Sosyal medya çağımızın belası. Artık yemek tariflerinden modaya, gezilecek yerlerden izleyeceğimiz filmlere kadar birçok konu için sosyal medyaya başvurabiliyoruz. İşte tam da bu noktada sosyal medyada bazı hesaplar bizim için ilham verici olabiliyor. O zaman, beraber farklı ilgili alanlarından kişiler keşfetmeye ne dersiniz?
Moda Haberleri İçin: @shoppingpearls
Instagram’da bulabileceğiniz shoppingpearls adlı bu hesap, Türkiye’deki en güncel Fast Fashion haberlerini paylaşıyor. Kaçırmak istemeyeceğiniz indirim haberleri, markalar arası fiyat karşılaştırmaları ve kombin önerileri için bu Instagram sayfasını değerlendirebilirsiniz.
Bir Modelin Günlüğü: Sanne Violet
Geçtiğimiz günlerde bir Türkiye seyahati de gerçekleştiren bu modelin önereceğimiz hesabı Youtube kanalı. Bir modelden beslenme önerileri, sabah rutinleri, bakım ürünleri dinlemek isterseniz kesinlikle verim alacağınıza inanıyoruz. Spor ve diyet gibi konularda motivasyon arayanların da işine yarayacağını ekleyelim.
Sohbet Havasında: Ece Targıt
Sosyal medyadın birçok kanalında aktif olan Ece Targıt’ın önereceğimiz kanalı podcastleri oldu. İçsel yolculuk ve meditasyon gibi konulara ağırlık veren Ece, podcastlerinde kendinden de hikayeler paylaşmayı ihmal etmiyor. Yürüyüş yaparken, yemek yaparken, yolculuk yaparken dinleyebileceğiniz bu podcastleri Spotify’da bulabilirsiniz.
Pratik Tarifler Ondan Sorulur: Bengi Kurctebe
Diyet yemeklerden fast food’a, pastalardan atıştırmalıklara uzanan çılgın bir yelpazesi var Bengi’nin. Onu diğer yemek kanallarından ayıran bir özelliği de sohbeti ve yemek yaparken paylaştığı pratik bilgiler. Siz de Bengi Kurtcebe’nin sohbet havasında geçen yemek tariflerini dinlemek isterseniz, ona Youtube kanalı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kozmetik Ürün Tavsiyeleri İçin: @frenchoneriyor
Yıllardır sosyal medya işinde olan French Oje, (gerçek ismiyle Funda) bu hesabında kozmetik önerileri, günlük makyaj tavsiyeleri, saç bakımı hakkında öneriler ve daha birçok şey paylaşıyor. French Oje’nin hesabını diğer kozmetik öneri hesaplarından ayıran nokta ise anlatımı ve hedefe odaklı paylaşımları oldu. Bizim gibi bakım ürünleri meraklısıysanız, @frenchoneriyor hesabına Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.
İnce görünme fikrine birçoğumuz sıcak bakıyoruz! Bunun için yediklerimize içtiklerimize dikkat edip, sporumuzu yaparken bir de giyim tarzımızı da işin içine katabiliriz. Hatta bazı durumlarda, olduğumuzdan kalın görünmemizin altında yatan neden, giyim tarzımız bile olabilir. Durum böyleyse, vücudumuza uygun nasıl giyineceğimize beraber bakalım.
Belimizi Ön Plana Çıkaralım
Vücut şekliniz ne olursa olsun, belinizi olduğundan ince göstermek, vücudunuzun da daha ince görünmesini sağlayacaktır. Sıkıca bele sarılmış bir kemer, pantolon içine soktuğunuz gömlek veya giydiğiniz elbisenin belden oturması belinizin daha ince görünmesini sağlayacak ufak detaylardan. Bunun dışında alt giyim ürünlerinizi belinize tam oturacak şekilde seçmeye dikkat ederseniz, vücudunuzun daha ince görünmesine katıkıda bulunmuş olacaksınız.
Oversize Giyim ve Zayıf Görünmek
Daha önce bu yazımızdaoversize kazakları nasıl giyeceğimizden bahsetmiştik. Yine de, ince görünmek istiyorsanız, üzerinizde bol duracak parçaları seçerken dikkatli davranmalısınız. Örneğin kol ve karın bölgenizden şikayetçi iseniz bol bir kazak tercih ederken, pantolon seçiminizi daha dar tutmalısınız. Veya bol bir eşofman altı giymek istiyorsanız, belinizi ve üst vücudunuzu ortaya çıkaracak dar, crop bir üst tercih etmeniz daha ince görünmenizi sağlayacaktır.
Saçları Hafife Almayalım!
Saçların ince görünmenize nasıl bir etkisi olacağını merak ediyorsanız hemen açıklayalım. Vücudumuzu daha ince göstermek istiyorsak, yüzümüzde de bu algıyı korumak oldukça önemli. Kabarık modeller yüzü olduğundan kilolu gösterebiliyorken, fönlü modeller veya önden perçem bırakılmış topuz modelleri, yüzünüzün daha ince görünmesinde yardımcı olabilir.
Vücudumuzu Tanımak En Önemlisi
Dengeli giyim ve belimizi ön plana çıkarmak önemli, ancak daha da önemlisi kendi vücudumuzu tanımak. Basenlerinizi saklamak istiyorsanız uzun blazer ceketler hayat kurtarıcı olabiliyorken, ince bacaklarınızı ön plana çıkarmak için yüksek bel pantolonlar kurtarıcı olabilir. Aynaya baktığınızda vücudunuzda nereyi ön planda görmek hoşunuza gidiyorsa buna karar verin ve buna göre kombinlerinizi oluşturun. Bu sayede sadece ince görünmeniz değil, içinde rahat ettiğiniz parçaları bulmak da kolaylaşacak!
Hobiler için zaman ayırmak, günlük hayatın stresi ve üzerimizdeki sorumluluk arttıkça her geçen gün daha zor bir hale geliyor. Oysaki evde şöyle güzelce uzanıp bedenimizi dinlendirmek kadar ruhumuzu dinlendirmek de önemli. Öyleyse gelin, yeni hobilere yer açalım!
Son Zamanlarda Herkesin Gözdesi: High Heels Dance
Dans, temposu ve grup halinde yapılabilirliği bakımından en eğlenceli hobilerden biri olabilir. Üstelik, spor yapmaya vakit bulamıyorsanız High Heels Dance ile bir taşla iki kuşu birden vurmuş olacaksınız! Çıkış noktası topuklu ayakkabılar ile dans etmek olan bu hobi ile daha önce fark etmediğiniz bir yönünüzü keşfedebilirsiniz. Üstelik bu dansın videolarına internet üzerinden ulaşmak oldukça kolay.
Biraz Da El Sanatları: Çini
Çini sanatı, yıllardır süre gelen ilgi alanlarından biri olsa da son dönemlerde yeniden dikkatimizi çekmeyi başardı. Çini sanatının en keyifli yönlerinden biri de elinizdeki sürahi, tabak, bardak gibi eşyalara da sanatınızı yansıtabilmek! Çini kurslarına halk eğitim kurslarından, özel derslere kadar birçok şekilde ulaşmanız mümkün. Başka bir eğlenceli el sanatı fikiri arıyorsanız, Ebruli yazımıza da mutlaka göz atın.
Mutfağa Yeniden Girelim: Gastronomi Kursları
Evde yemek yapmak rutin haline gelmişse, veya yemek alanında kendinizi geliştirmek istiyorsanız bu kurslar sizin için harika bir fikir olabilir! Gastronomi kurslarında daha iyi bir sunum, farklı sos tarifleri, hamburger yapımı gibi birçok spesifik alanda eğitim alabiliyorken daha temel eğitim kurslarıyla da başlayabilirsiniz. Bu kursların en eğlenceli yönü de harika bir eş aktivitesi haline de gelebilmesi!
Neden Olmasın? Şan Eğitimi
Şarkı söylemek birçoğumuzun için keyif verici. Peki bu alanda neden kendimizi geliştirmeyi denemeyelim ki? Şan eğitimi almak için enstrüman eğitimi veren kurslarla görüşebilir, özel veya grup dersi seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.
Sevişmek o andan aldığınız zevkin yanı sıra birçok açıdan da faydalı.
Bu yazımızda cinsel ilişkiye girmenin – hatta sıklıkla ilişkiye girmenin size sağlayacağı yararlardan bahsedeceğiz.
Kilo Vermenin en Zevkli Yolu
Bu konuda farklı makaleleri bulunan ünlü seks uzmanıPatti Britton, kişilerin yapabileceği en iyi egzersizlerden birinin sevişmek olduğunu ifade ediyor.
Peki, yarım saatlik bir sevişme sonrasında sizce kaç kalori yakmış oluyorsunuz?
Zevk dolu yarım saat içinde tam tamına 100 kalori yakılıyor.
Ayrıca sevişmek, metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeye de yardımcı oluyor.
Stresli Bir Gün Ardından Rahatlamaya Ne Dersiniz?
Biological Psychology dergisinde yayınlanan bir makaleye göre;
Sevişmek stres dengesini düzenleyerek kişileri daha pozitif hale getiriyor ve rahatlamalarını sağlıyor.
Bonus olarak ise: partnerinizle ilişkinizi de tazelemiş oluyorsunuz.
Hastalıklardan Korunma Yollarından Biri
Zevk aldığınız bir ilişki sonrasında bağışıklık sisteminizi de düzenleyerek hastalıklara yakalanma riskinizi minimuma indirebilirsiniz.
Wilkes Üniversitesi’nde yapılan bilimsel testlere göre düzenli olarak sevişen bireylerin diğer kişilere göre çok daha sağlıklı olduğunu kanıtlanmış.
Aşkınızı Pekiştirir
Sevişme sırasında salgılanan oksitosin hormonu – yani aşk hormonu – sayesinde birbirinize bağ kurmanız kuvvetlenir.
Bu araştırmaya göre, sevişme sonrasında ya da sırasında vücut ne kadar oksitosin salgılarsa, kadınların eşlerine olan bağları o kadar fazla olduğuna dair bulgular saptandı.
Sevişerek Özgüveniniz Artar mı?
Eşinizin tenini ve duygularını keşfettiğiniz haz dolu dakikalar sırasında karşı tarafın sevgisi ve sizi arzulaması kişinin özgüvenini de arttırır.
Teksas Üniversitesi’ne göre cinsel ilişkiye girmek depresyondan çıkmak için de en mükemmel yöntemlerden biri olarak öneriliyor.
Dolayısıyla “her gün ilişkiye girmek zarar verir” gibi şehir efsaneleri bilimsel olarak çürütülmüştür.
Sağlıklı bir birey olarak cinsel ilişkinizi yoğun bir şekilde yaşamanızı ve OKEY’in tercihinize uygun olarak seçeceğiniz prezervatifleriyle zevk dolu anlar yaşamanızı öneririz.
Geçtiğimiz günlerde yaşam kaybıyla sonuçlanan vaka sonrasında Batı Nil Virüsü tekrar gündemde
Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu
Enfekte sivrisineklerin insanları sokması ile bulaşan bu viral hastalıkla ilgili paniğe kapılmaya gerek olmadığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu,“Geçen yıl 26 vakamız vardı. Bu yıl daha fazla vaka olacağını öngörsek de panik yapacak bir boyutta olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan farkındalığı artırarak gerekli önlemleri almaktır” dedi.
Sivrisineklerin taşıyıcılığı sonucu ortaya çıkan hastalıklar arasında olan Batı Nil Virüsü özellikle göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunan ülkelerde sık görülüyor. Hastalık mevsimsel özellik gösterdiğinden çoğunlukla yaz boyunca ve sonbaharın ilk dönemlerinde ortaya çıkıyor. Ülkemizin de bu kuşakta yer alması, üstelik havaların hala mevsim normallerinin üzerinde sıcak seyretmesi nedeniyle sivrisineklerin de hastalık bulaştırma riski devam ediyor. Sivrisineklerin farklı türlerinin farklı hastalıkları bulaştırabildiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Ancak Batı Nil Virüsü belli bir türe özgü değildir. Sıtma paraziti belirgin bir türle bulaşırken Batı Nil Virüsü 20 farklı türle bulaşabiliyor” diye konuştu.
Dünyadaki Batı Nil Virüsü Görülme İstatistikleri
Sivrisinekler bu hastalığı göçmen kuşlardan alıyor. Virüs sivrisineklerin tükürük bezlerine yerleşiyor ve ardından insanlara ve atlara sivrisineğin sokması sonucu bulaşıyor. Geçtiğimiz gün Trakya’da gerçekleşen olayla ilgili de görüşlerini belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, bunun yeni bir olay olmadığını ve geçtiğimiz yıllarda da Batı Nil Virüsü vakalarıyla karşılaşıldığını hatırlatarak dünya rakamlarını anlattı:
“Geçtiğimiz yıl ülkemizde 26 Batı Nil Virüsü vakası tespit edilmiş ve bir kişi yaşamını kaybetmişti. ECDC Raporuna göre; 2018 yılında Avrupa Birliği ülkelerine bakıldığında da çok fazla vaka bildirimi olduğu görülüyor. Bunların 576’sı İtalya, 311’i Yunanistan, 277’si Romanya, 215’i Macaristan ve 217’si de diğer ülkelerde olmak üzere 1.503 insan olgusu tespit edilmiştir. Bu vakaların 181’de hayatını kaybetmiş. 2019 yılında ise 13 vaka bildirimi yapılmış ve bunların biri hayatını kaybetmiş. Aslında bu rakamlar da gösteriyor ki bu durum sadece bizim ülkemizin sorunu değil. Sivrisineklerin olduğu her yerde bu risk söz konusudur. Ancak AB ülkelerinde vaka bildirimlerinin çok iyi yapıldığının da altını çizmek gerekiyor.
ABD’de de farkındalık çok fazla olduğu için bildirilen vaka sayısı da daha fazla. Her yıl 800’ün üzerinde yeni vaka bildiriliyor ki 2019 yılında sadece 872 vaka bildirilmiş. Bununla birlikte ABD’de kan bağışçılarında rutin olarak Batı Nil Virüsü taraması yapılıyor ve negatif sonuç çıkarsa ancak o kişinin kanı kullanılabiliyor. Bu rakamlara bakıldığında Türkiye’de de daha fazla vaka olması olası. Yani mutlaka tanı konulmamış vakalar vardır.”
Enfekte Kişilerin %80’inde Belirti Vermiyor
Yapılan çalışmalar Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilerin yaklaşık %80’inin hafif ateşle seyrederek iyileştiğini gösteriyor. Geriye kalan % 20’sinde sinir sistemi tutulumu (menenjit, ansefalit veya felç) gelişiyor. Yapılması gerekenleri Prof. Dr. Sönmezoğlu şöyle anlattı: “Sivrisinek sokmasında; kene ya da arı gibi hemen yapılacak bir şey bulunmuyor. Kuluçka süresini beklemek gerekiyor. Batı Nil Virüsünde 3-20 gün arasında değişen kısa bir kuluçka süresi vardır. Belirtiler de çok ani gelişiyor. 39 derecenin üzerine çıkan şiddetli ateş, beraberinde baş ağrısı, tüm vücutta kırıklık ve halsizlik, daha sonra da bilinç bulanıklıkları görülüyor. Bilinç bulanıklığıyla giden santral sinir sistemi tutulumu % 20 kadar. %80’i sadece ateşle seyredip kendiliğinden iyileşiyor.”
Sivrisinek Isırmasından Sonra Gelişen Ateşe Dikkat !
Göçmen kuşların göç bölgesi üzerinde olan bir ülke olduğumuz için sivrisinek ısırıklarından sonra oluşacak ateşe çok dikkat etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Bu noktada hastanın sivrisinek ısırığını hatırlaması ya da görmesi önemli değil. Ateş ve şuur bulanıklığı gibi belirtileri gözlemlediği zaman mutlaka hekime başvurması gerekiyor” dedi. Batı Nil Virüsü’nün özel bir tedavisinin bulunmadığını hatırlatan Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Biz bu grup hastalara hastanede solunum ve dolaşım desteği gibi destek tedaviler uyguluyoruz. Hastanın ayakta kalmasını sağlıyoruz” diye konuştu.
Korunmak İçin Hangi Önlemler Alınmalı ?
Yaz aylarında risk daha fazla olduğu için gerekli önlemlerin alınmasının son derece önem taşıdığını anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu sözlerine şöyle devam etti: “İnsan atıklarının olduğu su birikintilerinde sivrisinekler daha fazla bulunuyor ve yuva yapıyor.Bu nedenle özellikle durgun suları ıslah etmemiz ve sivrisinek kontrolü yapmamız gerekiyor. İlaçlamanın zamanında yapılması, sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde uzun kollu giysiler giyilmesi ve sinek kovucu sprey gibi koruyucu önlemlerin alınması önemlidir. ABD’de yaşamını kaybedenlere bakıldığında bu grup hastaların büyük çoğunluğunun 65 yaşın üzerinde olduğu ve altta yatan farklı hastalıklarının bulunduğu görülüyor. Bu nedenle, diyabet ya da böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan özellikle yaşlı grubun Batı Nil Virüsü açısından çok daha riskli taşıdığını unutmamak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.”
Sivrisineğin Bulaştırdığı Diğer Hastalıklar
Avrupa Birliği ülkelerinde farkındalığın artırılması sayesinde vaka sayısında önemli bir azalma olduğunu söyledi, sivrisinekle bulaşan diğer hastalıklar konusunda şu bilgileri verdi.
“Sivrisinekler doğada nerdeyse sadece vektör yani taşıyıcı görevi üstleniyor. Özellikle insan atıkları ve dışkılarının bulunduğu bölgelerde yoğun şekilde bulunuyor ve bunların hepsinde de hastalık bulunuyor. Sıtma paraziti, Zika virüsü ve Chikungunya virüsü sivrisinekle bulaşıyor. Sıtma Türkiye’de hemen hemen hiç görülmüyor. Ama Batı Nil Virüsü onun yerini aldı. Türkiye’de görülen sıtma vakalarının çoğu Afrika ve Asya ülkelerinden geliyor. Zika da aynı şekilde. Çünkü sivrisinekler artık uçaklar yoluyla da farklı bölgelere taşınıyor. Zika sadece Brezilya, Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerinde vardı. Ama bugün birçok ülkede zika virüsü salgını bekleniyor. Şu anda ülkemizde kesin doğrulanmış vaka olmasa da olmayacağı anlamına gelmiyor. Sivrisineğin olduğu her ülkede bu hastalıklar görülebilir.”
Avokadonun faydalarını bilmeyenimiz kalmadı! İçerdiği sağlıklı yağlar sayesinde hem yemeklerde hem de kişisel bakım ürünlerinde kullanılan bu mucizevi sebze, yavaş yavaş Türk mutfaklarında yerini almaya başladı. Yoğun bir tada sahip olmadığı için ister tatlılarda ister yemeklerde kullanılan; avokadoyla birbirinden lezzetli avokadolu tarifler hazırlamak mümkün! Sizler için derlediğimiz bu birbirinden güzel tariflerle avokadoyu sevmeyenler bile parmaklarını yiyecek! İşte sağlıklı beslenmeye özen gösterenler için birbirinden lezzetli avokadolu tarifler…
1. Avokado ve domates salatası
Avokadolu tarifler listemizin ilk sırasında oldukça kolay bir tarif var. Küçük bir kavanozun içerisine 1/4 su bardağı zeytinyağı, 4 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu, 1/4 çay kaşığı kimyon, dilediğiniz kadar tuz ve karabiber ekleyin, tüm malzemeleri güzelce karıştın. Geniş bir salata kasesinin içerisine küp küp doğradığınız 3 avokadoyu, 1 su bardağı cherry domatesi, büyük parçalar halinde doğradığınız 1 adet salatalığı ve 1/3 su bardağı konserve mısırı ekleyin, hazırladığınız sosu dökerek tatlandırın. İşte bu kadar kolay!
2. Kolay guacamole
Geniş bir kasenin içerisinde ezilmiş 3 adet avokadoyu, 2 adet misket limonu suyunu, 2 yemek kaşığı incecik kıyılmış kişnişi ve incecik doğradığınız yarım soğanı karıştırın. Dilediğiniz kadar tuz ve karabiberle tatlandırın. Arzu ederseniz 1 adet domatesi küp küp doğrayabilir ve guacamole’nize ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun!
3. Caprese avokado tost
Geniş bir kasenin içerisinde 1 adet avokadoyu ezin ardından 2 yemek kaşığı taze limon suyu, dilediğiniz kadar tuz ve yarım çay kaşığı karabiberle tatlandırın. 2 dilim ekşi maya ekmeğini tost makinesinde ya da hafifçe yağladığınız bir tavada kızartın. Hazırladığınız avokadolu karışımı ekmeklerin üzerine sürün, üzerlerine yarım su bardağı cherry domatesi ve 1 su bardağı dilimlenmiş mozzarella peynirini paylaştırın. 2 adet fesleğen yaprağını incecik kıyın ve ekmeklerin üzerine serpin. Servis etmeden önce balzamik sirke ve tuz ilavesiyle tatlandırmayı unutmayın. Afiyet olsun!
4. Avokadolu humus
Bir blender’ın içerisine 2 su bardağı haşlanmış nohut, 2 adet soyulmuş ve kabaca doğranmış avokado, 1/3 su bardağı tahin, 1/4 su bardağı misket limonu suyu, 2 diş sarımsak, 3 yemek kaşığı zeytinyağı ve bir çimdik kimyon ekleyin, tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımı servis kasesine aktarın, zeytinyağı ve pul biber ilavesiyle birlikte sevdiklerinizle paylaşın!
5. Avokado dolgulu yumurta
6 adet yumurtayı koyu kıvamlı olacak şekilde haşlayın. Soyduğunuz ve ortadan kestiğiniz yumurtaların sarısını çıkartın, ayrı bir kasenin içerisine alın. Yumurta sarılarını aldığınız kaseye 1 adet avokado ekleyin ve tüm malzemeleri bir çatal yardımıyla ezin. Yumurta sarıları ve avokado güzelce karıştığında üzerlerine incecik doğranmış çeyrek kırmızı soğan, 4 yemek kaşığı misket limonu suyu, 1/2 çay kaşığı sarımsak tozu, 1/2 çay kaşığı soğan tozu, dilediğiniz kadar tuz ve karabiber ekleyin; tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımı bir krema torbasına doldurun ve yumurta beyazlarının içerisine sıkın. Dilediğiniz baharatlarla çeşnilendirdiğiniz yumurtaları hala ılıkken sevdiklerinizle paylaşın!
6. Çikolatalı ve avokadolu ekmek
Fırını 180 dereceye ayarlayın. Geniş bir kasenin içerisinde 1 su bardağı unu, 1/2 su bardağı kakao tozunu, 1 çay kaşığı kabartma tozunu, 1 çay kaşığı tarçını ve yarım çay kaşığı tuzu karıştırın. Ayrı bir kasenin içerisinde yarım su bardağı ezilmiş avokadoyu, 1 su bardağı şekeri, 2 adet yumurtayı ve 1 çay kaşığı vanilya aromasını karıştırın. Hazırladığınız avokado karışımına 1 su bardağı rendelenmiş çiğ kabağı ve un karışımını ekleyin. Tüm malzemeler güzelce harmanlandığında 1 su bardağı damla çikolata ilave edin ve bir spatula yardımıyla tekrar karıştırın. Hazırladığınız ekmek hamurunu yağlı kağıt serdiğiniz bir kalıba alın ve 1 saat kadar fırınlayın. Fırından çıkardığınız ekmeğinizi hala ılıkken sevdiklerinizle paylaşın!
7. Avokado cips
Fırını 200 dereceye ayarlayın. Geniş bir kasenin içerisinde 1 adet avokadoyu ezin; ardından 3/4 su bardağı rendelenmiş parmesan, 1 çay kaşığı taze sıkılmış limon suyu, 1/2 çay kaşığı sarımsak tozu, 1/2 çay kaşığı karabiber ve 1/2 çay kaşığı İtalyan baharatı ekleyin. Tüm malzemeleri güzelce karıştırın ve bir dondurma kaşığı yardımıyla parçalar alarak, yağlı kağıt serdiğiniz bir fırın tepsisinin üzerine yerleştirin. Hazırladığınız avokado cipsleri 30 dakika kadar fırınlayın ve tamamen soğuduklarında sevdiklerinizle paylaşın, afiyet olsun!
8. Avokadolu mac&cheese
1 paket makarnayı paket üzerinde yer alan yönlendirmelere göre haşlayın. Geniş bir kasenin içerisinde 2 adet avokadoyu ezin ve 2 çay kaşığı limon suyuyla çeşnilendirin. Bir sos tenceresinin içerisinde 4 yemek kaşığı tereyağını eritin, üzerine 1/2 su bardağı un ilave ederek 2-3 dakika boyunca kavurun. Unun kokusu çıktığında 2 su bardağı sütü yavaş yavaş tencereye ilave edin, bu esnada un karışımını hızlıca karıştırmaya özen gösterin. Dilediğiniz kadar tuz ve karabiberle çeşnilendirdiğiniz karışımı, beş dakika kadar kaynamaya bırakın. Koyu bir kıvam alan sosunuzu ocaktan alın; içerisine ezdiğiniz avokadoları, 3/4 su bardağı rendelenmiş cheddarı ve 1/2 su bardağı rendelenmiş parmesanı ekleyin. Tüm malzemeler güzelce harmanlandığında hazırladığınız sosu makarnanıza ilave edin ve bu leziz yemeğin keyfini çıkarın!
9. Tavuklu ve avokadolu hamburger
Geniş bir kasenin içerisine 1 kilo tavuk kıyması, 1 adet ezilmiş avokado, 1/3 su bardağı galeta unu, 1 diş rendelenmiş sarımsak, 1 yemek kaşığı incecik kıyılmış maydanoz ve 1 çay kaşığı pul biber ekleyin; tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımdan 4 adet hamburger köftesi şekillendirin ve geniş bir tavanın içerisinde 1 yemek kaşığı sıvıyağı kızdırın. Hazırladığınız köftelerin her bir yüzünü 4 dakika kadar kızartın. Hamburger ekmeklerinin içerisini dilediğiniz malzemelerle doldurun ve köftelerinizi de ekleyerek bu muhteşem yemeğin keyfini çıkarın!
10. Avokadolu ve çikolatalı puding
1/4 su bardağı damla çikolatayı benmari usulü eritin. Bir blender’ın içerisine erittiğiniz çikolataları, 2 adet avokadoyu, 2 yemek kaşığı kakao tozunu, 1/4 su bardağı soya sütünü, 1 yemek kaşığı akçaağaç şurubunu, 1 çay kaşığı vanilya aromasını ve bir çimdik tuzu ekleyin; tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımı küçük kaselere paylaştırın ve kıvam alana dek buzlukta bekletin. İşte bu kadar kolay!
11. Avokado tost
Klasik avokadolu tost için bir dilim ekmeği kızartın. Bir çatal yardımıyla ezdiğiniz yarım avokadoyu ekmeğin üzerine sürün; ardından tuz, karabiber, zeytinyağı ve pul biber ilavesiyle çeşnilendirin.Yumurtalı avokado tost için bir dilim ekmeği kızartın. Bir çatal yardımıyla ezdiğiniz yarım avokadoyu ekmeğin üzerine sürün; ardından 1 tatlı kaşığı terayağında pişirdiğiniz 1 adet yumurtayı ve dilediğiniz kadar karabiberi de ekmeğin üzerine ilave edin. Pestolu avokadolu tost için bir dilim ekmeği kızartın. Bir çatal yardımıyla ezdiğiniz yarım avokadoyu ekmeğin üzerine sürün; ardından 1 tatlı kaşığı pesto sosu ekmeğin üzerine güzelce yayın ve 2 yemek kaşığı parmesan rendesi ilavesiyle çeşnilendirin. Somon fümeli avokadolu tost için bir dilim ekmeği kızartın. Bir çatal yardımıyla ezdiğiniz yarım avokadoyu ekmeğin üzerine sürün; ardından 1 dilim somon fümeyi, incecik doğradığınız çeyrek kırmızı soğanı ve 1 tatlı kaşığı limon suyunu da ekmeğin üzerine ilave edin. İşte bu kadar kolay!
12. Avokado ve pesto dolgulu makarna
1 paket jumbo deniz kabuğu makarnayı, paket üzerinde yer alan talimatlara göre haşlayın. Fırını 200 dereceye ayarlayın ve haşladığınız makarnaları geniş bir tabağın içerisine alın. Mutfak robotunun içerisine 2 adet avokado, 1 su bardağı kişniş, 3/4 su bardağı Antep fıstığı, 1/4 su bardağı misket limonu suyu, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 2 diş rendelenmiş sarımsak, 1 çay kaşığı tuz ve 1/2 çay kaşığı pul biber ekleyin; tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Geniş bir karıştırma kasesinin içerisinde 1.5 su bardağı ricotta peynirini, 3/4 su bardağı rendelenmiş parmesanı ve 1 çay kaşığı tuzu karıştırın. Hazırladığınız bu peynir karışımından birer kaşık alarak makarnaların içini doldurun. Her bir deniz kabuğuna bir kaşık avokado sosundan eklemeyi unutmayın. Doldurduğunuz deniz kabuğu makarnaları bir borcama aktarın ve 15-20 dakika kadar fırınlayın. Bir yemek kaşığı parmesan peyniri ilavesiyle birlikte servis edin!
13. Avokadolu ve ton balıklı salata
Avokadolu tarifler içinde salataya yer vermemek olmaz! Geniş bir kasenin içerisine 200 gram ton balığı, kabaca doğranmış yarım avokado, yarım su bardağı kaşığı incecik kıyılmış kereviz, 2 yemek kaşığı incecik kıyılmış kırmızı soğan, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 2 çay kaşığı limon suyu, 1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi, 2 yemek kaşığı incecik kıyılmış maydanoz, yarım çay kaşığı tuz ve dilediğiniz kadar karabiber ekleyin, tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı dilerseniz sandviçlerin içerisinde dilerseniz kızarmış ekmek dilimlerinin üzerinde afiyetle tüketin!
14. Çıtır avokado dilimleri
Fırını 200 dereceye ayarlayın. Bir borcamın içerisine 1 yemek kaşığı zeytinyağı ilave edin ve kenara alın. 2 adet avokadoyu dilimleyin ve üzerlerine yarım misket limonunun suyunu sıkın. Limon suyuyla kararmasını önlediğiniz avokado dilimlerini tuz ve karabiber kullanarak lezzetlendirin. Geniş bir kasenin içerisinde 1 adet yumurtayı çırpın. Ayrın bir kasenin içerisine 1/4 su bardağı un ekleyin. Geniş bir tabağın içerisine ise 1 su bardağı panko ekleyin. Çeşnilendirdiğiniz avokadoları önce una, ardından yumurtaya ve pankoya bulayın. Avokado dilimlerinin hepsini bu şekilde kaplayın ve yağladığınız borcamın içerisine dizin, ardından 15 dakika kadar fırınlayın. Arzu ettiğiniz soslarla birlikte servis edin!
15. Avokadolu ve pestolu linguine
1 paket linguine makarnayı, paket üzerinde yer alan talimatlara göre haşlayın. 1 su bardağı kadar makarna suyunu daha sonra kullanmak üzere kenara ayırmayı unutmayın. Bir mutfak robotunun içerisine 1 adet avokado, 2 su bardağı fesleğen yaprağı, 1/3 su bardağı zeytinyağı, 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu, 1/4 su bardağı çam fıstığı ve dilediğiniz kadar tuz ekleyin, tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Geniş bir tavanın içerisinde avokado sosunu, 1/2 su bardağı makarna suyunu, haşlanmış makarnaları ve 1 su bardağı cherry domatesi harmanlayın. Afiyet olsun!
16. Avokadolu ve misket limonlu dondurma
Avokadolu tarifler arasında en ilginci avokadolu ve misket limonlu dondurma! Sıradaki tarifimiz evinde dondurma makinesi bulunduranlara geliyor! Bir blender’ın içerisine 2 adet avokado, 1 su bardağı Hindistan cevizi sütü, 5 yemek kaşığı misket limonu suyu ve 1/4 su bardağı bal ekleyin; tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımı dondurma makinesine aktarın ve makinenizin talimatlarına göre dondurmanızı hazırlayın. Afiyet olsun!
17. Avokadolu ve çikolatalı trüf
3/4 su bardağı bitter damla çikolatayı benmari usulü eritin. Geniş bir kasenin içerisinde 1 adet avokadoyu ezin ve eriyen bitter çikolataları da ilave ederek güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışıma 1/2 çay kaşığı vanilya aroması ve bir çimdik tarçın ekleyin, tüm malzemeleri yoğurarak harmanlayın. Çikolata karışımı homojen bir hal aldığında dinlenmek üzere buzdolabına kaldırın. 1 saat kadar dinlenen karışımdan minik parçalar kopararak top şekli verin ve her bir çikolata topunu ham kakao tozuna bulayarak sevdiklerinizle paylaşın! Bu lezzet avokadolu tarifler arasında favori olmaya aday…
18. Avokadolu brownie
Avokadolu tarifler deyince akla hep sağlık fışkıran yemekler geliyor ancak avokado ile tatlı yapmak da mümkün. Fırını 200 dereceye ayarlayın. Bir mutfak robotunun içerisine 4 adet yumurta, 2 adet avokado, 1/2 su bardağı tereyağı, 6 yemek kaşığı şekersiz yer fıstığı ezmesi, 2 çay kaşığı karbonat, 2/3 su bardağı şeker, 2/3 su bardağı şekersiz kakao tozu, 2 çay kaşığı vanilya aroması ve 1/2 çay kaşığı tuz ekleyin, tüm malzemeleri güzelce karıştırın. Hazırladığınız karışımı yağlı kağıt yerleştirdiğiniz bir kek kalıbına aktarın, 20-25 dakika kadar fırınlayın. İşte bu kadar!
Mevsim değişikliklerinde artış gösteren grip, kış boyunca birçok kişiyi etkiliyor. Aşı olmanın gripten %70-90 arasında koruduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Elif Hakko, “Gripten en çok küçük çocuklar, 65 yaş üstü kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler ve gebeler etkileniyor. Grip aşısı risk grubundaki kişilere, bağışıklığı bozulmuş hastalara bakan kişilere, sağlık çalışanlarına, gebelere, gripten korunmak isteyen herkese yapılmalı” açıklamasında bulundu. Doç. Dr. Elif Hakko, grip ve grip aşısıyla ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı…
Grip nasıl bir hastalıktır?
Akut viral bir hastalıktır. Yüksek ateş, öksürük, kas ve eklem ağrılarına neden olur.
Grip ile soğuk algınlığı (nezle) arasında ne fark vardır?
Gripte çok daha yüksek ateş, şiddetli öksürük ve kas ağrıları olur. Soğuk algınlığı ise burun akıntısı, hapşırma gibi daha hafif belirtiler yapar.
Gribin tedavisi nasıldır?
Belirti giderici ilaçlar (ateş düşürücü, ağrı kesiciler gibi) ve bazı hasta gruplarında antiviral ilaçlar kullanılabilir.
Gripte antibiyotik kullanılır mı?
Hayır, gribe neden olan Influenza virüsünde antibiyotikler etkisizdir.
Kimler gripten daha fazla etkilenir?
Küçük çocuklar, 65 yaş üstü kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, gebeler.
Grip insanı öldürebilir mi?
Grip ve gribe bağlı komplikasyonlar (zatürre gibi) nedeniyle insanlar ölebilir.
Grip aşısı nasıl bir aşıdır?
Canlı olmayan bir aşıdır, yılda bir kez koldan uygulanır.
Kimlere grip aşısı yapılmalı?
Risk grubundaki kişilere, bağışıklığı bozulmuş hastalara bakan kişilere, sağlık çalışanlarına, gebelere, gripten korunmak isteyen herkese yapılmalıdır.
Kimlere aşı yapılamaz?
Yumurta alerjisi olan kişiler dışında herkese yapılır.
Etkisi ne zaman ortaya çıkar?
Aşı yapıldıktan sonraki 2-3 hafta içinde.
Gripten koruma oranı kaçtır?
%70-90
Aşıya rağmen grip olunabilir mi?
Aşının içinde varolan virüsler dışında yeni virüs salgını olursa grip olunabilir.
Grip aşısına rağmen neden hasta oluruz?
Grip dışında üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan diğer virüsler nedeniyle hastalık olabilir, aşı sadece Influenza virüslerinin neden olduğu hastalıklara karşı koruyucudur.
Aşının gebelere yapılmasında bir sakınca var mıdır?
Hayır, tam tersine gebelerde daha ciddi grip enfeksiyonu olduğu için özellikle aşı olmaları önerilir. Gebeliğin her döneminde yapılır, bebeğe zararı yoktur.
Aşının içinde katkı maddeleri var mıdır?
Tüm aşılarda olduğu gibi aşının etkinliğini artırmak için aşı, bazı maddeler içerir, ancak uzun yıllardır kullanılan bu maddelerin hiçbir zararı olmadığı kanıtlanmıştır.
Aşı domuz eti/ürünleri içerir mi?
Hayır, içermez.
Aşının yan etkisi var mıdır?
Kolda hafif bir ağrı, nadiren kızarıklık olabilir. Az sayıda kişide 1-2 gün süren hafif grip benzeri belirtiler olabilir.
Şimdiye kadar grip olmadıysak yine de aşı olmalı mıyız?
Bu zamana kadar grip olunmaması, bundan sonra grip olunmayacağı anlamına gelmez. Aşı olunmalı.
Ailemizin diğer fertlerini de aşılamalı mıyız?
Aile içinde ne kadar çok kişi aşılanırsa, ailenin diğer fertlerinin hasta olma ihtimalleri azalır. Özellikle okul çağı çocukları kalabalık ortamda bulunmaları nedeniyle griple daha sık karşılaşırlar.
Sağlık çalışanları neden aşı olmak zorunda?
Gripten zarar görecek hastalarına grip virüsünü bulaştırmamak ve iş yoğunluğunun arttığı kış aylarında, grip nedeniyle işe gelişlerin aksamaması için.
Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali 2019, bu yıl konuşmacıları ile de dikkat çekti. Hayatın Sofrası kurucusu Şenhayat Alp ve Hayatın Sofrası ekibi Festival’in konukları arasındaydı.
Dünyanın dört bir yanından derlenen etki odaklı seçkisi ile Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali bu yıl seçkisinde iklim değişikliği, sosyal girişimcilik, bir insan hakkı olarak barınma ve konut, toplumsal dönüşüm, yerel ekonomi, sürdürülebilir ormancılık, turizm, çocuk işçiliği ve çocuk köleliği, sürdürülebilir üretim, sorumlu tedarik zinciri, barış, ekosistem restorasyonu, deniz permakültürü, enerjinin demokratik üretimi ve paylaşımı gibi konuları içeriyordu. Türkiye’nin de dahil olduğu 27 ülkeden, uzun ve kısa metrajlı 28 filmin izleyici ile buluştuğu Festival’de film içerikleri ile ilişkili sohbet programları da gerçekleşti.
Sohbet programında Hayatın Sofrası kurucusu Şenhayat Alp ve Hayatın Sofrası ekibi Festival’in konukları arasındaydı.
Şenhayat Alp
Sofra/ Soufra filmi gözüpek sosyal girişimci Mariam Shaar’ın sıradışı ve ilham verici hikayesini sunuyordu. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan yoksulluğa son, toplumsal cinsiyet eşitliği, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, eşitsizliklerin azaltılması amaçlarını barındıran filmde izleyiciler, ailesi mülteci olan ve yaşamının tamamını Lübnan’da güney Beyrut’da bulunan Burj El Barajneh mülteci kampında geçirmiş olan Mariam’ın tüm olumsuz koşullara rağmen kurduğu başarılı yemek firması Soufra ile kendisinin ve birlikte çalıştığı mülteci kadınların kaderini değiştirmesine tanıklık ettiler.
Sofra / Soufra filmin ardından Türkiye’den güzel bir örnek olan “Hayatın Sofrası” festival konuğuydu. Ocak 2018’in başlarında Şenhayat Alp’in başlattığı bu proje “ev kadınlarının mutfaktaki bilgeliğini taşımak” amacındaydı. Ana önceliklerinin hizmet ettikleri insanlara sağlıklı gıdaların ulaştırılması olduğunu söyleyen Alp, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Sefertası Hareketi’ni başlatan Hayatın Sofrası ekibi kendileri ile ilgili bilgiler aktardılar. Şenhayat Alp, sürdürülebilirlik başlığı altında kendilerinin “temiz gıda” bölümünde yer aldıklarını belirtti. Bunun için de çok fantastik şeyler yapmaya gerek olmadığını söyleyen Alp, atalık tohum, mera eti ve mevsiminde yemenin zaten sorunların %90’ını çözeceğini ifade etti.
Festival Destekçisi:
Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği
Şefler Yemek Yaptıkça İzleyenler Online Yemek Siparişine Yöneliyor!
Yemeksepeti, son dönemde popülerliği artan yemek programlarının yayın saatlerinde online yemek siparişlerinin arttığını gözlemledi.
Programlarda gösterilen yemeklerin, yayın saati boyunca daha yoğun bir şekilde sipariş edildiği ortaya koyulurken, yemek programlarının yeme alışkanlıklarımız üzerinde etkili olduğu dikkat çekti.Son dönemlerde giderek daha çok popülerlik kazanan yemek programlarının online siparişlere olumlu etkisini gözlemleyen Yemeksepeti, kullanıcılarının geçtiğimiz ay en çok izlenen yemek programları sırasında verilen yemek siparişlerini inceledi
Verilere göre, en çok izlenen yemek programlarının yayınlandığı sırada verilen ortalama sipariş sayısı günün diğer saatlerine ve diğer günlere göre önemli bir artış gösteriyor. Aynı zamanda, yemek programlarında yapılan bazı yemekler, izleyiciler tarafından yayın anında sipariş ediliyor.
Hafta içi dört gün saat 20.00 – 00.00 arası TV8’de yayınlanan MasterChef programı sırasında siparişlerde yaşanan artış dikkat çekici.
18 Kasım tarihli yayında şef adayları kaptanlık yarışı için lahmacun yaparken lahmacun siparişlerinde ciddi bir artış yaşandı. Programın lahmacun yarışması akşam 21.00 civarında yayınlanmasına ve akşam yemeği saati geride kalmasına rağmen lahmacun siparişleri bir önceki haftanın aynı saate göre 3 kat artış gösterdi.
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan profiterol yarışması süresince de bu tatlının online siparişleri tırmanışa geçti. 25 Kasım’da yayınlanan programda şefler profiterol yaparken izleyiciler kayıtsız kalamadılar ve 21:00-23:00 saatleri arasında önceki günlerin aynı saatine kıyasla profiterol siparişlerini tam 5 kat arttırdılar.
Kullanıcılar, yine MasterChef’teki çiğ köfte ve döner yapma yarışmalarında da bu ürünlerin siparişlerini arttırdılar. Çiğ köfte yarışması süresince çiğ köfte siparişleri bir önceki günün aynı saatine göre 5 kat artarken, döner siparişleri ise ay boyunca aynı saatte verilen en yüksek sipariş sayısına ulaştı.
Yemek programları süresince siparişler artıyor!
Yemeksepeti diğer en çok izlenen yemek programları olan; cumartesi günleri 13.00 – 14.00 saatleri arasında Kanal D’de yayınlanan “Arda’nın Mutfağı” ve 11.00 – 12.00 arası Fox’da yayınlanan “Memet Özer ile Mutfakta” programlarının online siparişe etkisini de araştırdı.
Birçok farklı tarifin yapıldığı bu yemek programlarının yayın süresince, bir önceki günün aynı saatine göre ortalama %25 sipariş artışı yaşandığı dikkat çekti.
Ayrıca; 23 Kasım tarihli Ardanın Mutfağı programında börek yapılırken börek siparişleri bir önceki güne oranla %30, 16 Kasım’da mantı yapıldığında ise mantı siparişlerinde %25 artış oldu. Her bölümünde mutlaka bir tatlı tarifi gördüğümüz Arda’nın Mutfağı programının yayınlandığı saatlerde, bir önce gün aynı saate oranla tatlı siparişlerinde de ortalama %25 artış olduğu görüldü.
23 Kasım tarihli “Memet Özer ile Mutfakta” programında bolonez soslu makarna tarifi verilirken aynı günün öğle saatlerinde makarna siparişleri bir önceki güne göre %20 oranında artarken, aynı programda yer alan cheescake tarifi bu tatlının siparişlerine de etki etti. Aynı gün cheescake siparişleri bir önceki güne göre %27 arttı.
Opera sanatçısı Leyla Gencer’in hayatını ve sanatını anlatan “Leyla Gencer: La Diva Turc” belgeseli, 1 Aralık 2019 Pazar saat 18.00’de, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gösterilecek.
Leyla Gencer
Leyla Gencer’in hayatına ilişkin ilk yapım olan belgeselin yapımcılığını İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve yönetmenliğini ise Selçuk Metin üstleniyor. Senaryosunu gazeteci ve yazar Zeynep Oral’ın kaleme aldığı belgesele sesiyle hayat veren isim ise oyuncu Halit Ergenç. 85 dakikalık film, 2018 boyunca Milano, Roma, Napoli ve İstanbul’da çekilerek hazırlandı.
Filmin gösteriminden önce Leyla Gencer’in anısına bir de mini konser verilecek. Özgecan Gençer, Hale Soner ve Ayten Telek’in sesine piyanoda Fügen Yiğitgil eşlik edecek. Belgesel gösteriminden sonra ise Zeynep Oral ve Selçuk Metin soruları yanıtlayacak.