Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 83

    Yeşilin En Tatlı Hali:Ispanaklı Kek Tarifi

    0
    Yeşilin En Tatlı Hali:Ispanaklı Kek Tarifi

    Ispanaklı Kek Tarifi İçin Malzemeler

    • 3 adet yumurta
    • 1,5 su bardağı toz şeker
    • 3/4 su bardağı süt
    • 3/4 su bardağı sıvı yağ
    • 20 adet ıspanak yaprağı
    • 1 paket kabartma tozu
    • 1 paket vanilya
    • 2,5 su bardağı un+4 yemek kaşığı

    Ispanaklı Kek Tarifinin Pişirme Önerisi

    Ispanaklı kek tarifinin yeşil rengini veren püf noktası, ıspanakların sadece yaprak kısımlarının kullanılması. Saplarını kesinlikle kullanmıyoruz. Süt ekleyip tamamen pürüzsüz bir püre haline getirmeniz de diğer püf noktası. Püreniz ne kadar pürüzsüz olursa kekiniz o kadar yeşil olur. Üstüne çikolata sos ile de servis edebilirsiniz. Ispanaklı kek tarifinde kesinlikle ıspanak kokusu olmadığına emin olabilirsiniz.

    Ispanaklı Kek Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Yumurtaları derince bir kaba kırın ve üstlerine toz şeker ekledikten sonra mikserde 10 dakika kadar çırpın.ispanakli-kek2
    2. Ispanakların sadece yapraklarını alıp bol suyla güzelce yıkayın ve bir mutfak robotuna alıp, üstlerine sütü ekleyip robottan çekin.ispanakli-kek1
    3. Çektiğiniz ıspanakları bir kez de el blenderi ile çekip iyice pürüzsüz bir püre haline getirin.ispanakli-kek3
    4. Mikserle güzelce çırptığınız yumurta ve şekere, sıvı yağı ve sütlü ıspanak karışımını ekleyip 30 saniye kadar tekrar çırpın.ispanakli-kek5
    5. Son olarak unu, kabartma tozunu ve vanilini ilave edip, 1 dakika kadar daha düşük hızda çırpın ve tereyağı ile yağladığınız bir kek kalıbına kek harcını boşaltın.ispanakli-kek4
    6. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakika pişirin. Kürdanla pişip pişmediğini kontrol ettikten sonra fırından alın ve tamamen soğuduktan sonra kalıptan çıkarın.ispanakli-kek6
    7. Üstünü pudra şekeri ile süsleyip servis edin. Afiyetler olsun!

    İçli Köfteye Kardeş:Sini Köfte Tarifi

    0
    İçli Köfteye Kardeş:Sini Köfte Tarifi

    Muhteşem mutfak kültürümüzden güzide bir lezzetle daha karşınızdayız. İçli köfteyi seviyorsanız bu tarifimize bayılacaksınız, zira içli köftenin çok yakın bir arkadaşı kendisi. Üstelik sunumuyla da oldukça fark yaratıyor. Gaziantep’ten Mersin’e, Adana’dan Antakya’ya pek çok şehrimizin mutfağında hakettiği yeri bulmuş bir güzellik.

    Sini Köfte Tarifi İçin Malzemeler

    • 3 çay bardağı köftelik bulgur
    • 1/2 çay bardağı irmik
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 çay kaşığı kimyon
    • 1,5 su bardağı sıcak su
    • 2 adet haşlanmış patates(orta boy)
    • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
    • 3,5 yemek kaşığı un
    • 1,5 yemek kaşığı sıvı yağ
    • 250 gram orta yağlı dana kıyma
    • 1 adet kuru soğan(doğranmış)
    • 1 tatlı kaşığı domates salçası
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1/2 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı pul biber
    • 1 çay bardağı ceviz içi(kıyılmış)
    • 1/2 çay bardağı sıvı yağ

    Sini Köfte Tarifinin Püf Noktası

    Sini köfteyi pişireceğiniz fırın kabına malzemeleri yerleştirmeden önce kabın dibini ve kenarlarını bir miktar yağ ile yağlarsanız, piştikten sonra tepsiden çıkartıp servis etmeniz daha kolay olacaktır.

    Sini Köfte Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Derince bir kabın içerisine irmiği ve bulguru alın. Üzerine tuz ve kimyon ilave edip 1 su bardağı sıcak suyu gezdirin.
    2. İrmik ve bulgurun üstüne haşlanmış patates, domates salçası ve un ilave edin. Ardından elinizle güzelce yoğurun. Karışımı streç filmle kapatın ve bu şekilde yaklaşık 30 dakika dinlendirin.
    3. Hamur dinlenirken, iç harcını hazırlayın. Bir tavaya yağı alın ve biraz kızdırdıktan sonra kıymayı ekleyip, güzelce kavurun. Ardından küp küp doğradığınız kuru soğan, domates salçası, tuz, karabiber ve pul biberi ilave edip kavurmaya devam edin.
    4. Son olarak cevizi de ekleyip, birkaç dakika daha kavurduktan sonra altını kapatın. İç harcınız hazır.
    5. Bekleyen hamura 1-2 yemek kaşığı un ekleyip 10 dakika boyunca güzelce yoğurun. Tüm malzemelerin iyice birleştiğinden emin olun. Hazırladığınız hamuru 2 eşit parçaya ayırın.
    6. Bir fırın kabının dibini ve kenarlarını yağlayın. Ellerinizi de yağlayıp ikiye böldüğünüz hamurlardan birini alın ve dümdüz olacak şekilde hafifçe bastırarak fırın kabının zeminine yayın. Üstüne hazrladığınız iç harcı güzelce ekleyin ve yayın.
    7. İç harcın üstüne kalan hamuru da elelrinizle güzelce bastırarak dümdüz olacak şekilde ve tüm fırın kabını kaplayacak şekilde yayın. Üstünün daha düz olması için bir kaşığın tersini veya spatulayı da kullanabilirsiniz. Ardından bir bıçak yardımıyla sini köfteyi dilimleyin. Önceden ısıttığınız 180 derece fırında, üzeri ve altı  kızarana kadar, yaklaşık 40 dakika pişirin.
    8. Pişirme süresinin sonunda fırından çıakrtın ve sıcak sıcak servis edin.

    Dünya Kapanmayı Tartışırken Bir Ülke İşi Bitirdi Bile! 50 Bin Kişi Yan Yana Konser İzledi

    0

    Koronavirüs salgınına karşı sıkı önlemler alan ve sınırlarını kapatan Yeni Zelanda’da normalleşme son sürat devam ediyor. Ülkede dün Six60 isimli müzik grubunun konseri düzenlenirken, Eden Park’taki konseri tam 50 bin kişi izledi. Biletleri günler öncesinden tükenen konserde sosyal mesafe ya da maske takma zorunluluğunun olmaması dikkat çekti.

    Yeni Zelanda’da normalleşme süreci büyük bir hızla devam ediyor. Dün gece ülkenin en büyük stadyumu olan Eden Park’ta Six60 isimli müzik grubunun konseri düzenlendi.

    Dünya kapanmayı tartışırken bir ülke işi bitirdi bile! 50 bin kişi yan yana konser izledi

    NE SOSYAL MESAFE NE MASKE

    Koronavirüs salgınının başladığı günden beri düzenlenen ve en geniş katılıma sahip olan etkinliğe 50.000 biletli müziksever katıldı. Biletleri günler öncesinden tükenen konserde sosyal mesafe ya da maske takma zorunluluğu olmaması dikkat çekti.

    Dünya kapanmayı tartışırken bir ülke işi bitirdi bile! 50 bin kişi yan yana konser izledi

    TOPLAM CAN KAYBI 26

    Yeni Zelanda’da salgının başlangıcından bu yana 2 bin 600 koronavirüs vakası tespit edilirken, Kovid-19 kaynaklı toplam can kaybı da 26 olarak kaydedildi.

    Komşuda Bilanço Ağırlaşıyor: Korona Hastalarının Tedavi Gördüğü Hastanedeki Yangında Ölü Sayısı 82’ye Yükseldi

    0
    Komşuda Bilanço Ağırlaşıyor: Korona Hastalarının Tedavi Gördüğü Hastanedeki Yangında Ölü Sayısı 82'ye Yükseldi

    Irak İçişleri Bakanlığı, Bağdat’ta koronavirüs hastalarına tahsis edilen hastanede dün gece çıkan yangın sonucu ölenlerin sayısının 82’ye yükseldiğini bildirdi. 110 kişinin de yaralandığı yangına ilişkin devlet televizyonunda açıklamalarda bulunan Bakanlık Sözcüsü Halid el-Mihanne, yangının çıkış nedenine ilişkinse herhangi bir açıklamada bulunmadı. Yerel medyada yangına bir hasta yakınının oksijen tüpüne karşı kayıtsız davranışı ve ihmalinin neden olduğu öne sürülmüştü.

    Irak İçişleri BakanlığıBağdat‘ta yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarına tahsis edilen hastanede dün çıkan yangın sonucu ölenlerin sayısının 82’ye yükseldiğini bildirdi.

    Komşuda bilanço ağırlaşıyor! Korona hastalarının tedavi gördüğü hastanedeki yangında ölü sayısı 82'ye yükseldi

    82 KİŞİ ÖLDÜ, 110 KİŞİ YARALANDI

    Bakanlık Sözcüsü Halid el-Mihanne, pandemi hastanesindeki yangının sonucuna ilişkin devlet televizyonuna açıklama yaptı. Mihanne, “Kovid-19 hastalarının tedavi gördüğü İbn el-Hatib Hastanesi’nde çıkan yangında 82 kişi şehit oldu, 110 kişi de yaralandı.” dedi. Sözcü yangının çıkış nedenine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadı.

    Komşuda bilanço ağırlaşıyor! Korona hastalarının tedavi gördüğü hastanedeki yangında ölü sayısı 82'ye yükseldi

    OKSİJEN TÜPÜ PATLADI İDDİASI

    Bağdat’taki İbn el-Hatib Hastanesi’nde, dün gece yangın çıkmış, yangının oksijen tüpünün patlaması sonucu meydana geldiği iddia edilmişti. Yerel medyada ise yangının bir hasta yakınının oksijen tüpüne karşı kayıtsız davranışı ve ihmalinin neden olduğu öne sürülmüştü.

    Komşuda bilanço ağırlaşıyor! Korona hastalarının tedavi gördüğü hastanedeki yangında ölü sayısı 82'ye yükseldi

    HASTANE MÜDÜRÜ GÖREVDEN ALINDI

    Başbakan Mustafa el-Kazımi, olayın ardından hastane müdürünü görevden alırken, yangının sebebinin araştırılması için talimat vermişti.

    Çocuklar Bu Tadı Çok Sevecek

    0
    Çocuklar Bu Tadı Çok Sevecek

    Türkiye’nin ilk ve tek inovasyon ödüllü yerli Anadolu propolisi üreticisi BEE’O, birbirinden değerli üç gıdayı bir araya getirdi ve BEE’O Çocuk Shot’u hazırladı. BEE’O, bu shot ile çocuklarınızın beslenmesine hem doğallık hem de lezzet katacak.

    Arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından toplayarak kovandaki sterilizasyonu sağlamak için oluşturduğu propolis, çok değerli iki meyve ile buluşuyor. Bir orman meyvesi olan kara mürver ve Akdeniz Bölgesi’nde yetişen, yaprak dökmeyen bir ağacın meyvesi olan keçiboynuzu ile formüle ediliyor. Sadece ham bal ile tatlandırılan BEE’O Çocuk Shot, eşsiz tadı ve zengin içeriği ile çocukların beslenmesine değer katıyor.

    1 şişe ile C vitamini ihtiyacının tamamının karşılanmasına destek;

    Annelerin, çocuklarına kolaylıkla verebileceği hem lezzetli hem de besleyici olan BEE’O Çocuk Shot, zengin C vitamini içeriğine sahiptir. Özel ambalajı ile pratik kullanım sağlayan bu çok özel ürünü, anneler çocuklarına güvenle verebilir. Çilek suyu ve ham bal ile tatlandırılmış olan BEE’O Çocuk Shotı çocukların çok sevecek.

    100 ml’sinde 160 mg C vitamini içeren bu ürün, doğal C vitamini içeriği ile bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunuyor. Ayrıca bu ürün doğal olarak A, E, C, D, B grubu vitaminleri, magnezyum, kalsiyum, selenyum, çinko, demir minerallerini içeriyor. 1 şişesi ile de C vitamini ihtiyacının tamamının karşılanmasına da destek oluyor.  Özel ambalajlar ile tüketiciler ile buluşuyor.

    Propolis Nedir?

    Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki temiz ortamı sağlamak için kullanılır. Arılar petek gözlerini önce propolis ile kaplar sonra ana arı petek gözüne yumurtasını bırakır. Bu sayede yumurtanın sağlıklı bir şekilde gelişmesi sağlanır. Ayrıca arılar, propolisle sıvanan petek gözlerine balını, polenini, arı sütünü koyar. Böylece arının ürünleri kovanda bozulmadan saklanır.

    Kara Mürver Nedir?

    Bir orman meyvesi olan kara mürver A, E, C ve B grubu vitaminleri, magnezyum, kalsiyum, selenyum, çinko ve demir mineralleri açısından zengindir. İçeriğinde, kuarsetin ve antosiyaninler başta olmak üzere fenolikler, flavanoidler, polifenoller bulunmaktadır.

    Keçiboynuzu Nedir?

    Akdeniz Bölgesi’nde yetişen, yaprak dökmeyen bir ağacın meyvesidir. İçeriğinde doğal olarak; vitaminler, mineraller, amino asitler, yağ asitleri, lif, fenolik ve flavanoid bileşenler bulunur.

    Pandemi Çocuklarda Psikolojik Rahatsızlıkları Artırdı

    0
    Pandemi Çocuklarda Psikolojik Rahatsızlıkları Artırdı

    Covid -19 pandemisi nedeniyle yaşanan kaygı ve stresin çocuklarda görülen psikolojik rahatsızlıkları artırdığını söyleyen uzmanlar, aileleri uyarıyor. Özellikle tik bozukluklarının pandemi döneminde arttığını belirten uzmanlar, el hijyeni ve temizlik kurallarının sıkça hatırlatılmasının, yatkınlığı olan çocuklarda takıntı bozukluğunun başlamasına ve devam etmesine yol açtığını söylüyor. Çocukların ilgi duyduğu alanlar göz önünde bulundurularak aktiviteler planlanmasını ve aileyle kaliteli zaman geçirilmesini tavsiye ediyorlar.

    Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, pandemi döneminde çocukların psikolojisinin daha iyi anlaşılabilmesi için değerlendirmede bulundu.

    Erişkin ve yaşlı nüfus gibi çocuk ve gençlerin de pandemiden oldukça olumsuz etkilendiğini aktaran Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, çocuk ve gençlerin büyüme ve gelişmesi hızlıca devam ettiği için pandeminin getirdiği kısıtlamaların sadece bugünlerini değil, belki de yarınlarını bile etkileyebileceğini vurguladı. 

     “Öncelikle Covid-19 virüsünün onları ve sevdiklerini hasta etme ve belki de kaybetmelerine neden olma kaygısı taşımak pandeminin getirdiği en önemli yüklerden biridir” diyen Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, şöyle devam etti: 

    Sevdiklerini kaybetme kaygısı en büyük yük

    “Bugüne kadar birçok çocuk ve genç, kendilerinin ve sevdiklerinin bu virüs nedeniyle hasta olduğuna ve bazılarının bu hastalığı çok ağır atlattığına şahit oldu, bazı çocuk ve gençler ise bu nedenle sevdiklerini kaybetti. Hastalık ve bulaşma kaygısı dışında okulların kapanması, derslerini ve arkadaşlıklarını çevrimiçi eğitimle sürdürmeye çalışmaları onları zorladı. Akademik başarılarını çevrimiçi eğitimle sürdürmek etkili öğrenme olanakları azalttı. Arkadaşlarından uzak kalmaları sosyalleşme süreçlerini sekteye uğrattı. Bununla birlikte harekete ve enerjilerini boşaltmaya en çok ihtiyaç duydukları zamanlarında evlerine hapsoldular. Tüm bunların çocuk ve gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söylemek zor olmaz.”

    Çok fazla ekran karşısında kalıyorlar

    Pandemi döneminde çevrimiçi eğitime devam eden çocukların her gün uzun süreler ekran karşısında ve hareketsiz kaldığını hatırlatan Doç. Dr. Emel Sarı Gökten,  ardından da oyun, eğlence ve hareket etme ihtiyaçlarını da evde sağlamak zorunda kaldıkları için birçok çocuğun çok fazla sürelerle ekran karşısında olduğu uyarısında bulundu. 

    Takıntı bozukluğu ortaya çıkıyor

    Ekranın uzun sürelerle kullanımının bazı psikiyatrik bozukluklar için risk oluşturduğunu anlatan Doç. Dr. Emel Sarı Gökten,  “Özellikle tik bozukluklarının pandemi döneminde arttığını görmekteyiz. Bununla birlikte pandemi ile birlikte virüsün yayılmasını engellemek için uyulması gereken el hijyeni ve temizlik kurallarının sıkça hatırlatılması, yatkınlığı olan çocuklarda takıntı bozukluğunun başlamasına ve devam etmesine neden olmaktadır. Bu dönemde görülen takıntı bozukluğunda belirtiler el yıkama ve temizlenememe hissi ile başlayıp artmakta ve çoğu zaman buna temizlenme takıntıları dışında başka takıntılar da eklenmektedir. Pandemide özellikle gençlerde depresyon ve kaygı bozukluklarının arttığını söyleyebiliriz. Yine en önemli psikiyatrik sorunlardan biri olan internet ve bilgisayar oyunlarına aşırı düşkünlük ve bağımlılık aileleri en çok endişelendiren problemlerden bir diğeridir” dedi.

    İlgi duyduğu alanlarda aktiviteler planlayın

    Ekran kullanımını artmasının fiziksel olarak çocukları hareketsizleştirmekte, aşırı kilo alımına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, bununla birlikte özellikle bilgisayar oyunları ve sosyal medyada aşırı zaman harcamanın çocukların akademik alanlara ilgisini azalttığını, ders sorumluluğunun ve çalışmanın azalmasına neden olduğunu dile getirdi.

    Uzun süreli ekrana maruz kalmanın, tikleri olan çocukların tiklerini iyice kötüleştirdiğini, olmayan ancak yatkın çocuklarda da tiklerin ortaya çıkmasına neden olduğunu bildiren Doç. Dr. Emel Sarı Gökten şu tavsiyelerde bulundu: “Aileler çocukları ile birlikte yapabilecekleri etkinlikler konusunda yaratıcı olmalıdırlar. Çocuklarının sevdiği ve ilgi duyduğu alanları fark edip birlikte aile zamanları, uygun olan zamanlarda birlikte doğa yürüyüşleri ya da geziler, sohbet etme, birlikte masa oyunları oynama gibi aktiviteler yapmaları gereklidir. Aileler bunları yaparken çocuğun ilgisini gözettikleri gibi kendilerinin de keyif alacağı etkinlikleri seçmelidirler. Ailenin her bir üyesinin dahil olacağı ekran kısıtlama saatleri yapılmalı ve herkesin buna uyması sağlanmalıdır. Evde yapılabilecek spor faaliyetleri, dans, müzik ve resim gibi sanatsal ve dinlendirici etkinlikler hem erişkinlerin hem de çocuk ve gençlerin zorluklarla baş etmelerine ve rahatlamalarına destek olacaktır.” 

    Şimdi aileyle kaliteli zaman geçirme dönemi

    Zorluklarla dolu dönemler geride kaldığında, bireylerin eskiye göre güçleneceğini ve baş etme becerilerinin gelişeceğini aktaran Doç. Dr. Emel Sarı Gökten,  Covid-19 pandemisi dönemini de bir fırsat dönemi olarak görmenin ve geleceğe umutla bakmanın en doğru yaklaşım olacağını belirtti. Bu dönemi fırsat dönemi olarak görmek için Doç. Dr. Emel Sarı Gökten tavsiyelerini şöyle sıraladı:

    “Eski gündelik yaşam yoğunluğu sırasında gözden kaçırdığımız ya da vakit bulamadığımız konulara bu dönemde eğilebiliriz. Yetersiz olduğumuzu düşündüğümüz alanların üzerine yoğunlaşabiliriz. Artık teknolojinin ilerlemesiyle birçok gelişim alanını internet üzerinden takip etmek mümkün hale gelmiştir. Sanat ve sporla ilgili etkinlikleri, bir yabancı dil öğrenimi konusunu, derslerde eksik kalınan noktaları ve belki de ailemize ayırmamız gereken ama yoğunluk nedeniyle aksatılan kaliteli zamanları bu dönemde telafi etmeye çalışmak çok iyi olacaktır. Ebeveynlerin karamsar değil, gelecek konusunda hep umutlu olmaları ve çocuklarına bu umudu aşılamaları hem kendi hem de çocuklarının ruh sağlığına iyi gelecektir.”

    Bilim Kurulu Üyesi Kara: Aşının Çocuklarda Uygulanabilir Tarafına Geldik

    0
    BİLİM

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, çocukların aşılanmasına ilişkin, “Yetişkinleri bu süreçte öğrenme basamağında kullandık.

    Baktık ki onlarda her şey olumlu gidiyor, herhangi bir sıkıntı yok, bundan sonra artık çocuklarda uygulanabilir tarafına doğru geldik” dedi.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi ve Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, Milli Eğitim Bakanlığı’nca çevrim içi düzenlenen ‘Küresel salgın döneminde çocukların ruh ve beden sağlığı’ konulu programda velilerin sorularını cevapladı.

    Prof. Dr. Kara, corona virüs salgınında çocuklarda bulaş hızının artmasıyla ilgili soru üzerine, bulaş hızında artış olduğunu; ama çocuklarda ayrıca artışın söz konusu olmadığını söyledi. Kara, “Çocuklarımızın bu hastalıktan etkilenme oranları çok düşük. Bu hastalığın çocuklarımızda problem yaratma ihtimali çok düşük; ama toplum içerisindeki rakamlarımız çok büyüyünce istesek de istemesek de hasta olan çocuklarla karşılaşmaya başlıyoruz. Çocuklarımız da virüsü alabiliyorlar ve virüsü aldıkları şekilde de taşıyabiliyorlar. Burada önemli olan, bizim kurallarımızı koyarak, çocuklarımızı okula devam ettirip, okullarımızı mümkün olduğu kadar açık tutmamız” diye konuştu.

    “KAYBETTİĞİMİZ ÇOCUKLARIMIZ VAR”

    Prof. Dr. Kara, bugüne kadar virüsün çocuklara geçişinin ev kaynaklı olduğunu belirterek, “Evlerde eğer en ufak bir hastalığı olan kişi olduğu anda, biz o çocuğu okula göndermeyip de test yapıp sonucu negatif çıkıyorsa ondan sonra gönderirsek okullara geçiş olasılığını çok ciddi anlamda azaltmış oluruz. Çok büyük bir başarı sağlarız. Çocuklarda virüsü alıp da bizi çok korkutan bir tablo yok; ama etkilenen çocuklarımız var, kaybettiğimiz çocuklarımız var; ama sayılarımız neyse ki çok çok az. Çocuklarımızı korumak için bizim elimizden geleni yapmamız gerekiyor; ama okulu açık tutabilmek için hep birlikte hareket etmemiz, toplum olarak hep birlikte olmamız lazım. Çocuklarımıza ekstra bir özen göstermemiz gerekiyor” dedi. 

    “ÇOCUKLARDA AŞILAMAYA BAŞLAMA TARAFINA GELDİK”

    Prof. Dr. Kara, çocukların aşılanıp aşılanmayacağı konusuna ilişkin, “Aşıların çok güvenli olmasını istiyoruz. ‘Çok güvenli’ derken de milyon dozlar uygulansa bile istenmeyen yan etkileri olmasın, olabilecekse de yan etkileri çok az olsun, diye düşünüyoruz. Yetişkinleri bu süreçte öğrenme basamağında kullandık. Baktık ki onlarda her şey olumlu gidiyor, herhangi bir sıkıntı yok, bundan sonra artık çocuklarda uygulanabilir tarafa doğru geldik. Dünyada bazı çalışmalarda 12 yaşın üstünde koruyuculuğunu gördük. Şimdi 6 ay ile 12 yaş arası verileri görmeye başladık. Bizim ülkemizde de buna yönelik değerlendirme ve çalışmalarımız var. Böyle olunca da çocuklarda aşılamaya başlama tarafına doğru kayacağız” diye konuştu.

    “HAVALANDIRMA VE MASKE İLE SIFIR RİSK”

    Prof. Dr. Kara, okulda ve sınıflarda maskelerin çıkarılması konusuna ilişkin ise “Eğer kapalı bir alanda siz 4-5 dakika kalacaksanız ve aranızdaki mesafeyi koruyabiliyorsanız çok büyük bir sıkıntımız yok. Süre biraz uzuyorsa 10 dakikalara geliyorsa risk başlıyor. Havalandırırsak bu süre 30 dakikalara kadar uzar; ama havalandırma artı maske dediğimiz anda sıfır riske geliyoruz. Aralarda değişimli olarak kısa sürelerle maskeyi çıkarabiliriz. Bu aktiviteler için olabilir, yüz ve mimiklerle oyun için olabilir; ama aynı anda olmamasına özen göstermek lazım. Biz çocuklarımız için aslında sıfır risk istiyoruz. O nedenle de mümkün oldukları kadar maskeli olmaları, dönüşümlü olması, sayıların kısıtlanması bunlar çok büyük avantajlar” dedi.

    “2-3 GÜN ÖNCE YAYGIN BULAŞTIRICILIK BAŞLIYOR”

    Pek çok hastalıkta şikayet başladığında en yüksek bulaştırıcılığın başladığını belirten Kara, “SARS-CoV-2 dediğimiz bu virüs ve Covid dediğimiz bu hastalıkta şikayetler başlamadan 2 ile 3 gün önce çok ciddi anlamda yaygın bulaştırıcılık başlıyor. Belki bugün virüsü taşıyor olabilirsin etrafa saçıyor olabilirsin; ama 2 gün sonra fark edeceksin veya hiç fark etmeyebilirsin. O nedenle etrafında yakınında uzağında herhangi bir kişi varsa açık havada da olsa maske takalım. Sokaktaysak, şehirdeysek, karşımızdan gelen bir kişi varsa hem onun sağlığı için hem de onda olabilecek virüsün bana geçmemesi için maske takmak lazım. Virüsü taşıyan kişi maskeyi takarsa etkinlik yüzde 75. Hem o kişi hem karşısındaki maskeyi takarsa etkinlikler neredeyse yüzde 98-99. Hele bir de mesafeye dikkat ediyorsa ortam havalanıyorsa risk sıfıra iniyor. O nedenle maske çok çok önemli ama daha önemlisi mesafe ona da lütfen dikkat edelim” diye konuştu.

    IF Design’dan Hyundai’ye Tam 14 Ödül Birden.

    0

    Hyundai Motor Company, dünyaca ünlü IF Tasarım ödüllerinde birden fazla ödül alarak inanılmaz bir başarı elde etti. Oldukça prestijli ödüller olarak kabul edilen bu organizasyona, elektrikli araçlar için geliştirilen “E-Pit Ultra Hızlı Şarj Cihazı damgasını vurdu. “Altın Ödülü” kazanan bu özel şarj sistemi, işlevselliği kadar görünümü ve estetik hatlarıyla da dikkat çekiyor.

    Altın Ödül: E-Pit Ultra Hızlı Şarj Cihazı

    En üst seviye olan altın ödül, bu yıl Hyundai E-Pit ultra hızlı şarj cihazına verildi. Genellikle uzun kablolar, karmaşık çalışma prensibi ve anlık takip edilemeyen şarj seviyesi gibi sorunları çözen Hyundai, hijyen açısından da kullanıcılara üstün bir deneyim sunuyor. Formula 1 pit stoplarından esinlenen Hyundai Tasarım Merkezi, elektrikli otomobil sahiplerine hızlı, kolay, kullanışlı ve birinci sınıf hizmetler sunarak E-Pit istasyonlarını sunuyor. Kullanımı son derece basit olan bu istasyon, tasarımıyla da oldukça etkileyici.

    Yaklaşık 10.000 yeni ürünün tasarımlarının incelendiği organizsyonda art arda yedi kez iF Tasarım Ödülü kazanan Hyundai, 10,25 inç dijital ekran kullanıcı arayüzü, iletişim, mimari ve profesyonel konsept gibi çeşitli disiplinlerde de başarıya ulaşmış oldu. Marka iletişiminde ilk kez ödül kazanan Hyundai, özellikle Covid-19 sürecinde kullandığı “Önce Güvenlik” teması altında logosunda değişiklik yapmış ve birbiriyle tokalaşan H figürünü ayırmıştı. Hyundai, kurumsal logo ve fontlarıyla hazırladığı organizer ve ajandalarla da ödül kazandı. Mizanpaj ve okunabilirlik açısından dikkat çeken bu tasarımlar, markanın gelişmiş kurumsal kimliğini ön plana çıkarıyor. 

    Ayrıca, araç hurdalıklarındaki atık malzemelerle hazırlanan bu ajandalar, tamamen çevreci. “Sürdürülebilirliğe Giden Yol” raporuyla da ödül kazanan Hyundai, hazırladığı şık kitapta tek bir renk seçerken aynı zamanda doğa dostu geri dönüşümlü kağıt ve daha az mürekkep ve boya kullandı. 

    “Channel Hyundai” adlı TV kanalıyla da ödül kazanan Hyundai, geliştirdiği bu akıllı uygulama sayesinde otomobiller hakkında detaylı bilgileri, motorsporlarındaki en son gelişmeleri ve kültür sanat gibi içerikleri anlık olarak izleyicilerle paylaşıyor.

    Hyundai’nin mobil araç uygulaması Bluelink de IF Design’dan ödül aldı. Araç ve kullanıcı arasında kesintisiz bağlantı sağlayan bu sistem, bilgi-eğlence ve gelişmiş kullanılabilirlik açısından kullanıcısına sürüş esnasında kolaylık sağlıyor.

    Hyundai Motor Company Global Eğitim Merkezi de mimari kategoride bir ödül aldı. Otomotiv endüstrisi için eğitime odaklanan bu tesis, aydınlatma, havalandırma ve metal cephe sistemiyle tasarımcıların dikkatini çekti. 

    ” Prophecy” konseptiyle de ödül kazanan Hyundai, insanlar ve otomobiller arasında güçlü bir duygusal bağ kurarak günlük yaşama ve deneyimlerine daha fazla değer katmayı hedefliyor. Sıradanlıktan uzak estetik dış tasarım, uzunlamasına aerodinamik çizgilerden oluşuyor. İç mekanda da daha yumuşak geçişlere yer veren Hyundai, elektrifikasyon teknolojisini de bu özel konseptte kullanıyor. 

    35 Bin Kişilik Araştırma: Covid-19 Aşısı Hamileler İçin Güvenilir

    0
    Hamile

    ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ndeki (CDC) araştırmacılardan gelen yeni veriler hamileyken Covid-19 aşısının güvenilir olduğunu ortaya koydu.

    New England Journal of Medicine’de yayınlanan araştırmada, hamileyken Moderna veya Biontech aşısı yaptıran 35 binden fazla kadın incelendi.

    Elde edilen sonuçlarda Covd-19 aşısı olan hamile kişilerde görülen düşük, erken doğum ve diğer komplikasyon oranlarının, salgın öncesindeki hamilelerde görülen komplikasyon oranları ile aynı seviyede olduğu bildirildi.

    ABD’de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, hamile kişilerin Covid-19 aşısı olmasının ‘güvenilir’ olduğu açıklandı.

    New England Journal of Medicine’de yayınlanan çalışmada hamileyken Moderna veya BioNTech aşısı yapılan 35 binden fazla ABD’li kadından alınan veriler incelendi.

    Araştırma hamile kişiler üzerinde yapılan en büyük çalışma olurken hamileyken aşı olan kişilerin düşük, erken doğum ve diğer komplikasyon oranlarının, salgından öncesindeki hamile kadınlarla neredeyse aynı düzeyde olduğu bildirildi.

    SALGIN ÖNCESİ HAMİLE KALANLARLA AYNI ORANDA

    Çalışma, 2020 Aralık ortası ile 2021 Şubat sonu arasında Moderna veya BioNTech aşıları alan 35 bin 691 hamile kadına ilişkin bilgileri içerirken aşı olan hamile kadınların yaklaşık yüzde 13’ü düşük, yüzde 1’den azı ölü doğum, yüzde 9’u erken doğum, yüzde 2’si de doğum kusurları bildirdi.

    CDC de bu oranların tamamının salgın öncesi hamile kadınlarda görülen komplikasyon oranlarıyla aynı aralıkta olduğunu bildirdi.

    AMERİKAN ÜREME DERNEĞİ GEBELİKTE AŞIYI ONAYLADI

    Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ndeki (CDC) araştırmacılardan gelen yeni kanıtları dergide yayınlarken ayrıca, Amerikan Üreme Tıbbı Derneği, bir yılı aşkın süredir değerlendirmekte olduğu kanıtlara dayanarak, gebelikte aşılamayı onayladı.

    CDC tarafından yapılan açıklamada, “Hamile kadınlar ve hamile kalmak isteyenler dahil herkes Covid-19 aşısı yaptırmalıdır. Aşılar güvenli ve etkilidir ”ifadeleri kullanıldı.

    Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji temsilcisi ise, CDC raporunun umut verici olduğunu, ancak daha uzun vadeli takip yapılması gerektiğini söyledi.

    New York’taki Weill Cornell Medicine başkanı Dr. Laura Riley, yeni sonuçların güven verici olduğunu söylerken, “Aşılamanın risklerini ve faydalarını düşünmeye devam eden hastalarımızla paylaşacak verilere sahip olmak harika” dedi.

    Covid-19 Testlerinin Pozitiflik Oranı Son İki Ayda 3 Kat Arttı

    0
    TEST

    Türkiye’de corona virüs testlerinin pozitiflik oranı 21 Nisan’da yüzde 19,44’e yükseldi.

    Ocak ayından bu yana en yüksek pozitiflik oranı ise 14 Nisan’da yüzde 20,23 olarak kayıtlara geçti. Vaka sayılarını değerlendiren Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Kultufan Turan, “Bunun altında yatan birinci neden, virüsün mutasyona uğraması, mutant virüslerin toplumda yayılmasıydı. İkincisi, toplumun hareketliliğinin artmasıydı. Tüm bu nedenlerle beraber ne yazık ki pozitiflik oranları çok arttı” açıklamasında bulundu.

    Ülke genelinde yapılan Covid-19 testlerinin pozitiflik oranı, 21 Şubat’ta yüzde 6,47 iken, 3 kat artarak 21 Nisan’da yüzde 19,44’e çıktı. Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Ocak’ta 5 milyon 126 bin 855 Covid-19 testi yapıldı, günlük ortalama test sayısı 165 bin 382 oldu.

    Günlük ortalama 8 bin 671 vakanın tespit edildiği ocakta, testlerin ortalama pozitiflik oranı yüzde 5,24 olarak kayıtlara geçti.

    3 milyon 543 bin 594 Covid-19 testinin yapıldığı şubat ayında, günlük ortalama test sayısı 126 bin 557 oldu. Şubatta günlük ortalama vaka sayısı 8 bin 4, testlerin pozitiflik oranı da yüzde 6,32 olarak belirlendi.

    MARTTA İKİ KAT ARTTI

    Covid-19 vakalarının martta ülke genelinde artmasıyla testlerin pozitiflik oranında da belirgin yükseliş yaşandı.

    Martta günde ortalama 174 bin 303 olmak üzere, toplam 5 milyon 403 bin 401 Covid-19 testi yapıldı. Günlük ortalama vaka sayısı 19 bin 858, testlerin pozitiflik oranının ortalaması da yüzde 11,39 olarak hesaplandı.

    1 Mart’ta yüzde 7,58 olan pozitiflik oranı, 10 Mart’ta yüzde 10,03’e, 20 Mart’ta yüzde 11,08’e çıktı. Martın son 10 gününde yüzde 5’in üstünde artan testlerin pozitif çıkma oranı, 31 Mart’ta yüzde 16,38’e yükseldi.

    EN YÜKSEK POZİTİFLİK ORANI NİSANDA GÖRÜLDÜ

    Ocaktan bu yana en yüksek pozitiflik oranları ise nisanda görüldü. 1 Nisan’da yüzde 16,74’e yükselen Covid-19 testlerinin pozitiflik oranı, 5 Nisan’da yüzde 17,33’e, 10 Nisan’da yüzde 17,40’a çıktı.

    Bu yılın en yüksek pozitiflik oranı ise 14 Nisan’da yüzde 20,23 olarak kayıtlara geçti. Bu tarihten sonra testlerin pozitif çıkma oranları, “15 Nisan’da yüzde 19,30, 16 Nisan’da yüzde 19,71, 17 Nisan’da yüzde 19,61, 18 Nisan’da yüzde 18,52, 19 Nisan’da yüzde 17,30, 20 Nisan’da yüzde 18,95, 21 Nisan’da yüzde 19,44.” şeklinde değişti.

    Verilere göre, 21 Nisan’da yüzde 19,44 olan Covid-19 testlerinin pozitiflik oranı, 21 Şubat’taki yüzde 6,47’lik orana göre 3 kat arttı.

    “BU DURUM HASTANELERE ÇOK KÖTÜ YANSIYOR”

    Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sema Kultufan Turan, testlerin pozitiflik oranının bu seviyelere çıkmasının nedenlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

    Bu durumun tek nedeninin olmadığını ifade eden Turan, “Bunun altında yatan birinci neden, virüsün mutasyona uğraması, mutant virüslerin toplumda yayılmasıydı. İkincisi, toplumun hareketliliğinin artmasıydı. Tüm bu nedenlerle beraber ne yazık ki pozitiflik oranları çok arttı. Bu durum hastanelere çok kötü yansıyor. Hastaneye yatış yükü oluşturuyor, servislerde ve yoğun bakımlarda yoğunluk söz konusu oluyor.” diye konuştu.

    Turan, herkesin Covid-19’la mücadeledeki tedbir ve kurallara uyması gerektiğinin altını çizerek, “İnsanlar hafta sonu evlerinde kalıp hafta içi dışarıda, kalabalık yerlerde vakit geçirdiklerinde, bu durum 3-4 gün içinde sayılara yansıyor.” dedi.

    “VİRÜSÜ KİMİN TAŞIDIĞINI HAKİKATEN BİLMİYORUZ”

    Toplumdaki hareketlilik azalmadıkça vaka sayısı ve testlerin pozitiflik oranının yükseleceği uyarısında bulunan Turan, şunları kaydetti:

    “Burada birtakım kararlar alınıyor ama bireysel olarak kendi aldığımız kararlar çok daha önemli. Örneğin, geniş aile yemeklerinin yapılmaması ya da kalabalık mekanlarda, kapalı ortamlarda çok uzun vakit geçirilmemesi lazım. Virüsü kimin taşıdığını hakikaten bilmiyoruz. Bilmediğimiz için temaslı olma durumumuz söz konusu. Virüsü alıp hastalanma ihtimaliniz var. O yüzden de bu hareketliliği elimizden geldiğince, mümkün olduğunca azaltalım.”