Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 86

    Psikiyatride Herkese Aynı İlaç Dönemi Bitti!

    0
    Psikiyatride Herkese Aynı İlaç Dönemi Bitti!

    Özellikle psikiyatride “hassas tıp” olarak da geçen kişiye özel tedavinin önemine işaret eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, nöropsikolojik tarama, beyin check-up ve stres check-up gibi pek çok tarama içeren yöntemler kullandıklarını belirterek “Bunu yapmanın maliyeti var ama en pahalı tedavi etkisiz tedavidir. Bir insanı tedavisiz bırakmak en pahalı tedavidir” dedi. “Genom sonrası çağ başladı” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Daha önce hekimlik tecrübeleriyle bulduğumuz doğruları şimdi bilimsel kanıtlarla çıkarıyoruz. Biz geleceğin tıbbıyla uğraşıyoruz” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir ilacın herkese olması artık bu döneme uygun bir durum değil. O nedenle kişiye özel tedaviyi önemsiyoruz.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde her hafta gerçekleştirilen multidisipliner bilimsel eğitim toplantısında hassas tıp ve kişiye özel tedavinin önemine işaret etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hassas Tıp, Kişiye Özel Tedavi” başlıklı sunumunda üniversite ve hastane olarak bu alanda yaptıkları çalışmalardan örnekler verdi.

    Kişisel tedaviye ABD’den önce başladık

    “Hassas tıp” kavramını 2015’te ABD Başkanı Barack Obama’nın açıkladığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biz de 2015’ten önce kişisel tedaviye başlamıştık. Kişisel tedavi merkezi kurduk. Hareket noktamız şu: Kanıta dayalı tıp piramidi. Buradan hareket ediyoruz. Kanıta dayalı tıp piramidinin en alt basamağında çalışmalar, hayvan çalışmaları yer alıyor. Laboratuvarın dışında fikirler ve kanaatlerle ortaya çıkan sonuçlar var. Kanaatler klinik olgularla ortaya çıkıyor. Klinik olgulardan sonra laboratuvarlar devreye giriyor. Şimdi yeni bir alan çıktı: In silico denilen bilgisayarda veya bilgisayar simülasyonu yoluyla gerçekleştirilen, bilgisayar üzerinde matematik modelleme yapılarak ortaya çıkan çalışmalar. Hesaplamalı psikiyatri. Hesaplamalı nörobilim diye de bilinen bu çalışma içerisinde kişinin verilerini alıyorsunuz. Bu verilere göre, öğrenen makine gibi kişi bilgileri yükledikçe size muhtemel seçenekleri ve sonuçları ortaya çıkarıyor. İnsanın zihinsel bilgelikle hayat tecrübesiyle onlarca senede öğrendiği bir şeyi, tanıyla ilgili ipucunu bilgisayar bize verebiliyor.” diye konuştu.

    Önümüzdeki dönemlerde tanıyı bilgisayarlar koyacak

    Teknolojideki gelişmeler doğrultusunda önümüzdeki dönemde çok önemli gelişmelerin olacağını, önümüzdeki dönemlerde tanıyı bilgisayarların koyacağını belirtenProf. Dr. Nevzat Tarhan, “Tanıyı biz gireceğiz ama bilmem ne sendromu aklımıza bile gelmez. Onun için epey zaman harcamamız gerekir ama şu anda medikal kayıtlar yapacağız. Olası ön tanılarımızı yazacağız. Onun içerisinde muhtemel tanıyı bilgisayar önümüze çıkaracak. Bu 10 sene sonra rutine girecek.” dedi.

    Hassas tıp: Kişiye özel tedavi

    Kanıta dayalı tıp piramidinde üst basamaklara gelindiğinde kişiye özel tedavi kavramının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aşağıdaki basamaklardan yukarıya doğru yükseldikçe tek vaka serileri oluşuyor. Daha sonra vaka kontrollü çalışmalar, randomize kontrollü çalışmalar, randomize kontrollü çift görevli çalışmalar ve bu safhada artık meta analizler ortaya çıkıyor. Burası kanıt düzeyi en yüksek çalışmalar. Bu çalışmalar artık kanıt düzeyi en yüksek çalışmalar. Bu Türkçede “hassas tıp” denilen kişiye özel tedavi olarak özetleyeceğimiz çalışmalardır.” dedi.

    Bir insanı tedavisiz bırakmak en pahalı tedavidir 

    “Bunu yapmanın maliyet var ama en pahalı tedavi etkisiz tedavidir” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biz nöro psikolojik tarama yapıyoruz. Beyin check-up’ı yapıyoruz. Stres check-up’ı yapıyoruz. Pek çok tarama yapıyoruz. Bazı meslektaşlarımız bunun çok pahalı olduğunu söylüyor ama biz ilk basamak değiliz ki. Biz ikinci de değil, üçüncü basamak hastaneyiz. İlk basamakta minimumda yapılır tedavi. İkinci basamakta tedavi optimumda yapılır. Üçüncü basamakta maksimumda yapılır. Bir insanı tedavisiz bırakmak en pahalı tedavidir. İnsanlara kayıp hayat yaşatıyorsunuz. O nedenle onların tedavisi için bizim bulunduğumuz pozisyonda buradaki hedef alanlarımızda maksimumdan tedavi yapmamız gerekiyor.” dedi. 

    Hastayla terapötik ittifak, plasebo etkisi yapıyor

    Ruh sağlığı çalışanı ile hasta arasındaki doğru iletişimin de önemine değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tedavide kullandığımız bir metafor var: Ruh sağlığı çalışanı ile hasta, hastanın iyiliği için ortaklaşa çalışırlarsa ittifak kurulmuş olur. Terapötik ilişki, sağlık çalışanı ve hastanın ilk buluştuğu andan itibaren başlar. Hasta odaya girdiği andan itibaren onu ayakta karşılamak, ayakta yolcu etmek bütün bunlar terapötik ilişkidir. Bu terapötik ittifak, nörofizyolojik bir olay, plasebo etkisi var. Bu durum, bağlanmayı ortaya çıkarıyor. Hasta ile hekim arasında güvenli bağlanma oluşturuyor. Güvenli bağlanma ortaya çıkardığı için de güvenli bağlanmanın %40 plasebo etkisi var. Tedavinin %40’ını güven ilişkisi olduğu zaman kazanıyorsunuz. Hasta ile hekim ve sağlık çalışanı arasında güven ilişkisi, tedavinin kalıcılığında çok önemlidir. Yani hassas tedavide her şey robotlaşma değildir.” diye konuştu. 

    Farmakogenetik ve kişisel tıp misyonumuza girdi

    Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olarak vizyon ve misyonlarındaki farklılığa değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Vizyon bir insanın olabileceği şeyleri hayal edip dökümante etmesi. Misyon ise yapabileceği şeyleri hayal edip dökümante etmesi. O nedenle misyon ve vizyonumuzu netleştirdik. Bunların bir kısmı vizyon olarak var. Bu bir vizyon öngörüsüdür. Şu anda misyonumuza farmakogenetik ve kişisel tıp girdi.” dedi. 

    Biyolojik kanıt arayışının önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynimiz nasıl bir organ? Sadece kimyasal bir organ değil. Beynimiz sadece elektrik bir organ da değil. Elektromanyetik bir organ. Elektrik kaynağının olduğu her yerde manyetik alan da vardır. Onun için kuantum evrende yakın sebep sonuç ilişkisi olan bir organ. İnsan ilişkisel bir varlık.” dedi.

    Hekim olarak konfeksiyoncu değil terzi gibiyiz

    İnsan beyninin dijital bir varlık olduğunu ve beynin veri tabanının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu veri tabanını, enformasyon teknolojileri, veri tabanımızı yönetebilirsek enformasyon teknolojileri önemli burada. Hekim olarak artık terzi gibiyiz, konfeksiyoncu değiliz. Hekimliğin özünde de bu var. Her hekim konfeksiyoncu gibi tedavi yapmaz. Terzi gibi tedavi yapar. Onun için bireye göre tedavi kavramı var.” diye konuştu.

    Şu anda etik şartlar altında bazı bilimsel çalışmalar yaparak depresyonda, bipolarda çalışmalar yapıldıkça kanıtların artacağını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önemli olan bilimsel akışa doğru bilgiler sunabilmemiz. Nöropsikiyatride önemli olan ikinci ayağı da ilaç kan düzeyi tespiti.  Bu genetik polimorfizmin ön tanısı. Genetik profillemeye göre bu daha kişiye özel. Genetik profilleme kişiye özel bulgu veriyor ama burada fenotipleme yapıyorsunuz. O genotipleme, bu fenotipleme. Kişinin gen fonksiyonuna ve gen ifadesine bakıyorsun. Bu kişinin gen ifadesi ne yapıyor? Hızlı   metabolizer mi yavaş metabolizer mi? Bunu tespit edebiliyorsun.” dedi.

    Doğru ilaç, doğru doz, doğru yol

    Hassas tıpta “Doğru ilaç, doğru doz, doğru yol” ilkesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişiye özel tedavinin özellikle farmakogenetik ayağında bu var. Burada hapı veriyorsunuz kişiler farklı etkileniyor. Bir kişiye 10 mg çok gelirken diğer kişiye çok daha fazla vermene rağmen etki etmiyor. Bu seçimi yapabilmek önemli. Güvenlik ve etkinlik açısından da kişiye özel tedavi yaklaşımı gerekli. Toksikite de önemli. Güvenlik dışında toksik açıdan da önemli. Hastaya fayda sağlayıp sağlamadığı ve bu grupları ayırt etmemize imkan sağlıyor. Tedavi cevabı açısından da kişiye normal doz, düşük doz ya da yüksek dozun cevap verdiğini gösteriyor.” dedi.

    Genom sonrası çağ başladı

    “Daha önce hekimlik tecrübeleriyle bulduğumuz doğruları şimdi bilimsel kanıtlarla çıkarabiliyoruz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

    “Hassas tıp yaklaşımının amacı, bilimsel kliniği bilimsel yollarla yapmanın yöntemini ve bunu yaygınlaştırma yöntemini öğretiyor. Yoksa insanlar kapı kapı hekim hekim dolaşıyorlar. Bizdeki başarının bilimsel kanıtı olarak bunu görüyorum. O nedenle genom sonrası çağ başladı. İlaç kan seviyeleri ve klinik etkileri monitörize etmektir bu. Kişiye özel tedavinin geleceği, otoimmün hastalıklarda bile oldukça önemli. Çeşitli yöntemler kullanarak genetik testler kullanıyorsunuz. Teknoloji kullanıyorsunuz, çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanarak ilaçları gruplara göre sınıflayabiliyorsunuz. Geleceğin tıbbı bu. Daha fazla kişisel tanı. Bir ilacın herkese olması artık bu döneme uygun bir durum değil. O nedenle kişiye özel tedaviyi önemsiyoruz. Tedavide elimizde farmakogenetik bir kimlik var. İlaç kan düzeyi kişinin genetik polimorfizmin ön çalışması. Tedavinin etkisini artırıyor. Tedavinin güvenliğini artırıyor. Terapötik etkiyi artırıp maliyetini düşürüyor. En pahalı tedavi etkisiz tedavi. Tek bir ilaçla birçok doğru yolu ve doğru yöntemi bulabilmek önemli.

    Biz geleceğin tıbbıyla uğraşıyoruz, kasaba hekimliğiyle değil…

    Tıbbın üç ayağı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genetik, beyinde nöral network ve nöro teknoloji. NASA nörobilim konusunda 2 binin üzerinde doktora öğrencisi çalıştırıyor. Nörolink kavramı çıktı. Elon Musk şu anda dünyanın en zengini ve hayal ticareti taptı.  Biz geleceğin tıbbıyla uğraşıyoruz, kasaba hekimliğiyle uğraşmıyoruz” dedi. 

    Bağışıklık Sisteminin En Doğal Dostu: Ozon

    0
    Bağışıklık Sisteminin En Doğal Dostu: Ozon

    Çağın felaketi olarak adlandırılan Koronavirüsde ( Kovid-19) vaka sayılarının tekrar artması ile 3’üncü dalganın derinden hissedildiği bugünlerde alternatif olarak görülen tedaviler tekrar gündeme geldi. Bu kapsamda bağışıklık sistemimizi güçlendiren doğada da bulunan en güçlü üçüncü oksidan olan, ‘Ozon’ ön plana çıkıyor.

    Koronavirüse karşı güçlü bir bağışıklık sistemi sağlayan bu tedavinin virüsü atlattıktan sonra da hücre yenileme özelliği olduğunu belirten Romatem Gaziantep Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mehmet Sıddık Tunçay,”Koronavirüsün en büyük ölüm nedenlerinden biri küçük mikrovasküler trombüsler yani pıhtılardır. Ozon bu pıhtıları azaltıyor. Bu yüzden ölüm oranlarını düşürüyor. Bu bağlamda ozon tedavisi, koronavirüse karşı koruyucu bir özelliğe sahiptir. Virüsü aldıktan sonrada ortaya çıkan zararları azaltmada da çok etkilidir” İfadelerini kullandı.

    Son dönemlerde birçok sağlık sorunun tedavisinde yardımcı olarak sıkça karşımıza çıkan Sağlık Bakanlığı onaylı tamamlayıcı tıp tedavilerinden biri olan ‘Ozon’ koronavirüs sürecinde de sağladığı birçok fayda ile dikkat çekiyor. Öyle ki etkinliği farklı ülkelerde yapılan bilimsel çalışmalarla da kanıtlanan vücudun kendi iyileştirme yeteneklerini güçlendiren bu yönteme ilgi de bir hayli arttı. 

    Virüse Karşı Bir Kalkan Görevi Görüyor

    Ozon tedavisinin virüse karşı bir kalkan olduğunu dile getiren Romatem Gaziantep Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mehmet Sıddık Tunçay, “ Yaşadığımız salgına şuan da kesinleşmiş bir tedavinin olmaması nedeniyle Kovid-19’a karşı kişinin immün sistemi direnç mekanizması büyük önem taşıyor. Seanslar sayesinde vücudun“antioksidan” ve “antiinflamatuar” sistemleri aktiflenir ve bağışıklık hücreleri sitokin adı verilen özel savaşçı moleküller üretir. Bu da medikal ozonun özellikle bağışıklık sisteminin zayıf ve bozuk olduğu hastalara uygulanmasında çok başarılı sonuçlar alınmasını sağlar. Kovid -19’ karşı koruyuculuk anlamında etkilidir. Çünkü bu yöntem immün sisteminde oksijenizasyonu artırıyor, bağışıklığı güçlendiriyor ve hücreleri yeniliyor” dedi.

    Herhangi Bir ilaç Kullanılmıyor

    Dr. Tunçay sözlerine şöyle devam etti: “Genelde 8-12 seans süren ve ortalama bir saate yakın gerçekleşen ozon tedavisi, kişiden alınan kanın ozonlanmasıyla tekrardan hastaya enjekte edilmesiyle yapılan işlemdir. Sistemik ozon tedavisini majör ve minör olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Kanı, bir miktar özel ozona dayanıklı sitratlı bir kaba alıyoruz. Bunu istenen dozda ozon oksijen karışımıyla karıştırıyoruz ve kapalı bir sistemde tekrar aynı kanı veriyoruz. Ozonu direkt kana vermiyoruz. Kanı ozonluyoruz. Etkiyi biz hastaya geri veriyoruz. Minör ozon tedavisinde de aynı seansta ikisini birlikte yapıyoruz. 2 ile 3 cc kanı alıp ozonloyup hastaya o ozonlu kanı koldan veya kalçadan enjekte ediyoruz. İkisi birlikte yapıldığı zaman etkisi daha güçlü ve daha fazla oluyor. Ortalama bir saate yakın sürede gerçekleşiyor. Yan etkisi yok. Hasta normal hayatına devam ediyor. Herhangi bir ilaç etkileşimi yoktur.”

    Hücreleri Yeniliyor

    Üç oksijen atomundan oluşan ozonu kana verdiğimiz zaman çok hızlı bir şekilde oksijene ayrıldığın altını çizen Tunçay, “Oksijen ne yapıyor ise ozon da onu yapıyor. Hücre yenilenmesi, yaşlanmasının gecikmesini, vaskülarizasyon dediğimiz dokunun damarlanmasının artışı ve aynı kortizonda ilaçlarla verdiğimiz o aşırı reaksiyonların durdurulması gibi her dozda farklı etkileri var.  Bu yüzden bağışıklık sistemi düşük olan kişilere şiddetle tavsiye edilir. Yaşanılan şu dönemde kemoterapi ve immün sistemi baskılayan ağır kortizon ilaç alanlar özellikle ozon tedavisi almaları gerekiyor. Yine sistemik hastalıklardan olan diyabetik ve alerjik hastalar(bunun içine astım ve alerjik rinit vb hastalıklar dahil edilebilir) ve romatolojik hasta gruplarında kullanılan ilaçlara bağlı immunite azalması olan hastalarda küçük damar hasarı ortaya çıkar. Damarsal beslenmenin bozulmasıyla doku oksijen oranında azalma olur. Bunun devamında aktif enfeksiyonlar meydana gelebilir. Ozon bu hastalarda kullanılabilecek bir tedavi seçeneğidir.  Ozon oksijensizliğin olduğu her durumda kulllanılabilir. Alerjik reaksiyonlarda kortizonun etkisinin aynısını yapar. Akut ve kronik bazda alerjiyi azaltıyor ve hastanın solunum sisteminde oksijenizasyonu artırıyor. Aktif enfeksiyonda, enfeksiyon  parametlerinde hızlı iyileşme yaptığından yoğun bakımda bile kullanabilir” diye konuştu.

    Faydaları Saymakla Bitmiyor

    Dr. Tunçay son olarak şunları ekledi: “ Genel olarak toparlarsak bu yöntem cildinizi gençleştirir, yaşam enerjinizi arttırır, bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Damar tıkanıklığı ve dolaşım bozukluğu,  diyabet, hipertansiyon ve kronik hepatit tedavisinde başarılı sonuçlar sağlar. Eklem ağrıları, kireçlenmeler, bel ve boyun fıtıkları, fibromiyalji gibi rahatsızlıkların tedavisinde uygulanan bir tedavidir. Bu tedavi ile eklemlerde yer alan kıkırdak dokular hızlı bir iyileşme sürecine girer. Üç oksijen atomundan oluşan ‘Ozon Tedavisi’ yaşlanmayı geciktirir ve hücre yenilenmesini hızlandır.”

    Ramazan Ayında Kilo Almamak İçin 10 Altın Kural

    0
    Ramazan Ayında Kilo Almamak İçin 10 Altın Kural

    Ramazan ayı, öğün sayısının azalması ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle genellikle sindirim ve kilo problemlerini beraberinde getiriyor. Ramazan ayının ardından bayramda da kişiler daha fazla yeme eğilimine giriyor.

    Ay boyunca yavaşlayan metabolizma, kilo alımındaki en büyük etkenlerden biri oluyor. Ancak alınacak bazı önlemler ile bu süreç, beslenmeye bağlı sıkıntılar yaşanmadan rahat bir şekilde geçirilebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. M. Refik Sezgin, Ramazan ayında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

    Ramazan ayında sağlıklı kalmak elinizde

    Ramazan ayında uzun süreli açlık metabolizma hızını yavaşlatır. Beslenme programının ve öğünlerin değişmesi, oruç tutan kişilerde hızlı kilo alımına neden olabilir. Bu durum da Ramazan ayı geçtikten sonra kişilerde psikolojik olarak mutsuzluğu beraberinde getirebilmektedir. Bu dönem sona erdikten sonra, kişiler bir ay gibi uzun dönemde alınan bu kiloları, 3-5 gün içinde tek besin içeren sağlıksız diyetlerle vermeye yönelebilmektedir. Metabolizma hızı Ramazan ayı boyunca yavaşlasa bile oruç tutarken dengeli beslenmek ve kilo alımını engellemek mümkündür. 

    Ramazan beslenmenizde bunlara dikkat edin:

    1. Sindirim ağızda başlar. O nedenle uzun süreli açlık sonrasında yemekleri yavaş ve çiğneyerek tüketmek çok önemlidir. 

    2. Özellikle akşam saatine doğru, yemeğe yaklaşıldığının bilincinde olunması açlık duygusunu artırır. Hazırlanan yemek kokuları ile birlikte mide salgıları da artmaya başlamaktadır. Bu nedenle ilk gıda alımlarının çok sıcak ve çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir.

    3. Kısmi açlık süresi nedeni ile ilk gıda alımları sıvı-yumuşak yemeklerle olmalıdır. Oda ısısında bir iki bardak su, çorba ve şekersiz komposto ile iftara başlanılabilir.

    4. İlk gıda alımından sonra minimum 5-10 dakika arası küçük bir mola verilmelidir. Bu ara namaz kılanlar için akşam namazı arası olabilir. Bu sayede kan şekeri yükselmeye başlamışken devam eden gıda alımları da daha kontrollü olacaktır ve kilo alımının önüne geçecektir. 

    5. Ana yemeklerde sağlıklı bir menü planlanmalıdır.

    6. Gıda alımından sonra yoğun egzersiz tercih edilmemelidir. Yemekten 1-1,5 saat sonra hafif bir yürüyüş sindirim sürecini rahatlatmaya iyi gelir.

    7. Yürüyüş sonrasında meyve yoğunluklu bir öğün alınabilir. Kivi, muz, ananas, elma, armut, çilek gibi aroması yüksek meyveler dilimlenip, üzerine çok az bal ve fındık-badem rendelenerek tüketilebilir. 

    8. Sahurda olabildiğince imsak vaktine yakın uyanmaya çalışılmalıdır. Bu öğün çok erken bir kahvaltı gibi düşünülmelidir. Gün boyunca çok aç kalınacağı düşünülerek aşırı gıda alımının hiçbir faydası olmamaktadır. Çünkü ne yenirse yensin belirli bir saat sonra mide boşalacaktır. 

    9. Sahur sonrasında 1 bardak kefir veya fonksiyonel yoğurt tüketimi bağırsak sorunlarını engellemeye yardımcı olur.

    10. İftar ve imsak arasında, vücut ağırlığının her kg’ı için 20 mL sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir.

    Saçların Renk Uzmanı IGORA ROYAL Yenilendi…

    0
    Saclarin Renk Uzmani IGORA ROYAL Yenilendi…

    Schwarzkopf Professional’ın renklerle özdeşleşen, uzman saç boya markası IGORA ROYAL yenilendi. Güvenilir yüksek performanslı formülünü değiştirmeyen marka, şimdi sürdürülebilir ve daha modern ambalajının yanı sıra 118 farklı renk tonu ile tüketicilerin karşısına çıkıyor

    Yeni IGORA ROYAL; son teknoloji ürün performansı ile klasikten modern görünüme tüm renk zorlukları için kolay, net ve güvenilir çözümler sunuyor. Trend uzmanlığı ve ilham vericilik özelliği ile de kuaförlerin potansiyel renk hizmetini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı oluyor. IGORA ROYAL‘in yeni geliştirilmiş portföyü, gerçeğe uygun, güvenilir, eşit ve parlak renk sonuçları ortaya koyuyor. Aynı zamanda trend tonlarda %70’e kadar beyaz kapama ve doğal tonlarda %100 beyaz kapama sağlıyor. Üstün renk koruma özelliği de fark yaratıyor.

    IGORA ROYAL Şimdi Sürdürülebilir Ambalajlarda…

    Sürdürülebilirlikte öncü olan Schwarzkopf Professional, küresel ayak izleri söz konusu olduğunda “daha azıyla daha fazlasını yapmak için” çalışırken, IGORA ROYAL serilerinin yeniden tasarımı söz konusu olduğunda da her detayı düşündü. Yeni IGORA ROYAL ambalajlarının tüp ve kapakları şimdi %100 geri dönüştürülebilir malzemeden üretiliyor. Ürünlerin kutusunda ise %92 geri dönüştürülebilen karton kullanılıyor.

    *Relansman süresinde hiçbir formül değiştirilmemiştir.

    Schwarzkopf Professional web sitesinde yeni IGORA ROYAL ürün bilgilerini, ürünlerin yeni görünümlerini ve daha fazlasını keşfedebilirsiniz: schwarzkopfpro.com.tr – Instagram üzerinden @schwarzkopfprotr ve #BeIGORA / #IGORAROYAL hashtag’leri ile en son haberleri, trendleri ve rekabet ayrıntılarını takip edebilirsiniz.

    Essential Looks, 2021’i Saçlarda Renk Yılı İlan Etti

    0
    IGORA ROYAL

    Yeniliğe, ilham almaya ve yaratıcılığa odaklanan Schwarzkopf Professional’ın Essential Looks ekibi, 2021’i renk yılı olarak tanımlayan yeni saç koleksiyonunu yarattı

    Essential Looks, 2021’i Saçlarda Renk Yılı İlan Etti. Royal Glory olarak adlandırılan bu sezonki koleksiyonun içinde ise Magical Whimsy, Back to Classics ve Artful Feeling olmak üzere 3 yeni saç trendi bulunuyor. Essential Looks’un, IGORA ROYAL markası ile birlikte hazırladığı yeni saç trendleri, ilkbahar ve yaz sezonunun çok daha renkli geçeceğini müjdeliyor.  

    Belirlediği trendlerle dünya saç modasının yaratıcısı konumundaki Schwarzkopf Professional‘ın dünyanın dört bir yanındaki moda haftalarından ilham alarak geliştirdiği Essential Looks’un yeni ilkbahar yaz koleksiyonu Royal Glory, 2021’e renk katmaya hazır. Rengin dönüştürücü gücünün kullanıldığı koleksiyonda bu sezon Magical Whimsy, Back to Classics ve Artful Feelingtrendleri öne çıkıyor.Trendler, Schwarzkopf Professional‘ın iddialı saç renklendirme markası IGORA ROYAL ile birlikte efsaneleşiyor.

    Trend 1 – Magical Whimsy

    Beklenmedik kontrastlar, olağanüstü boyutlar ve çarpıcı siluetlerden oluşan Magical Whimsy trendi; modern bir ruh, havalı sarışın tonlar, kısa, keskin ve heyecanlı kesimlerle vintage şekilleri öne çıkartıyor. Anı yaşayan, her zaman ileriye bakan ve asla geriye dönmeyenlerin dünyasına kusursuzluk, güç ve enerji katıyor. Gümüş, leylak ve soluk sarı tonları, pastel leylakların altına yerleştirilmiş yumuşak şeftali tonları, sandre ve küllü renkler bu trende imzasını atıyor.

    Trend 2 –  Back to Classics

    Back to Classics trendi; bugün podyumda gördüğümüz, kökü klasisizmden ve sadelik aşkından, duruş ve modernizmden gelen #newfemininity akımının saçlardaki yansıması… Yumuşak, doğal ve zengin çikolatanın ombré tonlarında kesimi olağanüstü bir görünüm yaratıyor. Trend; parlak ve şık saçlarla sade, zahmetsiz ama bakımlı, taviz vermeyen bir güveni kucaklıyor. Koyu renkler üzerine şık mop-top görünümler, modern bir dokunuş ile trendin çok yönlülüğünü sergiliyor. Sıcak tonlarla muhteşem bir tezat oluşturan soğuk leylak tabakalarına karşı karamel tonlu paneller, ön ve arka tarafta daha zengin ve daha derin çikolata tonları oluşturuyor.

    Trend 3 –  Artful Feeling

    İlham verici görüntüler ve tekniklere adanan Artful Feeling trendi, hayatı her gün yeniden keşfedenler için geliştirildi. Tıpkı bir sanatçı gibi özgün bir tarzı olan, rüya gibi soyut bir ruh taşıyan trend, tamamen kişiye özel ve kişinin kendini ifade etme tarzına odaklanıyor. Saçlarda, kırmızı, altın sarısı ve bej tonlarında yumuşak bir şekilde değişen bukleler ve hacim, trendin karakterini yansıtıyor. Zaman zaman bakırları, pembe kırmızılar ve morlarla harmanlayan Artful Feeling, renk anlatımını vurgulamak için doku hissi veren kıvrımlı bölümlerle heyecan verici bir stil ortaya koyuyor.

    Schwarzkopf Professional‘ı @schwarzkopfprotr ile Essential Looks’u ise #apassionforhair ve #essentiallooks hashtag’leri ile sosyal medyada takip edebilirsiniz.

    Ülkemizde 100 Bin Kişi Bu Sorunla Yaşıyor

    0
    Ülkemizde 100 Bin Kişi Bu Sorunla Yaşıyor

    Hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmediği takdirde zaman içinde kişileri yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson hastalığı hakkındabilgi veren Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu “Normal olarak insan beyninde belli bölgelerde dopamin üreten beyin hücreleri bulunur. Parkinson hastalığında beyinde önemli bir kimyasal madde olan bu dopamin üretimi durur veya azalır” açıklamasında bulundu.

    “Dopamin insanların akıcı ve birbiri ile uyumlu hareketler yapmalarını sağlar” diyen Esra Mıhçıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Dopamin üreten hücrelerin %60 ila %80’i kayba uğradığında yeterli miktarda dopamin üretilemez ve Parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar. Parkinson hastalarının büyük çoğunluğu genetik kökenli değildir. Birçok araştırma ebeveyn veya kardeş gibi birinci derecede yakınlarında Parkinson hastalığı bulunan bireylerin diğer insanlara göre dört ile 9 kat daha fazla Parkinson geliştirme riskine sahip olduklarını göstermektedir. Parkinson hastalığı klinikte dört ana özellikle karakterize olur.”

    Denge bozukluğu yapabilir

    Parkinsonda ilk belirtiler şunlar: 

    -İstirahat halinde görülen titreme

    -Hareketlerin yavaşlaması

    -Katılık

    -Denge bozukluğu 

    Bu belirtiler sonrası dikkatli olmak gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Dr. Esra Mıhçıoğlu “Diğer sık rastlanılan belirtiler ayakları sürüyerek yürüme, ilerleyen yıllarda el yazısında küçülme, bazı yiyeceklerin kokusunu alamama, maske yüz, uyku bozuklukları, kabızlık, terleme, unutkanlık ve kas ağrısı gibi yakınmalardır. Genç yetişkinlerde de görülebilmekle beraber daha çok ileri yaşta ortaya çıkar. Tüm dünyada ve her popülasyonda görülür. Tüm dünya üzerinde halen beş milyon hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde gerçekleştirilen birkaç çalışmaya göre hastalığın sıklığı diğer ülkelerle benzerlik göstermektedir ve tahminen 110 bin hasta olduğu düşünülmektedir.  Erkeklerde kadınlardan biraz daha yüksektir” açıklamasında bulundu.

    Zaman ilerledikçe semptomlar kötüleşebilir

    Hastalığın, yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkileri olduğunu aktaran Mıhçıoğlu, Parkinson’un ilerleyici bir hastalık olduğunu ve zaman ilerledikçe semptomların kötüleşebileceğini belirtti. Doğru tedavi ve takip sayesinde, çoğu hastanın normal hayatını uzun yıllar boyunca sürdürebildiklerini söyleyerek “Bu nedenle hastalığın, ilk belirtileri ve semptomları saptanır saptanmaz tıbbi görüş almak önemlidir; böylece tedavi seçeneklerini en iyi şekilde değerlendirmek mümkün olur. Parkinson hastalığı tanısı genellikle nöroloji uzmanları tarafından dikkatli bir sorgulama ve muayene ile konulabilir. Zaman zaman Parkinson belirtileri bir başka hekim tarafından da fark edilebilir ve bu durumda bir nöroloji uzmanına yönlendirilir. Parkinson hastalığı tanısında özel bir kan testi veya inceleme yoktur. Erken tedavi ile hastalığın gidişatını yavaşlatmak mümkün hale gelir. Genellikle oldukça yavaş bir seyir ve yıllar içinde belirtilerde çok az artış olabilir. Bunun yanında hastalığın daha hızlı ilerleyebildiği hastalar da olabilir. Hastalığın ortadan tamamen kaldırılmasına veya önlenmesine yönelik bir tedavi henüz olmamasına rağmen şu anda Parkinson hastalığının belirtilerini kontrol almaya yönelik tedaviler mümkündür. Parkinson hastalığı tedavisinde ana prensip, hastanın toplum içinde kendini iyi hissetmesi ve günlük yaşam aktivelerini yardıma ihtiyaç duymadan ve zorlanmadan gerçekleştirebiliyor olmasıdır. Cerrahi tedavi ilk tercih yolu olmamakla beraber hastalık düzeltilemiyorsa ya da ilaç kullanımı ile ilişkili yan etkiler ortaya çıkmış ise uygulanabilir” dedi. 

    12 Nisan Etiketiyle Yapılan Paylaşımlar Sosyal Medyada İnfial Yarattı! Emniyet Harekete Geçti

    0
    12 Nisan Etiketiyle Yapılan Paylaşımlar Sosyal Medyada İnfial Yarattı! Emniyet Harekete Geçti

    Sosyal medyada “12 Nisan” ve “tecavüz” etiketleriyle yapılan ve kadınların taciz edilmesini hatta katledilmesini teşvik eden paylaşımlar infial yarattı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, söz konusu paylaşımların içerikleri itibariyle sosyal medya terörü olduğu vurgulanırken, bu tür paylaşımlara müsaade edilmeyeceği belirtilerek bu etiket altında suç işleyen hesapların tespit edildiği ve gerekli soruşturmaların başlatıldığı ifade edildi.

    Sosyal medyada #12Nisan, #tecavüz gibi etiketlerle kadınların tecavüze uğramasını, katledilmesini teşvik eden paylaşımlar infial uyandırdı.

    12 Nisan etiketiyle yapılan paylaşımlar sosyal medyada infial yarattı! Emniyet harekete geçti

    EMNİYET O KULLANICILARIN TESPİTİ İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTI

    Söz konusu paylaşımların ardından ‘tecavüzün mizahı olmaz’ başlığıyla bir kampanya da başlatıldı. Kan donduran paylaşımlarda 12 Nisan’ı sözde tecavüz günü ilan eden kullanıcıların tespiti için kısa sürede çalışma başlatıldı.

    Konuyla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü‘nden gelen açıklamada şöyle denildi:

    “Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, sosyal medya ortamında 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütmektedir.

    12.04.2021 tarihinde sosyal medya platformları üzerinden #12Nisan etiketi adı altında paylaşımlar yapılmaktadır.

    Bu paylaşımlar içerikleri itibariyle sosyal medya terörüdür. Bu tür paylaşımlara asla müsaade edilmeyecektir. Bu etiket adı altında suç işleyen hesaplar tespit edilerek gerekli soruşturmalar başlatılmıştır.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

    Trump’ın Tedavisinde de Kullanılan “antikor kokteyli” Koronaya Yakalanma Oranını Yüzde 81 Azaltıyor

    0
    Trump'ın Tedavisinde de Kullanılan "antikor kokteyli" Koronaya Yakalanma Oranını Yüzde 81 Azaltıyor

    ABD’li ilaç firması Regeneron’un koronavirüse-karşı geliştirdiği Regen-Cov adlı “antikor kokteylinin” enfeksiyona karşı yüzde 81 koruyuculuk sağladığı belirtildi. Regen-Cov adlı kokteyl, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın tedavisinde de kullanılmıştı.

    Firmadan yapılan yazılı açıklamada, Regen-Cov’un 3. faz deneme sonuçlarının Kovid-19’a yakalanan hastalarda ilk haftada yüzde 72, sonraki haftalarda yüzde 93 etkili olduğunu gösterdiği kaydedildi.

    KORONAYA YAKALANMA RİSKİNİ YÜZDE 81 AZALTIYOR

    Açıklamada, Regen-Cov’un deri altından uygulanması halinde ise enfekte olmayanlarda Kovid-19’a yakalanma riskini yüzde 81 azalttığı ifade edildi.

    YAYGIN KULLANIM İÇİN BAŞVURU YAPILACAK

    Regen-Cov’un henüz Kovid-19 aşısı olmamış veya bağışıklık sistemindeki zayıflık nedeniyle aşının yeterli derecede etkili olmadığı yüksek riskli gruplar için önemli bir gelişme olduğuna işaret edilerek, ilacın aşılama ile daha geniş kesimlerde kullanımı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) başvuruda bulunulacağı bildirildi.

    İKİ İLACIN BİRLEŞİMİNDEN OLUŞUYOR

    ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) ile ortaklaşa yürütülen ve 1500 kişi üzerinde klinik denemeleri yapılan Regeneron’un kokteylinin, bağışıklık sisteminin doğal olarak ürettiği antikorları taklit için tasarlanan iki ilacın bileşiminden oluştuğu kaydedildi.

    Kasım 2020’de sadece kliniklerde acil kullanımına izin verilen ilaç, damardan verildiği için zaman alıcı ve uygulanmasının zor olması nedeniyle Kovid-19 tedavisinde çok tercih edilmemişti.

    TRUMP’IN TEDAVİSİNDE DE KULLANILMIŞTI

    Regeneron’un söz konusu kokteyli, 2 Ekim 2020’de Kovid-19’a yakalandığını duyuran eski ABD Başkanı Donald Trump‘ın tedavisinde de kullanılmıştı.

    Trump’ın doktoru Sean Conley, Kovid-19 testi pozitif çıktıktan sonra kaldırıldığı Walter Reed Askeri Hastanesi’nde Trump’a önlem amaçlı Regeneron’un 8 gramlık “antikor kokteyli” tedavisini uyguladıklarını ve bunun sonucunda herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını belirtmişti.

    Watsons Güneş Ürünleriyle Maksimum Koruma ve Doğal Bronzluk

    0
    Watsons Güneş Ürünleriyle Maksimum Koruma ve Doğal Bronzluk

    Kişisel bakım ve güzelliğin bir numaralı adresi Watsons, bu yaz güneşin zararlı etkilerinden korunmak ve bronzlaşmak isteyenlere çantalarından çıkaramayacakları seçenekler sunuyor. 

    Maksimum koruma ve doğal bronzluk için öne çıkan Watsons markalı güneş ürünleri bu yaz plaj çantalarından eksik olmayacak. Yaz aylarında doğal bir bronzluğa sahip olmak isteyenler Watsons’ın birbirinden hoş kokulara sahip ürünlerinden vazgeçemeyecek. 

    Yenilenen Formüllü Watsons Güneş Koruyucular İle Cildiniz Koruma Altında 

    Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden her mevsim korunmak isteyen ciltler yenilenen ve güçlenen formülü ile Watsons markalı koruyucu ürünler ile güvende. Paraben içermiyor. 

    • Watsons  50GKF Yüz Bölgesi için Güneş Kremi, cilt üzerindeki zararları etkileriyle bilinen UV (Ultraviyole) ışınlarına karşı geliştirilen özel formülü sayesinde cilde zarar veren serbest radikallerin etkisini azaltıyor. Formülündeki bileşenler sayesinde cildi besleyen ürün çantalardan eksik olmayacak.
    • Watsons  50GKF Seyahat Boy Güneş Kremi, kompakt yapısı ile cildinizi güneşin zararlı etkilerine karşı korumaya yardımcı oluyor ve seyahat boyu ile her yere kolaylıkla taşınabiliyor. Özel olarak geliştirilen formülüyle de cilde yoğun nem sağlıyor. 
    • Watsons 50GFK püskürtmeli başlıklı güneş losyonu, püskürtmeli triggerli başlığa sahip alternatifi ile de plajda yerinde duramayan minikler için pratik bir kullanım imkanı sunuyor. Püskürtmeli başlığı sayesinde ürün daha geniş bir alana yayılarak cilde hızlıca uygulanabiliyor. 
    • Watsons 30GKF Güneş Losyonu Sprey ve Watsons 50GKF Güneş Losyonu Sprey yaz boyunca cildini güneşin UVA, UVB gibi zararlı ışınlarına karşı korumak isteyen ve bunu yaparken sprey losyonun kullanım kolaylığından vazgeçemeyenler için muhteşem bir alternatif. Hafif ve pratik yapısı sayesinde cildin her noktasına eşit bir şekilde dağılan spreyler 30GKF ve 50 GKF olmak üzere istenilen koruma derecelerinde tercih edilebiliyor. 
    • Watsons Aloe Vera özlü After Sun Jel, yoğun birgüneşlenme sonrasında cildi yatıştırmak ve nemlendirmek için tasarlanan özel formülü sayesinde cilde derinlemesine bir bakım sağlıyor. Aloe Vera ile zenginlendirilmiş formülüyle, gerilen cildi yatıştırmaya yardımcı olan jel, uygulama sonrasında ciltte tatlı bir ferahlık hissi yaratıyor.

    Tüm cilt tipleri için uygun olan Watsons Bronzlaştırıcı Yağ çeşitleri özel içerikleri sayesinde cildi hem nemlendiriyor hem de güneşin etkisini göz alıcı bir bronzluğa dönüştürüyor.

    • Havuç, Hindistan Cevizi ve Kakao olmak üzere üç farklı alternatifi bulunan Watsons Bronzlaştırıcı yağlar egzotik kokuları ile de büyülüyor. Hızlı ve etkili  bir bronzluk sunan Watsons Bronzlaştıcı Yağ serisi, sprey başlıkları sayesinde vücudunuza eşit olarak dağılıyor ve kolay bir kullanım sağlıyor. Üç farklı çeşidi ile her zevke ve cilt tipine kolayca uyum sağlayan Watsons Bronzlaştıcı Yağ çeşitleri, hafif yapıları sayesinde cilde uygulandığı andan itibaren hızlı bir şekilde emilerek ipeksi bir yumuşaklık sunuyor. 

    Watsons  50GKF Yüz Bölgesi için Güneş Kremi 50 ml: 69,95TL 

    Watsons  50GKF Seyahat Boy Güneş Kremi 50 ml: 59,95TL

    Watsons 50GKF+ Güneş Losyonu Sprey Kids Püskürtmeli 200 ml: 99,95TL 

    Watsons 30GKF Güneş Losyonu Sprey 200 ml: 79,95TL 

    Watsons 50GKF Güneş Losyonu 200 ml: 99,95TL 

    Watsons Aloe Vera Özlü After Sun Jel 150 ml: 39,95TL 

    Watsons Bronzlaştırıcı Havuç Yağı 150 ml: 29,95 TL

    Watsons Bronzlaştırıcı Hindistan Cevizi Yağı 150 ml: 29,95 TL

    Watsons Bronzlaştırıcı Kakao Yağı 150 ml: 29,95 TL

    **Belirtilen fiyat Nisan güncel fiyatı olup, piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir.

    Watsons Micellar Makyaj Temizleme Suyu Basın Bülteni

    0
    Watsons Micellar Makyaj Temizleme Suyu Basın Bülteni

    Yüz, göz ve dudaklarda kullanıma uygun olan Watsons Micellar Makyaj Temizleme Suyu cildinizdeki makyajı etkili bir şekilde çıkarır ve cildinizi arındırır. Ciltte yarattığı temizlik ve rahalık hissi ile tek ürünle etkili sonuç elde etmenizi sağlar. Kullandıktan sonra durulama gerektirmez.  Tüm cilt tipleri için uygundur. Dermatolojik ve Oftalmolojik olarak test edilmiştir. Alkol, Paraben, Parfüm içermez. 

    Yüz, göz ve dudaklarda kullanıma uygun olan Watsons Micellar Makyaj Temizleme Suyu cildinizdeki makyajı etkili bir şekilde çıkarır ve cildinizi arındırır. Ciltte yarattığı temizlik ve rahalık hissi ile tek ürünle etkili sonuç elde etmenizi sağlar. Kullandıktan sonra durulama gerektirmez.  Tüm cilt tipleri için uygundur. Dermatolojik ve Oftalmolojik olarak test edilmiştir. Alkol, Paraben, Parfüm içermez. 

    Watsons Micellar Makyaj Temizleme Suyu: 29,95 TL

    **Belirtilen fiyatlar Nisan güncel fiyatı olup, piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebilir.