Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 51

    Hepsiburada’nın Marka Yüzü Bergüzar Korel’den Eğlenceli Paylaşım.

    0
    _Berguzar_Korel_1

    Türkiye’nin en çok tavsiye edilen e-ticaret markası Hepsiburada’nın marka yüzü Bergüzar Korel, sosyal medya hesabından yeni reklam filminin eğlenceli kamera arkası görüntülerini paylaştı. 

    Hepsiburada’nın marka yüzü olan başarılı oyuncu Bergüzar Korel, çocuklarla geçen yoğun bir günü anlattığı reklam filminin eğlenceli kamera arkası görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı. 

    Hem çekim hazırlıklarını hem de yakın dostu Tamer Yılmaz ile gerçekleştirilen fotoğraf çekiminden anları takipçileriyle paylaşan ünlü oyuncu, caz altyapılı çıkardığı iki albümün ardından, ünlü şarkı ‘Cancion Del Mariachi’nin Hepsiburada’ya özel uyarlamasını da reklam filmi için seslendirdi. 

    Menopoz ile Dökülen Saçları Geri Kazanmak Mümkün!

    0
    menopoz ile dokulen saclar

    Kadınlarda genellikle 40 ile 50 yaşların sonunda yaşanan hormonal değişim süreci olan menopoz, vücutta birçok değişikliğe sebep olduğu gibi saç sağlığını doğrudan etkiliyor.

    Menopoz döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak kimi  zaman seyrek kimi zaman ise  radikal saç dökülmelerinin yaşandığına dikkat çeken GlobalHair Medikal Direktörü Berkant Dural, saç kayıplarının önüne geçebilecek çeşitli tedavi yöntemleri olduğunu ifade etti.

    Menopozun etkisi vücut üzerinde bazı değişikliklere sebep olurken, hormonal değişiklikler kimi zaman saç dökülmesine neden oluyor. Östrojen ve Progesteron hormonlarındaki azalma ile kadınlarda saç dökülmeleri yaşanabileceğinin altını çizen GlobalHair Medikal Direktörü Berkant Dural, “Bu tip saç dökülmeleri için gerekli destekler ile saç dökülmesi ve incelmesinin önüne geçebilmek mümkün. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da saç köklerinin küçülmesine ve dökülmesine neden olan androjen hormonunun etkilerinin en aza indirmek için özellikle saç güçlendirmede etkili olan V6 Hairboost tekniği kullanıyoruz” dedi. 

    Menopoz dökülmelerini erken fark etmek önemli

    Menopoza bağlı olarak saç dökülmelerinin erken fark edilmesi gerektiğinin altını çizen Berkant Dural; “Her gün belli sayıda saç kaybı yaşamamız normal olsa da menopoz sürecinde olan kadınların bu konuda kendilerini ekstra gözlemlemelerinde fayda var. Öncelikle saç dökülmesinin boyutu kontrol edilmeli, bunun için kadınlar saçlarını tararken fırçaya, yastığına, duşa, lavaboya bakarak dökülen saç yoğunluğuna bakmalı. Eğer her zamankinden fazla bir saç kaybı varsa, saçlar daha hızlı kırılıyorsa, yapılan at kuyruğunun yoğunluğu azaldıysa ve saç dipleri daha görünür hale geldiyse bu durum, hızlı bir şekilde önlem alınması gerekir” dedi.

    Dökülmeleri kontrol altına almak mümkün

    Menopoz sonrasında kadınların giderek açılan saç diplerinin yarattığı estetik kaygıdan rahatsız olduğunu söyleyen Berkant Dural, “Saç dökülmelerini önleyebilmek için öncelikle vücutta eksilen değerlerin yerine konulması önemli. Bu noktada menopoz ile birlikte vücuttaki miktarı azalan vitamin ve mineraller konusunda destek alınabilir. Stresten uzak durmak, iyi beslenmek, yeterli miktarda su tüketmek, saçları ısıdan uzak tutmak gibi yaşam alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler ise saçlardaki dökülmelerin azalmasına etkili olacaktır. Bunlara ek olarak menopoz sonrası uyguladığımız V6 Hairboost yöntemi ile de çok etkili sonuçlar elde ediyoruz. V6 Hairboost yöntemi, içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde saçların daha gür ve sağlıklı görünmesini sağlıyor. İçeriğinde yer alan bileşenler ile saç dökülmelerini engelleyerek menopoz sonrası kadınların daha iyi bir saç yapısına sahip olmasını destekliyor” şeklinde konuştu.

    Babanızı mutlu edecek hediye seçenekleri BaByliss’te!

    0
    Babyliss Men babalar gunu

    Kişisel bakımda 50 yılı aşkın profesyonel uzmanlığa sahip BaByliss, bizi büyük özveriyle büyüten babalarımız için, onların hayatını kolaylaştıracak ve yepyeni bir görünüme
     kavuşmalarını sağlayacak hediye seçenekleri sunuyor.

    BaByliss’in her tarz ve bütçeye uygun erkek bakım ürünleri,
     babanız için en ideal hediye olacak.

    Babalar Günü, hayatımız boyunca bizi sarıp sarmalayan, düştüğümüzde elimizden tutup kaldıran, her daim arkamızda dağ gibi duran babalarımızı mutlu etmek için ideal bir gün. 

    “Yepyeni bir görünüme kavuşmayı, yeni saç stilleri denemeyi, en iyi şekilde görünmeyi ve hissetmeyi babalarımız da hak ediyor” diye düşünen, kişisel bakımın bir numaralı markası BaByliss, babalarımızı mutlu edecek, her tarz ve bütçeye uygun hediye seçenekleri sunuyor.  

    Evde mükemmel saç kesme deneyimi

    BaByliss E996E Super X Metal 10 Başlıklı Lityum Saç Kesme Makinesi, evde en az çabayla mükemmel bir saç kesme deneyimi yaşatıyor. Her seferinde kolay saç kesimi için tasarlanan makine, sağlam metal sapı ve yapı kalitesiyle dikkat çekiyor. Keskin açıya sahip Japon çelik bıçakları, tüm saç tiplerinde pürüzsüz, hassas ve hızlı kesme ve kırpma sağlıyor. Lityum iyon teknolojisi, 3 saate kadar kablosuz kullanım imkanı sunuyor. Şarj ilerlemesini ve kalan pil ömrünü gösteren dijital ekrana sahip makinenin, kulak ve burun tüylerini kesmek için kılavuz başlığı da bulunuyor. 

    Baştan sona erkek bakımı için 14’ü 1 arada!

    BaByliss MT996E Super X Metal 14 Başlıklı Lityum Yüz & Vücut Bakım Kiti; üstün saç kesimi, kolay vücut bakımı, sakal ve kirli sakalın günlük bakımı için tasarlandı. Sağlam metal sapı ve yapı kalitesine sahip profesyonel sınıf çoklu düzelticiye sahip olan ürün, lityum iyon teknolojisi sayesinde 5 saat kablosuz kullanım imkanı sunuyor. Hızlı şarj sistemi bulunan makinenin başlıkları kolaylıkla takıp çıkarılabiliyor. Islak ve kuru kullanım için su geçirmez özelliği bulunan ürün, duştayken bile rahat kullanım imkanı sağlıyor.

    En fazla Japon çelik serisi tercih ediliyor

    BaByliss’in Japon çelik serisi, olağanüstü performansı şık tasarımla birleştiriyor. Pürüzsüz ve zahmetsiz kesim için hassas olarak tasarlanmış koleksiyon, babanızın iyi görünmesine ve iyi hissetmesine yardımcı olacak. BaByliss’in Japon çelik serisinde yer alan erkek saç sakal kesme ve şekil verme ürün ailesi de babanız için ideal bir hediye seçeneği olabilir. 

    Japon çelik serisi ürün ailesinde yer alan BaByliss E990E Japanese Steel Dijital Saç Kesme Makinesi, benzersiz kesme performansı, lityum iyon pili sayesinde 160 dakikaya kadar olağanüstü kablosuz performans ve pürüzsüz kolay kesim sunuyor.

    BaByliss T890E Japanese Steel Sakal Kesme ve Şekillendirme Makinesi ise yüksek kalite lityum iyon pili ile 120 dakika kullanım süresi sunuyor. Pürüzsüz sakal kesimiyle de babanızın iyi görünmesine ve iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

    BaByliss MT890E Japon Çelik 12 Başlıklı Yüz ve Vücut Bakım Kiti de son derece yetenekli ve fonksiyonel bir cihaz. Su geçirmeyecek şekilde tasarlanan cihaz, güçlü ve çok yönlü özelliğiyle duşta da rahatlıkla kullanılabiliyor. 34 mm bıçak genişliğine sahip ürün, istenmeyen tüyleri almak için burun kılı alma başlığı da içeriyor. Dijital LED ekran, kalan pil şarjını, kilitleme işlevini ve seçilen ayarı gösteriyor.

    Misbahçe Nemlendirici Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu Eskisinden Daha Nazik ve Güçlü!

    0
    Nemlendirici & Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu

    Denizden alınan ilhamla formülü güçlendirilen yeni “Nemlendirici & Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu”, cildin nemli olmasını sağlayan, dengeleyici ve düzenleyici özelliklere sahip sıvı formu sayesinde, içerisine eklenen yeni biyo-aktif bileşenler ve bitki özleriyle daha dolgun ve parlak bir cilt görünümü sunuyor.

    Güzelliğin sırrının doğada olduğuna inanan Misbahçe‘nin dengeleyici ve düzenleyici özelliklere sahip sıvı formunda cilt bakım serumu olan “Nemlendirici & Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu”, cildin nemli olmasını sağlarken, aynı zamanda ciltteki genişlemiş gözenek görünümünü azaltmaya yardımcı oluyor.

    “Nemlendirici & Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu” içerdiği antioksidan bakımından zengin içeriklere sahip.  Formüle eklenen yıldız içeriklerden Cadı Fındığı Hidrosolü, tüm hidrosoller arasında en güçlü antioksidan özelliğe ile ön plana çıkıyor. Hassas ciltler için de faydalı olan bu içerik, sebum dengelemeye ve gözenek görünümünü sıkılaştırmaya da yardımcı oluyor.  Itır, Lavanta ve Melisa gibi bitkisel hidrosollerin karışımı, besleyici ve nemlendirici etkileriyle seruma güçlü bir baz oluşturuyor.

    Yüksek teknolojiyle elde edilen Kedi Bıyığı Otu ve formüle yeni eklenen Toprak Deniz Suyu aktifleri, gözenek görünümünü minimize etmek için yenileyici Muz Özü ile birlikte çalışırken, cilt düzenlemesini de sağlıyor. 

    Düşük moleküler ağırlıkta bitkisel Hyalüronik Asit cilde alttan doldunluk sağlayarak kırışıklık görünümünü azaltmaya yardımcı oluyor. Bu formül sayesinde; cildin nemlenmesinin yanı sıra, sonrasında uygulanacak olan ürünlerin emilimini de artırıyor. 

    Yaz sıcaklarında cildinizin daha nemli, sıkı ve ipeksi bir dokunuşa sahip olmasını istiyorsanız, yanınızdan ayırmayacağınız Misbahçe Nemlendirici & Gözenek Karşıtı Aktif Yüz Suyu’nu denemelisiniz. 

    Origins’in Her Cilt Tipine Uygun ve En Sevilen Maskelerini Keşfedin!

    0
    orgins cilt bakım

    Gücünü doğadan alan Origins’in farklı cilt tiplerine ve ihtiyaçlarına yönelik maske ailesi yaz bakımının da favorisi haline geliyor.

    Maskeler cilt bakım rutininin en önemli destek ürünlerinden biridir. Cildi temizlemek ve ihtiyacı olan nemi sağlamak, canlı ve parlak bir cilde sahip olmak için en önemli aşamalar fakat haftada en az 1 kez uygulayacağınız bir maske cilde ihtiyaç duyduğu özel bakımı sağlamak adına da destek veriyor. Origins’in maskeleri sahip olduğu doğal ve yoğun içerikler sayesinde bu özel bakımı sunarken, her cilt tipine uygun bir maske barındırıyor.

    Clear Improvement Aktif Kömür Maskesi

    • Arındırma
    • Gözenek görünümünü küçültme
    • Yağlı görünümü engelleme

    Origins’in Clear Improvement Aktif Kömür Maskesi, Bambu Kömürü içeriğiyle cildi kir, kalıntı, çevre kirliliği gibi gözenekleri tıkayan toksinlerden arındırır. Çevresel toksinleri emen Beyaz Çin Kili ile cilde daha aydınlık ve yumuşak bir görünüm sunar. Cildi arındırarak derinlemesine temizler. Yağlı ciltler için ideal olmakla birlikte tüm cilt tiplerinin kullanımına da uygundur.

    Drink Up Intensive Yoğun Gece Maskesi

    • Yoğun nemlendirme
    • Yumuşacık bir cilt
    • Duyuları harekete geçiren koku

    İsviçre Buzulu Suyu, Hyaluronik Asit ve Avokado Yağı ile formüle edilen  Drink Up Intensive Yoğun Gece Maskesi, 72 saat aralıksız nemlendirme ile ekstra nemsiz kalmış cildinizi beslemeye yardımcı olur. Ayrıca, cildin kalıcı olarak nemi hapsetmesine destek olur. Siz uyurken cildinizi süper gıdalarla besler. Yoğun nem ihtiyacı duyan kuru ciltler için uygundur.

    Original Skin Pembe Kil İçerikli Canlandırıcı Maske

    • Arındırma ve canlandırma
    • Gözenek görünümünü küçültme
    • Pürüzsüz bir cilt görünümü

    Pembe Kil içeren maske gözenekleri nazikçe arındırarak cilt dokusunu yenilemeye yardımcı olur ve daha kusursuz ve doğal olarak ışıldayan bir cilt sunar. Daha iyi bir cilt görünümü için gözenekleri tıkayan ölü deri, kir ve kalıntıları arındırır. Tüm cilt tipleri için uygundur.

    Clear Improvement Besleyici & Arındırıcı Bakım Maskesi

    • Arındırma
    • Besleme
    • Gözenek görünümünü küçültme

    İçeriğindeki Bambu Kömürü cildi derinlemesine temizlemeye yardımcı olurken Bal ile cildi beslemeye yardımcı olur. Detox etkisi ile cildin temizlenmiş ve rahatlamış hissetmesini sağlar. Tüm cilt tipleri için uygundur. 

    Out of Trouble Bakım Maskesi

    • Yağlı görünümü engelleme
    • Akne karşıtı
    • Nane ile ferahlatıcı formül

    İçeriğindeki Çinko Oksit ve Kükürt ile ciltteki fazla yağı emer. Salisilik Asit ile daha aydınlık, yumuşak bir görünüm ve his sağlamaya yardımcı olur. Camphor (Kâfur) içeriği ise cildi tazeler, ferahlatır ve sakinleştirir. Karmadan yağlıya dönük ciltler için uygundur. 

    Origins’in favori maskelerine ve daha fazlasına, Sephora mağazalarından, Sephora Online’dan, www.origins.com.tr’den ve www.trendyol.com.tr’den ulaşabilirsiniz.

    Yazın Cildi Güneşten Korumanın Püf Noktaları

    0
    gunesten korunma

    Güneşin cildimize zararları nelerdir?

    Yeryüzüne düşen güneş ışınlarının yüzde 5’ini mor ötesi (ultraviyole) ışınlar oluşturur. UV (ultraviyole) ışınları; gözle görünmez, elektromanyetik spektrumda görünür, ışığa göre daha yüksek enerji içerir ve UVA, UVB, UVC olmak üzere dalga boylarına göre ayrılır. UVC’nin tamamı UVB’nin yüzde 70-90’ı ozon tabakası tarafından emilir. UVA ise yeryüzüne kadar ulaşır. Güneş yanığında oluşan kızarıklıktan asıl sorumlu olan UVB’dir. UVA ise deriye bir takım uyarıcılar sürülmeden direkt kızarıklığa yol açmaz; ancak bu UVA’nın deride etkin olmadığı anlamına gelmez. UV ışınlarının derinin bağışıklık sistemi, krasinogenezi ve yaşlanması üzerinde etkileri vardır. UV, derinin bağışıklık sistemini baskılayarak fotokarsinogenezi tetiklediği gibi, sedef gibi dermatolojik hastalıkların tedavisinde yer almaktadır.  

    YYÜ Gaziosmanpaşa Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzman Dr Tuğba Doruk, yaz mevsimi boyunca cildimizi güneşten korumanın püf noktalarını anlattı, dikkat edilmesi gerekenler konusunda uyarılarda bulundu. 

    Güneş ışınları cilt kanserine; DNA yıkımıyla mutasyonu tetikleyerek, bağışıklığın baskılanmasını ve serbest radikallerin ortaya çıkması ile neden olur. Deri kanserleri, ben ve ben dışı deri kanserleri olmak üzere gruplandırılabilir. Ben dışı deri kanserlerinin gelişiminde hayat boyu maruz kalınan toplam UV dozu önemlidir. Ben kanserlerinde ise uzun süreli temastan çok tekrarlayıcı ve ani yanıklar oluşturan şiddette UV ışını rol oynamaktadır. Bu sebeple çocuk ve genç erişkinlerde UV ışını maruziyetinin azaltılması önemlidir.

    Derinin yaşlanması genetik, çeşitli hastalıklar gibi iç dinamiklerle ve UV, beslenme, alışkanlıkları gibi dış etkenlerle meydana gelir. Özellikle UVB yaşlanmayı başlatmakla beraber UVA deri yaşlanmasında kritik role sahiptir. Yapılan çalışmalarda UV ışının tip I-III kolajende kırıklara ve elastik liflerinde hasara neden olduğu bildirilmiştir.

    KUM VE DENİZDEN YANSIYAN IŞINLARA DİKKAT!

    Güneşten nasıl korunmalıyız?

    • Güneş ışığından korunmada dikkat edilmesi gerekenler önem sırasıyla; gölgede kalma ve güneşin aktif olduğu saatlerde dışarıda bulunmama, kıyafetlere dikkat etme ve güneş koruyucularıdır. Güneş ışıklarının en etkili olduğu saatler 10.00-16.00 arasıdır. Direkt maruziyet kadar kum ve denizden yansıyan güneş ışınlarını da dikkate almak gerekir. 
    • İnce bulutlar UV’yi filtre edemezken kalın bulutlar UV’nin önemli dozunun yeryüzüne ulaşmasını engelleyebilir. Gölge, direkt gelen ışınları engeller; ancak maruziyet kum ve denizden yansıyan, saçılan güneş ışınlarıyla gölgede olunsa bile devam eder.
    • Giysiler güneş koruyuculara göre güneş ışınlarından korunmada daha etkindir. Kumaşın dokuma sıklığı ve çeşidine göre koruyuculukları artar. Yıkanmış kumaşların süzme özelliği daha fazladır.
    • Güneş koruyucu kremlerin aktif bileşenleri kimyasal (organik) ve fiziksel (mineral-inorganik) olmak üzere ikiye ayrılır. Kimyasal güneş koruyucular UVB’den yani güneş yanığından korurlar ancak UV’nin bağışıklık baskılayıcı etkilerini engelleyip engelleyemedikleri tam olarak açık değildir.
    • Fiziksel güneş koruyucular deriden emilmez ve bariyer etkisi sağlar. Kimyasal koruyuculara göre üstünlükleri daha geniş spektrumda UVA ve UVB filtrasyonu sağlamalarıdır.
    • Güneş koruma faktörü (Sun Protection Factor- SPF) olarak bilinir ve günlük korumada 15 SPF’nin yeterli olduğu söylenmektedir. Önemli bir nokta, standart SPF hesaplanırken laboratuvar ortamında deriye daha kalın bir tabaka (2 gr/cm2 ) tüm bölgeye eşit miktarda sürülmektedir. Bu yüzden pratik kullanımdaki SPF’nin değeri ambalaj üzerinde yazılandan daha düşük olduğu unutulmamalıdır.
    • SPF sadece UVB’den koruma derecesini gösterirken UVA’ya koruyuculuk net ölçülemediğinden SPF’nin yanına artı şeklinde yazılır.
    • SPF tek başına yeterli olmadığından görünür ışığı da dahil eden fotosensitivite koruma faktörü Photosensitivity Protection Factor; PPF) geliştirilmiştir.

    Hangi cilde hangi tür güneş kremi kullanılmalı?

    Güneşe karşı duyarlı hastalığı (gül hastalığı, güneş alerjisi, lupus vb.) olan kişiler UV’den olduğu kadar görünür dalga boyundaki ışıktan da etkilenirler. Fiziksel koruyucular ve bazı pigmentli koruyucular bu hastalarda daha etkin fayda sağlayabilir. 

    GÜNEŞE ÇIKMADAN 15 DAKİKA ÖNCE KORUYUCU UYGULAYIN

    Güneş kremi ne kadar sürede yenilenmelidir?

    Güneş koruyucular güneşe çıkmadan en az 15 dakika önce cilde uygulanmalı, her iki saatte bir yenilenmeli ayrıca her suyla temas sonrasında tekrarlanmalıdır.

    Makyaj ve yoğun güneş bir arada olunca cilde zarar verir mi?

    Cilde uygulanan bazı ürünlerin içinde güneş ışığıyla temas halinde alerjik reaksiyon (fototoksik) meydana gelme olasılığı vardır. 

    Örneğin;

    ● Parfüm,

    ● Çeşitli pigmentler,

    ● Bitkisel ekstratlar-yağlar: limon, portakal, bergamut, mandalina, greyfurt, lime, lavanta, biberiye, incir, melek otu, sarı kantaron, çay ağacı, tarçın,

    ● Benzofenon türevi oksibenzon içeren güneş koruyucuları, kapatıcılar, BB/CC kremler veya nemlendiriciler duyarlılığı olan kişilerde güneşe çıkıldıktan sonra alerjiye neden olabilir.

    ÖNCE KORUYUCU SONRA FONDÖTEN KULLANIN

    Güneş koruyucu üzerine sürülen fondoten güneş koruyucunun etkisini azaltır mı? Güneş koruyucuyla beraber fondoten veya çeşitli kapatıcılar kullanmak görünür ışığı da süzeceğinden çok daha etkili sonuç sağlayacaktır. En iyi sonucu elde edebilmek için herhangi bir nemlendirici, cilt bakım ürünü veya kapatıcı uygulanmadan, temiz cilt üzerine tüm yüzünüze yedirerek güneş koruyucu sürün ve cilde tam nüfuz etmesi için birkaç dakika bekleyin. Böylece yeterli miktarda güneş koruyucusundan faydalanmış olacaksınız. Daha sonra cildinize uygun fondoteni uygulayın. Pigmentli güneş koruyucuları ve güneş korucusuyla aynı anda fondoten sürüldüğünde eşit ve yeterli miktarda güneş koruyucu cilde uygulanmayacaktır. Eğer dışarıda uzun süreler güneş altında kalacaksanız, güneş koruyucunuzu tekrar makyajınızın üzerine uygulamaktan çekinmeyin. Cildinizi kanserden korumak, kusursuz fondötenden daha önemlidir.

    CİLD SAĞLIĞI İÇİN BALIĞI BOL TÜKETİN

    Cildi güneşten korumamıza yardımcı olacak besinler var mıdır?

    Sadece gıdalarla cildimizi güneşten korumak yeterli olmamakla beraber aşağıda sayılan antioksidanlar cilt ve genel sağlığı için faydalı olduğu öne sürülmektedir:

    Omega 3, somon, ringa, uskumru, ceviz, çiya, kenevir, flavonoid, maydanoz ve yeşil yapraklı sebzeler, naranciye, bitter çikolata, yeşil çay, doymuş yağ asitleri, hindistan cevizi yağı tereyağı (fazlası damar sertliğine neden olur), astaksantin, somon balığı, kırmızı alabalık, karides, balık yumurtası, yengeç, yosun ve mikroskobik algler, ıstakoz, yumurta sarısı, beta karoten,  sarı, kırmızı ve yeşil yapraklı sebzeler, havuç, ıspanak, marul, domates,  tatlı patates, brokoli,  kavun, portakal, kabak.

    KOYU TENLİLERDE LEKE RİSKİ DAHA FAZLA

    Kuru ciltler mi yağlı ciltler mi; beyaz tenliler mi koyu tenliler mi güneşten daha çok etkilenir? 

    Yağlı ciltler genelde daha kalın epidermis ve ek olarak kuru ciltlere göre yağ bariyerine sahip olduklarından göreceli olarak güneşten daha az etkilenirler. Ayrıca güneş yanığı riskinde cilt rengi de önemli bir faktördür. Fitzpatrick cilt tipi sınıflaması 1’den 6’ya kadar cildin güneş ışığına verdiği yanıta göre derecelendirilmiştir. Cilt rengini belirleyen melanin pigmentinin yoğunluğudur. Örneğin, Fitzpatrik tip 1 ten rengine sahip kişiler kolayca yanıp bronzlaşamazken, melanin pigmenti çok yoğun tip 6 kişiler güneş yanığı olmadan kolayca bronzlaşırlar. Koyu tenli bireylerde genel olarak melanin pigmenti yoğunluğuna bağlı olarak cilt hasarı veya güneş teması sonrasında leke oluşma riski daha fazladır. Bu yüzden gerek açık tenli gerekse esmer tenli bireylerin güneşe çıkmadan önce mutlaka güneş koruyucu sürmeleri gereklidir. Cilt yapısı beyaz ten renginin yanında hassas ve kızarmaya meyilli ise kimyasal filtreler yerine titanyum veya çinko oksit içeren fiziksel güneş koruyucuları tercih etmeleri önerilir.

    Yaşa göre güneşten etkilenmenin riskleri var mıdır? 

    Özellikle ailesi ve kendisinde deri kanseri öyküsü olanlar, doğumsal benleri,

    fotosensitivitesi (güneş hassasiyeti) olan kişiler, sürekli açık havada çalışan ve bağışıklığı baskılayıcı tedavi alan kişilerin UV ışınlarından korunması büyük önem taşımaktadır.

    CDC’ye göre ortalama 65 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süresi ortalama 20 yıldır. Bu süre zarfında deri kanseri olasılığını azaltmak amacıyla geriatrik popülasyonda mutlaka güneşten korunmaya önem verilmelidir. 6 aylıktan daha küçük bebeklere FDA’in uyarısına göre güneş koruyucuların kullanılması önerilmemektedir. Gün ortasında bebeklerin güneşe çıkarılmaması, dışarıda bulunmak zorundaysa koruyucu kıyafetlerin giydirilmesi gereklidir.

    6 aylıktan büyük bebekler için kimyasal içermeyen çinko oksit veya titanyum oksit gibi mineral filtreler içeren güneş koruyucular kullanılabilir. Çocukluk çağında meydana gelen ani güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda deri kanserlerine neden olabilir.

    Arzulanan Kozmetik Markası “Le Desıre Kozmetik”İddialı Ürünleri İle Beğeninize Sunuluyor!

    0
    ledesire_hempcollection_s

    Doğayı ilham alan Le Désiré, ürün yelpazesini uzun çalışmalar sonucu İsviçre’de geliştirilen eşsiz formülü sayesinde insan doğasına ve doğal yaşama en uygun şekilde sizler için hazırladı. Kataloğundaki beş çeşit ürün, tüm cilt sorunlarını gidermeyi hedeflerken; içeriğinde öne çıkan kenevir tohumu yağı ve yaşlanma karşıtı bakım özellikleri ile Le Désiré kusursuz bir görünüm sağlıyor ve gün boyu cildin ihtiyacı olan bakımı sunuyor.

    “Doğayı Hisset, Doğal Hisset” mottosuyla yola çıkan Le Désiré Hemp Collection ürünleri, doğal yaşamı ve insanların doğal güzelliğini bir arada tutmayı hedefliyor. Le Désiré Kozmetik ürünlerinin içeriğinde kullandığı kenevir tohumu yağı, biomimetic peptitler, niacinamide, phospholipid ve kök hücre teknolojisi gibi özel içerikler ile mucizevi bir dokunuş sağlayarak genel cilt bakımı rutininize keyifli bir soluk getiriyor.

    Günün tüm zaman dilimlerinde yanınızda olan Le Désiré ürünleri, doğal bileşenleri ile dikkat çekiyor. 

    Yepyeni bir güne başlarken, cildinizi güneş ışınlarının ve çevresel faktörlerin zararlı etkilerine karşı koruyabileceğiniz Le Désiré Day Cream, SPF 15 koruma içeren formülü ile size gün boyu eşlik ediyor. İçeriğinde bulunan kolojen, elastin ve hyaluronik acid ile de cildin elastikliğini artırıyor ve nemlendiriyor. 

    Göz çevresini canlandırarak dolgun bir görünüm kazandıran Le Désiré Eye Serum, her kullanımda farkını hissedeceğiniz çok özel bir formül içeriyor. Kazayakları, dikey/yatay çizgiler ve koyu halka sorunlarını toplam 28 günde minimize ederek göz bölgesinin görünümünü iyileştiriyor ve canlandırıyor. 

    Ciltte koruyucu bir tabaka oluşturarak, suyun kurutma etkisine karşın, cildi temizlerken, nemlendiren Facial Cleansing Foam, parlak, sağlıklı görünen bir cilt isteyenler için ideal bir ürün. Köpüğe dönüşen formuyla cildi nazikçe kirden ve makyaj kalıntılarından arındırıyor, cildinizi temizleyip, nem ve enerji veriyor.

    Cildinizin pH seviyesini dengeleyerek sizi bir sonraki rutine hazır hale getiren ve ürün emilimini artıran Le Désiré Facial Toner, cilt bakımını kusursuz hale getiriyor. Bu alkol içermeyen zengin losyon, gözenekleri temizlerken cildi yatıştırıyor, yumuşatıyor ve gözenek görünümünü en aza indirgemeye yardımcı oluyor. 

    Dünyanın en kaliteli “retinoid” içerikli gece kremi: Le Désiré Night Cream

    Gece boyunca cildinizdeki nemi artıran, bariyer onarımını destekleyen, aynı zamanda çene ve gıdı bölgesinde oluşan sarkıntılığı azaltan, yıpranmış olan cildin hücre yenilenmesine destek olan Le Désiré Night Cream, gece boyunca cildinizi yenileyerek ve canlandırarak bir sonraki güne hazırlıyor. 

    Doğayı Hissetmek İçin Ürün Alan Her Kişi Adına Tohum Topu Atışı

    Le Désiré Kozmetik sosyal bir girişim olan ecording ile yürüttüğü iş birliği sayesinde biyoçeşitliliğin korunmasına ve geliştirilmesine katkı sağlıyor. Proje kapsamında satılan her bir Le Désiré kozmetik ürünü için yangın bölgelerine ve insan erişiminin mümkün olmadığı noktalara ecoDronelar ile tohum topları atılıyor. Bu tohumlar sayesinde doğaya ve çevreye yapılan katkının sertifikası, ürünler beraberinde kişi adına özel kart ile gönderiliyor. 

    Kullandığınız Ürünlerin İçeriğini Merak Ediyor Musunuz?

    Le Désiré Kozmetik web sitesinde ürün bilgilerine geniş yer veriyor. Avrupa ve Amerika’da milyarlarca dolarlık bir sağlık sektörü haline gelen ve ilaç firmaları tarafınca gün geçtikçe daha yoğun kullanılan kenevir bitkisinin mucizevi faydalarına ve tüm ürünlerin detaylı içerik bilgilerine ulaşmak için her hafta güncellenen bu bloğu takip etmenizi öneriyoruz. 

    Maymun Çiçeği Döküntüsü, Alerjik Döküntü İle Karışır Mı?

    0
    maymun cicegi

    Vakaların artışıyla yeni bir küresel salgın olarak kabul edilen ‘Maymun Çiçeği Hastalığı’ günümüzde Afrika dışında ilk kez bu sıklıkta görülüyor.

    Prof. Dr. Demet Can, Maymun Çiçeği hastalığında ateş, halsizlik, baş ağrısı, titreme, lenf bezlerinde büyümenin yanı sıra döküntülerin olduğunu ancak bu döküntülerin alerjik döküntülerden farklı olarak sıkça avuç içi ve ayak tabanlarında yoğunlaştığına dikkati çekti.

    COVID-19 pandemisine henüz tam olarak veda edememişken dünyanın bazı bölgelerinde yeni bir küresel salgın olarak Maymun Çiçeği Hastalığı çıktı. Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalık bir DNA virüsü olan Monkeypox virüsü ile bulaşıyor. İngiltere, Kuzey Amerika, Avustralya’da ve Avrupa Birliği ülkelerinde 340 civarı hastanın rapor edilmesi üzerine hastalık salgın olarak kabul edildi. Dünya Sağlık Örgütü, endemik (belirli bir bölgeye özgü) olmayan ülkelerde yaşayan 92 hastanın laboratuvar olarak doğrulandığını, 28 hastanın ise henüz araştırılmakta olduğunu bildirdi.

    Maymun Çiçeği, Afrika dışında ilk kez bu sıklıkta görülüyor!

    Monkeypox virüsünün neden olduğu bu hastalık 1958’de maymunlarda, 1970’te ise insanlarda tanımlandı. O günden bu yana Kongo, orta ve batı Afrika’da endemik olarak bulunuyordu. Günümüzde ise farklı olarak Afrika dışında ilk kez bu sıklıkta görülüyor, insandan insana geçebiliyor ve hastaların çoğunun Afrika ülkelerine yapılan seyahatlerle hiçbir ilgisi yok. Ölüm oranı ise Afrika’da verilerin ışığında %1-10 olarak bildiriliyor. Çiçek aşısının %85 etkinlik oranıyla Maymun Çiçeği virüsüne karşı koruyucu olduğu bilinmekte. Salgının ortaya çıkmasında çiçek aşısının artık uygulanmaması, ormanların azalması, iklim veya demografik değişiklik gibi faktörler suçlanıyor.

    Kuluçka süresi 7 ila 14 gün ancak 5-21 gün arasında değişebiliyor…

    Prof._Dr._Demet_Can_

    Maymun Çiçeği virüsünün nasıl bulaştığını aktaran Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Demet Can, “Maymun Çiçeği virüsü; insandan insana soluk havasındaki damlacıklar ve hastanın deri lezyonlarına doğrudan temas ile bulaşıyor. Cinsel ilişki sırasında vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla da bulaşabildiği biliniyor. Bulaştıktan sonra hastalığın ortaya çıkması yani kuluçka süresi 7-14 gün ancak 5-21 gün arasında değişiyor” şeklinde konuştu.

    Maymun Çiçeğinin alerjik döküntülerden ayırabilecek belirtilerine dikkat çeken Prof. Dr. Demet Can şu açıklamayı yaptı: Maymun Çiçeği hastalığında belirtiler; ateş, halsizlik, baş ağrısı, titreme, lenf bezlerinde büyümenin yanı sıra çiçek hastalığına benzer bir döküntüler şeklinde sıralanıyor. Döküntü ortaya çıktıktan 14-28 gün sonra pul pul dökülmeye başlıyor. Hastalığın döküntüleri 0,2 ila 1 cm büyüklüğünde olup genellikle önce yüzde görülüyor ve takiben tüm vücuda yayılıyor. Çiçek hastalığı gibi, döküntüler avuç içi ve ayak tabanlarında yoğunlaşıyor. Alerjik döküntüler ile Maymun Çiçeği karşılaştırıldığında alerjik döküntülerde ateş, titreme, lenf bezi büyüklüğü eşlik etmez, genellikle kaşıntılıdır, avuç içi ve ayak tabanında görülmez.”

    Evlilikte 3 Önemli Adım!

    0
    evlilikte 3 onemli adim

    Evlilikte tarafların hep karşı tarafın özelliklerine ve beklentilerine odaklandığını kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, karşı taraftan beklentilerin yanı sıra kişinin kendi görevlerini ve sorumluluklarının da bilincinde olması gerektiğini söyledi.

    Kişinin mutlaka ‘Ben nasıl olmalıyım?’ sorusunu da kendine sorması gerektiğini kaydeden Tarhan, evlilikte önemli üç adım olduğunun altını çizdi. Evlilikte ilk adımın kendini tanımak, ikinci adımın karşı tarafı tanımak, üçüncü adımın ise evlilik kurumunu yani sistemi tanımak olduğunu vurgulayan Tarhan, evliliğin bir sığınak haline gelmesi için çiftlerin gayret etmesi ve zaman ayırması gerektiğini ifade etti.

    Prof._Dr._Nevzat_Tarhan___1

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, evlilik olgunluğuna ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Evlilik yeterliliğiyle evlilik olgunluğunun aynı şey olmadığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evlilik yeterliliğinde çiftlerin yaşının tutması ve iki tarafın da birbirini istemesi yeterli gözüküyor. Bu evlilikte yeterlidir. Evlilik olgunluğu ise evlenecek kişilerin yeniden bir aile inşa etmeleri demektir. Yani iki kişi yeniden toplumsal bir birim inşa edecektir. Bu bir inşa faaliyeti olduğu için orada belli bir olgunluk gerekiyor. Yeterliliğin dışında yetkinlik gerekiyor ve olgunluk gerekiyor.” dedi.

    Tüm bu nedenlerle evlilik olgunluğuyla ilgili evlilik olgunluk ölçekleri geliştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu ölçekler evlilik olgunluğu konusunda bir fikir üretebiliyor, orada ölçeklerin psikolojik (duygusal) boyut, ekonomik boyut, sosyal (toplumsal) boyut, cinsel (biyolojik) boyut gibi alt boyutları var. Bu alandaki denklik çok önemli.” dedi.

    Olgunluğa sahip olmayan evlilikler yürümüyor

    Çiftlerin bu boyutlarda denk olmaları halinde evlilik olgunluğunun ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evlilik kurumu, bu nedenle ehliyet almak ve araba kullanmaktan daha önemsiz değil. Araba kullanmak için bir ehliyet gerekiyor, evlilik için de aynı şey geçerli olmalıdır. Evlilik olgunluğuna sahip olmayan rastgele evlilikler büyük ölçüde yürümüyor. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde ilk 5 yılda boşanma oranı %50’nin üzerinde, Türkiye’de ise bu oran %39.” dedi.

    Evlilikte bağlılık oluşursa güven alanı haline geliyor

    Evlilik olgunluğu olan kişilerin sorunları aşabildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evlilikte üç dönem vardır. Birinci dönem; romantizm dönemidir. Bu dönem, tarafların birbirlerinin kusurlarını görmedikleri, balayı gibi bir dönemdir. Romantizm dönemi genellikle birkaç aydan iki seneye kadar sürüyor. Ondan sonra hayatın gerçekleri karşısına çıkınca güç çatışmaları ve kişilik çatışmaları başlıyor. Bu dönemde taraflar yaş aldıysa ya da akıllıca çözüm üretirlerse olgunluk dönemine yani bağlılık dönemine geçiyor. Evlilikte bağlılık oluşuyor. O zaman evlilik güven alanı haline geliyor. Evlilik bir sığınak haline geliyor.” diye konuştu.

    Evliliğe yatırım yapılmalı

    Evliliğin sığınak hale gelmesini sağlamak için evliliğe yatırım yapmak ve inşa etmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İki kişinin bir araya gelip inşaat yapıyorum demesiyle olmuyor. Ciddi bir şekilde ilgi lazım, iki kişinin de gayret etmesi ve zaman ayırması gerekiyor. Önüne çıkacak engelleri aşması gerekiyor. Bütün bunları yapabilmesi için de muhakkak kişilerin bununla ilgili planlı hareket etmesi gerekiyor.”dedi. Evlilikten önce ideal olanın tarafların evlilik olgunluğunun olup olmadığının anlaşılması ve iki tarafın da bu pencereden ilişkiye bakmalarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “O pencereden ilişkiye bakabilirlerse ne oluyor? O ilişki sağlıklı bir şekilde yürüyor.” dedi.

    Fırtınasız evlilik beklemek hoş olurdu ama mümkün değil…

    Evliliklerde de mutlaka fırtınalı dönemler yaşanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Fırtınasız evlilik beklemek hoş olurdu ama mümkün değil. Evlilik, bir geminin limandan ayrılıp hedefe doğru yola çıkması gibidir. Yola çıkarken fırtınalar olacak, çeşitli zorluklar olacak. O zorlukları nasıl aşacağını kişinin bilebilmesi gerekiyor.  Onu öğrenirse ve hazırlıklıysa kolay aşılıyor yoksa sorun büyüyor. Bu hastalıklara karşı önlem almaya benziyor. Kişi hijyenine dikkat ediyorsa bağışıklık sistemini güçlü tutuyorsa bir miktopla karşılaştığında vücudu direnir ve hasta olmaz. Ufacık kıskançlık ya da kriz durumunda taraflar başa çıkmayı ve sağlıklı bir şekilde çözüm üretmeyi bilirse sorun büyümeden kendiliğinden düzeliyor ve böylece iki kişi hayatı öğrenmeye çalışıyor.”dedi. Evlilik olgunluğu olmayan bir kimsenin ufak bir pürüzde gemiyi terk etmeye kalkacağını kaydeden Tarhan, evlilikte her şeyin yolunda gideceği beklentisinin yanlış olduğunu, zaman zaman sorunların çıkacağının bilinmesi gerektiğini söyledi.

    Evlilikte üç önemli adım var

    Evliliğe ilk yüklenen anlamın çok önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, burada karşı taraftan beklentilerin yanı sıra kişinin kendi görevlerini ve sorumluluklarının da bilincinde olması gerektiğini söyledi. Evlilikte üç adım olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evlenmek isteyenlerle karşılaştığım zaman bakıyorum kişi hep eşinin nasıl olacağını araştırıyor. Kadın ya da erkek fark etmez, ‘Nasıl bir kişi olsun?’ Kişi asla kendi sorumluluklarını düşünmüyor. ‘Ben nasıl olmalıyım?’ sorusunu da düşünmesi gerekiyor. Birinci hata burada oluyor. Kendinin ne yapması gerektiğine bakmadan, karşı tarafın ne yapması, nasıl olması gerektiğine bakarsan evlilikte ilk hayal kırıklığı kısa zamanda yaşar. Bunun için evlilikte ilk adım, kendini tanımaktır. İkinci adım, karşı tarafı tanımaktır. Üçüncü adım ise evlilik kurumunu yani sistemi tanımaktır.” diye konuştu. 

    Evlilikte ahenk oluşturmak gerekiyor

    Evlilikte de tıpkı hayatta olduğu gibi beklentilerin olduğunu ancak beklenti yönetiminin doğru yapılması gerektiğini ifade eden Tarhan, şunları söyledi:

    “Gerçekçi olmayan beklentiler yani beklentilerin yanlış olması kriz sebebidir. Evlilikte de aynı şekilde beklentiler var. Evlilikte de eşle ilgili ve hayatla ilgili beklentiler vardır. Hayat insanın hayal ettiği ve yaşamak istediği şeyler değil, karşısına çıkan yaşadığı şeylerdir. Hayat insanın hep planladığı şekilde giden bir kavram değil. Hayat insanın tek başına da karar verebileceği bir kavram değildir. Evlilikte de tek bir kişi yok, iki kişi var artık. Kişi iki gözle görmeyecek artık dört gözle görecek. İki kulakla işitmeyecek, dört kulakla işitecek. Böyle bir ahenk oluşturmak gerekiyor. Evlilikte çiftler ben kalarak biz olabilmeyi sağlamalıdır.” dedi.

    Evlilikte güçler dengesi önemli

    Evlilikte çiftler arasındaki dengenin de önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Korku kültürünün hakim olduğu, ekonomik gücün erkekte olduğu evliliklerde erkek çocukları bazı durumlarda bunu taklit ediyor, bazı çocuklar da evlenmekten korkuyor. Ataerkil kültürdeki buyurgan evlilik modeli bu. Evlilikte eş kaptanlık sistemi olmalıdır. Günümüzdeki evliliklerde birlikte karar vermek ve birlikte ileri gitmek vardır. Bizim kültürümüz buna çok güzel bir çözüm bulmuş: İç işleyişi kadına, dış işleyişi erkeğe vermiş. Kadını evde ve ailede dahiliye müdürü olarak kabul etmiş, evin içinde kadın karar veriyor. Parasal alanlarda, yatırım konularında ise son karar erkeğe bırakılmış. Bizim kültürümüzde böyle bir sessiz bir anlaşma olmuş.” dedi.

    Sağlıklı çocuklar sağlıklı yuvada yetişir

    Sağlıklı ilişkilerin ve iletişimin olduğu bir yuvada sağlıklı çocukların yetişeceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evlilikte sıcak bir aile ortamı olmadan sağlıklı çocuk yetişmez. Sağlıklı, iyi ve yüksek ahlaklı çocuklar yetiştirmek ailenin birinci hedefidir. Çocuktaki ahlaki değerler ise yaşantılarla gelişiyor. Birlikte hikâyelerle, birlikte oluşan hayat senaryolarıyla gelişiyor. Çocuğun babası ve annesiyle yaşadığı olaylar gelişen ruhuna birer tohum gibi atılıyor, hayat senaryoları gibi ekiliyor. İleri yaşta karar verirken farkında olmadan kendi davranışlarını şekillendiriyor.”dedi.

    Aile sağlıklı değilse toplumda çürüme başlar

    Daha önceki yıllarda ailenin yaptığı kültürel aktarımın şimdi postmodern dönemde sosyal medyanın yaptığını söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bizim çocuklarımız artık bizim çocuklarımız olmayacak, sosyal medyanın ve popüler kültürün çocuğu olacak. Önlem alınmazsa belki 50 yılda birçok kültür yok olacak. Milli özelliğimizi kaybetme ihtimaliyle ciddi ciddi karşı karşıyayız. Vücut milyarlarca hücreden oluşuyor. Toplum da milyonlarca aileden oluşuyor. Eğer hücre bozulursa kanser oluşuyor. Aile sağlıklı değilse o toplumda çürüme başlar. Ailenin zarar görmesi, aslında toplumun kan kaybetmesi demektir. Aile, değerleri öğreten birinci kurumdur.” dedi.

    Akıl ve kalp birlikteliği önemlidir

    Sağlıklı bir evlilikte akıl ve kalp beraberliğinin de önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Otomobille bir yolculuğa çıkmakla evlilikte bir yolculuğa çıkmak çok farklı değil.  Otomobille yolculuğa çıkanlar, direksiyonu bırakıp da birbirlerine bakmazlar. Bir hedefleri vardır geleceğe bakarlar ama otomobilin içinde birlikte hareket etmek isterler. Hayat ve evlilik de böyle bir yolculuktur. Akıl otomobilin direksiyonu gibidir. Bir de arabanın motoru var. Motor güç verir direksiyon da yön verir. Sadece motor varsa ve direksiyon kötüyse araba gitmez. Duvara çarpar. Ya da direksiyonu iyi ancak motor enerjisi yoksa araba yine yürümez. Yani bu ikisi birbirlerini tamamlıyor, o nedenle evlilikte de akıl ve kalp olmalı.”dedi.

    Evliliğin en büyük ihtiyacı diyalogdur

    Evliliğin en büyük ihtiyaçlarından birinin de diyalog olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evliliğin en büyük düşmanı inatçılıktır. İnatçılık, bencillikten kaynaklanıyor. Kişi hep ben biliyorum diyorsa benmerkezcidir. En büyük özellikleri empati yoksunu olmalarıdır. Bu tip kişiler karşı tarafın duygularını, ihtiyaçlarını okuyup anlayamazlar. İnatçı kişiler karşı tarafın penceresinden bakamazlar egolarını kutsallaştırmışlardır. Bu nedenle inatçılık ve bencillik evliliğin düşmanlarıdır.” dedi.

    Zencefille Ayaklarınızı Güzelleştirin

    0
    zencefille ayak bakımı

    Yazın gelmesiyle terlik ve açık ayakkabı sezonu da açıldı. Güzellik Koçu Meltem Demir, güzel ayaklara sahip olmak isteyenlere evde yapabilecekleri ‘Zencefı̇l ve zeytı̇nyağlı ayak balmı’ tarifi verdi.

    Zencefilin iltihap ve ağrı giderici özellikleri, zeytinyağı ile birleştiğinde şişmiş ayakların etkilerini tersine çevirmek için mükemmel olduğunu belirten Demir, tarif için sadece 100 gr taze zencefil kökü ile 1 su bardağı zeytinyağına ihtiyaç duyulduğunu aktardı.

    Bir gece beklemeli

    Zencefilin kabuğunu çıkarıp birkaç parçaya bölünmesi gerektiğini aktaran Demir, tarifin yapımı için şunları söyledi: “Zeytinyağını bir tencereye dökün, zencefili ekleyin ve her iki malzemeyi de ısıtın. Karışım sıcak olduğunda, 30 dakika ısıtın. Yağın asla kaynatılmaması gerektiğini, sadece ılık olması gerektiğini unutmayın. Yarım saat sonra zeytinyağı ile zencefili ocaktan alın ve bir gece bekletin.”

    Masaj yaparak yedirin

    Ertesi sabah, bir süzgeçle süzülerek ve elde edilen sıvının cilt tarafından emilene kadar dairesel hareketlerle ayaklara masaj yapılması önerisinde bulunan Demir, “Bu şekilde ayaklarınızın şişkinliğini indirebilir ve güzel ayaklara sahip olabilirsiniz” diye konuştu.