 yaş ve üzeri gebeliklerde her kadının mutlaka tiroit bezine bakılması gerekiyor. Çünkü; tiroit bezi kadınlarda daha erken bozulmaya başlıyor ve tiroit az çalışıyorsa hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkiliyor, bebeğin beyin gelişiminde geriliğe yol açabiliyor, gebelik zehirlenmesine, erken doğuma hatta düşüğe neden olabiliyor. Ancak gerekli tetkikler yapılıp önlem alındığında bu sorunlar görülmeden sağlıklı bir doğum söz konusu olabiliyor.
Gebelik şekerini ölçtürün
Gebelikte ortaya çıkabilen şeker, kontrol edilmediği takdirde hem anne, hem de bebek için hayati risk yaratabiliyor. Normalde her anne 24-26. hafta arasında şeker taramasıyla taranıyor. Ama ileri yaş gebelikte şeker testini 6-7 haftalıkken yapmak gerekiyor. Aksi halde bebek 6 ay boyunca anne karnında yüksek şekerle mücadele etmek zorunda kalıyor; hem bebek hem annede ciddi sorunlara yol açıyor.
Aşırı kilodan kurtulun
Riskli Gebelik Uzmanı Doç. Dr. Oktay Kaymak “35 yaşı geçince kilo alımı kolaylaşıyor. Gebelik öncesi anne adayının sağlıklı bir diyetle fazla kilolarından kurtulması şart. Çünkü kilolu gebeliklerde diyabet hastalığının yanı sıra, gebelik zehirlenme riski fazla. Bunun için gebelik öncesi diyet, vücut kitle indeksinin ayarlanması ve ondan sonra planlı şekilde gebeliğe izin veriyoruz. Çok yüksek kilolu hastaları da yüksek doz folik asit tedavisiyle sırt kemiklerinde açıklık oranını azaltıyoruz” diyor.
Tansiyonunuzu kontrol ettirin
35 yaş üzerinde hipertansiyon sık görülen bir sorun. Gebelik öncesi tansiyon hastalığı olup olmadığının mutlaka araştırılması gerekiyor. Tansiyon ilacı kullanan gebelerde de ilaç değişikliği yapılmalı; çünkü gebelik dışı kullanılan ilaçlar gebelikte çok zararlı olabiliyor. Bunun yanı sıra; ödeme neden olabilen, aşırı su tutan gıdalar tüketmemek gerekiyor.
Daha sıkı takipte olun
Riskli Gebelik Uzmanı (Perinatolog) Doç. Dr. Oktay Kaymak “İleri yaş gebelikte, anne ve bebeğin sağlıkları açısından gebelik takibinin 4 haftada bir değil 2 haftada bir yapılması, ayda bir idrar ve kan tahlillerine bakılması gerekiyor” diyor.
Aşılarınızı olun
35 yaş ve üzerinde gebe kalmadan önce bazı aşıların yapılması çok önemli. Bu aşılar; kızamıkçık açısından negatifse kızamıkçık aşısı, hepatit B, tetanos, difteri, influenza ve boğmaca aşıları. Aşıların üzerinden bir ay geçmeden de gebe kalınmaması gerekiyor.
Cilt bakımına dair aradığınız her şey Watsons mağazalarında ve watsons.com.tr’de!
Kore’nin sevilen cilt bakım markası Dewytree, cilt bakımında yeni trendlerin öncüsü olan Korelilerin cilt bakım ürünlerini uygun fiyatlarla sunuyor. Dewytree’nin geniş ürün grubu içinde cilt bakım maskelerinden tonik ve nemlendiricilere kadar birçok ürün yer alıyor.
İtalya’nın en çok tercih edilen cilt bakım markası Leocrema70 yıllık tecrübesi ile, etkili formülü ve yüksek nemlendirme gücü sayesinde cildinizi şımartıyor. Dermatolojik olarak test edilen Leocrema ürünleri, her cilt ihtiyacına yönelik nemlendirici ürünler sunuyor.
Dewytree cilt bakım rutininizi yeniden şekillendiriyor
Nemlendirici ve tonikten oluşan Dewytree AC Dew Calamine serisi, içeriğindeki pembe kalamin ve ahududu özü sayesinde ciltteki yağ birikimini engellemeye yardımcı oluyor. Hassasiyeti bulunan ve iritasyon gösteren ciltler için yoğun nem desteği sağlayan Dewytree The Clean Lab Ac Dew Calamine Nemlendirici, jel yapısıyla ciltte ağırlık hissi yaratmadan nemlendirme sağlıyor. Ürün içerisinde yer alan kalamin, oluşturduğu koruyucu tabaka sayesinde cildi hassasiyete sebep olan etkenlerden korumaya da yardımcı oluyor. “Serum + süt + krem” olmak üzere 3 ana bileşen içeren yoğun nemlendirici krem cildinizi daima taze, pürüzsüz ve canlı tutması için maksimum nem ve besin sağlamaya destek oluyor. Dewytree The Clean Lab Ac Dew Calamine Tonik, içeriğindeki pembe kalamin, karpuz ve çay yaprağı yağı sayesinde ciltteki yağ birikimini engellemeye yardımcı oluyor. Tazeleyici ve besleyici etkisiyle cildinizi canlandırıyor ve bakım yapıyor. Dermatolojik olarak test edilen Dewytree The Clean Lab Ac Dew Calamine Nemlendirici ve Tonik serisi %93 oranında doğal içeriklerden oluşuyor.
Dewytree Strawberry Honey Jam Peel Off Nose Pack
Cildi siyah noktalardan arındırarak ve gözenek görünümünü sıkılaştırıp derinlemesine temizleyerek cildin yağ dengesini korumaya yardımcı oluyor.
Dewytree Deep Siyah Detoks Maskesi
Asya’nın Hawaii’si olarak bilinen Jeju Adası’nın volkanik scoria kili ile zenginleştirilmiş formülü sayesinde gözenekleri arındırıyor ve cildi tazeleyip canlandırıyor. Cildi ölü derilerden arındırırken ciltteki aşırı yağlanmayı önlemek için cildin sebum dengesini düzenlemeye olanak sağlıyor. Jeju Adası’nda bulunan mandalinalardan elde edilan Dewytree Vita Siyah Havyar Maskesi C vitamini sayesinde cildinizin daha aydınlık bir görünüme kavuşmasını destekliyor.
Dewytree Premium Syn-Ake Siyah Kağt Maske
Gözenekleri derinlemesine temizlemeye yardımcı olmak ve pürüzsüz bir his sağlamak için Jeju volkanik kül ve kömür tozu birleşiminden oluşuyor. İçeriğindeki SYN®-AKE, kırışıklık görünümünün hızlı bir şekilde azalmasına yardımcı oluyor.
Leocrema ile tepeden tırnağa nemlendiren bakım
Leocrema El&Tırnak Kremi
Allantoin, E Vitamini ve Keratin ile zenginleştirilmiş formülü ile el ve tırnak bakımınızda ihtiyacınız olan tüm bileşenleri içeriyor. El ve tırnaklarınızı derinlemesine besleyip korurken, yumuşak ve pürüzsüz bir his bırakıyor. Yoğun Koruyucu El Kremi, ekstra koruma sağlayan formülü ile çok kuru ve hassaslaşmış cildi yatıştırarak elastikiyet kazandırmaya yardımcı oluyor. Cildi nemlendirirken besliyor ve çevresel faktörlere karşı korumaya destek oluyor. Besleyici El Kremi, kurumuş ve çatlamış cilde yoğun nem bakımı sağlıyor. Shea Yağı, Pantenol ve E + F Vitaminleri bakımından zengin formülasyonu sayesinde yağlı bir his bırakmadan kolaylıkla emiliyor. Besleyici Kavanoz Krem, buğday tohumu ve E Vitamini ile zenginleştirilmiş besleyici formülü sayesinde düzenli kullanıldığında cildi dış etkenlerden korumaya, yumuşak ve pürüzsüz kılmaya yardımcı oluyor. Nemlendirici Kavanoz Krem, içerdiği E vitamini ve pirinç özü ile cildi yağlandırmadan taze, yumuşak ve pürüzsüz bir his kazandırıyor.
Nemlendirici Vücut Losyonu
Proteinler, E Vitamini ve Aloevera ile zenginleştirilmiş formülü hafif ve ipeksi dokusuyla ağırlık yapmadan ferah bir his bırakmaya destek oluyor. Besleyici Vücut Losyonu, zengin ve kadifemsi yapısı sayesinde cilde kaybettiği elastikiyeti geri kazandırmaya yardımcı oluyor.İçerdiği proteinler,badem yağı ve E vitamini cildinize güzellik ve bakımı aynı anda sunuyor.
Daha genç görünmek için İtalya’da üretimine başlanan “Biyolojik Lifting Aşısı”nın bu yönde bir çözüm sunduğu belirtildi.
Bireylerin estetik-görünüşe ilişkin en fazla çözüm aradığı şikayetlerin başında cilt ve yüzdeki sarkmaların, kırışıklıkların giderilmesi geliyor ve daha genç görünmek için çok çeşitli ürünler kullanılıyor. İtalya’da üretimine başlanan “Biyolojik Lifting Aşısı”nın bu yönde bir çözüm sunduğu belirtildi. Aşının çöl koşullarında bitkilerin yaşamasına imkan veren “trehaloz” ve yüksek moleküler ağırlıklı “hyalüronik asit” içerdiği belirtiliyor.
Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya ve Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Orhan Murat Özdemir
Türkiye’de yaklaşık iki aydır uygulanmaya başlayan yeni nesil aşı ile ilgili Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’ya bilgi veren Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Orhan Murat Özdemir, ‘biyolojik lifting aşısı’nın ciltte hızlı ve uzun süreli lifting (kaldırma), yenilenme ve sıkılaşma sağladığını, kırışıklıkları hafiflettiğini kaydetti.
Yaşla birlikte ciltte yumuşak doku ve nem miktarı azalıyor
Op. Dr. Özdemir, yaşlandıkça en önemli ve en hızlı değişikliğin genellikle yüz bölgesinde ortaya çıktığını hatırlatarak, yaşlanmayı tetikleyen en önemli faktörün zaman, yer çekimi, genetik ve iskelet faktörleri gibi durumlardan kaynaklandığını vurguladı.
Op. Dr. Özdemir, “Yüzde ortaya çıkan değişikliklerin temelinde cildin içindeki kollajen, fibroblast gibi maddelerin -ki bunlar bir çeşit ağ gibidir- uzamasıyla cildin aşağıya doğru yer değiştirmesi, zamanla ya da kilo alıp vermelerle ortaya çıkan yumuşak doku miktarının azalması ile iskelet yapının detaylarının daha çok ortaya çıkması insanları daha yaşlı gösteriyor” dedi.
Cildin yetersiz nemlenmesinden kaynaklı kurumaya bağlı problemlerin alışkanlıklarla bir araya geldiğinde, ortaya daha büyük sorunlar çıktığına dikkati çeken Op. Dr. Özdemir, kişilerin sağlıklı görüntüsünü korumayla ve geri kazandırmayla ilgilendiklerini vurgulayarak, cildin ve dokuların nemli kalmasına yardımcı olan bazı uygulamalar yapıldığını kaydetti. Op. Dr. Özdemir, İtalyan bilim insanlarınca geliştirilen yeni nesil aşı ile artık çok daha üst düzeyde sonuç alınabildiğini belirterek, trehaloz maddesinin de ilk defa bu aşıyla güzellik sektöründe kullanıldığını bildirdi.
Çöl bitkisinde bulunan ‘trehaloz’ maddesi kullanılıyor
Trehaloz maddesinin çöldeki bitkilerin bir damla su ile aylar boyu yaşamasını sağlayan özel bir molekül olduğunu anlatan Op. Dr. Özdemir, şunları söyledi: “Biyolojik Lifting Aşısı, iki farklı moleküler ağırlıkta yapılandırılmış. Bunlardan saf hyalüronik asit, su tutan özel bir moleküldür. Bir de içine Trehaloz denilen bir madde katılmış. Bu ürün, çöldeki bitkilerin bir damla su ile aylarca yaşamasını sağlayan bir disakkarit. ”
“Bizim kendi vücudumuzda da var. Saf hyalüronik asit, eklem boşluklarımızda bulunan, cildimizde suyu tutan ve nemli görünmemizi sağlayan bir madde. Trehaloz ile birlikte uygulanmasıyla, uygulanan bölgenin çok daha hızlı sıkılaştığını, nem artışının ve lifting (kaldırma) etkisinin çok hızlı ortaya çıktığını görebiliyoruz. Biyolojik lifting aşısı, aşırı su tutma kapasitesi ile uygulanan bölgede kollajen sentezini artırıyor, cildin sıkılaşmasını sağlıyor. Nemlenme ve canlı görüntü, cildin sıkılaşması ile birlikte arzuladığımız daha sağlıklı görüntüye ulaşmayı sağlıyor.”
Bağ dokularını harekete geçirecek toplam 12 noktaya uygulanıyor
Aşının yüzünde sarkma ve elastikiyet kaybı olan ve tedavi için dolgu istemeyen kişiler için iyi bir seçenek oluşturduğuna dikkati çeken Op. Dr. Özdemir, özellikle yüz bölgesinde gerekli etkiyi sağlamak için 6 nokta tekniği şeklinde uygulandığını söyledi.
Op. Dr. Özdemir
Biyolift’in yüzün sağında ve solunda bağ dokularını harekete geçirecek toplam 12 özel noktaya uygulandığı bilgisini veren Özdemir, “İşlem yüzün bir bölgesinde 6 noktaya diğer bölgesinde de 6 noktaya olmak üzere toplam 12 noktaya yapılıyor. Bu noktalar yüzde sarkan bölgeleri yukarıya taşıyacak, kırışmaya, kurumaya meyilli alanlar olduğundan, uygulandığı andan itibaren fark edilir bir iyileşme gözleniyor” dedi.
Yüz dışında boyun, dekolte ve ellerde de kullanılabiliyor
Biyolojik Lifting aşısının yüz bölgesi dışında boyun, dekolte ve el üstünde de uygulandığına işaret eden Op. Dr. Özdemir, “İşlem oldukça kısa sürüyor, minik iğnelerden kaynaklı kızarıklık ve morluk dışında ciltte herhangi bir travma oluşmuyor, oluşan izler de 3-5 gün içerisinde kayboluyor. Hassasiyeti olan insanlarda uyuşturucu kremlerle de yapılabilir. Uygulama sonrası kişinin hemen gündelik yaşama dönebilmesi de uygulamanın avantajları arasında” diye konuştu.
20 yaş üzerindeki kişilere yapılabiliyor
Op. Dr. Orhan Murat Özdemir, ‘biyolojik lifting aşısı’nın en önemli farkının lifting (kaldırma) etkisi olduğunun altını çizerek, “Diğer hyaluronik asit uygulamaları eksilenleri yerine koyduğumuz yine kollajan sentezini sağlayan ürünlerdi. Biz yine de hastanın ihtiyacına göre bunların hepsini kombine ederek uyguluyoruz.20’li yaşlardan itibaren koruyucu anlamda bu uygulamaları öneriyoruz. 20’den 40’a kadar koruma amaçlı uygulanabilir ama 40 yaşın üzerindeki insanlarda yine problemine göre değerlendirilerek bir ay içinde 2 ya da 3 doz, sonrasında 5-6 ayda tekrar bir enjeksiyonla elde edilen görüntünün sağlanması için yeni uygulamalar planlanabilir” diye konuştu.
Aşının avantajları
Biyolojik Lifting aşısının avantajlarına da değinen Opr. Dr. Özdemir, şunları kaydetti: “Kolay bir uygulamadır, uygulaması ağrısızdır. Hemen nemlendirme ve sıkılaştırma etkisi yaratır ve bu etki giderek artar. Nemlendirme için uygulanan diğer saf hyalüronik asit uygulamalarına göre çok daha az enjeksiyon noktasına ihtiyaç duyar. Ciltte gerginlik için uygulanan yüksek volüm dolgu uygulamalarının hacim artırıcı, şiş yanak görüntülerinin oluşmasına gerek kalmaz ve hacim artışı istemeyen hastalarda çok rahat tercih edilebilir. Daha doğal bir sonuç vaat eder, cildi çalıştırır. 5 dakikalık bir işlemdir. Dolgular, gençlik aşıları ve botoks uygulamaları ile rahatça kombine edilebilir. Yaş sınırlaması yoktur.”
Karaca ürün ve hizmetleriyle yaşamlara dokunuyor, hayata değer katıyor.
Sunduğu ayrıcalıklı tasarımlar ve hayatı kolaylaştıran ürünlerle tüketicilerine sevdikleriyle unutulmaz anlar yaşatan Karaca, online satış kanalı karaca.com’da eşsiz bir fırsat sunuyor.
karaca.com özellikle de içinde bulunduğumuz dönemde bağışıklık sistemini güçlendirecek besinler hazırlanabilecek ürünlerinde sınırlı süre için %50 ve daha fazla indirim sunuyor.
Sağlık dolu öğünler hazırlayabilirsiniz
Karaca Blendfit Spiral Sebze Doğrayıcı 4 in 1 Set ile sebze ağırlıklı sağlık dolu öğünler hazırlayabilir, Karaca Vitafit Profesyonel Katı Meyve Sıkacağı ile C ve A vitamini yönünden zengin meyve suları tüketebilirsiniz.
Evde kaldığınız sürece; keyifle içilecek kahveler için Karaca Hatır Hüp Türk Kahve Makinesi, aile kahvaltıları için Karaca Lena 6 Kişilik Kahvaltı Seti ve yuva sıcaklığını yaşatacak Karaca Home Lyon Çift Kişilik Softline Battaniye de www.karaca.com’un kampanyasında sunulan seçenekler arasında yer alıyor.