Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 161

    Anne Sütünü Artıran 7 Temel Alışkanlıklar

    0
    Anne Sütünü Artıran 7 Temel Alışkanlıklar

    Anne sütünün her damlası mucize… İlk altı ay boyunca bebeğin ihtiyacı olan tüm protein, yağ, karbonhidrat, su ve mineralleri tek başına karşılayabiliyor. Üstelik bu zengin ve sağlıklı içeriği, bebeğin ilerki yıllarda da sağlığını olumlu etkiliyor.

    Bebeklerin ilk altı ay sadece anne sütü, 6 ay sonra da ise ek gıdalarla birlikte 2 yıl boyunca anne sütü almasını sağlamak için her yıl 1-7 Ekim, Emzirme Haftası kapsamında başta kadınlar olmak üzere tüm toplumun hafızasına kazınmak isteniyor. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu da bebeklerini anne sütüyle beslemek isteyen çiçeği burnunda annelere çeşitli önerilerde bulunurken “Sütünüzün artması için dengeli, çeşitli ve yeterli beslenmeniz gerekir. Ancak ruh halinizin de önemini unutmamalısınız. Mutlu olduğunuz sürece bebeğinizi daha iyi besleyebilirsiniz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu, anne sütünün kalitesini artırıcı alışkanlıkları 7 başlık altında topluyor.

    1- Sağlıklı beslenin

    Anne sütü üretmek için vücudun fazladan 500 kaloriye ihtiyacı ihtiyaç duyduğunu belirten Elif Gizem Arıburnu, “Bu nedenle emziren anneler önce kendi ihtiyacı olan enerjiyi karşılamalı, aç kalmamalı, süt oluşumunu destekleyecek bir beslenme programı takip etmeli. Ani kan şeker düşme sorunu yaşamamak için 3 ana, 3 ara öğün şeklinde beslenmeye de özen göstermeliler” diyor. Süt oluşumu için fazladan ihtiyaç duyulan 500 kalori, sağlıklı beslenmeye ek olarak bir adet haşlanmış yumurta, 2 dilim tam buğday ekmek, iki bardak süt veya yoğurt, bir porsiyon çiğ veya pişmiş sebze ile iki porsiyon meyveyi gün içerisinde tüketerek karşılanabilir.

    2 – Daha fazla su için

    Anne sütünüzün yaklaşık yüzde 90’ı sudan oluşuyor. Bu nedenle süt yapımı için yeterli su ve sıvı alımının olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Elif Gizem Arıburnu, su bakımından zengin salatalık, kabak, kereviz, göbek salata gibi yiyeceklerin de tüketilmesini öneriyor. Günlük su ihtiyacını belirlemeye yönelik formül de basit; kg x 35 ml yani 60 kg iseniz en az 2.1 litre su içmeniz gerekiyor.

    3 – Kafein alımınızı sınırlayın

    Emzirirken tüketilen kafein miktarının yaklaşık yüzde 1’i anne sütüne geçiyor. Bu miktar az gibi görünse de, bebekler kafeini yetişkinler kadar hızlı sindiremiyor. Sağlıklı bir yetişkin, kafeini vücudundan üç ila yedi saatte uzaklaştırabilirken, karaciğer ve böbrekleri tam olarak gelişmediği için kafein bebek vücudunda 65-130 saat kalabiliyor. Günde yaklaşık 2 fincan kahve veya 3 fincan çay tüketiminin güvenilir limit olduğunu belirten Elif Gizem Arıburnu, “Bu sınırlar aşıldığında bebekte uyku sorunları annede ise huzursuzluk, anksiyete, baş dönmesi ve çarpıntı gibi sorunlar yaşanabilir” uyarısında bulunuyor.

    4- İyi yağları tercih edin

    Dokosa heksaenoik asit (DHA) göz retinası ve beyin gelişimi için gerekli olan bir omega – 3 yağ asidi. Araştırmalar DHA içeriği yüksek yiyecekler tüketen annelerin çocuklarının ortam değişiklilerine daha iyi uyum sağladıklarını, dikkat puanlarının yüksek olduğunu ve daha iyi hafıza becerilerine sahip olduklarını gösteriyor. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Arıburnu, bebeklerinin beyin gelişimini desteklemek isteyen annelerin beslenme düzenlerine DHA yönünden yüksek içeriğe sahip avokado, zeytin, somon, çiğ kuruyemişler gibi yiyecekleri ekleyebileceğini söylüyor.

    5- Kaliteli protein tüketin

    Vücudumuz doku ve organları inşa edebilmek, onarabilmek için proteine ihtiyaç duyuyor. Hem kendi doku ve organlarınızı korumak hem de bebeğinizin büyüyen bedenine en iyi şekilde destek olmak istiyorsanız düzenli olarak kaliteli protein tüketmeniz önemli. Yumurta, yağsız kırmızı et, yoğurt, peynir ve yağlı tohumlar, kaliteli protein kaynakları arasında yer alıyor.

    6- Meyve ve sebzeyi çeşitlendirin

    Meyve ve sebzelerin en iyi vitamin ve mineral kaynaklarımız olduğunu kaydeden Elif Gizem Arıburnu, “Emzirme döneminde her gün 3’er porsiyon meyve ve sebze tüketmeli, her defasında farklı meyve ve sebzeleri tercih etmelisiniz” diyor. Üstelik emzirme döneminde annenin meyve ve sebzeyi çeşit çeşit yemesi, ek gıdaya geçtiği dönemde bebeklerin farklı yiyecekleri daha kolay denemesine ve kabul etmesine de olanak sağlıyor. Ancak gaz problemlerine sebep olup bebekleri huzursuz edebilecek lahana, fasulye, brokoli gibi yiyeceklerden uzak durulması gerekiyor.

    7 – Kalsiyum alın

    Büyüyen bebeklerin güçlü kemik ve dişler oluşturması için ihtiyaç duydukları en önemli minerallerden birisi kalsiyumdur. Emzirme dönemindeki annelerin, kendilerini kemik kaybından korumak ve bebeklerini iyi derece kalsiyum ile beslemek için günde 1.000 mg kalsiyuma ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Elif Gizem Arıburnu, “Bu gereksinim, günde üç porsiyon süt ve süt ürünü tüketerek karşılanabilir. Ayrıca badem, fasulye, koyu yapraklı sebzeler de beslenmeye eklenebilir” diyor.

    Bağışıklık Güçlendiren “Dolmalık Fıstıklı Çay”

    0
    Bağışıklık Güçlendiren “Dolmalık Fıstıklı Çay”

    Ünlü Şef Rüzgar Sünbül, yaklaşan kış ayları nedeniyle bağışıklık güçlendirici çay tarifi verdi. Dolmalık fıstık ve nane ile yapılan çayın içimi de çok lezzetli…

    360 Ekranlarında yayınlanan Esra Harmanda’nın sunduğu Sizin İçin “Yemek Atölyesi” programına konuk olan Şef Rüzgar Sünbül, izleyicilere pratik bir o kadar da lezzetli bir çay tarifi verdi.

    Çayın kış aylarında bağışıklığı güçlendirdiği ve metabolizmayı da hızlandırdığını belirten Sünbül, kendisinin de güne bu içecekle başladığını dile getirdi.

    Ünlü Şef aynı zamanda mutfakta sıfır atık projesi kapsamında yanan sütten bir de tatlı tarifi verdi.

    Esra Harmanda ile Sizin için “Yemek Atölyesi” hafta içi her gün 360’ta…

    DOLMALIK FISTIKLI ÇAY

    • 100 Gram dolmalık fıstık
    • 3 Karanfil
    • Taze nane
    • Çubuk tarçın
    • Su

    YANIK SÜTTEN TATLI

    • 1 Yumurta
    • 150 Gram sarı un
    • 1 Litre süt
    • 100 Gram tereyağı
    • 10 Çilek
    • 2 Kivi

    Cildinizi Antioksidanların Gücüne Bırakın

    0
    Cildinizi Antioksidanların Gücüne Bırakın

    Yaz bitti, güneşlenme sezonu kapandı. Şimdi ise cildi güneşin yarattığı hasarlardan koruma zamanı. Kuruluk, nem kaybı, donukluk, lekelenme gibi cilt sorunlarınız varsa cildinizi antioksidanların gücüne teslim etme zamanınız gelmiştir. Kurtarıcınız The Organic Pharmacy’nin Antioxidant Serisi cildinize gençlik ışıltısını, tazeliğini geri kazandıracak.

    5 Adımda Evde Antioxidant Cilt Bakımı

    İlk adım; New Antioxidant Cleansing Jelly ile cildinizi temizlemek. Çok hafif kıvamdaki bu özel temizleyici içeriğindeki özel antioksidanlar E Vitamini, Alfa Lipoid Asid, MSM ve iyileştirici yağlar kuşburnu, jojoba, calendula ve yatıştırıcı yağlar lavanta, greyfurt ile cildinizi hem derinlemesine temizleyecek hem de mis kokusuyla ruhunuza iyi gelecek.

    Gramaj 100ml /Fiyatı 658TL

    İşte The Organic Pharmacy’nin yepyeni aile üyeleriyle Antioxidant Serisi kullanım ritüeli:

    Temizleme işleminin ardından sıra geldi cildinizi derinlemesine nemlendirmeye ve canlandırmaya.

    2. Adım Antioksidant Face Gel; içeriğindeki Aloe Vera, yulaf, limon, üzüm çekirdeği gibi son teknoloji bitki özleri ile cilt için çok güçlü bir anti aging ürün. Tüm cilt tiplerine uygun olan bu özel jel; cildinizde zengin bir aydınlatma sağlıyor ve gözenekleri toparlayarak pürüzsüz bir görünüm veriyor.

    Gramaj 35ml /Fiyatı 879 TL

    3. Adım Antioksidant Face Serum; içerdiği kuşburnu özü sayesinde çok güçlü bir anti aging ürün. Cilde uygulandığı anda gözle görülür bir aydınlanma ve ışıltı sağlıyor. Düzenli kullanımla birlikte ciltte oluşmuş güneş hasarlarını minimuma indiriyor; cildin tonunu düzenliyor ve sıkılaşmasını sağlıyor.

    Gramaj 35ml /Fiyatı 1098 TL

    4. Adım Antioksidant Face Cream; cildi sıkılaştıran bitkilerin çok yoğun olduğu nemlendirici ve gençleştirici bu yüz kremi cilde aynı zamanda detoks etkisi de yapıyor. Cildin nemli ve parlak görünmesini sağlayan bu krem; özellikle gözenek görünümünden şikayetçi olan cilt tiplerinin kullanımı için çok uygun. Kuşburnu tohumu yağı, yaban mersini, kadife çiçeği, propolis gibi özel bitki özleriyle zengin bu krem cildinizde terapi etkisi yaratacak.

    Gramaj 50ml/ Fiyatı 679TL

    5. Adım Gece Bakımı Stabilised Vitamin C Serum %1; düzensiz cilt tonu ve yaşlanma belirtilerini hedefleyen yüksek etkili, tahriş edici olmayan C Vitamini Serumu, cilde sıkılık ve aydınlık görünüm veriyor. İçeriğindeki C Vitamini yanı sıra Greyfurt yağı, cadı fındığı ile donuk, lekeli ciltleri yatıştırıyor ve cildi canlandırıyor.

    Gramaj 30ml/ Fiyatı 598TL

    ABD Başkanı Donald Trump ve Eşi Koronavirüse Yakalandı

    0
    ABD Başkanı Donald Trump ve Eşi Koronavirüse Yakalandı

    Danışmanının koronavirüse yakalanmasından sonra test yaptıran ABD Başkanı Donald Trump ve eşinin test sonucu pozitif çıktı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump ve eşinin iyi olduğu bilgisi ve süreci evde geçirecekleri yer aldı.

    Koronavirüs salgınına karşı ciddiyetsizliği ile bilinen ve sürekli olarak eleştirilen ABD Başkanı Donald Trump, yakın danışmanlarından olan Hope Hicks’in koronavirüse yakalanması sonrasında eşi Melania Trump ile birlikte test yaptırmıştı. Sonucu alana kadar karantinaya gireceğini söyleyen Trump, Twitter hesabından eşiyle birlikte koronavirüse yakalandığını “First Lady ve benim Covid-19 testlerimiz pozitif çıktı. Karantina ve iyileşme sürecimize hemen başlayacağız. Bunu beraber atlatacağız” ifadeleriyle duyurdu.

    Son Dakika! ABD Başkanı Donald Trump ve eşi koronavirüse yakalandı

    BEYAZ SARAY: DURUMLARI İYİ, EVDE KALACAKLAR

    Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Şu anda hem Başkan hem de First Lady iyi durumdalar ve iyileşme sürecinde her ikisi de Beyaz Saray’ın içinde evde kalacaklar” sözlerine yer verildi.

    KORONAYA YAKALANAN DANIŞMANI İLE AYNI UÇAKTAYDI

    Trump önceki gün yaptığı açıklamada, “Hope her zaman maske takıyordu ama testi pozitif çıktı. Az önce test yaptırdım, Melania da yaptırdı. Virüse yakalanıp yakalanmadığımızı bilmiyorum. Ne olacağını göreceğiz” ifadelerini kullanmıştı. Hicks’in, Trump’ın salı günü başkanlık tartışması için gittiği Ohio ziyaretinde Trump ile aynı uçakta olduğu bildirilmişti.

    Son Dakika! ABD Başkanı Donald Trump ve eşi koronavirüse yakalandı

    KORONAYI CİDDİYE ALMADI

    Rutin olarak koronavirüs testi uygulanan ABD Başkanı Donald Trump, salgınla ilgili uyarıları hiçe saymasıyla dikkat çekiyor. Seçimler öncesinde mitinglere hız veren Trump, tüm uyarılara rağmen binlerce kişinin bir arada olduğu ortamlarda vatandaşlara sesleniyordu. Trump’ın Nevada’da bir fabrikada düzenlediği etkinlik medyada geniş yer bulmuştu. Kapalı ortamda düzenlenen mitingde binlerce Trump destekçisi iç içe oturmuş, ABD basını sosyal mesafenin hiçe sayıldığına dikkat çekerken, eyalette 50’den fazla kişinin toplanmasının yasak olduğuna vurgu yapmıştı.

    Bakan Koca’nın Vaka Çıkışı Bilim Kurulu Üyesinin de Kafasını Karıştırdı: Ben de Anlamadım

    0
    Bakan Koca'nın Vaka Çıkışı Bilim Kurulu Üyesinin de Kafasını Karıştırdı: Ben de Anlamadım

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koronavirüse yakalanan ancak belirti göstermeyen kişilerin tabloya dahil edilmediğine yönelik açıklaması kafaları karıştırdı. Bilim Kurulu üyesi Prof. Serap Şimşek Yavuz, bu konunun toplantıda konuşulmadığını söyleyerek, “Ayrımın sebebini ben de anlamadım” dedi.

    Koronavirüs verilerinde şeffaflığın önemli olduğunu belirten Bilim Kurulu üyesi Prof. Serap Şimşek Yavuz, şunları söyledi: “Ayrımın sebebini inanın ben de anlamadım. Bu konu Bilim Kurulu’nda da konuşulmuş değil. Ekonomik kaygılarla hareket ediliyor olabilir, bunu anlıyorum ancak salgınla mücadelede ne kadar şeffaf olursanız aldığınız önlemler de o kadar kabul görür. Birlikteliğin sağlanması için herkesin birbirine güvenmesi lazım. Yeni bir düzenlemeyle, daha detaylı veriler paylaşılması taraftarıyım çünkü gördüğümüz en büyük sağlık krizi ile karşı karşıyayız”

    “VERİ EKSİK OLURSA MÜCADELE YARIM OLUR”

    Hürriyet’ten Fulya Soybaş’a konuşan Prof. Yavuz, son olarak “Veri eksik olursa mücadele de yarım olur. Zaten bütün mücadelemiz asemptomatik denilen bu kişilerin bilinmesi ve izole edilmesine yönelik. O nedenle test sayılarını arttırdık. Toplam kaç pozitif vaka varsa bir gruba ayırmadan rakamlar verilmeli. Bunda çekinilecek bir şey yok, kaldı ki tüm dünya da bizimle aynı durumda ve aynı mücadele veriliyor” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Sağlık Bakanlığı, temmuz ayında günlük olarak paylaştığı koronavirüs verilerinin ifadesinde değişikliğe gidip “vaka sayısı” olarak belirtilen kısmı “hasta sayısı” olarak değiştirmişti. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Test sonucu pozitif çıkanların her biri bir vakadır. Bunların büyük kısmı belirti göstermeyen taşıyıcılardır. Kalan kısmı ise hastalık bulgusu olup tedavi altına alınan hastalardır. Bir kısmını evde, önemli bir kısmını da hastanede takip ve tedavi ediyoruz” dedi. Yani sahada filyasyon ekiplerinin tespit ettiği asemptomatik denilen (hastalığa dair ateş, öksürük, nefes darlığı gibi hiçbir belirtisi olmayan) kişiler günlük tabloya eklenmiyor. Yerine hasta sayıları veriliyor.

    Oluşan belirsizlik üzerine Koca son olarak Twitter mesajında şu ifadeleri kullanmıştı: “Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, halkının sağlığı kadar, ulusal çıkarlarını da korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır”

    Sekste Yapılan 5 Temel Hata

    0
    Sekste Yapılan 5 Temel Hata

    Seksten yeterince haz alamamanızın nedeni seks sırasında yaptığınız ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan temel hatalar olabilir.

    Partnerler aranızda cinsel uyumsuzluk mu olduğunu düşünüyorsunuz? Seksten yeterince haz alamadığınızı ya da cinsel aktivitelerinizin karşılıklı tatminsizlik içinde geçtiğini mi hissediyorsunuz? Yeterince zevk verip alamıyor musunuz? Peki hiç sekste şu ya da bu nedenle karşılıklı hatalar yaptığınızı düşündünüz mü? Kendinize hiç “Seksi ne kadar doğru yapıyorum” diye sordunuz mu? Çünkü cinsel terapistlere göre aslında seksten yeterince haz alamamanızın ve partnerinizle yaşadığınız cinsellikte bir şeylerin ters gitmesinin nedeni, seks sırasında yaptığınız ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan temel hatalar…

    Seksiniz ne kadar doğru?

    Cinsellik ve sevişme becerisinin, doğuştan gelen içgüdülere rağmen aslında sonradan ve tecrübe edilerek öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir olgu olduğunu ifade eden Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, bireyin doğumdan itibaren cinsellik algısının açık olduğunu ancak cinsel işlevinin bedensel olarak aktif hale geldiği ergenlik süreci ile birlikte kişinin seksi tecrübe ederek deneyerek, yanılarak, ama çoğunlukla kulaktan dolma bilgiler ışığında öğrendiğini söyledi.

    Cinsellikle ilgili şehir efsanelerinin, hurafelerin veya gerçek dışı bilgilerin oldukça yaygın olduğuna dikkat çeken Keçe, bu nedenle kadın ya da erkek bireylerin bir şekilde tecrübe ile edindikleri sevişme becerilerine yanlış bilgileri de katarak devam ettirdikleri cinsel hayatlarında çoğunlukla hata yaptıklarına değindi. Bu durumun yakın ilişkilere de cinsel işlev bozuklukları ve ilişki çatışmaları olarak yansıdığını belirten Psikoterapist Cem Keçe, “Çiftler daha sonra pek çok sıkıntı ile cinsel terapiye başvuruyorlar. Cinsel terapi sırasında yaptığımız görüşmelerde ve bilgilendirmeler esnasında danışanların verdiği tepkilerden anlıyoruz ki, kişiler gerçekten seks hakkında yanlış bilgilerle doldurulmuşlar. Hatta cinsel organlarını dahi doğru düzgün tanımıyorlar” şeklinde konuştu.

    Psikoterapist Keçe, bugüne kadar gerek cinsel terapilerinde gerekse CİSED tarafından yapılan düzenli anketlerden çıkan sonuçlara göre bireylerin sekste yaptıkları 5 temel hatayı saptadıklarını belirtti. Seksi içinden çıkılmaz hale getiren 5 ortak hatayı tarif eden Keçe, “Birincisi önsevişmeyi çok kısa tutmak hatta atlamak, ikincisi sadece boşalmayı veya orgazmı hedeflemek, üçüncüsü tamamen penetrasyona, yani penis-vajina birlikteliğine odaklanmak, dördüncüsü seks repertuarına yeni şeyleri eklememek ve sonuncusu da seksin ateşleyicisi olan şehveti unutmak” olarak aktardı.

    İşte Psikoterapist Cem Keçe’nin anlatımıyla sekste yapılan 5 temel hata ve gerçekte yapılması gerekenler…

    1- Önsevişmeyi kısa tutmak

    “Genellikle önsevişmenin ve aşk oyunlarının kadınlar tarafından bir ‘ihtiyaç’, erkekler tarafından bir ‘görev’ veya ‘angarya’ olarak görüldüğü düşünülür. Hal bu ki erkeklerin de sekse hazırlanmak ve daha çok zevk alabilmek için en az kadınlar kadar önsevişmeye ve aşk oyunlarına ihtiyaçları vardır. Çünkü cinsel davranış yelpazesi ne kadar geniş, ne kadar zenginse, cinsellikten alabilecek hazlar da o kadar fazla ve değişik olur. Cinsel hazların daha yoğun yaşanabilmesi için ise kadının ve erkeğin önsevişme ile birbirlerini sekse hazırlamaları önemlidir. Güzel veya sıralı sevişme, dokunma, okşama, öpüşme, sürtünme, masaj ve diğer tensel aktivitelerin yer aldığı cinsel isteği artırıcı ve daha zevkli hale getirici tüm iletişimler önsevişmeyi oluşturur. Unutulmaması gereken şu ki, önsevişmenin süresi, ardından takip edecek olan seksin süresini de, doyum oranını da etkiler.”

    2- Sadece boşalmayı veya orgazmı hedeflemek

    “Orgazm, boşalmayı öğrenmiş, ilişkisinde belli bir kalite, uyum ve ahenk yaşamış çiftlerin, ayda yılda bir kez yaşadıkları bedensel rahatlamaya, ruhsal rahatlamanın da eklenmesi ile geçici bir süredir. Kadınlarda genellikle 10-15 saniye süren kasılmalarla kendini gösteren ama farklı bir bilinç hali gibi oluşan, kontrol kaybı duygusu gibi çok daha farklı, yoğun bir rahatlama olarak açıklanabilir. Burada orgazmı, hem bedenin hem de ruhun rahatlaması olarak tarif etmek mümkün. Orgazmı, boşalmayı öğrenmiş ve ilişkide belli bir kaliteyi yakalamış, çok arzu ve istekli olan, her iki tarafında gününde olduğu ilişkilerde yaşanan bir armağan ya da hediye gibi görmek gerekir. Yani hep orgazm yaşanacak diye bir beklenti içine girmek mümkün değildir. Seks sadece sonuca odaklı bir aktivite olarak görülmemeli, iki insanın birbirlerine olan bağlılık, tutku, şehvet ve birliktelik duygularını karşılıklı bedenleriyle paylaşmaları olarak değerlendirilmelidir. Bu anlamda öpüşmek, birbirine dokunmak, el ele tutuşmak, sürtünmek veya okşamak da seksin bir parçasıdır.”

    3- Şehveti unutmak

    “Şehvet ve tutku, çifti birbirine kaynaştıran, birbirlerini istemelerine ve bu istek ve arzunun aşka dönüşmesine ön ayak olan temel duygulardır. Çiftler birlikteliklerinin başında şehveti ve tutkuyu oldukça yoğun duyarlar. Kısacık bir süre dahi bir araya geldiklerinde içlerinde yanan o dokunma ve birleşme ateşi şehvetin ta kendisidir. Ancak zaman geçtikçe ve partnerler daha fazla birlikte vakit geçirmeye başladıklarında nedense bu ateşi söndürmeye yeltenirler. O ilk zamanların tutkusunun yerini monotonluk ve sıradanlık alır. Şehvet duyguları yerini ağır ağır şefkat alır. Sanki bir zamanlar birbirlerini görmek için çılgınca arzular duyan, buluşup birbirlerine dokunabilmek için çeşitli bahaneler kollayanlar onlar değildir. Bir süre sonra çok iyi ‘ev arkadaşı’ olurlar. Belki de etraflarındaki insanların örnek gösterdiği kadar tabiri caizse ‘Kanka’ oluverirler ama artık çift değillerdir. Çift, eğer mutluluklarını iki bedende tek bir vücut gibi sürdürmek istiyorlarsa, birbirlerini tercih ettiren nedenleri, yaşadıkları ilişkiyi ateşleyen duyguları sürekli canlı tutmak zorundadır. Bu tercih şehvetle doğmuştur. Şehveti unutan çiftler, hayatlarını birleştirme amacını da unuturlar. Bir kadın ve bir erkek olarak birbirlerine olan bağlılıklarının aslını unuturlar ve bu da mutsuzluğu kaçınılmaz kılar. Hayalleri süsleyen romantizmin temellerinden biri de çiftler arasındaki şehvettir. İşte yakın ilişkilerdeki bu şehveti kaybetmemek için; ‘yasak, gizem ve ulaşılmazlık’ temalarını içeren aşk oyunlarına ve cinsel fantezilere çiftlerin ihtiyacı vardır.”

    4- Sadece penis-vajina birlikteliğine odaklanmak

    “Sevişmek söz konusu olduğunda kadın, erkeğe büyük bir aşk duyar. Şehvete bulanmış bir sevgi ve dayanılmaz bir arzu doruktadır. Çünkü erkek seviştiğine göre, o kadına değer veriyordur, onu seviyordur, onu arzuluyordur. Bu nedenle de kadın çok özel ve değerlidir, sevilmeye layıktır, bir arzu nesnesidir… Ayrıca kadınlar için sevişmek sadece bedensel doyuma ulaşmak ve boşalmak değildir. Aynı zamanda iki insanın birbirlerinin duygusal ve ruhsal doyuma ulaşmaları için çaba harcamalarıdır. Sevgilerinin bir ifadesidir. Sevişmede çift bir şeyler verdiği ve bir şeyler aldığı duygusunu hisseder. Hatta çoğu zaman nasıl, ne zaman ve kimin önce boşaldığı veya orgazma ulaştığı önemsizdir. Çünkü sevişmek bütünüyle bedensel bir aktivite değil aynı zamanda ruhsal ve duygusal bir eylemdir. Bu nedenle seks yapmak illa ki birleşmek değildir. Çift, penis-vajina birlikteliğine geçmeden de büyük oranda haz alıp haz verebilir.”

    5- Yeni şeyleri denememek

    “Sürekli tatlı yemek ya da sürekli acı yemek nasıl bir süre sonra artık istenilen damak hazzını vermezse, sürekli aynı pozisyonda, aynı yerde, aynı zaman dilimlerinde cinselliği yaşamak da aynı monotonluğu getirir. Oysa haz bedende sürekli hareket eder. Bir seks deneyiminizde kulak arkanızın öpülmesi size yoğun bir haz verirken diğer bir gün bu hazzı vücudunuzun başka bir noktasında hissettiğinizi fark edersiniz. İşte seks de sürekli hareket halinde olan zevk ve hazzın aranmasıdır. Cinsel terapi için bize başvuran danışanlara verdiğimiz en önemli tavsiye, seksin sürekli bir ritüel gibi tekrarlanmasını sona erdirmek ve yaşanan aktivitenin değişkenlikler göstermesini sağlamaktır. Çiftler için bu pratikte, mekan değişiminden, sekste farklı pozisyonlar denemeye kadar oldukça geniş bir yelpazede ele alınabilir. Ancak temelde fikir aynıdır. Yani kadın olsun erkek olsun sadece aklımız ve hayallerimizle sınırlı olan her olgu, yaşanacak olan cinselliğin hazzını arttırabilir. Yeter ki çift, cinsellikte mutluluğu yakalamak için, bunu bir görev gibi addedip monotonluk içinde yaşamak yerine, yeni şeyleri denemeye ve ortak noktada anlaşabilecekleri fanteziler kurup yaşamaya kendilerini teşvik edebilsin.”

    Orgazm Feminist Bir Meseledir!

    0
    Orgazm Feminist Bir Meseledir!

    Kadın orgazmının feminizmle ilişkisini hiç düşündünüz mü? Kadınların orgazm olmasıyla ilgili detaylara biraz farklı bir gözle baktığımızda, meselenin toplumsal cinsiyet ile ilgili kısımları daha da dikkat çekici hale geliyor.

    Cinsellik, başlı başına büyük bir mesele. Ancak kadın cinselliği dediğimizde, biraz daha derin bir meseleden bahsetmeye başlıyoruz. Özellikle günümüzde ‘normal’ kabul edilen cinsellik anlayışı, kadınların anatomik özelliklerini görmezden gelen bazı önemli detayları içeriyor.

    Sex and Marital Therapy Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, en ‘normal’ kabul edilen penetratif seks (penisin veya başka bir şeyin vajinaya girmesini içeren türde seks), kadınların yalnızca %18’i için tatmin edici.

    Kadın hazzını bilimsel olarak inceleme amacıyla yola çıkan araştırmada yaşları 19 ile 94 arasında değişen yaklaşık 3000 kadından çeşitli anket sorularını cevaplamaları istendi. Araştırma sonucunda, kadınların yalnızca %19’unun penetratif seks ile orgazm olabildiği ortaya çıktı. Araştırmaya katılan kadınların %37’si ise, orgazma ulaşmak için klitoral uyarıya ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

    Yapılan bir başka araştırmada, kadınların ve erkeklerin %95’inin mastürbasyon yoluyla orgazma ulaşıldığı sonucuna varılmıştı. Çoğu kadın için mastürbasyondan sonra orgazm için en ‘garantili’ yolun, partnerin klitoris ve çevresindeki alanları uyarmak için ellerini kullandığı seks olduğu biliniyor. Sıralamada oral seks ikinci, ‘klasik’ penetratif seks ise en son sırada yer alıyor.

    Klinik psikolog ve psikoseksolog Dr. Karen Gurney, heteroseksüel erkekler ve kadınlar arasında orgazma ulaşma ile ilgili büyük farklılıklara dikkat çekiyor. Gurney, partnerli sekste heteroseksüel erkeklerin yaklaşık %95’inin orgazm olduğunu, bunun yanında kadınların ise yalnızca %65’inin orgazm olabildiğini belirtiyor. Eşcinsel kadınlarda ise partnerli sekste orgazm olma oranı %86’lara yükseliyor.

    Dr. Karen Gurney, orgazmın feminist bir meseleye dönüştüğü noktaya dikkat çekiyor. Gurney’e göre, kadınların seksi bir görev olarak görmesi, erkeğin tatmin edilmesi gerektiğini öğütleyen kültür, çatışma ve açıklamadan kaçınma eğilimi ve kadınların cinsellikle ilgili utanç duygularının çok yoğun olması, cinsiyetler arasındaki bu hazsal farklılığı açıklıyor.

    Kadın bedenini tanımıyoruz, kadın hazzını bilmiyoruz

    Erkeklerin cinselliği keşfetmesi kültür tarafından desteklenirken, üstelik pornografik imajlar nedeniyle gerçek dışı bir cinsellik algısı oluşurken, kadınlar utanç ve görev bilinci nedeniyle cinselliği çok başka şekillerde tanıyor ve deneyimliyor. Erkeğin penisinin kadının vajinasına girmesini temel alan penetratif seksi norm kabul etmek, kadın cinselliğinin çok yönlülüğünü yok sayarak meseleyi erkek egemen bir hale getiriyor.

    Dolayısıyla kadın orgazmı da, feminist bir meseleye dönüşüyor. Kadın haklarından, kadın bedeninden ve özgürlükten söz ederken, kadın cinselliği hakkında da konuşmaya başlamamızın zamanı geldi, geçiyor.

    Anne Çocuk İlişkisi Nasıl Olmalıdır?

    0
    Anne Çocuk İlişkisi Nasıl Olmalıdır?

    Sağlıklı bir anne çocuk ilişkisi, annenin çocuğuna karşı davranışlarına ve maneviyatının sağlamlığına bağlıdır. Çocuk yetişkin bir birey olduğunda, şahsiyet özelliklerini annenin, bu özel ilişkisiyle daha da sağlamlaştırmak adına en önemli etkendir.

    Hamilelik dönemlerinden itibaren başlayan bu ilişki, doğum sonrası fiziksel yaklaşım ve çocuğun beslenmesiyle devam eden ömürlük bir iletişimin başlangıcı olacaktır. Bu konuda söylenen özel sözlerden bazıları; “Bir çocuğun ilk seveceği ve en özel bağı kuracağı insan annedir.” Annenin, çocuğu beslemesi, onunla ilgilenmesi, ona gösterdiği sevginin çocukta güven ve sadakat duygusunu sağlamlaştırır. Çocuk, bu ilişki sayesinde ilerideki hayatında yaşamına yön verecek bağları kuracaktır.

    Kurulan İlişkinin Özgüvene Etkisi;

    Uzmanlar anne ile çocuklar arasındaki fiziksel temasın çok önemli olduğunu söylemiştir. Çocuğun anne kokusu almasını, sıcaklığını hissetmesi, onun sesini duyması ve göz göze kurduğu bağ ne kadar güçlü olursa çocuk için aradaki iletişim de o kadar kuvvetli olacaktır. Ancak bir çocuk bu duygulardan ne kadar yoksun büyürse o kadar ruhsal, hatta fiziksel sorunlar yaşaması çok olasıdır. 0-3 yaş arasındaki çocuklardaki bu temel güçsüz ise özgüvenden yoksun bireyler olarak büyümesi de çok olası olacaktır. Ve çocuğun hayatı boyunca peşini bırakmayacak sorunları beraberinde getirecektir.

    Çocuğun Gelişimindeki Faktörler;

    Her çocuk kendi içinde zekâ, duygu ve diğer faktörler açısından farklı olarak yaratılmış ve yetişmiştir. Ve hatta kendi kanlarına sahip öz kardeşlerinden bile farklı bir biçimdedir. 4-5 yaşlarına kadar anneye bağımlı olan çocuk büyük oranda anneye bağlıdır. Ama çocuk, bu yaş döneminden sonra birey olmaya başlamıştır. Bu dönem zorlu bir süreçtir fakat anne tarafından tolere edilebilmelidir. Son olarak bir çocuğa verilebilecek en iyi şey sevgi ve şefkattir. Onlara en iyi gelecek mirası bu olacaktır.

    Cilt Bakımı Nedir? 10 Etkili Cilt Bakımı Tekniği

    0
    Cilt Bakımı Nedir? 10 Etkili Cilt Bakımı Tekniği

    Cildinizi seviyor musunuz? Gerçek şu ki; herkes sağlıklı ve ışıl ışıl parlayan bir cilde sahip olmak ve cildini sevebilmek ister. Ancak dış etkenlere maruz kaldıkça ve yaş ilerledikçe, cildimiz yıpranıyor, lekeleniyor ve değişiyor. Yaşlanmanın önüne geçemeseniz de, daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlamak için pratik cilt bakım tüyoları uygulayabilirsiniz.

    Cilt Bakımı Nedir?

    Günlük uygulanması gereken ve “cildi temizleme, yüz toniği kullanımı ve cildi nemlendirme” gibi 3 basit adımdan oluşan cilt bakım rutinidir. Bunlardan herhangi biri eksik bırakılmamalıdır. Adımları sırasıyla ve düzenli olarak yerine getirdiğinizde, cildin yaşlanması ile mücadele seviyesini üst düzeye çıkarmış olursunuz.

    1.Vitamin Alın

    En önem verdiğiniz şey beden sağlığı olmalıdır. Sağlıklı vücut; sağlıklı bir cilt ve sağlıklı zihin demektir. C vitamini, D vitamini, E vitamini ve K vitamini, cildiniz için en gerekli vitaminlerdendir. Vitamin almanın en kolay yolu, sağlıklı beslenmedir. Ayrıca güneş ışığı alarak da, D vitamini ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. İçtiğiniz suya limon sıkarak C vitamini alımını artırabilirsiniz. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri ve kırmızı orman meyveleri tüketimini artırabilirsiniz. Yaşlanmayı önlemek için vitamin kullanın ve hep sağlıklı beslenmeye çalışın.

    2.Cildinizi Besleyin ve Nemlendirin

    Vücudunuzu beslerken, cildinizi de beslemelisiniz. Mutlaka kendi cildinize uygun bakım ürünleri kullanmalısınız. Cilt bakım ürünü alırken, nemlendirici krem içeriğini mutlaka okumalı ve doğal ürünler seçmelisiniz. Cilt tipinize göre su bazlı ya da yağ bazlı bakım kremi kullanabilir ve daima nemli kalmasını sağlayabilirsiniz. Cilt kuruluğu daha yaşlı görünmenin en önemli nedenlerinden biridir. Bu nedenle kurumasına izin vermemelisiniz. Ayrıca her gün yüz nemlendirici kullanırken, haftada bir kere cilt bakım maskesi de uygulayabilirsiniz. Çok kuru ciltler için nemlendirici yağ bazlı olabilir. Cildiniz beslendikçe, yaşlanmayacaktır.

    3.Cilt Temizliğini Atlamayın

    Temizleme rutini, en önemli adımdır. Düzenli olarak, her günün sonunda mutlaka cildinizi derinlemesine temizlemelisiniz. Makyaj yapıyorsanız, önce makyaj temizleyici bir ürünle başlamalı ve sonra rutin kullandığınız cilt temizleme ürünüyle cildinizi arındırmalısınız. Sabahları daha hafif bir ürünle tekrar temizleyebilirsiniz. Yastığınızın kılıfını da sık sık değiştirerek, hijyen konusunda büyük bir sıçrayış gerçekleştirebilirsiniz.

    4.İyi Uyuyun

    Uyku, cildinizin yenilenmesi için oldukça önemli bir aşama ve aslında yaşlanmanın ana etkenlerinden biri sayılır. Her gün en az 7-8 saat uyumalısınız. Uyku süresi arttıkça, onarım süresi de artar. Cildimiz en büyük organımızdır ve diğerleri gibi aksaklıklar yaşatabilir. İç organlarımız gibi, cildimizin de yenilenmeye ihtiyacı bulunmaktadır. İyi uyuyun ki, cildiniz yenilenebilecek fırsatı bulsun.

    5.Yüz Toniği Kullanımı Atlanmamalı

    Cildinizi temizledikten sonra, genişlemiş gözenekler için tonik kullanmalısınız. Temizleyicinin etkisiyle genişleyen gözenekler, tonik kullanımı ile sıkılaşacaktır. Böylece daha az pislenir ve cildiniz daha genç kalır. Ayrıca tonik, temizleyicinin alamadığı kalıntıları da yok edebilir.

    6. Ilık Suyla Banyo Yapın

    Cilt kuruluğu, kırışıklık sebeplerindendir. Özellikle banyoda uzun süre kalıyorsanız ve çok sıcak su ile yıkanıyorsanız, suyun sıcaklık seviyesini düşürmelisiniz. Eğer ılık suyla yıkanamıyorsanız, tüm cildinizi banyo sonrası nemlendirmelisiniz. Hassas ciltler için ise, sıcak su kullanımı önerilmez.

    7.Peeling Yapın

    Cildinizdeki ölü derileri temizlediğinizde, nefes almaya ve iyileşmeye başlar. Ölü deri cildinizin nefes almasını engeller. Haftada en az 1 kere peeling yapabilirsiniz ancak göz çevresi için peeling kullanmamalısınız. Ayrıca doğal peeling için yeni tarifler deneyebilirsiniz. Kahve telvesi, deniz tuzu, toz şeker yulaf unu veya pirinç unu ile haftada 1 kez cildinizi ovalayabilirsiniz.

    8.Hareket Edin

    Yoga, dans ya da ritmik koşu gibi düzenli yapılan sporlar, cilt sağlığını korumanıza yardım edecektir. Genel beden sağlığı, en büyük organınız olan cildinizin de sağlıklı olmasına yardım edebilir. Bütünsel yaklaşım ile genel olarak dinç kalabilirsiniz.

    9.Mevsim Değişikliklerini Ciddiye Alın

    Çok sıcak havalarda güneş koruyucu içeren nemlendirici kullanmalı, çok soğuk havalarda cildinizi havanın kuruluğuna karşı korumak için yine nemlendirici tercih etmelisiniz. Ayrıca en önem vermediğimiz ve çok hasar gören ellerinizi de yine güneş korumalı el kremi ile nemlendirmelisiniz. Havanın sıcaklığı fark etmeksizin, dudak kremi ve el kremini yanınızdan ayırmayın.

    10.Bol Bol Su İçin

    Düzenli uyku, nemlendirici, peeling, yüz toniği ve vitamin kullanımı tamam, peki su içiyor musunuz? Su içmek, cildiniz dahil tüm organlarınızın temizlenmesine yardım eder. Nemlenen ve temizlenen cilt, sağlıkla parlar.

    Yukarıda bahsedilen bakım önerileri, eğer benimser ve uygularsanız; yaşlanma etkileri, sarkmalar, akne oluşumu ve renk düzensizlikleri gibi sorunları azaltabilir. Belirli bir yaştan sonra düzenli olarak, yaşlanma karşıtı bakım ürünleri kullanımı; uzun vadede tüm sorunları ortadan kaldırabilir.

    Hafif Sevenlere: Peynir Soslu Yer Elması Tarifi

    0
    Hafif Sevenlere: Peynir Soslu Yer Elması Tarifi

    Klasik yer elması tariflerini bir süreliğine bir kenara bırakıp, hem hafif, hem kolay hem de lezzetli peynir soslu yer elması tarifini denemelisiniz.

    Peynir Soslu Yer Elması Tarifi İçin Malzemeler

    • 7-8 adet yer elması
    • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 tatlı kaşığı tereyağı
    • 3 iri diş sarımsak
    • 1 çay kaşığı tuz (azaltıp arttırılabilir)
    • 2 adet defne yaprağı
    • 1/2 çay kaşığı muskat cevizi rendesi
    • 1 yemek kaşığı labne peyniri
    • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı süt
    • 1 çay kaşığı beyaz biber
    • 3-4 dal frenk soğanı

    Peynir Soslu Yer Elması Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Fırını 200 derecede ısıtın.
    2. Yer elmalarını iyice yıkayın.  2 yemek kaşığı zeytinyağ, patlatılmış sarımsak dişleri ve defne yaprağıyla harmanlayıp, yağlı kağıt serilmiş bir fırın kabında önceden ısınmış fırına verin ve 25 dakika bu şekilde pişirin.
    3. Az pişen yer elmalarını fırında çıkarıp kabuklarını soyup ince ince dilimleyin.
    4. Tavada tereyağ ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı kızdırın.
    5. İnce ince dilimlenmiş yer elmalarını ve fırında pişen sarımsakları da ekleyip sotelemeye başlayın.
    6. Muskatını ve tuzunu ekleyin. Üzeri hafif altın rengi olmaya başlayınca ocaktan alın.
    7. Küçük bir sos tenceresinin altını çok kısık açın. Zeytinyağını koyun, peyniri ekleyin ve bir çırpma teliyle çırpın. Peynir hafif sulanınca, sütü ve beyaz biberi de ekleyip, şöyle bir karıştırıp ocaktan alın.
    8. Sotelenen yer elmalarını bir tabağa alın, üzerine peynir sos gezdirin ve kıyılmış frenk soğanlarından da serpip servis edebilirsiniz.