Evlerin genelde daha küçük odalarını sahiplenen gençlerin yaşam alanlarını en efektif şekilde kullanan Doğtaş genç odası koleksiyonları, mimarı çözümlerle fark yaratıyor.
İnce hatlı tasarımlarla, daha geniş alanlar
Doğtaş Greta, Palermo Pera ve Hector koleksiyonlarında yer alan, dar ve ince bacaklı çalışma masaları, odalarda kullanım kolaylığının yanı sıra geniş yaşam alanı bırakmasıyla da dikkat çekiyor. Greta koleksiyonunda yer alan kapanır çalışma masası opsiyonu ise kullanılmadığı zamanlarda dolap görevi görüyor ve yaşam alanlarını ferahlatıyor.
Ayna kullanımları, büyük, parlak ve daha fazla geniş alan hissi vermesi sebebiyle dar alanlarda tercih ediliyor. Riena ve Secret Garden genç odalarındaki ayna kullanımları, genç kız odalarına fonksiyonel bir şıklık katarken, aynı zamanda ferah bir görünüm de kazandırıyor. Greta genç odasında bulunan boy aynası ise hazırlık süreçlerini keyfe dönüştürüyor.
Dar odaları genişletmenin bir diğer yolu ise; raflar. Çok sayıda raf kullanımıyla büyük mobilya seçiminin önüne geçerek alanları genişletmek mümkün. Greta koleksiyonunda yer alan, son dönem trendlerinden Terrazzo deseni ise odalara yeni bir soluk getiriyor. Palermo Pera koleksiyonunda yer alan raf kullanımları, dolap opsiyonuyla toplu bir odanın ilk adımı olurken, Hector raflar nötr tonları ve ince yapılarıyla neredeyse oda içerisinde görünmez bir alternatif oluyor.
Canlı renk ve desen kullanımlarıyla, neşeli odalar
Duvarlara uygulanacak parlak renkler, daha büyük bir alan hissi uyandıracaktır. Renkli duvarlarla kombinlenecek doğal tonlar ise hoş bir birlikteliğin yolunu açıyor. Greta genç odasında kullanılan soft yeşil tonları, detaylarda kullanılan Terrazzo desen, yaşam alanlarına genç ve dinamik bir duruş katıyor.
Mevsimi gelen domates, yemeklerin yanı sıra cildi de güzelleştiriyor. Güzellik Koçu Meltem Demir, cildi nemlendiren ve doğal bir parlaklık sağlayan domates maskesi tarifi verdi.
Sadece 3 malzeme
Domatesin maske olarak kullanmanın tam zamanı olduğunu belirten Demir, maske için gerekli malzemeleri domates, yulaf ezmesi ve yoğurt olarak sıraladı.
Tarifin yapımı ve uygulanışı hakkında ise Demir “Domatesleri ve yulaf ezmesini karıştırıp daha sonra yoğurt ekleyin ve güzelce karıştırın” diye konuştu.
Yenilecek her şeyi sürebilirsiniz
Demir, maskenin faydaları hakkında şunları söyledi: “Yoğurt vitaminler, antioksidanlar ile doludur, cildi nemlendirir ve doğal bir parlaklık verir. Maske, gözenekleri derinlemesine temizleyerek yüzünüzü siyah lekelerden arındırır. Yenilecek her şeyi yüzünüze sürebilirsiniz.”
Pandemiden sonra insanların sağlığına daha çok dikkat etmesi ve evden çalışmanın getirdiği duruş bozuklukları nedeniyle SPA merkezlerine ilgi arttı.
Ancak bu noktada merkez seçiminde dikkatli olunması gerekiyor. Aksi takdirde işinin uzmanı olmayan kişilerin verdiği hizmetler sonucunda paranızın karşılığını alamadığınız gibi rahatlamak isterken ağrı sahibi bile olabilirsiniz.
Pandemiden sonra ilgi arttı
Pandemi sonrasında SPA’lara artan ilgi hakkında bilgi veren Sanitas Spa & Wellness Kurucu Ortağı PhD Şebnem Akman Balta “Pandemide insanlar sağlıklarının kıymetini anladı. Bu da sıcak su havuzu, masaj ve aroma terapileri, güzellik ve bakım, kür gibi sağlıklı yaşam hizmetlerinin sunulduğu SPA’lara ilgiyi artırdı. Hem erkekler hem de kadınlar düzenli olarak SPA’lara gitmeye başladı” dedi.
Artık lüks değil ihtiyaç
SPA’nın artık bir ihtiyaç olduğunu aktaran Balta, “Özellikle evden çalışan insanların uygunsuz çalışma ortamları nedeniyle duruş bozuklukları yaşayabiliyor, ağrı çekebiliyorlar. Bu kişiler için büyük faydası oluyor. Ayrıca keyifli mekanlarda böyle hizmetler almazlarsa ilerde hastanelerde bunları yaptırmak zorunda kalacaklar. Bu hem daha keyifsiz hem de daha pahalıya mal olabilir” diye konuştu.
Her yere güvenmeyin
SPA seçiminde dikkatli olunması gerektiğini kaydeden Balta, “Son dönemde artan ilgi nedeniyle her yerde yeni mekanlar açılmaya başlandı. Bu konuda her yere güvenilmemesi gerekiyor. Bazı merkezler birkaç uzak doğulu çalışan getirerek masaj hizmeti verdiklerini belirtiyorlar. Öncelikle çalışanlar minimum 608 saatlik sertifikaya sahip olması gerekiyor. Yurt dışından geliyorsa diploması olması lazım. Ayrıca hizmetler konusunda donanımlı olmalı. Öyle ki bazı merkezler, gelen tüm müşterilerine farklı masaj türleri sıralamalarına rağmen aynı masajları yapıyorlar. Halbuki her masajın birçok farklı detayı var. SPA hizmetleri öncesinde müşterinin rahatsızlıklarının öğrenilmeli. Kişinin bir hastalığı var mı, verilen hizmet sonrasında bir soruna neden olabilir mi diye hastayla konuşulmalı. Aksi takdirde işinin uzmanı olmayan kişilerden alınan hizmetler sonucunda verdiğiniz paranın karşılığını alamadığınız gibi rahatlamak isterken ağrı sahibi bile olabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Eve gelenlere dikkat
Kayıt dışı çalışanlar bazı kişilerin evde hizmet verdiğini aktaran Balta, bu kişilere de dikkat edilmesi gerektiği önerisinde bulunarak “Evinizde aldığınız bakımları, güvenilir SPA merkezleri ve terapistler üzerinden yapın. Hizmeti veren kişinin kayıt dışı çalışıp çalışmadığından emin olmalısınız. Hem terapistin uzmanlığına hem de arkasında bir kurumsal şirket olduğuna güvenerek evinizde bakım almalısınız” diye konuştu.
Yöneticisi de önemli
Merkezlerin yöneticilerinin de önemli olduğuna dikkat çeken Balta, şunları söyledi: “Genelde işletme sahiplerinin eğitim düzeyi çok düşük. Bir kısmı üniversite mezunu ama doktora yapmış ve Wellness ile ilgili çalışma yapmış tek kişiyim. Aynı zamanda iş sağlığı güvenliği uzmanıyım.”
The Stay grubunun 2022’deki yeni yatırımı, İstanbul’un göz alıcı moda ve alışveriş bölgesi Nişantaşı’nda açıldı.
Etkileyici İstanbul manzarasına sahip olan İtalyan restoranı, Fransız lezzetleriyle Saint Pâtissier, kapalı havuzlu spa’sı, toplantı ve etkinlik alanları sunan The Stay Boulevard Nişantaşı, misafirlerini The Stay’in tasarım ve sanat odaklı kültürü ile buluşturuyor.
İçinde bulunduğu lokasyonların kültürünü yansıtan mimari yapılara değer katarak yaşam stili belirleyen The Stay grubunun beşinci oteli The Stay Boulevard Nişantaşı, kapılarını açtı. Grubun özgün dokunuşunun her detayında hissedildiği otel, Nişantaşı’nın merkezindeki en zarif yapılardan birisinde yer alıyor.
The Stay grubunun tüm otellerinde olduğu gibi sanat, kültür ve yüksek tasarımı bir araya getiren The Stay Boulevard Nişantaşı ünlü Türk mimarlık firması Toner Mimarlık tarafından şık ve modern bir şekilde renove edildi. Uzun süreli konaklamalar ve geniş aile grupları için mükemmel olan, çoğu birbirine bağlanabilen geniş süitlerden ve odalardan oluşan The Stay Boulevard Nişantaşı’nın 82 odası ise uluslararası ödüllü mimar Mahmut Anlar tarafından tasarlandı. Otelin en üst katında yer alan The Boulevard Suit; 165 metrekarelik genişliği, oda boyunca devam eden ferah terası ile otelin etkileyici detayları arasında yer alıyor. The Stay’in DNA’sıyla uygun olarak oda, suit ve genel alanlarda lokal ve uluslararası sanatçıların eserleri oteli ayrıcalıklı kılıyor. The Stay Boulevard, İstanbul’un merkezinde şehrin tüm cazibesini ve heyecanını yaşatıyor.
The Stay Boulevard, Nişantaşı’nda sosyal yaşamın bir parçası olacak. Giriş katında açılan The Stay Line mağazası, özel günlerin vazgeçilmezi Misk Flower ve özgün lezzetleriyle otelin kendi pastanesi olan Saint Pâtissier sadece Boulevard misafirleriyle değil tüm İstanbul’la buluşacak.
Otelin en üst katında yer alan İtalyan restoranı Marcello e Matteo da önümüzdeki günlerde misafirlerine kapılarını açacak.
Yaşamın, modanın heyecan duyulan markalarının yanı sıra canlı atmosferiyle Nişantaşı’nın kalbindeki konumuyla The Stay Boulevard Nişantaşı misafirlerini bekliyor.
P&G’nin sevilen markası İpana’nın Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve 68 yıldır perakende sektörüne öncülük eden Migros iş birliğiyle “Gülüşün Ses Getirsin” sloganıyla hayata geçirdiği kampanyada ilk sonuç alındı.
Migros mağazalarından satın alınan her İpana ürünü için yapılan katkılarla belirlenen liselerde müzik sınıfları açılmasını hedefleyen kampanya kapsamında ilk olarak İstanbul’daki Beykoz’da bir lisede müzik sınıfı açıldı. Açılışa gençlerin gözde müzisyeni Evrencan Gündüz de katılarak şarkılarıyla keyifli bir atmosfer oluşturdu.
P&G’nin bembeyaz dişler için en çok kullanılan markası İpana, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yürüttüğü uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleriyle toplumsal fayda yaratmaya ve gençlere destek vermeye devam ediyor. Son olarak “Gülüşün Ses Getirsin” sloganını kullanarak Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarıyla her zaman doğanın ve tüketicinin yanında olan Migros iş birliğinde yürütülen yeni kampanyası ile gençlerin hayatına dokunmayı başardı. Kampanya kapsamında 15 Mayıs 2022 tarihine kadar Migros mağazalarından satın alınan her İpana ürünü için yapılan katkıyla belirlenen liselere müzik enstrümanları alınması ve müzik sınıfları kurulması için destek verildi. Yapılan katkılarla ilk olarak İstanbul Beykoz’daki bir lisede bir müzik sınıfı açıldı.
7 Haziran Salı günü yapılan açılışa İpana Dijital Ticaret ve Ağız Bakımı Ticari Operasyonlar Başkanı Burak Akkiriş, Migros Ticaret A.Ş. Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarlama Direktörü Aysun Zaman ve TOG Genel Müdürü Ayşe Kırımlı yanı sıra genç müzisyen Evrencan Gündüz katıldı. Önümüzdeki günlerde diğer liselerde de müzik sınıflarının açılışı yapılacak.
Müzik sınıfının açılışında konuşan İpana Ağız Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Umut Kurttaş şunları söyledi:
“Ağız ve diş sağlığı konusunda tüketicinin bembeyaz gülümsemesine katkıda bulunan bir marka olarak işimizi en iyi şekilde yaparken sosyal sorumluluklarımızı da ihmal etmiyor, bunları yerine getirmeye öncelik veriyoruz. Bugün ülkemizin geleceği açısından en önemli konuların başında gençliğin desteklenmesi geliyor. Müziğin gençlerin gelişiminde oynadığı önemli rolü göz önüne alarak bu kampanyayı hayata geçirdik. Bugün Beykoz’da bulunan lisenin müzik sınıfının açılışı nedeni ile bir araya gelmenin heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Belirlenen diğer liselerindeki müzik sınıflarının da hızla açılması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz.”
Migros Ticaret A.Ş. Hızlı Tüketim Ürünleri Pazarlama Direktörü Aysun Zaman, “Migros olarak, Türkiye’nin 81 ilindeki mağazalarımız, online operasyonlarımızın yanı sıra çalışanlarımız, üreticilerimiz ve tedarikçilerimiz ile bir perakende markası olmaktan çok daha öte bir konumdayız. İyi Gelecek planımız çerçevesinde daha iyi bir gezegen ve güçlü bir toplum için dünya çapında başarılara ulaşan sosyal sorumluluk ve farkındalık çalışmaları yürütüyor; paydaşlarımızla birlikte eğitim, spor, çevre ve sağlık gibi alanlarda gerçekleştirdiğimiz projelerle etki alanımızı daha da genişletiyoruz. P&G markalarıyla hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle bugüne kadar binlerce insanın hayatına dokunduk, dokunmaya da devam edeceğiz. Gençleri müzikle buluşturacak diğer dersliklerin açılışını heyecanla bekliyoruz.”
TOG Genel Müdürü Ayşe Kırımlı ise şöyle konuştu: TOG olarak 20 yıldır gençleri güçlendirmek, onların dünyayı değiştiren projelerine destek olmak ve onların hayallerine ortak olmak için çalışıyoruz. Çünkü onların dünyayı değiştirecek potansiyelleri, enerjileri ve cesaretleri olduğuna inanıyoruz. Gençler de her yıl gerçekleştirdiği binlerce sosyal sorumluluk projesiyle Türkiye’nin dört bir köşesinde kalplere dokunuyor ve aslında bize yapabileceklerinin yalnızca hayal güçleriyle sınırlı olduğunu gösteriyorlar. Bizim gibi gençlere inanan, onların gücüne ve potansiyeline güvenen İpana ve Migros ile gerçekleştirdiğimiz kampanya kapsamında; müzikle ilgilenen gençleri odağımıza aldık. Hayata geçirdiğimiz kampanya ile müzikle ilgilenen gençleri, hayallerine bir adım daha yaklaştırdığımız için mutluyuz.”
Konuşmalardan sonra öğrencilerle sohbet eden Evrencan Gündüz müzik dünyası ve müziğin kendi hayatındaki rolüyle ilgili bilgiler verdi, anekdotlar anlattı ve soruları yanıtladı.
CBeebies, Temmuz ayında minikleri birbirinden keyifli içeriklerle buluşturacak. Okulların kapanmasıyla birlikte çocuklar yaz tatilinin keyfini çıkarırken eğlenmeye ve öğrenmeye devam edecekler.
Octonautslar ile su altını keşfedin!
Sevilen Octonauts serisi 125 bölümden oluşan 4 sezonu ile tekrar ekranlara geliyor! Su altı kaşiflerinden oluşan cesur ve sevimli Octonauts ekibi, suda yaşayan canlıları ve onların yaşam alanlarını korumak için maceralara atılıyor. Meomi’nin çocuk kitaplarından esinlenilerek hazırlanan seri, küçük izleyicileri mürettebatın karşılaştığı egzotik canlılarla tanıştırırken, su dünyasını keşfetmelerine de yardımcı oluyor. Su altının gizemli dünyasını gözler önüne seren Octonauts, 1 Temmuz Cuma günü itibariyle saat 15:50’de Digitürk 161’de ekranlara gelecek.
Numtums ile matematik dersleri
Bu harika seri, okul öncesi çocuklara animasyonlarla temel aritmetik öğretiyor. Karınlarında sayılar olan on sevimli yaratık, miniklere sayıları tanımayı ve onları düzenlemeyi öğretmek için yolculuğa çıkıyor. Numtumlar; partiler, hazine avı, robotlar, süper kahramanlar ve daha fazlasıyla aritmetik gezilerinde çok eğleniyor! 26 bölümden oluşan bu keyifli seri 1 Temmuz Cuma günü saat 15:50’de Digitürk 161’de ekranlarında olacak.
Clangers ile yeni maceralara hazır olun
Dünyadan çok da uzakta olmayan, küçük mavi bir gezegende yaşayan yaratıcı sevimli fareler; her yeni bölümde uzayın yıldızlı alanlarında çözülmesi gereken bir problem, keşfedilmeyi bekleyen bir buluş veya yeni bir karakterle karşılaşıyorlar! 26 bölümden oluşan Clangers’ın 3. sezonu, 1 Temmuz Cuma günü itibariyle saat 06:25’da Digitürk 161’de Michael Palin’in seslendirmesiyle ekranlara geliyor.
Hey Duggee tekrar ekranlara geliyor
Sincap Kulübünü yöneten büyük, sevimli kahverengi köpek Duggee; çocukları heyecan verici aktivitelere dahil etmek ve onlara birbirinden keyifli maceralar yaşatmak için 4 Temmuz Pazartesi günü itibariyle Digitürk 161’de ekranlara geliyor. 102 bölümden oluşan 3 sezonu ile Duggee’ye sakar gergedan Tag, entelektüel ahtapot Betty, enerjik su aygırı Roly, mutlu timsah ve neşeli fare Norrie eşlik ediyor. Sincap Kulübü üyeleri eğlenirken, sorumluluk almanın önemini de öğreniyorlar.
CBeebies ile mutlu bayramlar!
CBeebies kurban bayramına özel birbirinden keyifli içeriklerle bayram ruhunu yaşatmaya devam edecek. Bayram programı 9 ve 10 Temmuz’da saat 06:25’de Bluey, Cebimdeki Büyükbaba, JoJo & Gran Gran ve Topsy & Tim ve My World Kitchen ile başlayacak, 11 Temmuz Pazartesi günü saat 15:00’de Andy’nin safari maceraları ile devam edecek.
İkonik güzellik markası Clinique, sektörde bir ilk olan NFT çalışmalarını geliştirmek için çeşitli makyaj artistlerinden ve yaratıcılarından oluşan bir ekiple buluşuyor.
Estée Lauder Şirketleri bünyesindeki dermatologlar tarafından geliştirilen ilk güzellik markası Clinique, Metaverse’de piyasaya sürülen ilk makyaj NFT (Nitelikli Fikri Tapu / Non-fungible Token) kampanyasını duyurdu. Dünyanın en kapsamlı NFP (Avatar) koleksiyonlarından birinin yaratıcılarından Daz 3D ile gerçekleştirilen ortaklık, markanın Metaverse’deki varlığını genişletmek için erişilebilirliğe odaklanan daha sağlam ve daha kapsayıcı bir dijital güzellik dünyası inşa etme hayalini ispatlıyor.
Bu benzersiz girişimin bir parçası olarak Clinique, alışılmışın dışındaki güzellik standartlarını ve bireyselliği yücelten özel NFT “Metaverse More Like Us” Kampanya’sını yaratmak için önde gelen global makyaj artistlerinden Tess Daly, Sheika Daley ve Emira D’Spain ve çeşitli sanatçıların dahil olduğu çok yönlü bir grupla iş birliği yaptı.
Bugün Metaverse dünyasında kullanıcıların ve yaratıcıların yalnızca %20’si, tüm NFT sanatçılarının ise %16’sından azı kadın. Bununla birlikte çeşitli ve farklı kitleleri kapsayan avatarlar çoğunluğu temsil eden avatarlara göre daha az değer görüyor*. “Metaverse More Like Us” Kampanyası ise tüm güzellikleri kutlayan ve günümüzde dijital dünyada temsil edilmeyen toplulukları öne çıkarıyor.
Clinique Analitik ve Online Global Pazarlama Başkan Yardımcısı Carolyn Dawkins, markayı “Clinique, başından beri her cilt tipi ve tüm cilt sorunları için özel çözümler üreten, aynı zamanda tüketiciler için mutlu bir cilde giden yolculukta daha iyi deneyimler sunan ürünler geliştirmeye kendini adamıştır” şeklinde özetliyor ve kampanyayı şu cümlelerle anlatıyor:
“Tüm cilt tipleri için farklı çözümler sunuyor olma misyonumuz, markamızın tüketicilerle bağ kurduğu her alanda kapsayıcılığı artırmaya kendimizi adadığımızın bir kanıtı ve bu politikamız Metaverse dünyasında da farklı değil. Metaverse hızla büyürken, bugün yarattığımız şeyin geleceğin güzellik standartlarını olumlu yönde etkileyebileceğini farkındayız ve Daz 3D gibi sanat yoluyla iyimserliği yansıtmamıza yardımcı olan farklı tasarımcılar ve liderlerle iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz.”
Daz 3D e-Ticaret Başkan Yardımcısı Jessica Rizzuto, “Son 20 yılda Daz 3D, dijital ortamda giderek daha da kapsayıcı hale gelen bir dünya yarattı ve bu misyonumuzu doğrultusunda Clinique’le gerçekleştirdiğimiz iş birliğinden heyecan duyuyoruz” dedi.
Non-Fungible People gibi çığır açan NFT koleksiyonlarımızdan Clinique ile olan bu ortaklıkta, engelleri aşıyor ve alışılmışa meydan okuyoruz. Metaverse’e de taşıdığımız bu kampanya ve çarpıcı NFT makyaj görünümleri hazırlayarak hayata geçirdiğimiz bu projeyle gurur duyuyoruz.”
Kampanyanın baş makyaj artistleri ve yaratıcıları (Tess, Sheika ve Emira) her biri iki adet olmak üzere toplamda altı görünüm hazırladı. Kampanyadaki görünümlerin her biri farklı cilt tonlarına, yüz şekillerine ve saç modellerine sahip NFP’ler düşünülerek yaratıldı.
Bu projede tüm makyaj artistleri en sevdikleri Clinique ürünlerini kullanarak görünümlerinin ardındaki ilhamı, yaratıcı süreçlerini ve tutkuyla bağlı oldukları sosyal nedenleri sosyal kanallar aracılığıyla paylaşacaklar. Clinique’in bu benzersiz yaklaşımı, her sanatçının Metaverse dünyasının potansiyelini keşfetmesine ve bir güzellik markasının NFT koleksiyonuna stil vermek için nasıl kullanabileceğini keşfetmesine olanak tanıyor.
Makyaj artistleri ve yaratıcılardan her biri, en sevdikleri Clinique ürünlerini kullanarak, biri gerçek diğeri sanal dünyada olmak üzere iki farklı makyaj görünümünün küratörlüğünü yaparak hayal güçlerindeki Clinique’i Metaverse’e uyarladı.
Sheika ilk makyajı için, 80’lerin bir TV animasyon dizisinden esinlenirken ikinci tasarımında cesur, kendinden emin podyum görünümlerinin yaklaşımdan ilham alarak nostalji trendine atıfta bulundu. Emira ise hepimizin içindeki kadınsı ve cesur noktalar arasındaki ikilikten yararlandığı bir makyaj görünümü hazırladı. Tess’in ilhamı da her göz şekline uygulanabilen ombre tekniğine bağlı keskinlik ve grafik öğelere odaklandı.
Üç NFT makyaj görünümünün her biri, markanın kuruluş yılına ithafen 1968 isim arasından rastgele seçilen NFP koleksiyon sahiplerine sunulacak. Üç tasarım bu yaz başlayarak, ilki Temmuz’da, ikincisi Ağustos’ta ve sonuncusu Eylül’de gerçekleşecek şekilde sahipleriyle buluşacaklar.
Clinique’in NFP dünyasına sosyal açıdan bilinçli girişi, optimist duruşu ve Metaverse’te oluşturduğu tam kapsamlı topluluk markayı bir lider olarak daha da sağlam bir şekilde konumlandırıyor. Ek olarak, “Metaverse More Like Us” Kampanyası, çeşitli avatarların eksikliğini ve dijital dünyada var olan marjinalleşmeyi doğrudan ele alıyor.
Etkileyici bir değişim yaratmak ve Web3’te daha kapsayıcı bir güzellik dünyası inşa etmek amacıyla hazırlanan kampanya, Web3’ün kendisini anlamlı bir şekilde ifade etmesiyle birlikte markanın daha kapsayıcı bir dünya yaratmaya yönelik son teknoloji yaklaşımını gözler önüne seriyor. Clinique, bu kampanyanın stratejisi üzerinde Web3’ün önde gelen iş kadınlarından biri olan Metaverse yetkilisi Cathy Hackl ile yeniden bir çalışmaya imza atıyor.
Clinique, Ethereum için bir Proof of Stake doğrulama mekanizması olan Polygon’dan yararlanacak.
NUXE Sun bizi yazın zevklerini tatmaya, farklı dokular ve karşı konulmaz bir kokuyla güneşin sıcak dokunuşlarının tadını çıkarmaya davet ediyor.
Fransa’da üretilen formüller cildi korurken okyanusların korunmasına da büyük önem veriyor.
CİLDİ&OKYANUSLARI KORUR
NUXE Sun ürünleri, cildi korurken okyanusların da doğal dengesinde bir bozulma yaşanmaması için formüle edilmiştir. Her zaman ‘temiz güzellik’ arayışının bir parçası olan NUXE, yepyeni bir NUXE Sun patentinin konusu olan esterlerle birleşik ayrıcalıklı bir karışım oluşturarak; güneşten korunma sistemini olabilecek en ideal hale getiriyor. Yeni formüllerde sadece 3 güneş koruyucudan oluşan özenli seçilmiş ürünler, UVA ve UVB ışınlarına karşı aynı etkili korumayı sunmaya devam ediyor. NUXE Sun formülleri, deniz habitatlarının korunmasına özen göstererek deniz ekosistemlerinde test edilmiştir. Formüllerin suya dayanıklı olması, yüzerken çözünen güneş kremi miktarını azaltıyor. Güneş Sonrası Saç ve Vücut Şampuanı kolayca biyolojik olarak parçalanabilir.
SAF BİR KEYİF İÇİN
Saten dokulu yağ, akışkan bir sıvı ve ferahlatıcı bir losyon; NUXE Sun bakım ürünlerinin dokuları şaşırtıcı duyusal bitişleriyle karşı konulamaz ve her koşulda iyi hissettiren o özlenilen tatil kokusunu sunuyor. Uygulamadan birkaç dakika sonra, turunç ve portakalların ışıltılı ahengi duyuları harekete geçiriyor. Uçuşan Hindistan cevizi-Tahiti gardenyası esintisi zihninizi tropikal sahillere taşır. Esansın kalbinde ise, vanilya ve misk kokusunun uyumu cilde nüfuz eder.
NUXE SUN’IN EN İYİLERİ
‘Yaz Zevkleri’ SEÇKİSİ
Seçkimiz, güneş sizi nereye götürürse götürsün size eşlik eder. Bu bakım ürünleri, pirinç, biberiye ve E vitamininin doğal anti-oksidan özleri sayesinde cildi güneş
ışınlarından korur ve cildin erken yaşlanmasını önlemeye yardımcı olur. %100 Fransa’da üretilen Su Sümbülü Oleo-aktifi®️ ve Marquesas Adaları’ndan Kau Pe Çiçekleri harika nemlendirici ve yatıştırıcı özelliğine katkıda bulunur.
Suya dayanıklı çift fazlı yapısı ile saçı UVA ve UVB ışınlarına karşı korur. Hindistancevizi ve Panthenol içeren formülü saçı onarır ve nemlendirir. Saç yapısını ve rengini güneşin, kumun ve klorun etkilerinden korur. Hızlıca emilen yapısıyla saçı ağırlaştırmadan yumuşatır ve nemlendirir.
BRONZLAŞTIRICI YÜZ VE VÜCUT YAĞI
YÜKSEK KORUMA SPF 30 YÜZ & VÜCUT
Bitkisel yağlarla zenginleştirilmiş dokusu pürüzsüzce uygulanır, cildi korur ve saten bir bitişle güzelleştirir.
GÜNEŞ KORUYUCU YÜZ VE VÜCUT SÜTÜ
YÜKSEK KORUMA SPF 50 YÜZ & VÜCUT
Suya ve tere dayanıklı püskürtülen yapısı beyaz bir iz bırakmadan cilt tarafından emilir. Sporseverler için idealdir.
NUXE SUN’IN EN İYİLERİ
‘After-Sun’S E Ç K İ S İ
GÜNEŞ SONRASI ŞAMPUANI SAÇ VE VÜCUT ŞAMPUANI
Hoş kokan kremsi köpük dokulu ürün; akşamları UV filtreleri, tuz, klor ve kumdan arınmanızı sağlar.
GÜNEŞ SONRASI BAKIM KREMİ GÜNEŞ SONRASI LOSYON
YÜZ & VÜCUT
Sorbe dokusu yanmış cildin onarılmasına ve yatıştırılmasına yardımcı olur. 2 hafta daha uzun süren bronzluk kazanmanıza yardımcı olur*.
VÜCUT SPREYİ
Gün batımını andıran şişesi yazın sıcak parıltısını yansıtır. Tatlı portakal/hindistan
cevizi/ Tiare çiçeğinin büyüleyici uyumu sizi uzak kıyılara götürür.
Bulunduğunuz çevreden anlık kopuyorsanız nedeni; beyin sisi olabilir.
Bazen kendinizi boşlukta gibi hissedersiniz, bazen konuşurken sanki farklı bir dilde bir şey anlatacakmış da, o kelimeyi hatırlamak ister gibi beklersiniz donar kalırsınız veya etraftaki olaylardan konuşulanlardan uzak sanki orada değilmiş gibi boş boş bakarsınız.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mehmet Portakal, özellikle covid19 rahatsızlığı sonrası pek çok kişinin maruz kaldığı ‘Beyin sisi’ nin genel zamanlarda da karşımıza çıkma olasılığını ifade ederken, teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler sundu.
Beyin sisinin sebepleri arasında öncelikle, ‘Magnezyum – D ve B vitamini eksikliği, şeker ve karbonhidratlı beslenme şekli, hazır paket gıda tüketimi, tiroid rahatsızlıkları, aşırı kafein tüketimi, şeker hastalığı, demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlık durumu, yoğun tempoda çalışmanın getirdiği uyku ve stress sorunları sıralanabilir. Bu sebeplere yönelik tetkiklerın tespit edilmesi ve tedavi sürecinin kişiye özel belirlenmesi son derece önemli.
Beyin sisinin tetiklenmesi, Fibromiyalji’de mitokondri fonksiyon bozukluğu, inflamasyon ve bağırsak problemleri beynin oksijenlenmesini de azaltmasından kaynaklanıyor. Bu sebeple beyin ağlarında sık görülen dalgalanmalar, beynin odaklanması ve konsantrasyonu zorlaştırabilir. Çalışmalar, bu ağlarda artan elektriksel aktivite olduğunda, bir kişinin ağrısının yoğunlaştığını, zihinsel fonksiyonların azaldığını göstermektedir.
Fibromiyalji hastalarının dikkatleri dağınıktır. Kolayca hatırlayabildiklerini unuturlar, konsantre olmakta zorlanırlar. Bedensel uyuşuklukla beraber zihinsel üretim de yavaşlar, beyin sisi, akıl durgunluğü, dalgınlık, sinirlilik, depresyon, iç sıkıntısı gibi belirtiler gösteren ve günlük yaşam aktivitelerinde fonskiyonel kayıplara yol açan bir durumlar olabilir.
Önerimiz: Biz böyle durumlarda kişiye göre bir tedavi programı oluşturarak bütüncül yaklaşımla hem bedenin ihtiyaçlarını yerine koymayı, fonksiyonel tıp planlamaları ile eksikleri planlamayı, hem de gerekiyorsa ruhsal zihinsel yorgunluklar için psikoterapi desteklerini birlikte programlanması gerektiğini düşünüyoruz. Detoks, doğru tıbbi beslenme, damardan glutatyon ALA vb ile beyni ve tüm hücreleri besleyen vitamin kokteylleri, Biorezonans TMS Osteopati oksijen ozon tedavisi Fitoterapi mezoterapi aromaterapi hacamat sülük tedavileri, nöralterapi, akupunktur gibi oksijenlenmeyi artırıcı uygulamalar, uygun egzersizler vb diğer hayat tarzı planlamaları size uygun olmalı.
Gelin çiçeği, saçı, makyajı, ayakkabısı derken; tepeden tırnağa her türlü detayın düşünülmek “zorunda bırakıldığı” düğün günleri, çoğu zaman en mutlu an olmaktan uzak, travmatik deneyimlerle dolu anılar getirebiliyor.
Herkes tarafından beğenilme isteğinin yanı sıra, özellikle medyanın ve toplumun baskısıyla belirlenen kriterlere uymak ve kusursuz görünme adına şok diyetlere başvuran çiçeği burnunda gelinlerin, geri dönüşü zor sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini belirten Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, gelinlerde beden utandırma konusunda açıklamalarda bulundu.
Yaz mevsiminin gelmesi ile düğün organizasyonları da başladı. Peki, gelinler bu süreçte psikolojik baskı altında olduğunun farkında mı?
“Gelinliğin nasıl olacak, ay kabarık gelinlik seni kilolu gösterir, saçlarını nasıl yaptıracaksın, pastel tonlarda makyaj sana hiç yakışmaz, biraz da zayıflarsan iyi olur, tombul gelin mi olacaksın, bunun da modası çoktan geçti” gibi söylemlerin gelinler üzerinde başlı başına psikolojik baskı yarattığını belirten Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, oluşturulan bu baskının ileriki dönemlerde birtakım sağlık problemlerine neden olabilecek yeme bozukluklarını tetikleyeceğinin altını çiziyor.
Hayat değişimleri, yeme bozukluğu için risk faktörüdür
Hayat değişikliği, gelinlik içinde kusursuz görünme isteği ve çevre baskısının yanı sıra, geline yönelik yapılan kilo eleştirisinin ve beden utandırmanın yeme bozuklukları ile sonuçlanabileceğini söyleyen Bayraktar, “Evlilik, her ne kadar insanın sevdiği kişi ile hayatını birleştirdiği, mutlu bir hayat değişimi olarak görülse de, her hayat değişimi gibi bir stres faktörü olabilir. Bu değişimler esnasında duyguların sağlıklı yönetilememesi ise, yeme bozukluklarına sebep olabilir” açıklamasında bulundu.
Yeme bozuklukları, beraberinde farklı psikolojik problemleri de getirebilir
Düğün öncesi, beden şekline ve kilosuna dair eleştirilen ve belki de hayatının en mutlu gününde nasıl göründüğüne odaklanmaktan anın tadını çıkarmaya fırsat bulamayan gelinler, kilo vermek adına şok diyetlere başvurabiliyor. Bu durum; aşırı zayıflık, yemek yemeye dair yoğun kaygı hissetme ve kilo almaktan korkma sürecine, yani Anoreksiya Nervozaya, fazla yemek yedikten sonra kilo almamak için kusma ya da kendini aç bırakmaya yönelme, yani Bulimiya Nervozaya ve sürekli yemek düşünüp sonrasında yeme atağı geçirerek suçluluk ve pişmanlık hissedilen Tıkınırcasına Yeme Bozukluğuna evrilebileceğini söyleyen Bayraktar, yeme bozukluklarının depresyon ve kaygı bozukluğu gibi psikolojik problemleri de beraberinde getirebileceğinin altını çiziyor.
Sınır koymayı bilmek gerekiyor
Yeme bozukluğunun türü ne olursa olsun, kişinin mutlaka bir hekim tarafından görülmesi ve psikolojik destek alması gerektiğini belirten Bayraktar, başkaları tarafından yapılan beden şekli eleştirileri karşısında çoğu zaman yanıtsız kaldığımızı söyleyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Günümüzde, insanların birbirinin beden şekli ve kilosunu eleştirmesi oldukça yaygınlaştı ve ne yazık ki, normalleştirildi. Eleştiriye maruz kalan kişilerin, yorum yapan kişilere karşı bu durumun kendisini nasıl hissettirdiğini söylemesi ve bu davranışı bir daha tekrarlamaması konusunda onları uyarması, sağlıklı bir sınır koyma biçimi olarak ele alınabilir. Sınır koymaya çalışmak, eleştiriyi yapan kişinin bu davranışının farkında olmadan da olsa, karşısındakine zarar verebileceğini anlamasına yardımcı olur.”
“Beğenilmek, sevilmeyi garantilemez”
“Kilolu insanların, hem sağlıklı olmak hem de estetik kaygılar adına zayıflamayı istemesi oldukça olağan bir durumdur. İnsanlar, kilo verdiği zaman aynadaki görüntüsünü daha fazla sevebilir ya da çevreden aldığı iltifatlarla daha fazla beğenildiğini hissedebilir. Ancak; beğenilmek ve sevilmek birbirinden farklı kavramlardır. Kişinin çok fazla beğenilmesi, daha fazla sevildiği anlamına gelmez. Ayrıca odağın beden şekli ve kiloda olması, bu konuya gerektiğinden fazla zihinsel enerji harcanmasına da sebep olabilir. Kişi, huzurlu ve mutlu anılar biriktirecekken, beden şekli ve kilosu üzerinden sık sık huzursuz hissedebiliyor” açıklamasında bulunan Bayraktar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hayat, koşu pistinde tamamlanması gereken bir yarış değildir. İnsanlar, çevre dayatmalarından olabildiğince uzak durup mutlu öyküler biriktireceği bir hayata odaklanmayı denemelidir.”