Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasında seyahatlerde kullanılmak üzere hazırlanacak aşı sertifikalarının uyumlu olması hakkında görüşmeler yapıldığı bildirildi.
AB Komisyonu sözcülerinden Christian Wigand, sağlık ve ulaştırma gibi sistemleri, AB’ninki ile uyumlu olabilecek üçüncü ülkelerle aşı sertifikalarının karşılıklı tanınması konusunda istekli olduklarını söyledi.
Bu kapsamda bazı ülkelerin AB ile aşı sertifikaları konusunda temasa geçtiğini aktaran Wigand, “ABD ile şu an görüşmelerimiz özellikle uyumluluk konusunda devam ediyor” dedi.
Wigand, ABD’li yetkililerle AB Komisyonu arasındaki teknik çalışmaların sürdüğünü, AB Komisyonu üyesi Didier Reynders ile ABD İç Güvenlik Bakanı Alejadro Mayorkas arasında yarın bu konuda bir telefon görüşmesi yapılacağını aktardı.
Christian Wigand, henüz ABD dışında başka bir ülke ile bu konuda görüşme yapmadıklarını belirtti.
YAZA KADAR HAZIR OLMASI BEKLENİYOR
AB, bu yaz turizm sezonunu değerlendirebilmek amacıyla Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin talebiyle “Dijital Yeşil Sertifika” adı verilen aşı sertifikası sistemi oluşturmaya başlamıştı.
AB sınırları içindeki seyahatlerde geçerli olacak sertifikanın yaza kadar hazır olması planlanıyor. Sertifikada, yeni tip corona virüs Covid-19 aşısı olunduysa ilgili bilgiler, PCR veya antijen testi sonucu ile hastalığı geçirenlerin bunu kanıtlayabileceği bir belge bulunacak.
Sertifikada, AB’de onaylı aşılar kabul edilecek ancak AB ülkeleri başka aşıları kabul edip etmeyeceklerine kendileri karar verecek.
Gelecekte başka bir ülkenin aşı sertifikasının tanınması için AB’de onaylı aşıların kullanılmış olması gerekecek. Ancak AB ülkeleri yine kendileri hangi aşıların tanınacağına karar verebilecek.
VLP temelli yerli korona virüs aşı adayının Faz-1 klinik çalışmalarını yürüten merkezin sorumlusu Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Faz-1’in bitmesi Mayıs’ın ilk haftası, Faz-2’nin başlaması Haziran’ın ilk haftası, Faz-3’ün başlaması da Ağustos ayında olur.
Her şey yolunda giderse sonbaharda vatandaşın kullanımına hazır olabilir. Tam tarih veremiyoruz, çünkü bu gönüllülerin katılması ve destek vermesi ile de ilintili. Onun için altını çizdik; lütfen gönüllü olalım” dedi.
Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Faz-1 Klinik Araştırmalar Merkezi Sorumlusu ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş hastane bünyesindeki Faz-1 merkezinde çalışmaları yürütülen virüs benzeri parçacık (VLP) temelli korona virüs aşısıyla ilgili bilgilendirmeler yaptı.
KİMLER AŞIDA GÖNÜLLÜ OLABİLİR?
Prof. Dr. Altuntaş, “26 Mart itibariyle ilk gönüllümüzü klinik çalışmaya dahil etmiştik. Peki kimler gönüllü oluyor? Öncelikle 18 yaşın üzerinde olması gerekiyor, herhangi bir sağlık sorununun olmaması gerekiyor, herhangi bir ilaç tedavisi almamış olması gerekiyor ve bu arada da Covid-19’u geçirmemiş olması ve burundan ve ağızdan aldığımız PCR sürüntüsünün ve antikorlarının negatif olması gerekir. Tam kan sayımı normal, biyokimyasal parametrelerin normal olması gerekiyor ve hepatit virüslerini geçirmemiş olması gerekiyor. Kabaca hem laboratuvar olarak hem fiziksel anlamda normal olduğunu göstermemiz gerekiyor. Daha sonra klinik çalışmalara katılım için bir gönüllü onam formu veriyoruz. Bunu kendisi okuyor ve onayladığını deklare ederek imzalıyor. Daha sonra klinik merkeze alıyoruz” ifadelerini kullandı.
CİDDİ BİR YAN ETKİ YOK
Aşının uygulanma yöntemini de anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Aşı cilt altına iki doz şeklinde uygulanmakta. Biz ilk dozlamayı bitirdik. İkinci dozlamayı da başladık o da hızlı gidiyor. Herhangi bir aksilik olmaz ise Mayıs’ın ilk haftasında son 21. gün dozlarını da bitirmiş olacağız. Bizim güvenilirliği konusunda herhangi ciddi bir reaksiyon oluşmadığını söyleyebiliriz. Takiplerimizde herhangi ciddi bir belirti veya bulgu ile karşılaşmadığımızı söyleyebilirim” diye konuştu.
İKİNCİ GÖNÜLLÜ GRUBU HAZİRAN’DA
Faz-1 aşamasında ilk dozların tamamlandığını belirten Altuntaş, “Faz-1’de 36 gönüllü vardı. Bunlar iki gruptu birisi düşük, birisi yüksek doz grubuydu. Bunların daha çok Faz-1’de güvenliğini araştırmaktayız. Gönüllülerin aşıya uyumunu ve immün reaksiyon kapasitesine bakmaktayız. Faz-2 etkinlik çalışması, daha büyük bir gönüllü grubunda oluşturulmakta. Bunu da bir aksilik olmaz ise Haziran’ın ilk haftasında başlatmayı planlıyoruz. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Faz-1 Klinik Araştırmalar Merkezi’nde yerli aşımız olan VLP aşısının Faz-2 çalışmalarını Haziran ayının ilk haftasında başlamış olacağız. Şimdiden gönüllülerimizi hazırlamaya gayret etmekteyiz” şeklinde konuştu.
SONBAHARDA HAZIR OLABİLİR
Aşının ne zaman kullanıma hazır hale gelebileceği hakkında da bilgiler veren Altuntaş, “Faz-1’in bitmesi Mayıs’ın ilk haftası, Faz-2’nin başlaması Haziran’ın ilk haftası, Faz-3’ün başlaması da Ağustos ayında olur. Her şey yolunda giderse sonbaharda vatandaşın kullanımına hazır olabilir. Tam tarih veremiyoruz, çünkü bu gönüllülerin katılması ve destek vermesi ile de ilintili. Onun için altını çizdik; lütfen gönüllü olalım” açıklamasında bulundu.
DÜNYADA SAYILI, TÜRKİYE’DE TEK
ODTÜ’den Prof. Dr. Mayda Gürsel ile Bilkent Üniversitesi’nden İhsan Gürsel çiftinin ortak projesi sonucu geliştirilen VLP aşı adayının insan denemeleri, 18 artı 18’lik biri düşük diğeri yüksek doz olmak üzere iki gruba uygulanıyor. Her 2 grubun 6’sı plasebo. Yani, içinde aktif ya da etken bir madde bulunmayan enjeksiyonlardan oluşuyor. Aşıyı uygulayan sağlık personeli de uygulanan kişideki enjeksiyonun içeriği hakkında bilgi sahibi olamıyor. Gürsel çiftinin inovatif aşı adayının Haziran’da Faz 2’ye, Ağustos’ta da Faz 3’e geçmesi bekleniyor. Yerli VLP aşı adayının Faz 2 çalışması, İngiliz varyantına göre hazırladı.
Dünyada sayılı, TÜBİTAK Covid-19 Türkiye Platformu kapsamında ise tek VLP teknolojisi ile geliştirilen aşı adayı, 30 Mart’ta da DSÖ’nün Covid-19 aşı adayları listesinde yer alarak dünyada bu türde klinik aşamaya geçen 4’üncü aşı adayı oldu. VLP tipi aşılarda, geliştirilen virüs benzeri parçacıklar, virüsü enfeksiyon oluşturmayacak bir şekilde taklit ediyor. Bu parçacıklar bağışıklık tepkisi uyandırırken hastalığa da neden olmuyor. Gürsel çiftinin geliştirdiği aşı adayının başka bir özelliği de diğer VLP aşılarından farkı olarak bu platformda virüsün 4 yapısal proteinini de aşı antijeni olarak kullanılıyor olması. Bu yönüyle dünyada klinik insan denemeleri fazına giren bir aşı adayı bulunmuyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesinde yeni tip corona virüs ile ağız sağlığı ilişkisi üzerine yapılan araştırmada, ağız sağlığı kötü olan kişilerin hastalığı daha şiddetli geçirdiği belirlendi.
SBÜ Hamidiye Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Dursun Ali Şirin, Verileri istatiksel olarak karşılaştırdığımızda dental hasarı şiddetli olan, yani ağız ve diş sağlığı en kötü olan grubun Covid-19 hastalığını daha şiddetli geçirdiğini tespit ettik. Bu grup aynı zamanda kronik hastalıkların, yaş ortalamasının ve ölümlerin en çok olduğu gruptu” dedi.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Hamidiye Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Dursun Ali Şirin ile Hamidiye Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özçelik tarafından ilginç bir araştırma yapıldı. Buna göre corona viürs ile ağız sağlığı arasındaki ilişki incelendi.
Ağız sağlığı kötü olan kişilerde hastalığın daha şiddetli olduğu gözlemlendi. Sonuçları uluslararası bilim dergilerinde yayınlanan çalışma, Almanya ve Japonya’dan da atıflar aldı. Ayrıca İngiltere merkezli iki farklı yayın kuruluşundan bu konuyla alakalı derleme yayınlandı, kitap bölümü ise kısa sürede yayınlanacak.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATIYOR
Çalışmayla ilgili bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Dursun Ali Şirin, ağız ve diş sağlığının bozuk olmasının, kalp ve damar sistemi dahil olmak üzere vücudun genel sağlığını ve bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Şirin, araştırmalarında bağışıklık sistemini zayıflatarak kronik hastalıklara yol açan bu durumun, corona virüs semptomlarıyla ilişkisi üzerinde durduklarını söyledi.
Covid-19’u ciddi komplikasyonlarla geçiren ve hayatını kaybeden hastaların çoğunlukla bağışıklık sistemi zayıf, akciğer hastalıkları, obezite, diyabet, hipertansiyon gibi ciddi sistemik hastalıkları bulunan kişiler olduğunu aktaran Şirin, buna paralel olarak diş ve diş eti hastalıkları ile sistemik hastalıklar arasında bir ilişki olduğuna dair birçok kanıt bulunduğunu anlattı.
Şirin, “Ağız boşluğu, solunum yolu patojenlerini barındıran bir kaynaktır ve periodontal hastalığı olan hastalarda sağlıklı bireylere göre pnömoni gelişme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle ağız ve diş sağlığının iyileştirilmesinin Covid-19 semptomlarının şiddetini azaltabileceğini düşünüyoruz” dedi.
20 İLE 65 YAŞ ARASINDA BİN 516 HASTA İNCELENDİ
Araştırmaya, 20 ile 65 yaş arası PCR testi ile tanısı konmuş 1516 Covid-19 hastasının, oral muayene kayıtları ve panaromik röntgenleri taranarak dahil edildiğini belirten Şirin, şu bilgileri verdi:
“Tüm hastaların dental radyolojik görüntülerini inceleyip, diş çürüğü, periodontal kemik kaybı, kronik diş kökü enfeksiyonları ve geçirmiş oldukları bütün tedaviler yönünden değerlendirerek, ağız ve diş sağlığının radyografik bir göstergesi olarak dental hasar skalası geliştirdik. Bu dental hasar skalasına göre hastaları sağlıklı, hafif, orta ve şiddetli olarak 4 gruba ayırdık. Daha sonra bu grupların Covid-19 hastalığını nasıl geçirdiklerini anlamak için klinik bulguları ile karşılaştırdık. Hastalık sırasında semptom oluşup oluşmadığı, hangi semptomları gösterdiği, ayaktan mı yoksa yatarak mı tedavi gördüğü, yatarak tedavi gördü ise kaç gün hastanede kaldığı, solunum cihazına bağlanmış mı, entübe edilmiş veya hayatını kaybetmiş mi, hangi kronik hastalıklara sahip gibi bütün verileri topladık. Verileri istatiksel olarak karşılaştırdığımızda dental hasarı şiddetli olan yani ağız ve diş sağlığı en kötü olan grubun Covid-19 hastalığını daha şiddetli geçirdiğini tespit ettik. Bu grup aynı zamanda kronik hastalıkların, yaş ortalamasının ve ölümlerin en çok olduğu gruptu.”
Covid-19‘un en yaygın bulaşma yolunun ağız ve solunum yolları olduğunu hatırlatan Şirin, “Sağlıklı ağız, bakteri ve virüsler için ilk doğal bariyeri oluşturmaktadır. Bu nedenle kötü bir ağız sağlığı hastalık yapan virüs ve bakterilerin tutunmasına ve buradan solunum yoluna geçmesine sebep olacaktır” dedi.
Dr. Şirin, bağışıklığı desteklemek için beslenme kadar ağız sağlığına dikkat etmenin de önemli olduğunu dile getirerek, salgın boyunca hastane ve tedaviye ihtiyaç duymamak için ağız ve diş sağlığına her zamankinden daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Sağlık kuruluşları, yeni tip corona virüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında 55 yaş ve üzeri vatandaşlar için aşılama sürecine başladı.
İstanbul‘da İlk doz aşısı yapılan 55 yaşındaki Sevgi Yüksel, “Herkesin derhal aşı olması lazım. Yoksa bu illetten kurtulamayacağız. Aşılamaya yüksek oranda katılımcı olmak gerekiyor” dedi.
Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda Sağlık Bakanlığınca belirlenen “Covid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi” kapsamında aşılama süreci devam ediyor.
Bakanlığın aşılama takvimine göre sisteme tanımlanan 55 yaş ve üzeri vatandaşlar da bugünden itibaren randevu aldıkları sağlık kuruluşlarında aşılarını olabiliyor.
Bu kapsamda, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk doz aşısı yapılan 56 yaşındaki İbrahim Bolat, aşının salgını önlemede fayda sağlayacağının altını çizerek, bütün vatandaşlara aşı olmalarını tavsiye etti.https://742f6646d5a4249a88980418f5eacaec.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html
55 yaşındaki Sevgi Yüksel de ilk doz aşısını olduğu için mutlu olduğunu dile getirdi.
Bugüne kadar Covid-19’a yakalanmadığını aktaran Yüksel, “Aşımızı olalım diye bekledik. Çok şükür bugün gerçekleşti. Herkesin derhal aşı olması lazım. Yoksa bu illetten kurtulamayacağız. Tüm dünya olarak aşılamaya yüksek oranda katılımcı olmak gerekiyor” diye konuştu.
Ankara Şehir Hastanesine gelen 55 yaşındaki Aycan Batımor da aşı uygulamasının ardından hiçbir sıkıntı hissetmediğini belirterek, sırası gelen herkesi, bir an önce aşı olmaya çağırdı.
58 yaşındaki Erhan Batımor da aşı olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Biontech aşısını tercih ettim ama diğer aşının da faydasının aynı olduğuna inanıyorum. Sırası gelenlerin bir an önce aşısını olmasını istiyorum. Çünkü bu dertten ancak bu şekilde kurtulabileceğiz” diye konuştu.
Erciyes Üniversitesi’nde geliştirilen yerli Covid-19 aşısının Faz-2 çalışmasında, 250 gönüllü arasında yer alan iletişim uzmanı Murat Gündoğan, “Şu ana kadar herhangi bir sağlık problemi yaşamadım.
Sadece aşı vurulduğu zaman aşı yerinde küçük ağrı oluyor. Onun dışında halsizlik veya bitkinlik ya da herhangi bir sıkıntılı durum oluşmadı” dedi.
İletişim uzmanı Murat Gündoğan, Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi (ERÜ) bünyesinde bünyesindeki Aşı Araştırma ve Geliştirme Merkezi (ERAGEM) ile İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezi (İKUM) tarafından geliştirilen yerli aşının Faz-2 çalışmalarında gönüllü oldu.
Gündoğan, 11 Mart’ta ilk doz, 8 Nisan’da ikinci doz aşısını yaptırdı. Sağlık durumu iyi olan Gündoğan, “Faz-2 denemelerindeki çalışmalarda gönüllülerin arandığını basın aracılığıyla öğrendim ve gönüllü oldum. İlk doz vurulduktan sonra ikinci doz olana kadar her gün irtibata geçerek, sağlık durumumu sordular. 1,5 hafta önce de ikinci doz aşımı oldum. Orada aşımız yapıldıktan sonra aynı şekilde aranarak takibimiz yapılıyor. ‘Herhangi bir sağlık problemimiz var mı?’ ve ‘Başka herhangi bir rahatsızlık var mı yok mu?’ onunla alakalı durumu kayda alıyorlar” diye konuştu.
“AŞIYA ÖN YARGILI OLMAMALARI LAZIM”
Murat Gündoğan, süreç içinde hala kan verdiğini ve tahlillerinin yapıldığını belirterek, “Şu ana kadar herhangi bir sağlık problemi yaşamadım. Sadece aşının vurulduğu kolda 2 gün kadar ufak bir ağrı oluyor. Bunun da zaten bilgilendirmesini yapıyorlar. Onun dışında halsizlik veya bitkinlik gibi herhangi bir sıkıntılı durum oluşmadı. Gayet sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam ettik. Toplumumuzda aşıya karşı ön yargı var; ama bence bu kadar ön yargılı olmamaları lazım. Şu anda Faz-2 çalışması başarılı bir şekilde sonuçlandırıldı. Faz-3 çalışmasında da tavsiyem, ön yargıyla değil gerçekten gönüllü olmalarını isterim” dedi.
Aşının turizmin eski günlerine kavuşması için önemli bir araç olduğunu söyleyen Enuygun CEO’su Çağlar Erol, tatile gitmek isteyenlerin koronavirüse karşı önlemlerinin alındığı, personelinin aşı olduğu otelleri tercih ettiğini belirtiyor. Bu yıl otellerdeki güvenlik önlemlerine havayolları ve turizm çalışanlarının aşılanmasının da eklendiğini hatırlatan Erol, “Bu yıl aşılama uygulamasında hızlı davranır ve salgınının kontrolünde de başarılı olursak, turizm gelirlerimizi arttırabiliriz” diyor.
Tüm dünyada güvenli seyahat arayışı ve aşı pasaportlarının konuşulduğu şu günlerde ülkemizde turizm ve havayolu çalışanları aşılanmaya başladı. Bu durumun ülke turizmi açısından büyük fırsatlar doğurabileceğine dikkat çeken Enuygun CEO’su Çağlar Erol, “2019 yılında ülkemizdeki cari açığın neredeyse tamamını turizm geliriyle karşılamıştık. Bu yıl aşılama çalışmalarını hızlandırırsak, geçtiğimiz yıl kayıpla kapadığımız sezonu, bu yıl çok daha yukarıları çekebiliriz” dedi.
Turizm personeli ve havacılık çalışanları aşılanmaya başladı
Turizm Haftası’na dair bir değerlendirmelerde bulunan Çağlar Erol, şunları söyledi: “Tüm araştırmalar aşının turizmin eski günlerine kavuşması için önemli bir araç olduğunu gösteriyor. İnsanlar koronavirüse karşı önlemlerinin alındığı, personelinin aşı olduğu otellere gitmek istiyor. Turizm Bakanlığı geçen yıl Güvenli Turizm Sertifikası uygulaması başlamıştı. Bu belge 166 kritere bakılarak veriliyor. Enuygun’da da buna paralel olarak yıl boyunca en çok koronavirüs önlemi alan oteller sayfası arandı. Bu yıl otellerdeki bu güvenlik önlemlerine, havayolları ve turizm çalışanlarının aşılanması da eklendi. Umarım bu yaz turizmde daha kazançlı günler geçiririz. 2019 yılında turizm gelirlerimiz 34 milyar doları geçmiş,2020 yılında ise 12 milyar dolara düşmüştü. Bu yıl aşılama uygulamasında hızlı davranır ve salgınının kontrolünde de başarılı olursak, turizm gelirlerimizi arttırabilir; İtalya, İspanya, Yunanistan gibi rakip ülkeleri geride bırakabiliriz.”
“Yeni ürünlerimizi hizmete soktuk”
Enuygun.com olarak pandemiyle geçen bir yıl içerisinde ürünlerimizde kullanıcı kolaylığı ve memnuniyeti sağlayacak pek çok ürün hizmete aldık. Uçak biletinde Türkiye’de ilk olarak bizim başlattığımız Akıllı Aktarma uygulamasını otobüs bileti için de başlatıyoruz. İş birlikleriyle binlerce oteli daha bünyemize ekledik, otel çeşitliliğimizi arttırdık. Seyahat sigortası paketlerimizin içine koronavirüs ile ilgili güvenceleri de ekliyoruz. Kullanıcılarımızın seyahatle ilgili her türlü teknolojik gelişmeleri yakından yakalayabilecekleri daha birçok yenilik için de çalışmalarımızı hızlandırdık yorumunda bulundu.
Kalite, moda ve cazip fiyat avantajını bir arada sunan FLO, Loafer Ayakkabı Koleksiyonu ile kadınların bahar kombinlerini büyüleyici bir görünüme dönüştürüyor
FLO loafer ayakkabılar şıklık ve rahatlığı, klasik ve spor stili bir arada sunarak giyimini sıra dışı dokunuşlarla renklendirmek isteyenlerin tercihi oluyor. Trendy görünümüyle kurtarıcı modellerden oluşan koleksiyon; siyah, bej, pudra, mavi ve kahverengi renkleri ile öne çıkıyor. Her stile uyum sağlayan loaferlar, iş hayatının koşturmacasında ve günlük hayatında rahatlığı yakalamak isteyen kadınların hem stilini renklendiriyor hem de gün boyu özgür adımlar sunuyor. Toka ve metal detaylarıyla harmanlanan koleksiyon; elbise, etek, jean, gömlek ve daha birçok kombin alternatifinin tamamlayıcı parçası oluyor.
FLO 2021 İlkbahar/Yaz Kadın Koleksiyonu’nda yer alan loafer modellerini görebilmek için FLO mağazalarını ve www.flo.com.tr‘yi ziyaret edebilirsiniz.
Sağlıklı ve enerjik bir bedene sahip olmak için alkali beslenme ve vegan beslenme yöntemini uygulayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Vegan beslenmeye başladğını açıklayan isimlerden biri de ünlü oyuncu Ezgi Mola. Vegan beslenmenin olumlu etkilerini kısa sürede gördüğünü sosyal medya hesabından duyuran Ezgi Mola, “Sabah erkenden, kendimi çok daha sağlıklı hissederek uyanıyorum. Bu benim için bir mucize” dedi.
İlk başlarda çoğunlukla kilo sorunu yaşayan ve zayıflamak isteyen kişilerin başvurduğu ‘Alkali Beslenme’, bugün artık önde gelen doktorların ve uzmanların sağlık önerileriyle dünyada her gün daha fazla insanın benimsediği beslenme yöntemleri arasında yer alıyor. Bitkisel bazlı olan alkali beslenme, vegan beslenme türüne çok yakın. Tek farkı ise alkali beslenmede ek olarak besinlerin pH dengesine ve besin değerine odaklanarak dikkat ediliyor.
Tükettiğimiz her gıda vücudumuzda toksin biriktirmemize neden oluyor. İnsan vücudundaki her biyolojik süreç ise doğru asit-alkali dengesini gerektiriyor. Infinity Regenerative Clinic programlarına başlayan ünlü oyuncu Ezgi Mola, geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden artık vegan beslenmeye başladığını ve kısa sürede olumlu etkileri fark ettiğini açıkladı. Ünlü oyuncu, “Bir sağlık merkezine gittim tam 1 hafta önce, tüm iç organlarım tarandı. O günden itibaren haftada iki kez merkeze gidip glutatyon, ozon alıyorum. Lenf masajı yaptırıyorum. Daha bir sürü şey var. Benim için çok zor sandığım ama hiç de olmayan bir şey daha yapıyorum. Vegan besleniyorum. Bugün altıncı günüm. Sabah 07.00’de uyandım. Bu bir mucizedir” dedi.
Vegan beslenmeye ek olarak pH değerlerine odaklanılan alkali beslenmenin vücuttaki yağ oranını dengede tutma, vücuttaki iltihaplanmaları azaltma, kemik sağlığını koruma, fazla kilolardan kurtulma, bağışıklık sistemini güçlendirme ve güne daha enerjik başlama gibi sayısız olumlu yararları bulunuyor.Türkiye’de de giderek yaygınlaşan bu beslenme türü için Mealkaline Alkali Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Paketleri beslenme uzmanları, diyetisyenler ve şefler tarafından kişinin gereksinimlerinize uygun olarak hazırlanıyor. Kişilerin sağlık sorunlarını gidermeye odaklı alkali, vegan, dengeli, sağlıklı yemek ve juice paketlerinin üretimini ve günlük dağıtımı gerçekleştiriliyor. Mealkaline, sunmuş olduğu 12 farklı paketle, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve korunması, yağ stoğunun eritilerek ideal boy/kilo endeksine ulaşılması, beden kimyasının alkali pH dengeye getirilerek hücresel yenilenmenin sağlanmasını hedefliyor.
Soğanları olabildiğince küçük doğramaya çalışın. Büyük doğrarsanız çorbayı içerken soğanı hissedersiniz.
Kremalı Mantar Çorba Tarifi Nasıl Yapılır?
Tereyağını ve sıvı yağı ocakta eritin. Üzerine küçük küpler halinde doğradığınız soğanları ekleyip kavurun.
Saplarını ayıklayıp ince ince/küpler halinde doğradığınız mantarları soğanların üzerine ekleyin. Mantarlar suyunu salıp çekmeye başlayınca unu ekleyip un kokusu gidene kadar 1-2 dakika kavurun.
Su ve kremayı ekleyin. Sürekli karıştırın ve 1 taşım kaynatın. Kaynayınca altını kısın ve 10 dakika kısık ateşte pişirmeye devam edin.
Tuz ve karabiber ekleyin. İnce ince doğradığınız maydanoz ve/veya dereotu ile servis edin. Afiyet olsun.
Farklı ekranlardan ürün siparişi veren eczacılar sipariş işlemlerinde artık zaman kaybı yaşamayacak. Yerli girişim tarafından sunulan patentli hizmetle, eczacıların yarım saat harcadığı sepet oluşturma işlemi 1,5 dakikada bitecek. Yurt çapındaki tüm eczacılara ücretsiz açık sistemle tüm ürünler, tek ekranda görülebilecek.
Novadan, eczacılık sektörüne özel çözümlerle ekonomiye katma değer sağlamayı sürdürüyor. İhtiyaç duyulan ürünleri siparişi etmek için zaman, emek ve iş gücü kayıplarının önüne geçmeyi hedeflediklerini ifade eden Novadan Kurucu Ortağı Haki Poyraz, “İhtiyaç duydukları ürünler için farklı ekranlardan ayrı ayrı sipariş vermek zorunda kalan eczacılar bu sistemle sipariş işlemlerinde kaybettikleri zamanı ürünleri tek ekrandan görüp sipariş vererek minimuma indirebilecek. Patentli çoklu arama hizmetimiz, bir eczacının yarım saatte yaptığı sepet oluşturma işini 1,5 dakikaya düşürüyor. Eczacılar alacakları ürünlere tek kaynaktan daha hızlı ulaşabilecek.” bilgisini verdi.
Eczacıya yılda 20 bin TL tasarruf olanağı
Eczanelerde son kullanma tarihi yaklaşan yüksek stoklu ürünler için takas sistemini de geliştiren Novadan, eczacıların hayatlarını kolaylaştırıyor. Eczanelerin alacakları ürünleri yüksek stok maliyetine girmeden kendilerine uygun miktarlarda ve en uygun fiyata platformda satış yapan eczacılardan alabilmelerini sağlıyor. Böylece eczaneler, son kullanma tarihi yaklaşan yüksek stoklu ürünlerin çöpe atılmasını engelleyerek yılda ortalama 20 bin TL’lik kayıptan kurtulabiliyor.
Novadan hakkında:
KOSGEB tarafından Ar-Ge ve inovasyon desteği alan Novadan, eczacılık mesleğine gönül vermiş bir eczacı, eczacılık sektöründe 15 yıl Türkiye’nin farklı bölgelerinde çalışmış bir profesyonel ve 15 yıl yurt içinde ve yurt dışında yazılım geliştirmiş bir mühendis tarafından kuruldu. Haziran 2020’de açılan platform, eczane ve eczane çalışanlarını geleceğe taşımayı, sektördeki problemleri çözmeyi hedefliyor.