Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 266

    PAGEV’DEN BİLİNÇLİ TÜKETİM VE GERİ DÖNÜŞÜM SEFERBERLİĞİ

    0

    PAGEV Türkiye’ye geri dönüşümle 6 yılda 7 Belgrad Ormanı kazandırdı

    PAGEV, plastik sektöründe ezberleri bozacak bir kampanyayı hayata geçiriyor. “Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok” sloganıyla kamuoyunu geri dönüşüm konusunda bilinçlendirecek kampanya, PAGEV’in bu yıl 14.’sünü, “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Perspektifinden Geri Dönüşüm” ana teması ile organize ettiği Türk Plastik Endüstri Kongresi’nin açılışında tanıtıldı. PAGEV yan kuruluşu PAGÇEV ile 6 yılda 1 milyon 36 bin ton ambalaj atığını geri dönüştürerek Türkiye ekonomisine 2 milyar 882 milyon TL’lik katkı sağladı.

    PAGEV’in plastiklerin hayatımızdaki yerine vurgu yapan ve bilinçli tüketim ile geri dönüşüm konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeye yönelik kampanyası “Plastiğin doğada yeri yok, hayatımızda yeri çok” sloganıyla yürütülecek. PAGEV bu kampanyayla 7’den 70’e herkesi geri dönüşüm zincirinin bir parçası olmaya davet ediyor.

    Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) için Manajans J. Walter Thompson tarafından hazırlanan kampanya şu sıralar oldukça yoğun olarak gündemde olan plastik atık konusunu gerçekçi bir dil ve yeni bir bakış açısı ile ortaya koyuyor. Kampanyada dünyanın atık sorununu tek bir malzemeyi sorumlu tutarak çözmenin mümkün olmadığının altı çiziliyor.

    PAGEV tüketiciyi bilinçlendirecek

    Hayat kurtaran ambulansta, serumda, can taşıyan kaplarda, çocuğumuzu koruyan kemerde, suyu taşıyan hortumda boruda, boyada, ayakkabıda, daha iyi yaşamamızı sağlayan hemen her şeyde plastik var. PAGEV de bu gerçekten hareketle plastiklerin düşmanımız olmadığını ve geri dönüştürmemiz gerektiğini söylüyor. PAGEV, geri dönüşüm kampanyası radyo, televizyon, ve bilgi spotlarıyla tüketiciye ulaşacak.

    PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu
    PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu

    PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu toplantıda bilinçli tüketim ve geri dönüşüm seferberliği başlattıklarını belirterek amaçları konusunda şunları söyledi: “Toplum olarak amacımızın sıfır atık olması ve dönüştürülebilen her malzemenin yine doğaya en az yükü oluşturacak biçimde dönüştürülebilmesini yüreklendirmek gerekirken bugün tüm çevresel sorunları neredeyse sadece plastiğe bağlamış bir gündemle karşı karşıyayız.

    Oysa plastik geçtiğimiz yüzyıla kadar medeniyetin, insani ve teknolojik kazanımların ulaşamadığı yerlere ve sınıflara bu imkânları götürmüş, kolektif zenginliğin demokratikleşmesini sağlamış mucize bir malzeme. Bunu unutuyoruz. Sağlık ve güvenlik teknolojilerindeki yeri doldurulamaz kullanımını, temiz suyu taşıma oranını, günlük hayatımızdaki yerini, kolay dönüştürülebilir oluşunu unutup denizde yüzen şişe ve torbaları anımsıyoruz sadece. Ama o torbalar ve şişeler kendi kendine mi oralara gitti? Bunu da belki yeterince düşünmüyoruz. İşte biz bunları düşündürmeyi, plastiği olması gereken yere oturtmayı ve dönüştürmeyi insanların aklına sokmayı hedefliyoruz. Çünkü evet plastiğin doğada yeri yok ama hayatımızda yeri, işi çok! Dönüştürelim.”

    Bilinçsiz tüketim ve sorumsuz davranışları eğitimle düzeltmeliyiz!

    Plastik sanayinin çevrenin korunması ve geri dönüşüm noktasında önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Yavuz Eroğlu; “Plastikler düşmanımız değil. Plastikleri yasaklamak ve hayatımıza kattığı tüm iyi şeylerden yoksun kalmak, doğaya çöp atanları ve bilinçsiz tüketimi durdurmaz. Çözüm ise sorumlu ve bilinçli vatandaşlık için farkındalık yaratmak, geri dönüşüm seferberliği başlatmak.

    Plastik sektörü olarak yaşamın pek çok yerinde hayatımızı kolaylaştıran ve konfor katan bu muhteşem malzemenin bilinçsiz tüketim ve sorumsuz davranışlarla piknik alanlarına, denizlere kısacası doğaya atılmasını istemiyoruz, plastikler bunun için üretilmiyor. Atık malzemelere baktığımızda geri dönüştürülebilir her ürünün altın değerinde olduğunu görüyoruz. Kesinlikle atıkların doğada yeri yok, yeniden kullanamayacağımız tüm ürünleri geri dönüştürerek ekonomiye kazandırmalıyız. Herkesi Türkiye’yi dünyanın en büyük geri dönüşüm ve yeşil teknolojiler ülkesi yapmaya katkı sağlamaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PAGEV 6 yılda 1 milyon 36 bin ton ambalaj atığını kaynağından toplayarak geri dönüştürdü

    “Atık ve geri dönüşüm denildiğinde akla ilk olarak plastikler geliyor. Oysaki geri dönüşümü bir bütün olarak görmek gerekiyor. Cam, metal, kağıt ya da plastik geri dönüştürülebilir tüm malzemeleri geri dönüşümle ekonomiye kazandırmak lazım” diyen Eroğlu; “Sorumlu Endüstri anlayışıyla PAGEV olarak geri dönüşüm konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. 2014’ten bu yana atık toplamanın yanı sıra geri dönüşüm ile ilgili eğitimler veriyor, kamuoyu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor ve çevreye katkı sağlayacak pek çok projeyi de hayata geçiriyoruz. PAGÇEV’in kuruluşundan bugüne 1 milyon 36 bin ton ambalaj atığının kaynakta ayrılarak geri dönüştürülmesi faaliyetlerini yürüttük.

    Altı yıllık süreçte plastikten kâğıda, camdan metale, birçok atığı geri dönüştürerek bir yandan çevreyi korumaya devam ettik, diğer yandan da ekonomiye 2 milyar 882 milyon TL katkı sağladık. 2014 -2019 yılları arasında yaptığımız bu çalışmalar sayesinde 9 milyon 149 bin ağaç kesilmekten kurtarıldı. 22 milyon 100 bin kWh elektrik tasarrufu, 1 milyar102 milyon litre fosil yakıt tasarrufu ve 13 milyon 487 bin litre su tasarrufu sağlandı. Tüm bu atıkların geri dönüştürülmesi ve atık depolama sahalarına gönderilmemesi sayesinde 9 milyon 755 bin metreküp alandan tasarruf edildi. Bu rakamlardan elde ettiğimiz kazanıma baktığımızda 6 yılda ülkemize 7 Belgrad Ormanı kazandırdığımızı söyleyebiliriz. Geri dönüştürdüğümüz ambalaj atığı ise 50 milyon kişinin ambalaj atığına denk geliyor ki bu da AB’de geri dönüşümüyle övünen Norveç, Finlandiya, Danimarka, İsviçre, Avusturya, İsveç ve Belçika’nın nüfusunun toplamına denk geliyor. Geri dönüşüm alanındaki çalışmalarımıza önümüzdeki süreçte de hız kesmeden devam edeceğiz. 2020 yılında 95 belediye ile 15 milyon kişiye hizmet vererek 300 bin ton atığı kaynakta ayrıştırarak geri dönüşüme kazandırmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar geri dönüşüm eğitimi verdiğimiz kişi sayısı 50 bin ve bu rakamı çok daha ileriye taşımayı planlıyoruz.” şeklinde sözlerine devam etti.

    PAGEV geri dönüşüm seferberliği başlatıyor

    PAGEV Başkanı; “Bizim yapmamız gereken hep birlikte bilinçli tüketim ve sorumlu davranış için okuldan başlayarak tüm bireyleri eğitmek. Geri dönüşümü bir ulusal seferberlik haline getirmemiz gerekiyor. Bu dönüşüm tek tek her birimizden ve evlerimizden başlayacak. Bizler plastiklerin piknik alanlarına, doğaya, denizlere atılmasına engel olacağız. Dünya’yı paylaştığımız ve varlığımızın birbirine bağlı olduğuna gönülden inandığımız hayvanların, kaplumbağaların, balinaların zarar görmesinin önüne hep birlikte geçeceğiz. Bizler plastikleri geri dönüştüreceğiz. PAGEV ve plastik sektörü her zamanki gibi bunun öncüsü olacak” dedi.

    14. PAGEV Türk Plastik Endüstrisi Kongresi bu yıl “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Perspektifinden Geri Dönüşüm” ana temasıyla düzenlendi. Gün boyu süren Kongrede, Türkiye ve yurt dışından uzmanlar, sektör temsilcileri ve akademisyenler sektörün geleceğini geri dönüşüm çerçevesinden tartıştı. Ayrıca Kongrede “Sıfır Atık İçin Geri Dönüşüm”başlıklı bir de panel gerçekleştirildi.

    Plastik geri dönüşümü;

    • 8 adet geri dönüştürülmüş plastik şişeden 1 forma elde edilir.
    • 2.5 litrelik bir plastik şişenin geri kazandırılması durumunda 6 saatlik 60 watt’lık elektrik enerjisini tasarruf edilebilir.
    • 35 adet 2,5 litrelik kullanılmış PET şişesinden bir uyku tulumu yapılabilir.
    • PET şişe ve plastik torbalarda geri dönüşümün enerji maliyeti orijinal enerji maliyetinin sadece %10’udur. Cam şişelerin geri dönüştürülmesi için gereken enerji orijinal üretim enerjisinin %66’sıdır.
    • Plastikler 120 ile 200 derecede geri dönüştürülürken diğer alternatif malzemeler 650 ile 1400 derecelerde geri dönüştürülüyor.

    Çağımızın Hastalığı: Sabırsızlık

    0
    sabırlı olmak

    Sabırsızlık, zamanımızın özelliklerinden biridir ve konuyla ilgili birçok karışık mesaj alırız. Yüzlerce makale ve belge, hayata karşı daha sakin bir tutuma sahip olma fikrini desteklemektedir. Aynı zamanda, bir toplum olarak, işleri daha hızlı yapmamıza yardımcı olan her şeye değer veriyoruz. İnternet’in bağlantı kurması 5 saniyeden daha uzun sürerse, sinirlenmeye başlıyoruz. Ve ışık yeşile döner dönmez kornaya basmayan insanları hiç anlamıyoruz.

    Sabırsızlığın öğrenilmiş bir davranış olduğunu hatırlamak önemlidir. Fizyolojik olarak, daha fazla enerji ile koşullara tepki veren organizmalar olmasına rağmen, bu, sabırsızlığa neden olmaz. Kültür ve eğitim, yavaş yavaş gerçekleşen bir şeyi beklemek veya tahammül edememeyi aşılıyor.

    “Sabır güçsüzün kuvveti, sabırsızlık ise güçlünün zayıf noktasıdır.”

    – Immanuel Kant

    Uzmanlar sabırsızlık ile öfkeyi tolere edememeyi ilişkilendiriyor. Öncelikle istediğiniz şeyi bir an önce almamak endişeye neden olmamalı.  Yine de kendimizi her şeyi bir an önce yapmak için bir toplumsal baskı altında buluyoruz. Buna göre kişi istediği şeyi en hızlı ve en iyi şekilde almalı çünkü.

    Sabırsızlık, bir an önce, şimdi, burada

    Zaman algısı son zamanlarda çok değişti. Her şeyin hemen ve burada olmasına çok dikkat ediyoruz. Bu nedenle bir an önce sonuç alamazsak çabucak strese giriyoruz. Bu nedenle her şeyi aceleyle yapıyoruz. Sonuçta ise endişe bizi esir alıyor.

    Orta ve uzun vadeli kavramlar, birçok insan için belirsiz hale geliyor. İşlemi artık değerlendirmiyoruz, sadece sonuçları görüyoruz. Zamanın kısa olduğu ve onu tüketemeyeceğimiz fikri çok popüler, bu yüzden herkes acele ediyor. Zaman şimdi rekabet gücünün bir göstergesidir.

    Yakın zamana kadar, gecikmeler olumsuz bir anlam ifade etmezdi. İnsanlar onları özellikle yaratıcılığa ilişkin işler için hayatın doğal bir parçası olarak kabul ettiler. Herkes başkalarından daha uzun süren bazı şeyler olduğunu varsaydı. Acele etmeden akmasına izin verdiler. Bugün bu neredeyse imkansız. Bu yüzden birçok insan, hedeflerine hızlı bir şekilde götürecek yöntemi veya kısa yolu arıyor.

    Huzursuzluk ve sabırsız insanların fevriliği

    Sabırsızlık her geçen anla birlikte insanı gerginleştirir. Bir yandan çabayı gösterince diğer yandan hemen sonucu görmek istersiniz. Bu ikisi arasındaki zamanı herkes mümkün olduğunca azaltmaya çalışıyor.

    Bu yüzden sabırsız insanlar zamanla ilgili olarak devamlı bir huzursuzluk halindedir. Zamanla ilgili açgözlüdürler. Bir şey iki dakika bile alsa bu sefer de neden bir dakika sürmediğinden şikayet ederler. Öfkeli ve gergin bir ruh haline sahiptirler.

    Bu insanlar aynı zamanda fevridir de. Zamanla alıp veremedikleri bu yarış yüzünden hız yapma eğilimindedirler. Düşünmek ve planlamak için pek sık zaman harcamazlar. İlk önce tepki vermeye odaklanırlar ki bu da huzursuzluğu daha da artırır.

    Sabırsızlığı yenmek

    Sabırsızlık genlerimizde yok. Bu daha önce de söylediğimiz gibi sonradan öğrendiğimiz bir şey. Bu açıdan bakınca bunla ilgili duyguları fabrika ayarlarına döndürmek de mümkün olmalı. Bunun için sabırlı olmayı öğrenmek için çalışmalıyız. Bunun için önce yavaş bir ritm benimsemeliyiz. Her gün beş dakika boyunca yavaş ve derin nefes alma egzersizi yapın. Bu zaman kaybetme hissinizin azalmasına yardımcı olurken yavaşlamanızı ve beklemenizi sağlar.

    Sabrını geliştirmeye değer. Ne kadar sakin olursanız, iyi sonuçlar elde etme olasılığınız o kadar yüksektir. Ayrıca, zamanınızı daha iyi planlayabilir ve daha uygun duygusal tepkilere sahip olabilirsiniz. Değerli kendini kontrol etme duygusunu arttıracak ve daha sonra pişman olacağınız şeyleri yapmamaktan veya yapmamaktan kaçınacaksınız. Sizi biraz bekleten durumları aramaya çalışın. Durumunuz patolojik değilse, kendinizi yeniden eğitmeniz yeterli olacaktır.

    Kadinvesaglik.org

    Bu yazı, https://aklinizikesfedin.com/ sitesinden alınmıştır.

    İkonik Dizi & Film Karakterlerinin Stillerini İnceledik!

    0
    ikonik stiller

    İkonik filmler diyince üç aşağı beş yukarı hepimizin aklında birkaç kadın karakter canlanıyordur. Film setlerini sokak stilimize taşımak çok iddialı bir fikir olacak olsa bile, karakterlerin giyimini şöyle kıyısından köşesinden yakalasak fena olmaz diye düşündük. Türk dizi karakterlerimizin stillerini mercek altına almak isterseniz, Erkenci Kuş ve Ufak Tefek Cinayetler stillerini dizilerinin yazılarını okuyabilirsiniz.

    Hepimizin İdolu: Carrie Bradshaw

    Carrie Bradshaw’u tanımayan, hiç duymamış kadın yoktur herhalde! Dağınık sarı saçları, ince uzun bacakları ve uğraşılmamış havası verilmiş makyajı ile Sex and The City’nin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin Carrie’nin stili ölümsüzdür diyebiliriz. Onun stilinden ilham almak isteyenlere önerilerimiz ise büyük tokalı kemerler, mini, bele oturan elbiseler ve elbette dağınık kıvırcık saçlar! Bir de eğer Carrie’nin stilinden ilham alıyorsanız ayağınızdan topuklularınızı eksik etmemelisiniz!

    Çok Yeni, Çok Taze: Duru Durulay

    Bize kalırsa Fi, sadece internet platformlarında yayınlanmaya başlayan ilk Türk dizilerinden olduğu için bu kadar ses getirmedi. Dizide birçok oyununcunun yanı sıra Serenay Sarıkaya’nın özgün oyunculuğunun ve Duru stilinin de çok etkisi olduğunu düşünüyoruz. Taze ve uğraşılmamış ten makyajı, dudaklarda vişne çürüğü tonlar, pastel renklerde kazaklar, spor ve dökümlü üstlerle birleştiğinde ortaya Duru Durulay stili çıkıyor. Üstelik Duru’nun stilini spordan tutun, okul kombinlerinize kadar birçok yere uyarlayabilirsiniz.

    Çarşambaları Hala Pembe Giyiyoruz!

    İsim vermeye gerek var mı bilmiyoruz, Regine George, Mean Girls yayınladığı günden itibaren birçok kızın içindeki pembe aşkını ortaya çıkarmıştı. Sapsarı saçlar, pembe üstler, pembe topuklular, pembe rujlar! Kısaca pembe olan her şey Regina’nın stiliydi denebilir. Artık lisede olmayabilir ve entrika peşinde koşmayabiliriz. Ancak hala çarşamba günleri pembe giyerek Regina’yı anabiliriz!

    Bir Alışverişi Koliği Unutamazdık: Rebecca Bloomwood

    Bir Sophie Kinsella kahramanı olan Rebecca, yazdığımız karakter arasında en renkli stile sahip kadın olabilir. Tam bir moda ve alışveriş düşkünü olan Rebecca Bloomwood, renkli şallar, paltolar, ayakkabılar ve eldivenlerin tek adresi! Siz de Rebecca’nın akıl almaz alışveriş çılgınlığına kendinizi kaptırdıysanız, gündelik stilinize renkli aksesuarlar eklemeyi deneyebilirsiniz.

    Kadinvesaglik.org

    Mevsimsel Alerjiye Karşı Propolis!

    0

    Arıların, bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı, güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip olan propolisi uzmanlar, mevsim geçişlerinde de öneriyor.

    Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı güçlü antioksidan ve antimikrobiyal etkilere sahip doğal bir arı ürünü. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek ve sterilizasyonu sağlamak için kullanılıyor.

    Propolis
    Propolis

    Petek gözleri arılar tarafından önce propolis ile kaplanıyor sonra ana arı, petek gözüne yumurtasını bırakıyor. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanıyor. Propolis, antioksidan ve antibakteriyel etkisinin yanı sıra antifungal, antiviral, antienflamatuvar, antitümör ve ayrıca antialerjik etkilere sahip. Uzmanlar propolisin bu faydalarından dolayı düzenli kullanımını öneriyor. Özellikle mevsim geçişi dönemlerinde, vücudumuzu hastalık yapıcı dış etmenlere karşı güçlendirmek önem taşıyor.

    Prof. Dr. Ateş Kara
    Prof. Dr. Ateş Kara

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ateş Kara propolis ile ilgili şunları aktarıyor: “Mevsim geçişlerinde, çocuklarda en sık rastladığımız sorunlardan biri öksürük, boğaz ağrısı, boğaz kaşıntısı ve burun akıntısı gibi şikayetler.

    Bu gibi şikayetlerin daha kolay atlatılması için çocukların bağışıklığının güçlü olması çok önemli. Bir hekim olarak, çocuklarda propolis kullanımını özellikle mevsim geçişlerinde öneriyorum. Çok uzun yıllardır var olan bu arı ürününün faydalarıyla ilgili yapılan bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor. Bilimsel yayınlara göre propolis vücutta B ve T lenfositlerini aktive ederek antikor üretimini artırıyor, doğrudan bağışıklığın güçlenmesine yardımcı oluyor, mevsim geçişlerinde çocukların hastalıklara yakalanma sıklığını azaltıyor. Bunu hem literatürdeki bilimsel araştırmalarda hem de klinikte hastalarımız üzerinden birebir gözlemliyoruz.” diye belirtti.

    Prof. Dr. Güldane Koturoğlu
    Prof. Dr. Güldane Koturoğlu

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Güldane Koturoğlu ise grip, soğuk algınlığı, farenjit gibi rahatsızlıklarda hemen antibiyotik kullanımına başvurulduğunu ancak bunun çok doğru bir yöntem olmadığını belirtiyor. Koturoğlu, “Çocukların hastalanma sıklığını ve iyileşme süreçlerini kısaltmak için güçlü bir bağışıklık şart. Bu noktada sağlıklı ve doğal beslenmeyi çok önemsiyoruz. Bağışıklığı doğal yollarla desteklemek için benim önerim, doğru beslenme ve düzenli uykunun yanında doğal gıdalar ile vücudu desteklemek. Bu anlamda, doğada en güçlü antioksidan olarak bilinen propolisi çocukların da kullanmasını öneriyorum.

    Çocuklarda hastalıklara yakalanma riski özellikle mevsim geçişlerinde artış gösteriyor. Sürekli olarak antibiyotik kullanmak, vücudun direncini azaltıyor ve savunma mekanizmasını düşürüyor. Arı ürünleri yüksek biyolojik aktiviteye sahip ürünler ve birçok bilimsel çalışmada bağışıklığı desteklediği ortaya konmuş. Literatürde ayrıca mevsimsel alerji ve astım vakalarında propolisin özellikle antienflamatuvar etkisi ile faydalı olabileceği gösterilmiş” diye belirtti.

    Birkaç porsiyon meyveye bedel !

    Aslı Elif Tanuğur Samancı
    Aslı Elif Tanuğur Samancı

    Gıda Yüksek Mühendisi Propolis Uzmanı Aslı Elif Tanuğur Samancı yaptığı açıklamada, “Günlük antioksidan ihtiyacının karşılanması için Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, her gün 6-11 porsiyon tam tahıl, 5-6 porsiyon meyve sebze tüketmek gerekiyor. Pratikte bunu tüketmemiz mümkün değil. Dolayısıyla, antioksidan özellikteki gıdaları beslenmemize dahil etmeliyiz. Propolis de çok güçlü antioksidan aktiviteye sahip.

    İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğimiz çalışmada, propolisin nardan tam 80 kat daha yüksek antioksidan aktivite gösterdiğini belirledik. Yapılan pek çok bilimsel çalışmada, bağışıklığı düzenleyici etkileri olduğu ve bunun propolisin bileşiminde bulunan kafeik asit fenetil ester bileşeninden kaynaklandığı ortaya konulmuş. Ancak propolisin bu etkilerinden bahsedebilmek için doğru bir şekilde özütlenmiş olması gerekiyor. Propolis, kovandan elde edildiği ham haliyle vücudumuz tarafından sindirilemiyor. İnsan tüketimine uygun hale getirilmesi için mutlaka özütlenmesi gerekiyor. Ben en az % 10 oranında propolis içeren bir özütten çocukların günde en az 10 damla, yetişkinlerin en az 20 damla tüketmesini öneriyorum. Gerekli durumlarda bu miktar dört kata kadar artırılabilir. Böylece vücudun toparlanma süreci de hızlanacaktır” dedi.

    Samsung Electronics Türkiye’nin Yeni ‘Çocuğunla Arana Ekran Koyma’ Videosunu Dijital Dlatformlarda

    0

    Samsung, Çocukların Teknoloji Kullanımında Ebeveynlerin Rollerine Dikkat Çekiyor

    İnterneti sorumlu kullanma konusunda toplumsal bir farkındalık yaratmayı amaçlayan Samsung Electronics Türkiye, ‘İnterneti Tadında Kullan’ kampanyası kapsamında hazırladığı ‘Çocuğunla Arana Ekran Koyma’ adlı üçüncü videosunu dijital platformlarda paylaştı.

    Gelişme çağında olan çocuklar mobil teknolojilerin bulunduğu bir ortamın içerisinde büyüyorlar.

    Çocuklarına yemek yedirirken, arkadaşlarıyla vakit geçirirken ya da meşgul olduklarında çocuklarını oyalamak için onlara mobil cihazlarını veriyor. Bu durum çocuğun bilişsel ve psikolojik gelişimi üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. İnternet’te daha uzun vakit geçirmeleri, yaşıtlarıyla daha az iletişim kurmalarına ve yalnızlığa itilmelerine sebep oluyor. ‘İnternet’i Tadında Kullan’ isimli dijital farkındalık kampanyasıyla dikkatleri internet’in sorumlu kullanımına çeken Samsung Electronics Türkiye, kampanyasına Çocuğunla Arana Ekran Koyma videosuyla devam ediyor.

    Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Samsung Electronics Türkiye Kurumsal İletişim ve Pazarlama İletişimi Direktörü Dilge Berktaş, şunları söyledi: “İnterneti Tadında Kullan dijital farkındalık kampanyamızdaki amacımız bilim insanları, akademisyenler ve konunun uzmanlarıyla el ele vererek, interneti doğru kullanma konusunda toplumsal bir farkındalık yaratmak ve bu alanda yararlı olmak. Telefondan tablete, bilgisayardan giyilebilir cihazlara kadar çok sayıda elektronik cihazın üreticisi Samsung Electronics olarak, bu konuda kendimize özel bir rol biçiyor ve sorumluluk üstleniyoruz.

    Ekim ayında başlattığımız kampanyamızda bugüne kadar 14 milyon gösterim elde ettik. 3 milyon tekil kişiye ulaştık ve sosyal medya kullanıcılarının  %99’undan pozitif geri dönüşler aldık. Bugün de Çocuğunla Arana Ekran Koyma videosunu sizlerle paylaşıyoruz. Kampanyamız süresince internetin doğru kullanımı sonucunda çocukların aileleriyle kaliteli zaman geçirmesinin önemi üzerine uzmanlarla birlikte konuşacağız, yol göstereceğiz, kaynaklar paylaşacağız, internetle birlikte mutlu bir yaşamın inceliklerini birlikte oluşturacağız.”

    Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman
    Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman

    Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman ise şu açıklamalarda bulundu: “Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 yılında; çocukların ekran başında geçirdiği zamana ilişkin ilk defa yayımladığı kılavuzda, 5 yaşın altındaki çocuklarda öğrenme, dil eğitimi ve sosyal beceriler edinmenin yanı sıra obezite, uyku sorunları ve yaşamlarının ileri’ki dönemlerinde karşılaşabilecekleri diğer hastalıkların önlenebilmesi için fiziksel olarak aktif olmaları ve yeterli uyku alabilmeleri gerektiği vurgulanıyor.

    Bebekler ve küçük çocukların pasif olarak televizyon veya diğer ekranların başında bırakılmaması ve 2 yaşın altındaki çocukların da interaktif bilgisayar oyunları dahil ekran başında sabit olarak zaman geçirmemesi açısından ailelere büyük görev düşüyor ve bu konuda aktif çaba göstermeleri gerekiyor. Bu dönemde kurulan göz kontağı sayesinde ortaklaşa dikkat dediğimiz beceri gelişiyor ve küçük çocuklar sosyal ipuçlarını, gözlerden akıl okumayı ardından da karşılıklı sosyal ilişkilenmeyi öğreniyorlar. 2-4 yaş çocukların ise ekran başında günde 1 saatten fazla vakit geçirmemesi için aileleri devamlı uyarıyoruz.

    Çocukları emzirirken, ağladıkları esnada veya yemek yeme konusunda zorlandıkları ilk dakikada ellerine mobil cihazların verilmesi ruhsal gelişimlerinin yanı sıra özellikle anne baba veya birincil bakım vericiyle güven ilişkisi açısından son derece riskli bir tablo yaratıyor. Çocuklar bu durumlarda kendilerini sakinleştirici ve oyalayıcı becerileri bir türlü geliştiremiyor ve beklemeye tahammül gösteremiyor. Teknolojik bakıcılık yerine, ebeveynlerin çocukları ile aralarına giren ekranı bir kenara bırakıp kaliteli zaman ayırması, birebir ilişki kurma, birlikte keşfetme ve paylaşma içeren bir ilişki tarzını benimsemek çok önemli.”

    Çocuğunla Arana Ekran Koyma videosunu aşağıdaki link üzerinden izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=MJKZBPe4Jw8

    Bu Ay Dizi & Film Listemizde Neler Var? #yeniyılözel

    0
    dizi film önerileri

    Bu ay hepimiz için en eğlenceli aylardan biri sayılabilir! Aslında, dizi & film listemizi her ay güncel tutmaya çalışıyoruz! Bir önceki ay önerdiğimiz yapımlara buradan ulaşabilirsiniz. Ancak Aralık ayında içimizi ısıtacak, yeni yıl filmlerinden oluşan bir liste yapmasak olmazdı. Şöyle koltuğunuza sıcak çikolatanızı alıp uzanın ve battaniyenizi üzerinize çekin! Bu ay, soğuk havalara birebir, yeni yıla özel önerilerimizle karşınızdayız!

    A Christmas Prince

    Amber, genç bir gazeteci. Görevi ise bir prens hakkında haber hazırlamak. Ancak prensimiz sanıldığı kadar tahmin edilebilir biri değil. Durum böyle olunca prens hakkında bilgi toplamak için saraya sızma görevi de Amber’a kalıyor. Film, Amerika – Yeni Zelanda ortak yapımı bir Netflix filmi.

    The Knight Before Christmas

    Türkçe çevirisiyle Noel Öncesi Şövalye, en güncel Noel filmlerinden biri. 2019 Netflix yapımı filmin konusu, 14. yüzyıldan günümüze gelen bir şövalyenin gerçek aşkıyla tanışmasını anlatıyor. Başrollerinde ise Noel filmlerinde sıklıkla görmeye alışık olduğumuz oyunculardan Vanessa Hudgens ve Josh Whitehouse oynuyor.

    Bir Klasik: The Nightmare Before Christmas

    Müzikleri inanılmaz güzel bu müzikal animasyon filmi tabii ki Tim Burton yönetmenliğinde çekildi. Çekimleri üç yıl süren film, Halloween kentinin bal kabağı olmaktan sıkılıp Christmas kentine yolculuğa çıkan Jack’in hikayesini anlatır.

    Home Alone

    Türkçe’ye Evde Tek Başına olarak çevrilmiş, çocukluğumuzda bıkmadan izlediğimiz bu film de yeni yıl ruhunu tamamlayan yapımlardan. 1990 yapımı olan bu filmi tekrar izlemenin hem yeni yıl ruhuna hem de bizlere iyi geleceğine inanıyoruz.

    Kadinvesaglik.org

    Ülkere Göre Yeni Yıl Kutlamaları

    0
    yeni yıl

    Yeni yıl kutlamak hepimizin için heyecan verici! Ancak elbette bu heyecanı yansıtma şekillerimiz oldukça farklı. Özellikle bazı ülkeler yeni yıla girme konusunda hepimizi şaşkına uğratacak alışkanlıklara sahip!

    Bir Sirtaki Gecesi Havasında: Danimarka

    Hepimiz yen yıla girerken kötü şansı arkamızda bırakmak istiyoruz. Danimarka ise bu inancı oldukça ciddiye alıyor gibi. Siz de yeni yıla girerken kötü şansı geçmişinizde bırakmak gerektiğine inanıyorsanız, eski tabaklarınızı evin kapısında kırarak, geçmişteki bahtsızlıklarınızdan kurtulabilirsiniz!

    Kötü Ruhlar Uzak Olsun: Japonya

    Japonya’da yeni yıla girerken kötü ruhlardan uzaklaşmak için farklı gelenekler uygulanıyor. Halkın inanç sistemi içerisinde ruhlar büyük önem taşıdığından, halkın arınma ritüelleri için birçok tapınak bulunuyor. Bunun dışında, Japonlar evlerinin önüne ip asmanın ve yeni yıla kahkaha atarak girmenin onları kötü ruhlardan arındıracağına inanıyor.

    Yeni Yıl Algınızı Yıkacak: Avustralya

    Bildiğiniz gibi Güney Kore’de yer alan Avustralya, yeni yılı karlar içerisinde değil yaz mevsiminde karşılıyor. Bu durumun başlı başına harika bir deneyim olacağına inansak da Avustralya’da bu kutlamayı denize girerek pekiştiriyorlar. Sahillerde kutlama yapan Noel Babalar eşliğinde yeni yıla girmek isterseniz, gözünüz Avustralya biletlerine kayabilir!

    Eğlence Sokaklarda: Yeni Zelanda

    Yeni Zelanda da yeni yıl geleneğinde “yıla nasıl girersen öyle devam eder,” sözünü benimsemiş ülkelerden biri. Yeni Zelanda halkı kutlamalarını yaparken sokaklarda kutlamalar eşliğinde tencere tava çalmayı ihmal etmiyor.

    Temizlik Düşkünlerine: Çin

    Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin, yeni yıl kutlamasından önce evlerini iyice temizliyorlar. Hatta bu geleneğe ev boyamayı dahil eden Çinliler bile var. Çin’de bir diğer yeni yıl geleneği ise evlerine çeşitli çiçekler almak ve çocuklara harçlık dağıtmak.

    Kadinveaglik.org

    Kariyer Hayatı: Yeni Kararlar

    0
    kariyer planları

    Kariyer hayatı demek belki 5 ay belki 10 yıl ifade ediyor sizin için. Ancak kariyerinizde kaçıncı senede olursanız olun, değişiklik istediğinizi hissettiğinizde oturup bir düşünmelisiniz. İşiniz artık sizi mutlu etmiyor mu? Çalışmak için yeterli motivasyonunuz yok mu? Bu hislerin yokmuş gibi davranıp, geçmeyeceğini anlamanız gerekiyor olabilir.

    İş Değişikliği mi Ofis mi?

    Belki çalışma arkadaşlarınızdan belki patronunuzdan sıkıldınız. Belki de iş yerindeki alanınız size karanlık ve küçük gelmeye başladı. Eğer iş hayatınızdaki isteksizliğinizin altında böyle ufak detaylar yatıyorsa, işten önce iş çevrenizi değiştirmeyi deneyebilirsiniz. Hala harika bir mimar olmak isteyip, sadece daha büyük bir masaya geçmek istiyorsanız kariyer değişikliğinden önce ufak değişiklikler ile motivasyon kazanmak mantıklı olabilir.

    Nasıl Bir Değişiklik Arıyorsunuz?

    Yıllar önce bir iddialı bir kariyer değişimi ile başarıyı yakalamış birçok insan öyküsü duymuşsunuzdur. Ancak her zaman işlerin istediğiniz gibi gitmeme ihtimalini de gözden geçirmelisiniz. Eğer hayaliniz başarısız bile olsanız denemekten geçiyorsa öyleyse durmayın. Ancak maddi & manevi kaybedecekleriniz, kararınızın arkasında durmanızı zorlaştıracaksa o zaman daha sağlam adımlar atmanızı öneririz.

    Harekete Geçme Evresi

    İş aramak uzun ve zorlu bir süreç. Bazen sizin kararınızı vermiş olmanız, evreninin de sizin için karar verdiği anlamına gelmiyor. Günlerce çalmayan telefonlar, olumsuz görüşmeler… Bu sürece hazırlıklı olmanız gerektiğini baştan belirtelim. Ancak artık kararımız kesin ve yola çıktıysak güvendiğimiz eski iş arkadaşlarımıza, bağlantılarımıza ufak bir haber vermenin vakti de gelmiş demektir. Bunun yanında sosyal ortamlarda etkin bir rol oynamak, iş çevrenizle irtibatınızı koparmamak da kariyer adımlarınızı atarken daha kısa sürede başarıya ulaşmanızda yardımcı olabilir.

    Kadinvesaglik.org

    Saç Dökülmesi: Arkasındaki Sebepler Neler?

    0
    saç dökülmesi

    Saç dökülmesi, birçok kadının hayatının bir döneminde yüzleştiği sorunlardan biri. Başlarda saç dökülmesini ciddiye almazken, ilerlediği durumlarda paniğe kapılabiliyoruz. Öyleyse saç dökülmemizin arkasında ne gibi sebepler yatabileceğine beraber bakalım.

    Genetik Faktörler

    Erkeklerde saç dökülmesi konusunda genetik faktörler %50 kadar etkiliyken, kadınlarda bu durum daha az görülüyor. Ancak yine de genetik faktörleri gözden kaçırmamak gerek. Kadınlarda genetik saç dökülmesi, saç ektirme gibi işlemlerin yanı sıra hormon tedavisi ile de desteklenebiliyor.

    Stres, Depresyon ve Daha Niceleri

    Eminim daha önce bunları duymuşsunuzdur ancak hatırlatmakta yarar var. Aşırı stres, sürekli kafaya bir şeyleri takmanız veya depresyon gibi durumlar da saç dökülmenizi tetikliyor olabilir. Eğer saç dökülmenizin ardında yatan sebebi bulamadıysanız, sorunu ruh halinizde de arayabilirsiniz.

    Beslenme Alışkanlıkları

    Saç diplerimiz de tıpkı vücudumuzdaki diğer organlar gibi beslenme alışkanlıklarımızdan etkileniyor. Kötü beslenme alışkanlıklarının da saç dökülmesinde etkisi büyük. Saç sağlığımız için ihtiyacımız olan besinleri, vitaminleri ve yağları tüketmek de oldukça önemli.

    Kullandığımız Ürünler

    Saçlarımızı güzelleştirelim derken belki de saç dökülmesine neden oluyor olabiliriz. Kozmetik ürünlerin de saç dökülmesinde etkisi olabiliyor. Ayrıca saçta bırakılan ağır kremler, maskeler ve yağlar da saç diplerinizi tıkayıp, nefes almasını engelliyor olabilir. Bu nedenle doğru kozmetik ürün seçimi de saç sağlığımızda büyük önem taşıyor.

    Kadinvesaglik.org

    Yeni Yıl: Yeni Ajandalar, Yeni Kararlar

    0
    yeni yıl

    Yılın en çok ajanda alınan günlerine yaklaştık. Geçen seneden bu yana baktığımızda aldığımız hangi kararları uyguladık? O çok istediğimiz yurt dışı tatilini yapabildik mi? Fazla kilolarımızı verebildik mi? Ya da kendimize verdiğimiz sözleri tutabildik mi? Peki ya hiçbirini gerçekleştiremediysek?

    Yeni yılın bir motivasyon kaynağı olabileceği doğru. Ancak geçen seneden kalmış, ihmal ettiğiniz bazı uygulanmamış kararlarınız varsa bu motivasyon kaynağı sizi yerin dibine de çekebilir. Öyleyse nasıl bir yol izleyeceğiz?

    Düşünmeyin, Yapın

    Yeni yılda spora başlamak mı istiyorsunuz? İş yerinde performansınızı arttırmak mı? Bunları yapmak için yılın ilk Pazartesi gününü beklemenize gerek yok. Spor salonuna kaydınızı yaptırıp, bir ay düzenli bir performans gösterirseniz bu durum yılbaşında kaydınızı yenilerken sizin için daha büyük bir motivasyon olacak. Ya da iş yerinde daha güçlü bir profil çizmeye şimdiden başlarsanız, belki de yılbaşı priminizle kendinize yeni yılda ofiste giyebileceğiniz şeyler satın alabilirsiniz.

    Daha Renkli Ajanda, Daha Renkli Bir Yıl

    Eğer bizim gibi motivasyonunuzda kırtasiye alışverişinin etkisi büyükse durmayın ve kendinize rengarenk kalemler ve eğlenceli bir ajanda satın alın! Bazen büyük bir sorun olduğunu düşündüğümüz motivasyon eksikliğimizin arkasında küçük nedenler yatabildiğini de unutmayın.

    Kendinize Bir To Do List Hazırlayın

    Görmek istediğiniz yerler, almak istediğiniz araba… 2020 için hedeflerinizde neler var? İsterseniz bu listeyi güzel bir şekilde hazırlayıp, çerçeveleteceğiniz şekilde matbaada bastırabilirsiniz. Baş ucunuzda ilham alacağınız bir liste olması ve planlarınızda tik atarak ilerlemek hedelerinize yaklaşmanızda yardımcı olabilir.

    Telefonunuza İşinize Yarayacak Uygulamalar İndirebilirsiniz

    Devir teknoloji devri. Artık birçok isteğimizi uygulamalar bizim yerimize yerine getiriyor. Durum böyleyken yeni yıl kararlarımızı gerçekleştirirken de onlardan yardım almamız mümkün. Spor aktivitelerinden görülecek yerlere, elektronik ajandalardan kalori hesaplarına kadar birçok şeyi uygulamalar aracılığı ile takip edebilirsiniz. Bizim seçtiğimiz uygulamalar için Hayatınızı Kolaylaştıracak Telefon Uygulamaları yazımıza da bakmayı unutmayın.

    Kadinvesaglik.org