Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 150

    Cevizsiz Olmaz: İncirli Sütlü Tatlı Tarifi

    0
    Cevizsiz Olmaz: İncirli Sütlü Tatlı Tarifi

    Hep benzer tatlıları yemekten sıkılanların damaklarına şenlik olacak bir tat hazırlıyoruz böylelikle. Şimdiden ellerinize sağlık diyor, cevizle incirin muhteşem uyumunun tadını doya doya çıkaracağınız tarifimize buyur ediyoruz. Afiyetler olsun.

    İncirli Sütlü Tatlı Tarifi İçin Malzemeler

    • 5 su bardağı süt
    • 4 yemek kaşığı nişasta
    • 2 yemek kaşığı un
    • 1/3 su bardağı şeker
    • 1 paket vanilya
    • 10 adet kuru incir
    • 1 yemek kaşığı tereyağı
    • 5 adet ceviz içi

    İncirli Sütlü Tatlı Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. İncirleri bir kaseye alarak üzerine sıcak su ilave edin ve 5 dakika bekletin.
    2. Süt, nişasta, un, şeker ve vanilyayı bir tencere alarak güzelce karıştırın.
    3. Karışımı kısık-orta ateşte kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin.
    4. Kaynamaya başladığında incirleri ilave edin ve kısa bir süre daha pişirin.
    5. Muhallebiyi ocaktan aldıktan sonra içerisine tereyağını ekleyip güzelce karıştırın.
    6. Servis kaselerine dağıttıktan sonra üzerine ceviz serperek afiyetle tüketin.

    İncirli Sütlü Tatlı Tarifinin Servis Önerisi

    Muhallebinizi tarçın ile servis edebilirsiniz.

    Dünyada Her Yıl 2 Milyon Kadını Tehdit Ediyor Erken Tanı İçin Ne Zaman, Hangi Yöntem?

    0
    Dünyada Her Yıl 2 Milyon Kadını Tehdit Ediyor Erken Tanı İçin Ne Zaman, Hangi Yöntem?

    Meme kanseri tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü. Ortalama 8 kadından biri, hayatının bir döneminde meme kanseri tanısı alıyor. Dünyada her yıl 2 milyonun üzerinde kadında yeni meme kanseri saptanıyor ve her yıl 600 binin üzerinde kadın meme kanserinden hayatını yitiriyor.

    Oysa meme kanseri erken saptandığında ölüm oranları belirgin olarak azalıyor ve erken tanıyla meme koruyucu cerrahi tedaviler mümkün oluyor. Öyle ki sadece memede sınırlı meme kanseri tanısı alan kadınlarda hastalıksız 5 yıllık yaşam şansı yüzde 90’ın üzerinde oluyor. İşte bu noktada pek çok kadının aklına şu soru takılıyor: Erken tanı için neler yapmalıyım? Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Meme Kliniği Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Füsun Taşkın, meme kanserindeerken tanı için hangi yaşta hangi yöntemlere başvurulması gerektiğini anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

    KENDİ KENDİNİ MUAYENE

    20 YAŞINDAN İTİBAREN: Kendi kendini muayene meme kanseri taraması olmasa da, pek çok kadın memesinde yeni gelişen bir kitleyi kendi kendine muayene sırasında fark ediyor. Bu nedenle 20 yaşından sonra; ayda bir kez, adet döneminin bittiği hafta, kendi kendine muayene çok önemli. “Ancak kendi kendini muayene kanser ölümlerini azaltmaz, mamografik taramanın yerini almaz” uyarısında bulunan Prof. Dr. Füsun Taşkın, “Dolayısıyla her ay yapılan meme muayenesinde ele gelen bir kitle tespit edilmese bile 40 yaşından sonra düzenli mamografi taraması asla ihmal edilmemeli” diyor.

    KLİNİK MUAYENE

    25 YAŞINDAN İTİBAREN: Memeyle ilgili yakınması olan kadınların yanı sıra hiçbir şikayeti olmayan kadınlar da 25 yaşından itibaren meme polikliniklerinde yıllık meme muayenesi yaptırabilirler.

    ULTRASONOGRAFİ

    30 YAŞ ALTINDA: Ergenlik dönemiyle birlikte ve özellikle 30 yaş altı genç kadınlarda, meme yakınması olduğunda ilk basamak görüntüleme yöntemi meme ultrasonografisidir. Prof. Dr. Füsun Taşkın, ultrasonun 40 yaşından itibaren mamografiyi tamamlayıcı olarak kullanılan güvenilir bir yöntem olduğunu belirterek, şunları söylüyor: “Ultrasonografi hem kitle, hem de kitle oluşturmayan meme kanserini saptama ve değerlendirme duyarlılığı yüksek bir yöntem. Memede var olan tümörün yapısının ve özelliklerinin anlaşılmasını sağlıyor.” Meme biyopsilerinin önemli bir kısmının ultrasonografi kılavuzluğunda yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Füsun Taşkın, “Ultrasonografi iyonizan radyasyon içermez ve her yaşta, güvenle kullanılabilir” diyor.

    DİJİTAL MAMOGRAFİ (TOMOSENTEZ VE KONTRASTLI MAMOGRAFİ)

    40 YAŞINDAN İTİBAREN: Güvenilirliği bilimsel olarak kanıtlanmış olan mamografi, meme kanseri taramasında “altın standart” yöntemdir. Dolayısıyla kadınların hiçbir meme yakınması olmasa bile 40 yaştan itibaren yıllık ‘tarama mamografisi’ yaptırmaları yaşamsal öneme sahip. “Mamografik tarama meme kanserinin erken tanısını sağlar ve kanser ölümlerini ortalama yüzde 30 azaltır” diyen Prof. Dr. Füsun Taşkın, şöyle devam ediyor: “Mamografiyle erken tanı sayesinde etkin tedavi sağlanıyor. Böylelikle ölüm oranları azaldığı gibi, daha az yan etkili tedaviler, meme koruyucu tedaviler mümkün oluyor.” Meme yakınması olan kadında ‘tanısal amaçla’ yapılan mamografide ise taramadaki gibi bir yaş sınırı olmuyor. Meme yakınması ya da kanser kuşkusu olan kadınlara gebelik ve emzirme dönemi de dahil, her yaşta mamografi yapılabiliyor.

    Tomosentez: Tomosentez, mamografi cihazının bir modifikasyonudur ve mamografi gibi iyonizan radyasyonla çalışan 3 boyutlu bir kesit görüntüleme yöntemidir. Prof. Dr. Füsun Taşkın meme dokusu yoğun (dens) olan kadınlarda mamografinin kanser saptama duyarlılığının azaldığına dikkat çekerek, “Yeni mamografi teknolojilerinden tomosentez, dijital mamografiye kıyasla kanser saptama duyarlılığını belirgin olarak artırıyor. Kesit görüntüleme ile, dijital mamografiden daha detaylı bir değerlendirme sağlıyor ve saptanan kuşkulu bulgularda biyopsi yapma olanağı sunuyor” diyor.

    Kontrastlı mamografi: Kontrastlı mamografi ile meme MR görüntülemede olduğu gibi; damardan kontrast madde verilerek, tek bir mamografi seansıyla mevcut hastalıkların detaylı değerlendirilmesi, hastalık yaygınlığının daha net anlaşılması, ek odakların saptanması ve karşı memenin detaylı değerlendirmesi sağlanıyor. Prof. Dr. Füsun Taşkın günümüzde teknolojinin ilerlemesi sayesinde; tek bir cihazla düşük radyasyon dozuyla dijital mamografi, tomosentez, stereotaktik ve tomosentez meme biyopsi ve işaretleme işlemleri, kontrastlı mamografi, otomatik dansite ölçümü işlemlerinin mümkün olduğunu, böylece daha az inceleme basamağı ile daha hızlı ve konforlu tanı sağlandığını belirtiyor.

    MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME (MRG)

    35 YAŞINDAN İTİBAREN: Meme kanserini saptamada en duyarlı yöntem olan meme MRG, kendine özgü sınırlılıkları nedeniyle normalde kanser taramasında kullanılmazken, meme kanseri için yüksek riski olan kadınlarda taramada temel yöntemdir. Yüksek riskli kadınlarda; genç yaşlarda yıllık MRG, 35 yaşından itibaren de yıllık mamografiyle birlikte MRG öneriliyor. “Meme MRG’nin kanser saptama duyarlılığı çok yüksek olup, özellikle mamografik taramadan fayda görmeyen genç kadınlarda kanserin erken saptanmasına ve etkin tedavisine katkı sağlıyor” diyen Prof. Dr. Füsun Taşkın, şunları söylüyor: “Tanısal amaçla da meme MRG yapılabiliyor. Yeni meme kanseri tanısı almış kadınlarda evrelemede, meme implantlarının değerlendirilmesinde, mamografi ve ultrasonografi ile çözülemeyen klinik problemlerde çok başarılı sonuçlarla kullanılan Manyetik Rezonans Görüntüleme iyonizan radyasyon içermiyor.”

    Paranit’e İki Önemli Ödül Birden

    0
    Paranit’e İki Önemli Ödül Birden

    Saç biti tedavisinde Türkiye ve Avrupa’nın lider markası olan Paranit’in “Paranit’le Bitti Gitti” reklam kampanyası ödüle doymuyor. 8. Baykuş Ödülleri’nde Öngörülü Baykuş Ödülü’nün sahibi olan Paranit, aynı kampanya ile Effie 2020’de “Sağlık-Kişisel Koruma” kategorisinde Bronz Effie’ye layık görüldü.

    Bit sorununa hızlı ve etkili bir çözüm sunan Paranit’in “Paranit’le Bitti Gitti” sloganıyla hazırlanan reklam kampanyası iki büyük ödül etkinliğinin kazananları arasına adını yazdırdı. Paranit, Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) tarafından en başarılı araştırma projelerinin ödüllendirildiği Baykuş Ödülleri’nde; kampanya kapsamında Sia Insight ile birlikte gerçekleştirdiği “Gitti Bir Daha Gelmez” başlıklı araştırmayla bronz İçgörülü Baykuş’un sahibi oldu.

    “Paranit’le Bitti Gitti” kampanyasına bir ödül de Effie Türkiye Reklam Etkinliği Yarışması’ndan geldi. Paranit, Reklamcılar Derneği ve Reklamverenler Derneği’nin Effie Worldwide Inc. işbirliğiyle düzenlediği Effie 2020’de Bronz Effie’ye layık görüldü.

    Paranit Hakkında

    Saç biti tedavisinde Türkiye ve Avrupa’nın lider markası olan Paranit, tedavi ve bulaşmayı önlemede kolay ve etkili çözümler sunuyor. Paranit tedavi ürünleri içeriğindeki patentli Osmolone® ile bitleri mekanik olarak boğuyor ve kurutuyor. Böylece bitler ve sirkeler tek yıkamada tamamen ölüyor. Yeniden bulaşmayı engellemek için Bit Kovucu Spreyi ile 12 saat etki gösteriyor. Paranit ürünlerinin etkisi klinik olarak kanıtlanmıştır.

    Perrigo Türkiye Hakkında 1887 yılında kurulan dünyanın önde gelen sağlık ürünleri şirketi Perrigo, Türkiye’de 2009 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. Dermokozmetik, kilo kontrolü, bit tedavisi, el ve ayak sağlığı, deodorant, depilasyon, gebelik testi gibi alanlarda faaliyet gösteren Perigo Türkiye’nin bünyesinde Sebamed, Bio-Oil, Paranit, Predictor, XL-S, Vectavir, Gvyna, Omron, Deotak ve Depitak gibi çoğu kategorisinde lider markalar bulunuyor.

    LAV Troya ile Çay Saatlerine Zarafet Katın

    0
    LAV Troya ile Çay Saatlerine Zarafet Katın

    İlham veren anları keyifli anılara dönüştüren LAV, Troya Çay Seti ile çay saatlerini adeta bir seremoniye dönüştürüyor. Altın renginin cazibesini estetikle buluşturan Troya Çay Seti, şıklığıyla göz alıyor.

    Şıklığı ve modern formuyla fark yaratan LAV satış noktalarından ve www.lav.com.tr internet mağazasından ulaşılabiliyor.

    Özgün tasarımlarıyla yaşamı güzelleştirenler anların vazgeçilmezi olan LAV, Troya Çay Seti ile vazgeçilmez lezzet çayı en güzel haliyle sunuyor. Özgün tasarımıyla fark yaratan Troya Çay Seti, serin sonbahar günlerinde çayınızdan aldığınız her yudumda içinizi ısıtıyor. Sonbaharda çay keyfinize ortak olan Troya Çay Seti, sıcacık renkleriyle sofralarınıza çok yakışacak. Bardaklarda kullanılan sonbaharı hatırlatan altın renkli yaprak detayları ve altın rengi çay tabaklarıyla göz alıcı bir tasarıma sahip Troya Çay Seti, sabah kahvaltılarından 5 çaylarına, akşam yemeği sonrası sunumlara; sevdiklerinizle geçirdiğiniz en keyifli anlara değer katıyor.

    Modern formuyla estetikten de ödün vermeyen Troya Çay Seti, sofralardaki yenilikçi ve en şık başrol oyuncusu oluyor. Zarafetiyle göz alan Troy Çay Seti’netüm LAV satış noktalarından ve www.lav.com.tr adresinden ulaşılabiliyor.

    LAV – Troy 12’li Çay Seti: 59.96 TL

    Baklava Yufkasından Yapılan En Güzel Tatlı Tarifi

    0
    Baklava Yufkasından Yapılan En Güzel Tatlı Tarifi

    Çıtır ve karamel tadında incecik yufka katmanları arasında vanilya tadında yumuşacık, dolu dolu kremasıyla bu pasta aklınızı başınızdan alacak. Baklava yufkalarının benzersiz hazırlanışı, mutfakta yenilik ve gelişmeyi seven sizlerin dikkatini çekecektir. Bu şekilde hazırladığınız baklava yufkalarını farklı tariflerde de deneyebilirsiniz.

    Baklava Yufkasından Yapılan En Güzel Tatlı Tarifi İçin Malzemeler

    • 15 adet baklavalık yufka
    • 3/4 çay bardağı sıvı yağ
    • 5 yemek kaşığı pudra şekeri
    • 500 ml süt
    • 5 yemek kaşığı toz şeker
    • 3 adet yumurta sarısı
    • 2 yemek kaşığı un
    • 2 yemek kaşığı nişasta
    • 1 paket vanilya
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • 1,5 su bardağı süt
    • 1/2 çay bardağı damla çikolata
    • 1/2 çay bardağı fındık içi

    Baklava Yufkasından Yapılan En Güzel Tatlı Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Kremanın ilk kısmı için sütten biraz ayırarak kaynamaya koyun. Şeker ve yumurta sarılarını köpürtün. Un ve nişastayı da ekleyip çırpın ayırdığınız sütü ekleyip bu işlemi kolaylaştırabilirsiniz.
    2. Tencerede kaynayan sütü karışıma azar azar yedirin ve sıcaklığı dengeleyin. Kremayı süzgeçten geçirerek tekrar tencereye alın ve koyu bir kıvam alana kadar pişirin.
    3. Kremayı başka bir kaba alın ve yüzeyine değecek şekilde streç filmle kaplayın. Kremayı önce oda sıcaklığında ardından da buzdolabında tamamen soğutun.
    4. Yağlı kağıt üzerine ince bir katman halinde pudra şekeri serpin. Şekerin üstüne bir yaprak yufka serin ve fırça yardımı ile hafifçe yağ serpin.
    5. İlk üç yapraktan sonra tekrar şeker serpin. Bu yağlama ve şekerleme işlemini yufkalar bitene kadar tekrarlayın ve ara ara sıkıca bastırın.
    6. Son katmana da şeker serptikten sonra yufkaların üzerine de bir yağlı kağıt serip tepsiye alın.
    7. Tepsinin üstüne bir tepsi daha koyarak sıkıca bastırın ve kabarmaması için bir tepsiye su doldurup ağırlık yapması için onu da koyun. 160 derecede önceden ısıtılmış fırının en alt kısmında kenarlar kızarana kadar 35-40 dakika pişirin.
    8. Pişen hamuru görmek için tepsileri ve üstteki kağıdı yavaşça açın. Son olarak tepsiyi fırının üst kısmına yakın yerleştirip yaklaşık beş dakika kadar her yerinin eşit renk almasını sağlayın. Pişen yufkaları oda sıcaklığında soğutun.
    9. Toz krem şantiyi soğuk süt ile çırparak köpürtün. Soğuyan pastacı kremasını krem şantiye azar azar ekleyerek pürüzsüz hale gelene kadar çırpın. Son olarak çikolata ve fındığı da ekleyerek kremayı hazır hale getirin.
    10. Pişen yufkaları kullanacağınız kalıba göre bir taban ve üst dilimler şeklinde dilimleyin. 
    11. Kelepçeli bir kalıbın tabanına katman halinde çıtır yufkayı sıkıca yerleştirin ve kremanın tamamını üzerine yayın. Yufkadan kestiğiniz üst dilimleri de yerleştirip hafifçe bastırın. 
    12. Tatlının üzerini sararak en az iki saat ama en iyi sonucu almak için 10-12 saat buzdolabında bekleterek servis edin. Afiyet olsun.

    Doğru Aşılama Politikaları Sayesinde Dünyada Çocuk Felci Görülme Sıklığı %99,9 Oranında Azaldı

    0
    Doğru Aşılama Politikaları Sayesinde Dünyada Çocuk Felci Görülme Sıklığı %99,9 Oranında Azaldı

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve paydaşlarının oluşturduğu koalisyon tarafından 1988 yılında başlatılan Küresel Çocuk Felcini Yok Etme Girişimi (GPEI) ve global çapta doğru aşılama politikaları sayesinde bugün çocuk felcine yakalanma riski büyük ölçüde azaldı.

    Diğer yandan, dünyada tek bir çocuğun bile çocuk felci olması, hemen herkesin yeniden risk altında olduğu anlamına geliyor. Bu nedenle, Çocuk Felci, hakkındaki farkındalığının hep yüksek tutulması gereken bir hastalık. 24 Ekim Dünya Çocuk Felci Günü bu yıl, COVID-19 pandemisi nedeniyle rutin aşılama rutinlerinin bozulması riskinden ötürü ayrı bir anlam kazanıyor.

    Aşılar 18 milyon insanı çocuk felcinden ve hastalığın olumsuz etkilerinden korudu

    Çoğunlukla 3-5 yaş arası çocuklarda görünen bu tehlikeli hastalığın büyük ölçüde azalmış olması, küresel düzeyde doğru bir aşı uygulamasının ne kadar başarılı olabileceğinin bir göstergesidir.

    GPEI’nin 120 ülkede 350.000’den fazla çocuğu sakat bırakan bu hastalığı ortadan kaldırma hedefi sonucunda çocuk felcinde vaka sayısı %99,9 oranında azaldı. Bu iddialı hedef gerçekleşmeseydi, bugün yürüyebilen 18 milyon insan aslında felçli olacaktı.

    Dünyadaki artış endişe verici

    Son yıllarda olumsuz sosyo-ekonomik koşullar ve bazı ülkelerde aşı uygulanmasındaki eksiklikler nedeniyle dünyanın bazı bölgelerinde, Çocuk Felcinin yeniden tırmanışa geçtiğini belirten Sanofi Pasteur Çocuk Felci ve Çocuk Hastalıkları Medikal Uzmanı Nadia Minarovic, “Son zamanlarda dünyanın dört bir yanından 20 ülkeden yeni çocuk felci vakaları bildirildi. 2018’de toplam 138 vaka, 2019’da 541 vaka var ve 2020’de maalesef yine artış göstermesi bekleniyor.Bu gerçekten endişe verici bir durum ve çocuk felci konusunda farkındalığın ne kadar önemli olduğuna dair bir uyarı. Bu yıl, COVID-19 pandemisi nedeniyle milyonlarca çocuk, aralarında çocuk felci de olmak üzere birçok aşıyla önlenebilir çocukluk çağı hastalığı riskini daha yüksek oranda taşıyor. DSÖ, rutin aşılama programlarının bozulmasının, dünyada bir yaşın altındaki en az 80 milyon çocuğu etkileyeceğini tahmin ediyor.Dolayısıyla, Dünya Çocuk Felci Günü’nün bu yıl daha da önemli olduğuna inanıyor ve gözümüzden ırak olan bu hastalık hakkında farkındalığımızı her daim taze tutmaya bir davet olarak görüyorum.” dedi.

    Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nden İBB’ye Büyük Ödül

    0
    Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'nden İBB’ye Büyük Ödül

    İBB Darülaceze Müdürlüğü, “Sağlıklı Yaş Al Projesi” ile Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nden En İyi Uygulama Ödülü aldı. Yarışmada; 35 üye belediyenin 102 projesi yarıştı.

    Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, başarılı sağlıklı şehir projelerinin üretilmesi ve yaygınlaştırılmasını teşvik etmek amacıyla her yıl Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması düzenliyor. Bu yıl 11’incisi düzenlenen, 35 üye belediyenin 102 projeyle başvurduğu “Sağlıklı Şehirler En İyi Uygulama Yarışması’nın ödülleri sahiplerini buldu. Sağlıklı Yaşam Kategorisinde en iyi uygulama ödülünü “Sağlıklı Yaş Al Projesi” ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık Daire Başkanlığı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü kazandı.

    Başarılı sağlık uygulamalarının politika haline getirilerek kentsel potansiyellerin arttırılması amacıyla gerçekleştirilen yarışmanın ödül töreni İzmir Karşıyaka Suat Taşer Sanat Merkezi’nde düzenlendi. 4 farklı kategoride (Sosyal Sorumluluk, Sağlıklı Şehir Planlaması, Sağlıklı Yaşam, Sağlıklı Çevre) gerçekleştirilen yarışmanın jüri başkanlığı Prof. Dr. Ruşen Keleş tarafından yapıldı. Yarışma jürisinin diğer üyeleri Prof. Dr. Feza Karaer, Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, Prof. Dr. Bülent Yılmaz, Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Doç. Dr. Asım Mustafa Ayten ve Murat Ar’dan oluştu. Ödül törenine İBB’yi temsilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Gülay Demirel, İsmail Karabiber, Ahmet Tüfekçi, Özcan Kara ve İBB Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürü Mehmet İlker Öksüz ile Sağlıklı Kentler Birliği Koordinatörü Tülay Aytekin Aktaş katıldı.

    -İBB’DEN EN SAĞLIKLI UYGULAMA “SAĞLIKLI YAŞ AL PROJESİ”-

    İBB Sağlık Daire Başkanlığı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü tarafından 2020 yılında geliştirilen proje; “Sosyal İhtiyaçları Eşit ve Kapsayıcı Bir Şekilde Karşılayarak Paylaşan Bir Şehir Oluşturmak, “Eşit Haklara Ulaşamayan Toplumsal Gruplara Yönelik Hizmetleri Geliştirmek” stratejisiyle geliştirildi. Yaşlanma döneminde baş gösteren kronik rahatsızlıklar, fiziksel sağlık problemleri ile birlikte ortaya çıkan ruhsal çöküntü ve depresyon gibi sağlık sorunlarına yönelik yaşlı bireylerin yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen proje; farklı ve yenilikçi terapi uygulamaları ile dikkat çekiyor. İBB Sağlık Daire Başkanlığı tarafından proje kapsamında yaş almış bireylere destekleyici terapiler sunulması amacıyla 500 Metrekare alana yayılan “Sağlıklı Yaşam Merkezi” adıyla özel bir tesis 2020 yılında hizmete açıldı. Destekleyici alternatif sağlık uygulamalarının gerçekleştirildiği tesiste; “Tuz Odası”, “Refleksoloji”, “Renk ve Müzik Terapisi”, “Jakuzi(Hidroterapi)”, Türk Hamamı ve Havuz gibi sağlık üniteleri bulunuyor. “Sağlıklı Yaşam Merkezi”, yaş almış bireylere yönelik terapi hizmetlerinin tümünü birbirini tamamlar şekilde sunan ilk kurumsal tesislerden biri olma özelliğini taşıyor. Geleneksel ve modern tamamlayıcı tıp yöntemlerinin bir arada uygulandığı terapiler ile İBB İstanbul Darülaceze Müdürlüğü’nden hizmet alan sakinlerin pandeminin yıkıcı psikolojik etkilerinden korunmalarına katkı sağladı.

    İBB Sağlık Daire Başkanlığı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü’nün Çalışmaları Akademik Makalelerde

    Yaş ortalaması 72 olup en az bir kronik rahatsızlığa sahip 703 yaş almış bireye hizmet ulaştıran İBB İstanbul Darülaceze Müdürlüğü; COVID-19 Pandemisi süresince gerçekleştirmiş olduğu yönetim ve organizasyon uygulamaları ile hizmet ulaştırdığı yaş almış bireyleri pandeminin zararlı etkilerinden korumayı başarmıştır. İBB Sağlık Daire Başkanlığı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü’nün pandemi sürecinde gerçekleştirmiş olduğu yönetim ve organizasyon uygulamalarına ilişkin çalışmalar ayrıca Avrupa’da akademik makalelerde yer aldı.

    Kadıköy’de Ambulanstan Koronavirüs’e Farkındalık Anonsları Yapıldı

    0
    Kadıköy'de Ambulanstan Koronavirüs'e Farkındalık Anonsları Yapıldı

    Kadıköy’de koronavirüs’e farkındalık oluşturmak için maske, sosyal mesafe, hijyen kuralları ambulanstan anons edildi.

    Kadıköy Belediyesi koronavirüs’ün yayılımını önlemek için Kadıköy’ün sokaklarında dolaşan araçlarından düzenli olarak maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat çeken anonslar yapıyor. Koronavirüs’le mücadele çalışmaları kapsamında yapılan bu farkındalık çalışmasına Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün sağlık ekipleri de acil durum çağrısını gözeterek ambulansla katıldı. Hastalığa dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak için ambulanstan: “Sayın Kadıköylüler, salgınla mücadele kapsamında sağlığımızı korumak için; maske, mesefa ve temizlik kurallarına uymaya özen gösterelim.” anonsu yapıldı.

    Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı; Koronavirüsün yayılmasını engellemek ve farkındalık yaratmak için ambulansımızla anons yapıyoruz. Eğer maske takmazsak, mesafemizi korumazsak ve hijyen kurallarına uymazsak hasta olacağımızın işaretini burada ambulansımızla veriyoruz. Kadıköy’de ambulansımız dolaşmaya devam edecek. Çünkü biz değişik araçlarla; otobüsle, minibüsle, zabıta araçlarımızla normal megafonlardan maskemizi takmamızı, sosyal mesafemizi korumamızı sürekli olarak vatandaşlarımıza hatırlatıyoruz.” dedi.

    Çocuklara Özel “Sanatçı ve Zamanı” Sanal Sergi Turu

    0
    Çocuklara Özel “Sanatçı ve Zamanı” Sanal Sergi Turu

    İstanbul Modern, çocukları dijital platformlarda sanatla buluşturmayı sürdürüyor. Müze, “Sanatçı ve Zamanı” sergisini çocuklara özel hazırlanan Sanal Dedektifler adlı eğitim programıyla gezdiriyor. TAİDER desteğiyle tüm çocuklarla ücretsiz olarak buluşan Sanal Dedektifler; sesli tur, soru ve bilgi kartları ile Sanatçıların İzinde etkinlik videolarından oluşuyor

    İstanbul Modern, sergi sanal turları, arşiv ve koleksiyon seçkileri, çevrimiçi yapıt anlatımları, sinema gösterimleri, çocuk ve yetişkinlere özel eğitim programları başta olmak üzere dijitale taşıdığı pek çok faaliyete bir yenisini daha ekledi.

    Müze, 2015-2018 yılları arasında Karaköy’deki eski binasında ziyaretçiyle buluşan koleksiyon sergisi “Sanatçı ve Zamanı”nı özel olarak tasarlanan “Sanal Dedektifler” adlı eğitim programını çocuklarla buluşturuyor. TAİDER Aile İşletmeleri Derneği desteğiyle Türkiye’nin her yerinden bütün çocuklar, programa ücretsiz erişebiliyor.

    Dört bölümden oluşuyor

    4-7 yaş gurubu çocuklu aileler ve 8-12 yaş çocuklara özel tasarlanan “Sanal Dedektifler” dört bölümden oluşuyor. Öykü Gülersönmez’in seslendirdiği Sesli Tur, sanat yapıtlarının özelliklerini bulmacalarla işleyen eğlenceli bir oyundan oluşuyor. Sanat yapıtlarına dikkatli bakmayı teşvik eden Soru Kartları, yapıtları incelemeye yönelik sorular içeriyor. Bilgi Kartları ise sanat çalışmasının ayrıntılarını keşfetmek ve sanatçının hayat hikâyesini öğrenmek için hazırlandı. Sanal tur içinde yer alan Sanatçıların İzinde adlı etkinlik videoları ise çocuklara, sanat çalışmalarından ilham alarak evde yapabilecekleri etkinlik önerileri sunuyor.

    10 sanatçı, 10 yapıt

    “Sanal Dedektifler”, İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu’nda yer alan on yapıta odaklanıyor:

    Fahrelnissa Zeid’den “Soyut” (Geçicilik…Su…Güneş); İnci Eviner’den “Yeni Vatandaş I- II- III”; Handan Börüteçene’den “Kendini Bana Getir”, Seyhun Topuz’dan “Kırmızı V”, Cihat Burak’tan “O Diyar ki Onda Acayiplikler Olur”, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan “Han Kahvesi”, Tomás Saraceno’dan “80SW/Uçan Bahçe/Hava-Limanı-Şehri”, Olafur Eliasson’dan “Red emotional globe”, Seçkin Pirim’den “Derin” ve Ömer Uluç’tan “3 Erkek, 4 Kadın, Ziyaretçiler”.

    Sanal dedektiflere sanal sergi

    İstanbul Modern Sanal Dedektifler adlı eğitim programı kapsamında, sanal turu deneyimleyen çocukları, en çok etkilendikleri sanat çalışmasından yola çıkıp resimler yapmaya davet ediyor. Bu çalışmalarını müzenin web sitesinde sergileyebilen çocuklar, “Sanal Dedektifler” dahil üç farklı projeye katıldıklarında “Sanata Sarıl Katılım Belgesi”ni dijital olarak almaya hak kazanıyor.

    Sanal tur linki:

    https://www.istanbulmodern.org/tr/egitim/cocuklara-ozel-sanatci-ve-zamani-sanal-turu_2481.html

    Testis Kanseri Olan Erkeklere Çocuk Müjdesi

    0
    Testis Kanseri Olan Erkeklere Çocuk Müjdesi

    Testis kanseri teşhisi konan genç erkekler, hastalığı tedavi etmenin çocuk sahibi olma şanslarını tehlikeye atabileceğinden endişelenmekte, ancak yeni araştırmalar bu endişelere son verebilir ve zihinlerini rahatlatabilir.

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, Annals of Oncology’de yayınlanan bilimsel araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

    Yapılan bilimsel çalışmalarda, erken evre testis kanseri için ameliyat sonrası bir kür kemoterapi veya radyasyon tedavisi alan erkeklerde sperm sayılarının aynı seviyeye geri döndüğü gözlemlendi.

    Daha ileri seviye testis kanseri olan erkeklere verilen birkaç tur kemoterapi veya yüksek doz radyoterapinin, sperm sayısını ve konsantrasyonunu azaltabileceği biliniyordu; ancak tek bir kemoterapi veya radyoterapinin benzer bir etkiye sahip olup olmayacağı konusu net değildi.

    Araştırmacılar, bunu öğrenmek için, birinci evre testis kanseri nedeniyle ameliyat olan 18 ila 50 yaşlarındaki 182 erkeği incelediler. Ameliyatı ya bir kür kemoterapi ya da bir kür radyasyon tedavisi izledi veya başka bir tedavi uygulanmadı.

    Erkekler ameliyattan altı ay, bir yıl, iki yıl, üç yıl ve beş yıl sonra sperm örnekleri verdi.

    İsveç’in Stockholm kentindeki Karolinska Üniversite Hastanesi’nde yapılan incelemede, alınan postoperatif tedavinin türüne bakılmaksızın, toplam sperm sayısında veya sperm konsantrasyonunda klinik olarak önemli hiçbir zararlı uzun vadeli etki bulunamadı.

    Radyoterapi alan erkekler arasında, ortalama sperm sayısı ve konsantrasyonunda, tedaviden altı ay sonra belirgin bir azalma görülürken, kemoterapi alan erkeklerde bu düşüş görülmedi. Ancak radyoterapi grubunda altı ay sonra sperm sayısı ve konsantrasyonu düzeldi.

    ERKEKLERDE EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜ

    Testis kanseri, 15 ila 40 yaş arasındaki genç erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Tüm hastalar, orşiektomi adı verilen bir prosedür olan kanserli testisleri çıkarmak için ameliyat olur.

    Testis kanseri hastaları genellikle bir noktada baba olmak isteyen genç erkeklerdir ve çoğu durumda hastaların kemoterapötik tedavinin neden olduğu potansiyel kısırlık riskinden korktuğunu görüyoruz. Bu veriler onlara biraz güvence ve rahatlık sağlamalıdır. Ayrıca, sonuçlar umut verici olsa da daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır ve yine de orşiektomiden önce sperm bankacılığını öneriyoruz. Çünkü bazı hastalarda postoperatif tedaviden sonra da devam eden tanı anında düşük sperm sayısı olabilir.

    Bir kemoterapi kürünün sperm sayısı üzerinde minimum etkiye sahip olduğu bulgusu, dünya çapında binlerce hasta için umut vericidir, ancak hepimiz bu verilerin başlangıç niteliğinde olduğunu ve kliniklerde kullanmadan önce doğrulama gerektireceğini unutmamalıyız.