Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 170

    Cildi Yağlandırmadan Nemlendiren Avène Hydrance Serisi

    0
    Cildi Yağlandırmadan Nemlendiren Avène Hydrance Serisi

    Sağlıklı ve canlı bir cilt için nem çok önemlidir. Avène Hydrance serisi, formülünde bulunan Pierre Fabre patentli Cohederm formülüyle cildi yağlandırmadan, cilde ihtiyaç duyduğu nemi sağlıyor.

    Nemlendirici kremler cildin ihtiyacı olan nemi karşılayarak yapısının yenilenmesine destek olur. Yoğun nem bakım serisi Avène Hydrance serisi, içeriğindeki mucizevi Avène termal su sayesinde nemsiz kalmış tüm hassas ciltleri yağlandırmadan derinlemesine nemlendirip, yatıştırmanın yanı sıra çevresel toksinleri gideren detoks etkisi de yaratıyor.

    Yoğun nem bakım serisi Hydrance ailesi; hepsi bir arada nemlendirici krem Hydrance Aqua Gel, yoğun nemlendirici serum Hydrance Intense Serum Rehydratant,kuru ciltler için nemlendirici krem Hydrance Riche,kuru ciltler için güneş korumalı nemlendirici krem Hydrance UV Riche,karma ve nemsiz ciltler için nemlendirici krem Hydrance Légère,karma ve nemsiz ciltler için güneş korumalı nemlendirici krem Hydrance UV Légère, hassas kuru ciltler için güneş korumalı renkli nemlendirici cilt tonu düzenleyici Hydrance Optimal Perfecteur Riche ve hassas karma ve normal ciltler için güneş korumalı renkli nemlendirici cilt tonu düzenleyici Hydrance Optimal Perfecteur Légère’den oluşuyor.

    Pierre Fabre hakkında: Vizyon sahibi bir eczacı botanikçi ve tutku dolu bir girişimci olan Mösyö Pierre Fabre’nin, 1951 yılında kurduğu eczane, bugün Onkoloji, Kadın Sağlığı, Üroloji, Tüketici Sağlığı ve Dermokozmetik alanlarında faaliyet gösteren, uluslararası şirketler grubuna dönüşmüştür. Pierre Fabre Laboratuvarları, Avrupa’nın en büyük ikinci bağımsız özel ilaç laboratuvarı olarak hizmet vermektedir. Ürünlerini geliştirirken doğanın sunduklarını kullanan gelirinin anlamlı bir kısmını Pierre Fabre Vakfı aracılığı ile geniş kapsamlı sosyal sorumluluk projelerinde kullanan grubun bu çalışmaları, Eccocert tarafından Mükemmel sertifikası ile derecelendirilmiştir. Köklerinden ve değerlerinden hiç kopmadan dünyaya açılan Pierre Fabre Grubu, gelirinin anlamlı bir kısmını Pierre Fabre Vakfı aracılığı ile özellikle Afrika ve Uzakdoğu’daki projelerde insanlara sağlık götürmek için ayırır. Grup, her yıl elde ettiği karın anlamlı bir kısmını, Onkoloji ve Dermatoloji alanlarında yürütmekte olduğu Ar&Ge çalışmalarına aktarmaktadır. Pierre Fabre; her türlü güzelliğin öncelikle sağlıktan geçmesi gerektiğinin bilinciyle hareket eder; bunun yanında botanikçi kimliği sayesinde ürünlerini en doğal yöntemlerle geliştirir. https://www.pierre-fabre.com.tr/

    Ekim Ayında Çocuklar Evde Sıkılmayacak

    0
    Ekim Ayında Çocuklar Evde Sıkılmayacak

    CBeebies, birbirinden eğlenceli ve eğitici yapımları miniklerle buluşturmaya devam ediyor. Ekim ayı boyunca ekranlara gelecek dört farklı yapım, farklı yaş gruplarındaki çocukları evde oyun yoluyla yeni şeyler keşfetmeye teşvik ediyor. CBeebies, Türkçe dublaj seçeneği ile Digitürk 161 numaralı kanaldan izlenebiliyor.

    Dinozorlar Hakkında Her Şey: Andy’s Dino ToyBox

    Sevilen sunucu Andy Day’in ödüllü yeni macera serisi Andy’s Dino ToyBox, 3-6 yaş aralığındaki çocuklara uygun içerikleri ile ekranlara geliyor. Yeni sezonda izleyicileri oyuncak dinozorların anlatacakları inanılmaz hikayeler, dinozorlar hakkında ilginç bilgiler ve birbirinden komik anlar bekliyor. Andy’s Dino ToyBox evde geçirilen süreyi daha da eğlenceli hale getirmek amacıyla “staycation” (ev tatili) etkinliklerini teşvik ederek, miniklere yerel vahşi yaşamı gözlem yoluyla öğrenilecek ve yapılacak aktiviteler için ilham oluyor.

    Andy’s Dino ToyBox ilk sezonuyla 12 Ekim Pazartesi günü saat 18:10’da Digitürk 161. kanalda ekranlara gelecek.

    Sayı saymanın En Eğleceli Hali: The Numtum

    Animasyon ve canlı aksiyon tekniği kullanılarak hazırlanan The Numtum, okul öncesi çağındaki çocukların matematiksel becerilerini geliştirmeye yardımcı oluyor. Karınlarında sayıları olan on sevimli yaratık, çocukların rakam ve sayıları tanımasını ve rakamların girdikleri düzeni öğrenmelerini sağlıyor.The Numtum, sayı sayma yolculuğunda partileri, hazine avlarını, robotları, süper kahramanları ve daha birçok eğlenceyi ekranlara getiriyor.

    The Numtum, ilk sezonuyla 12 Ekim Pazartesi günü saat 11:10’da Digitürk 161. kanalda ekranlara gelecek.

    Evde Keşfedilecek Çok Şey Var: Show Me Show Me

    Sunucu Chris ve Pui, izleyicileri parıldayan peri ışıkları, gizemli tüneller ve büyülü yeşil ağacıyla canlı bir yer olan 10 katlı kulenin oyun odasında bekliyor. Bu kulede dünyayı keşfetmek için çeşitli odalar, hikayeler ve maceralar yer alıyor. Bu maceraya ortak olmak için asansöre kimin bineceği ise tamamen bir sürpriz!Chirs ve Pui’ye katılmak eğlenceli oyunlardan oluşan bir takımın içerisinde yer almak demek.Bu takım her bölümde küçük çocukların hayatlarıyla ilgili iki temayı keşfediyorlar ve kulede her şey bir maceranın başlangıcı olabiliyor… Oyunlar, şarkılar ve hikayeler ile Show me Show Me, günlük nesneleri ilginç hale getirerek, evdeki çocukları oyuna katılmaya ve oyun sırasında yeni şeyler öğrenmeye teşvik ediyor.

    Show Me Show Me, yeni sezonuyla 19 Ekim Pazartesi günü saat 08:50’de Digitürk 161. kanalda ekranlara gelecek.

    Büyükanne ve Torununun sıcak öyküsü Ekim’de Devam Ediyor: Jojo ve Gran Gran

    Jojo ve Gran Granbeş yaşındaki Jojo ve onun eğlenceli ve bilge büyükannesi hakkında bir animasyon serisi.Yazar Henry-Allain’in kendi büyükannesiyle olan ilişkisine yer verdiği kitabından esinlenerek hazırlanan animasyon serisi, aile arasındaki özel bağları renkli bir anlatımla ekranlara taşıyor. Bu eğlenceli dizide birbirlerine yakın yaşayan büyükanne Gran Gran ve sevimli JoJo’nun bir araya geldiklerinde yapmayı planladıkları eğlenceli pek çok aktivite var. Seri, pasta pişirme veya otobüs yakalama gibi eğlenceli olayların yanı sıra yaşam döngüleri, değişen mevsimler ve büyüme gibi başlıklar altında zamanın geçişini ele alıyor.

    Jojo ve Gran Gran’ın ilk sezonu 19 Ekim Pazartesi günü saat 11:00’da Digitürk 161. kanalda ekranlara gelmeye devam ediyor.

    Gölde Cansız Bedeni Bulunan Naya Rivera’nın Ölümüyle İlgili Yeni Detay! Kolunu Kaldırıp Bağırarak Yardım İstemiş

    0
    Gölde Cansız Bedeni Bulunan Naya Rivera'nın Ölümüyle İlgili Yeni Detay! Kolunu Kaldırıp Bağırarak Yardım İstemiş

    Geçtiğimiz ay oğlu Josey Hollis Dorsey ile birlikte California’daki Piru gölüne giden ve 13 Temmuz’da da cansız bedeni bulunan Naya Rivera’nın otopsi raporu tamamlandı. Güzel oyuncunun, oğlunu tekneye çıkardıktan sonra kolunu kaldırıp bağırarak yardım istediği ancak bir süre sonra gölde kaybolduğu sonucuna varıldı.

    ‘Glee’ dizisinde canlandırdığı ‘Santana Lopez’ karakteri hafızlara kazınan oyuncu Naya Rivera’nın ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Ventura County Adli Tıbbı’nın raporu; 33 yaşında hayata veda eden Naya Rivera’nın o anda yaşadıklarını gözler önüne serdi.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Polis, olay sırasında Rivera’nın yanında olan 4 yaşındaki oğlu Josey’in anlattıklarını da göz önünde bulundurdu.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    8 Temmuz’da Naya Rivera oğlunu da alarak Piru Gölü’ne gitti. Burada bir tekne kiralayan Rivera oğluyla birlikte göle açıldı.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Saatler sonra gölde seyreden başka bir teknenin sürücüsü Rivera’nın oğlunu, kiraladıkları teknede uyur halde buldu. Rivera ise ortalarda görünmüyordu.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Olaydan şüphelenen Diğer tekne kullanıcısı olayı hemen polise bildirdi ve Naya Rdvera’nın kayıp olduğu haberi duyuldu. Günler süren aramadan sonra oyuncunun cansız bedeni bulundu. İyi bir yüzücü olduğu bilinen Rivera’nın hayata veda etmesi sevenlerini ve hayranlarını yasa boğdu.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    People dergisinde yer alan habere göre Rivera’nın eski eşi Ryan Dorsey’den olan oğlu Josey, o anları polislere, “Bir, iki,üç dedik ve tekneden atladık” diyerek anlattı.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Polisin raporuna göre; göle atladıktan kısa bir süre sonra Rivera oğluna hemen tekneye geri dönmesini söyledi. Hatta onun tekneye çıkmasına yardım etti. Naya Rivera, oğlu tekneye çıktıktan sonra yardım istemek için bir kolunu havaya kaldırarak bağırmaya başladı. Ardından da gölün sularında kayboldu.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Resmi rapora göre; Naya Rivera’nın sağlık durumuyla ilgili ciddi bir sorun yoktu. Fakat vertigo (baş dönmesi) sorunu olan Rivera’nın bu ataklarının göle girdiğinde kontrol edilemez hale gelmiş olabileceği de dikkate alındı. Genç kadının vertigo sorunu için ilaç kullandığı ve aslında durumunu kontrol altında tutmayı bildiği de belirtildi.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Anksiyete için ilaç kullanan Rivera’nın son günlerinde sinüs enfeksiyonunu tedavi etmek için de reçeteli ilaçlar aldığı belirtildi. Raporda; oyuncunun haftada bir paket sigara içtiği bilgisi de yer aldı. Rivera’nın daha önceden bilinen bir intihar eğilimi olmadığı da yer rapor edildi.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Teknede yapılan araştırmada; Rivera’nın cep telefonu, kimlik belgesi ve içinde pembe bir sıvı yer alan şırıngalar da bulundu. Ayrıca amfetamin içeren reçete fişi, biri boş diğeri açık ve yarıdan fazlası dolu alkol kutusu da oyuncunun kiraladığı teknede bulunanlar arasında.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Oyuncunun toksikoloji raporunda ise kanında düşük dozda amfetamin, iştah baskılayıcı ilaç ve kafein bulunduğu bilgisi de yer aldı. İyi bir yüzücü olan Naya Rivera’nın ölüm nedeni kaza sonucu ölüm olarak kaydedildi.

    Gölde cansız bedeni bulunan Naya Rivera'nın ölümüyle ilgili yeni detay! Kolunu kaldırıp bağırarak yardım istemiş

    Vaka Sayısının Arttığı Diyarbakır’da, Yasağa Rağmen Maske Takılmıyor

    0
    Vaka Sayısının Arttığı Diyarbakır'da, Yasağa Rağmen Maske Takılmıyor

    Koronavirüs vakalarının son günlerde artış gösterdiği illerden biri olan Diyarbakır’da, maske takanların sayısı azaldı. Kent genelinde maskesini ağız ve burnunu kapatacak şekilde takanlar git gide azalırken emniyet güçleri denetimlerini sıklaştırdı.

    Diyarbakır’da, koronavirüs vakalarının son günlerde artış göstermesine rağmen, kent genelinde maske takanların sayısı azaldı. Koronavirüs tedbirlerine uymayanlar; kalabalıklar arasında maskesiz gezdi. Maskelerini kollarına takanların, kameraları görünce yüzlerini kapattıkları anlar görüntülere yansıdı.

    İçişleri Bakanlığı, 8 Eylül günü 81 il valiliğine gönderilen genelgede mesken dışında her yerde maske takmak zorunlu hale getirildi. Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla uygulama sürerken, Diyarbakır’da son günlerde vaka sayılarında artış olmasına rağmen bu yasağı ihlal edenler oldu. Kentin en işlek caddeleri arasında yer alan merkez Yenişehir ilçesindeki Yaşar Kemal Caddesi’nde de yürüyenlerin arasında maskesiz çok sayıda kişi görüldü. Bazı vatandaşların ise maskeleri kollarına veya çene altlarına takarak gezince, kameraları görünce yüzlerini kapatmaya çalıştı.

    “ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR”

    Yaşar Kemal Caddesi’ndeki esnaf Adem Pusat, maske kuralının dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, 4 gün önce amcasını koronavirüsten kaybettiğini söyledi. Pusat, “Şu an bir amcam da yoğun bakımda tedavisi sürüyor. İnsanlarımız bu işi ciddiye almıyor. Bu, ciddi bir durumdur ve sorumluluk almak lazım. Maske ve sosyal mesafeye çok önem verilmesi gerekiyor” dedi.

    Vaka sayısının arttığı Diyarbakır'da, yasağa rağmen maske takılmıyor

    “SEVDİKLERİMİZ İÇİN KULLANMAK ZORUNDAYIZ”

    İsmail Pusa, maske takmamanın çok yanlış bir davranış olduğunu ve insan sağlığı açısından risk taşıdığına dikkat çekerek, “Türkiye’de ve dünyada insan kaybı yaşıyoruz. İnsanlardan tek ricam maskeyi lütfen takalım. Bunu kendi şahsımız için olmazsa bile ailemiz ve çocuklarımız için kullanmak zorundayız. İnsan sağlığı dünyadaki en önemli şeylerden biridir. Bundan 3 gün önce çok değerli aile büyüğümüzü kaybettik. Şu an da ise biri de yoğun bakımda” diye konuştu.

    Vaka sayısının arttığı Diyarbakır'da, yasağa rağmen maske takılmıyor

    POLİSLER DENETİMLERİ SIKLAŞTIRDI

    Öte yandan, Diyarbakır Emniyet’ine bağlı Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri ise İçişleri Bakanlığı’nca yayınlanan genelgenin ardından denetimlerini sıklaştırdı. Polis ekipleri yaya ve motorize olarak yoğunluğun olduğu duraklarda denetim yaptı. Ekipler, durdurdukları, taksi, minibüs ve otobüslerde maske kuralları ile alınan tedbirleri kontrol etti. Kent genelinde ise trafik polislerden oluşan yaya ve motorize ekiplerin ise şok uygulamalar yaparak denetimlerini sürdürdüğü öğrenildi.

    Vaka sayısının arttığı Diyarbakır'da, yasağa rağmen maske takılmıyor

    ABD’de Sivrisinek Sürüleri Yüzlerce At ve İneği Kanlarını Emerek Öldürdü

    0
    ABD'de Sivrisinek Sürüleri Yüzlerce At ve İneği Kanlarını Emerek Öldürdü

    Koronavirüs, orman yangınları, hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle uğraşan ABD’nin Louisiana eyaletinde Laura Kasırgası’ndan sonra şimdide sivrisinek sürüleriyle uğraşıyor. Sivrisinekler kanlarını emdikleri yüzlerce at ve ineğin ölümüne neden oldu.

    Hayvanlar, doğrudan onları kansız bırakan ve deri altı kanamalarına yol açan çok sayıda ısırığın yanı sıra böceklerden uzaklaşmak için sürekli hareket etmelerinin yol açtığı bitkinlik yüzünden de ölüyor.

    ABD’nin Louisiana eyaletinin Laura Kasırgası’ndan sert bir şekilde etkilenen bölgeleri, şimdi de çok sayıda çiftlik hayvanını ısırarak öldürecek kadar büyük sürüler halinde gezen sivrisineklerle mücadele ediyor.

    300-400 BÜYÜKBAŞIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDULAR

    Ville Platte bölgesinde veterinerlik yapan Dr. Craig Fontenot’ya göre, dev fırtınanın ardından bataklıkların dışına itilen “hain küçük kan emiciler” çoktan 300 ile 400 büyükbaş hayvanın yanı sıra birkaç atın canına mal oldu. İçine böcek ilacı sıkılabilen ağıllarda bulundukları için keçiler şimdilik kurtuldu ama bir geyik yetiştiricisi hayvanlarından en az 30’unu kaybetti.

    Kan emici sinek sürüleriyle mücadele etmek için geniş çaplı böcek ilaçlama çabaları sürüyor. Acadia County’deki yerel Lousiana AgCenter tarım merkezinde çalışan Jeremy Hebert, “ilaçlamanın böcek popülasyonlarını ciddi ölçüde düşürdüğünü ve ilaçlamanın durumu geceyle gündüz gibi değiştirdiğini” söyledi. Öte yandan diğer ilçeler olayın gidişatını tersine çevirmekte hala zorlanıyor.

    KASIRGALAR SİVRİSİNEK POPÜLASYONUNU ARTIRIYOR

    Kasırgalar çoğunlukla sivrisinek popülasyonlarında fırlama riski taşıyor çünkü sel suyuna gelen sivrisineklerin bıraktığı yumurtalar çatlamaya başlıyor. Yetişkin sivrisinekler kasırgaların kuvvetli rüzgarlarında genelde hayatta kalamasa da fırtınanın ardından gelen yumurtadan çıkma dönemi popülasyonda devasa bir artışa yol açabiliyor.

    Bu nüfus patlamaları genelde salgınlarla ilintili olmasa da 2005’teki Katrina Kasırgası’nın ardından Louisiana’nın bazı bölgelerinde görülen Batı Nil Virüsü vakalarında artış yaşanmıştı.

    Maske Takmayan Vatandaştan Ceza Kesen Polislere Tepki: Senin İsmini Öğreneceğim Ben

    0
    Maske Takmayan Vatandaştan Ceza Kesen Polislere Tepki: Senin İsmini Öğreneceğim Ben

    İstanbul Pendik’te maske takmadığı için polis ekipleri tarafından para cezası kesilen bir vatandaşın “Senin ismini öğreneceğim ben” sözleri tartışmaya neden oldu. Cezai işlem uygulanan vatandaş, ceza kağıdını yırtarak bölgeden ayrıldı.

    Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından İçişleri Bakanlığının 81 il valiliğine gönderdiği genelge kapsamında maske denetimi yapıldı. Yapılan denetimde polis ekipleri maske takmayan 3 vatandaşa toplam 2 bin 700 TL ceza kesti. Ceza yazılan bir vatandaş ve polis arasında tartışma çıktı.

    Maske takmayan vatandaştan ceza kesen polislere tepki: Senin ismini öğreneceğim ben

    “SENİN İSMİNİ ÖĞRENECEĞİM BEN”

    Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan maske denetiminde, vatandaşların maske kullanımları kontrol edildi. Denetimlerde maske takmayan 3 vatandaşa toplamda 2 bin 700 TL para cezası kesildi. Ceza yazılan bir vatandaşın “Senin ismini öğreneceğim ben” sözü tartışmaya sebep oldu. Cezai işlem uygulanan vatandaş, ceza kağıdını yırtarak bölgeden ayrıldı. Cezai işlemi kabul etmeyen başka bir vatandaş ise, polisin eline sert temasta bulundu. Sakinliğini koruyan polis ekipleri, şahsa maske takmamaktan dolayı 900 TL para cezası kesti. Maskesini çantasında taşıyan başka bir vatandaş ise, “Telefonla konuşuyordum çantama koydum” diyerek kendini savundu.

    Maske takmayan vatandaştan ceza kesen polislere tepki: Senin ismini öğreneceğim ben

    “BİZ CEZAMIZI ÖDERİZ HİÇ SORUN DEĞİL”

    Sigara içmek için maskesini çıkaran bir vatandaş, “Keşke ilk başlangıç sürecinde böyle devam etseler de öyle ceza yeseydik. Yani geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz. Burada sosyal mesafe diye bir şey yok. Devlet görevlileri görevini yaptılar. Biz cezamızı öderiz hiç sorun değil. Ceza yemişiz, sigara içmişiz. Şuradaki bütün insanlara bakın, keşke bu kadar duyarlı olsalar. Herkese ceza kesiyorlar, hiçbir şey demiyorum” diyerek uygulamanın yapılması gerektiğini dile getirdi.

    Koronavirüs Sonrası Lavanta Yağı Satışları Arttı: Gramı 2 Liradan Satılıyor

    0
    Koronavirüs Sonrası Lavanta Yağı Satışları Arttı: Gramı 2 Liradan Satılıyor

    Denizli’de, yaklaşık 2 bin dekar alanda üretimi yapılan lavantanın hasadı, büyük ölçüde sona erdi.

    Rekolte ve kalite bakımından üreticinin yüzünü güldüren lavantanın yağı, özellikle pandemi döneminde vatandaşlardan yoğun ilgi görürken, gramı 2 liradan satılıyor.

    Denizli’de kekiğe alternatif olarak üretimine başlanan lavanta bitkisinde hasat sona eriyor. Ürünleri olgunlaşan çiftçiler, biçme işlemi için tarım arazilerinde hummalı çalışma içine girdi. Mor rengiyle tarlalarda görsel şölen oluşturan lavantalar, el oraklarıyla biçiliyor. Demetler halinde toplanan lavantalar, tercihe göre kurumaya bırakılıyor ya da yaş olarak satılıyor. Özellikle pandemi döneminde vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği lavanta yağının gramı ise 2 liradan satılıyor.

    Koronavirüs sonrası lavanta yağı satışları arttı: Gramı 2 liradan satılıyor

    “PANDEMİ DÖNEMİNDE VATANDAŞLAR ÇOK SICAK BAKIYOR”

    Denizli Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici, kentinson dönemde lavanta üretiminde söz sahibi olmaya başladığını belirtti. Denizli’de yaklaşık 2 bin dekar alanda lavanta üretimi yapıldığını ifade eden Gemici, “Şehrimizde bu rakam katlanarak artmaya devam edecek. Lavantanın turizmini de burada yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Lavanta, kozmetik ve ilaç sanayi tarafından talep gören, mikrop kırıcı özelliği olan bir bitki. Lavanta yağına çok ciddi bir talep var. Koronavirüsle mücadele döneminde kekik ve lavantaya vatandaşlar çok sıcak bakıyor. Lavanta yağı, boğaz bölgesinde nefes darlığı çekenlere, öksürük, grip nezle gibi rahatsızlıklarına iyi geldiği görülüyor. Bu da vatandaşlar arasında bu bitkiye olan talebi arttırıyor. Lavanta hasadı sona eriyor. Bu yıl kilosu 3 lira satılıyor. Kurutulmuş lavantanın tohum kısmının kilosu ise 22-24 lira arasında alıcı buluyor” dedi.

    Koronavirüs sonrası lavanta yağı satışları arttı: Gramı 2 liradan satılıyor
    Koronavirüs sonrası lavanta yağı satışları arttı: Gramı 2 liradan satılıyor

    GRAMI 2 LİRAYA SATILIYOR

    Lavanta ve bu bitkinin yağını üreten Hüseyin Akkaya, koronavirüs nedeniyle ürünlerine yoğun bir talep olduğunu kaydederek, “Bölgemizde lavantadan eko turizmde de faydalanıyoruz. Mahallemizdeki lavanta bahçelerini yaklaşık 10 bin kişi ziyaret etti. Koronavirüs nedeniyle lavantaya olan ilgi arttı. Daha önce kurutulmuş lavantanın kilosunu 13-15 lira arasında satıyorduk. Bu yıl 22 liradan satıyoruz. Satışlarda bir patlama yaşandı. Lavanta suyu ve yağı mikroba virüse karşı çok faydalı” diye konuştu. Lavanta ve kekik üreticisi Mehmet Aksoy ise, lavanta yağının üretim aşamalarından bahsederek, “Demetler haline getirdiğimiz lavantaları kazana atıyoruz. 90 derece ısıda oluşan buhardan lavanta yağı yağ ve suyu elde ediyoruz. 1.5 saatte hazır hale geliyor. 25 kilogram yaş lavantadan 200 gram yağ elde ediyoruz. Gramı 2 liradan satılıyor. Yağlarımızın kalitesi çok iyi” diye konuştu.

    Koronavirüs sonrası lavanta yağı satışları arttı: Gramı 2 liradan satılıyor

    Tüm Yaş Gruplarında Sağlıklı Beslenmenin Anahtarı; Kuru Baklagiller

    0
    Tüm Yaş Gruplarında Sağlıklı Beslenmenin Anahtarı; Kuru Baklagiller

    Uzmanlara göre pandemi sürecinde bağışıklığı korumanın ve güçlendirmenin en iyi yolu doğru beslenmeden geçiyor. Ancak doğru beslenme uygulamaları belli yaş kategorileri için değişkenlik gösteriyor. Peki, farklı yaş grupları bağışıklık sistemini güçlendirmek için nasıl beslenmeli?

    Pandemi ile mücadelede, kişisel hijyen ve sosyal izolasyonun yanı sıra güçlü bağışıklık sistemi büyük önem taşıyor. Bilim insanları COVID-19 salgını etkilerinin özellikle bağışıklığı güçlü olan bireylerde daha az görüldüğü görüşünde birleşiyor. Bu nedenle bu salgın döneminde sağlıklı beslenmeye dikkat ederek bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemine dikkat çekiyor. Gıda Mühendisi Ece Duru, sağlıklı beslenme önerilerini şu şekilde sıraladı:

    Yetişkinlerin günlük beslenmesi nasıl olmalı?

    Yetişkin bir kimse kuru baklagiller, et, yumurta grubundan günde 2-3 porsiyon tüketebilir. Bu gruptaki besinler birbiri yerine geçebilen, gerektiğinde birbirini tamamlayan yiyeceklerdir. Büyüme çağında olanlar ile gebe ve emziren kadınlar, alınması gereken günlük porsiyon miktarından, 1 porsiyon tüketebilir. Bu şekilde özel durumları nedeniyle artan enerji ve besin ögeleri ihtiyacı karşılanmış olur. İyi bir bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagil, yumurta ve balık tüketerek protein ihtiyacı karşılanabilir.

    Posa içerikli besinlerle bağırsağınızı koruyun

    Posa; şeker hastalığı, kanser ve koroner kalp hastalığı riskini azalttığı gibi bu hastalığı olan yaşlılarda tedavi edici özellik taşır. Kabızlığı önler, bağırsak faaliyetlerinin düzenlenmesi açısından önem taşır. Yaşlılarda yeterli posa alımının sağlanmasında; kuru baklagil yemekleri haftada 2-3 kez tüketilmeli, sebze ve meyve tüketimi artırılmalı ve esmer ekmek (çavdar, tam buğday, kepekli) ekmek tercih edilmelidir.

    Bebeklere 9. aydan itibaren kuru bakliyat yedirilebilir

    9. aydan itibaren nohut, soya fasulyesi, barbunya, mercimek, kuru fasulye, maş fasulyesi, börülce gibi bitkisel protein içeren kuru bakliyattan da vermek önemlidir. Kuru bakliyat demirden ve bitkisel proteinlerden de çok zengindir. Fasulye, börülce, barbunya ve nohut vs. pişirilmeden önce 8–12 saat suda ıslatılıp yumuşatılarak gazı alınmalıdır. Islama suyu dökülüp ağzı kapalı tencerede iyice haşlanıp, piştikten sonra kabuğu ayrılırsa gaz yapıcı etkisi büyük ölçüde azalır.

    Çocuk ve gençlerin sağlıklı yetişmesinde tahıl desteği

    Çocuk ve gençlerin beslenmeyle bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için büyüme ve gelişmeleri için ihtiyaç duyduğu makro ve mikro besin öğelerini almanın yanı sıra beslenmede çeşitliliği sağlamak oldukça önemli. Karbonhidrat vücudun ihtiyaç duyduğu enerjinin sağlanması için gerekli olan makro besin öğelerinden biridir. Ancak şeker gibi basit karbonhidratlar yerine lif yönünden de zengin kompleks karbonhidratları önceliğe almak gerekir. Yulaf, tam buğday, bulgur, çavdar gibi tam tahıl ürünleri her ana öğünde mutlaka tüketilmeli.

    Covid-19’un Reçetesi Dijital Finans Platformları

    0
    Covid-19’un Reçetesi Dijital Finans Platformları

    Figopara’nın desteği ile düzenlenen ‘Covid-19 ve Tedarik Zincirine Etkisi’ webinar’ı gerçekleşti. Online olarak gerçekleşen etkinlikte firmaların pandemi sürecinde tedarik zincirinin önemini daha çok anladığı belirtilirken, finansman tarafında vade ve işletme sermayesi gibi sorunlara karşı dijital finans platformlarının daha çok kullanılması gerektiği vurgulandı.

    Türkiye’nin en büyük tedarik zinciri webinar’ı gerçekleşti. “Covid-19 ve Tedarik Zincirine Etkisi” temasıyla düzenlenen online etkinlikte sektörün önemli isimleri Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur, Fibabanka CEO’su Ömer Mert, Hepsiburada CFO’su Korhan Öz ve Figopara CEO’su Koray Bahar konuşmacı olarak katıldı.

    Bölgesel hub’lar yaratılabilir

    Webinar’da konuşan Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur, özellikle son dönemde finansman, lojistik, üretim ve e-ticaret tarafında tedarik zincirinin öneminin anlaşıldığını söyledi. İki ana alan üzerinde değişim yaşandığını da vurgulayan Agah Uğur, “Bunlardan ilki tedarik kaynaklarında çeşitliliğin sağlanması ikincisi ise tedarik zinciri sistemlerinin dijitalleşmesi. Herkes globalleşmenin önemine inanmasına rağmen her şeyini arka bahçesinden yani kendi ülkesinden ya da kendine yakın bölgesel alanlardan tedarik etmeye başladı. Bölgesel hub’larla tedarik zincirini farklılaştırma ve ekosistemin tümünü yaratabilmek lazım” dedi.

    Bir diğer önemli değişimin de dijitalleşme olduğunu ifade eden Uğur “Geleneksel tedarik sistemi zincirinin en basit tanımı kâğıt evrak ile yönetilmesi. Dünya ticaretinde hala şaşırtıcı boyutta kağıt kullanılıyor. Bütün resmi göremiyorsunuz. Dijital sistemler ise bunların hepsini altüst ediyor. Tedarik zincirini yöneten insanlar uçtan uca dijital bir network üzerinden bağlanıp yönetebiliyorlar. Bunun yanı sıra tahmin edilebilirliği arttırıyor. Her şeyi on-time yapmak istiyorsak, fiziksel olarak da çok çevik olmamız lazım. Dijitalleşme bu çevikliği son derece arttırıyor. Sadece maliyeti azaltmıyor, öngörülebilirliği, hedef koymayı ve tahminde bulunma gibi pek çok fayda sağlıyor. Aslında dijitalleşmenin mecburiyetlerden dolayı hızlandırdığı bir dönem yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    Bankacılık dışı finansman şart

    Türkiye’de tedarik zincirinde dijitalleşme ve finansman konusunda tüm yükü bankaların çektiğini belirten Fibabanka CEO’su Ömer Mert, ise şunları söyledi: “İki yıl önce Finberg şirketimizi kurarken en kritik alanlardan biri de tedarik zinciri finansmanıydı. Türkiye’de aslında finans sektörü ne yazık ki bankacılık sektörü üzerinden yürüyor. KOBİ’lere sorduğunuz zaman ise Türkiye’deki bankacılık sisteminin bu kadar gelişmesine rağmen bir numaralı sorun finansmana ulaşım. KOBİ’ler teminat yoksa kredi yaratamıyorlar. Bu ciddi bir problem. Bunun yanı sıra Türkiye’de alıcının çok kuvvetli olduğu, çek sistemi üzerine kurgulanmış bir yapı var. Biz buradaki açığı görerek Finberg şirketimizle bu alana yatırım yaptık. Son dönemlerdeki gelişmelerle alıcının elinden bazı güçleri alarak finans kuruluşları ve yeni nesil FinTech’lerin de desteğiyle kredi ve finansman sağlanmaya başlandı. 2005 yılında yüzde 5’lerde olan bu oran şu anda yüzde 15-20’ler seviyesine geldi. Bu oranlar iyi bir potansiyel olduğunu gösteriyor” dedi.

    İki dakika içinde finansmanı sağlıyoruz

    Figopara ile kurdukları yapının 1 milyar liralık finansman barajını aştığını belirten Fibabanka CEO’su Ömer Mert, “Türkiye’de FinTech’lerde algı, ödeme sistemi üzerine kurgulandı. Bugün dünya çapında yapılan araştırmalar gösteriyor ki; bir numaralı ihtiyaç mikro finans ve tedarikçi finansmanı. Bu alanların gelişmesi gerekiyor. Bu konu KOBİ’lerin de ciddi anlamda finansmana ulaşmasında avantaj sağlıyor. Türkiye’de de olduğu gibi dünyada da vadeli satışlar var. Örneğin Avrupa’da bir tedarikçinin sattığı ürünün vadesi ortalama 30-35 gün, Türkiye’de ise bu süre ortalama 50 güne çıkıyor. Bu dönemde süre dünyada 50, Türkiye’de 80-90 günlere kadar çıktı. Daha riskli zamanlarda 100 günü bile aşabiliyor. Dolayısıyla tedarikçinin finansmana ulaşmasında zaman büyük rol oynamaya başlıyor. Biz dakikalar içinde finansmana ulaşımı sağlıyoruz. Bunları banka anlayışıyla değil yeni start-up ve FinTech dünyasının anlayışıyla yapmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Tahsilat konusunda çözümler ürettik

    Tedarikçilerin pandemi sürecinde sadece online’dan satış yapabildikleri bir dönem yaşadıklarını belirten Hepsiburada CFO’su Korhan Öz, “Hem ürünlerini satabilmeleri hem müşteriye ulaştırabilmeleri hem de tahsilatlarını zamanında yapabilmeleri tedarikçilerimiz açısında çok önemliydi. Bu süreçte Online’da yoğun bir şekilde işlerini sürdürmelerini ve nakit akışları çok etkilenmeden tahsilatlarını yapıp diğer kanallardaki ihtiyaçlarını gidermelerini sağladık. En çok da bu dönemde yeni tedarikçinin sisteme katılmak istediğini gördük. Dijital kanallarda yaptığımız yatırımlar bize bu dönemde avantaj sağladı. Tedarikçilerimizin dijital olarak sisteme dahil olmalarını kolaylaştıracak önlemleri aldık. Hemen kendilerini bize tanıtabilecekleri, evrakları dijital ortama yükleyebilecekleri, ürünlerini tanıtabilecekleri sistemleri geliştirdik. Ekonomi yönetiminin de koyduğu belli tedbirlerle fiyat ve kur artış risklerine karşı önlemler aldık. Platformumuzda fiyatların fahiş şekilde artırılmasına ya da ürünlerin çekilmesine önleyici engeller koyduk. Tedarikçilerimiz istediği gibi fiyatları artırma yoluna gidemediler” dedi.

    KOBİ için en değerli şey zaman

    Covid-19 pandemisi sürecinde tedarikçiye finansman sağlamak konusundaki çalışmalarıyla ön plana çıkan Figopara CEO’su Koray Bahar ise firmaların önemli sorunlarına çözümler ürettiklerimi belirtti. Bahar, “Hepsiburada gibi büyük alıcıların ve onlara finansman sağlamaya hazır Fibabanka gibi bankalar ile KOBİ’lerden oluşan iki farklı müşteri segmentine hizmet veriyoruz. Bu dönemde, büyük şirketler, süreçlerini sağlıklı bir döngüde yürütebilmek için işletme sermayesini kontrol edebilecek esnek alıcıya ihtiyaç duyarken, KOBİ’ler açısından en önemli konu nakit akışı oldu. Uzayan vadelere karşın KOBİ’ler nakde ne kadar hızlı kavuşabiliyorsa o ay maaşını ödeyebildi, o ay hammadde alabildi, o ay kirasını ödeyebildi ya da üretim yapmaya devam edebildi. Pandemi öncesinde 60 gün vade ile çalışan bir şirket, bugün sağlıklı bir sermaye oluşturabilmek için 90 gün vade ile çalışmak zorunda kaldı. KOBİ için de eskiden 60 gün içinde alabileceği bir alacağı bugün 30 gün içinde alma ihtiyacı doğdu. Bu nedenle zaman, önemli bir faktör haline geldi” dedi.

    Her tedarikçiye uygun yeni bir finansman modeli

    Figopara olarak bu dönemde ihtiyaca çözüm üreten doğru bir yerde konumlandıklarını vurgulayan Bahar, “Güçlü banka ortaklarımız, güçlü alıcılarımız ve binlerce tedarikçiyi buluşturmuş bir platform olarak hep bir sonraki adımı düşünerek ilerliyoruz. Şirketler dijitalleştikçe, veriler dijitalleştikçe bankalar daha doğru karar verebilecek bir yapıya gelebiliyor. Bu kapsamda da Eylül ayının sonunda yeni hizmetimizi Fibabanka ile KOBİ’lere sunabilir hale gelmiş olacağız. Evde bir ürün yapıp Hepsiburada’da satan bir kadın girişimci de uluslararası bir cep telefonu firması da bu hizmetten rahatlıkla faydalanabilecek.Sermaye finansmanında teminata dayalı kredilerden ziyade, nakit akışına ve ticaretin fonlanmasında Figopara gibi finansal teknoloji şirketlerinin çok daha aktif rol oynayacağına inanıyorum” dedi.

    Koronavirüs Tedavisi Gören Muhittin Böcek’in Son Testi Negatif Çıktı

    0
    Koronavirüs Tedavisi Gören Muhittin Böcek'in Son Testi Negatif Çıktı

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, yoğun bakımda koronavirüs tedavisi görüyordu. Belediyenin sosyal medya hesabından, Böcek’in son testinin negatif çıktığı ve tedavisine yoğun bakımda devam edildiği bilgisi paylaşıldı.

    Yoğun bakımda koronavirüs tedavisi gören Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek‘in son kontrolünde korona test sonucu negatif çıktı.

    SON TESTİ NEGATİF ÇIKTI

    Antalya Büyükşehir Belediyesinin sosyal medya hesaplarından, hastanede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedavisi süren Başkan Böcek’in son 24 saatlik sağlık durumuyla ilgili doktorlarından alınan bilgi paylaşıldı. Açıklamada, “Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in takip ve tedavisi yoğun bakımda devam etmektedir. Kliniği stabil olup, son kontrol PCR testi negatif çıkmıştır.” ifadelerine yer verildi.

    Koronavirüs tedavisi gören Muhittin Böcek'in son testi negatif çıktı

    24 SAATİN KRİTİK OLDUĞU BELİRTİLMİŞTİ

    Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Muhittin Böcek’in sağlık durumu, salı akşamı kötüleşmişti. Astım hastalığı bulunan Başkan Böcek, akciğerinde öksürükten kaynaklı yırtılma olması nedeniyle tedbir amaçlı uyutuldu. Solunum cihazına bağlanan Böcek’in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve kritik 24 saatin aşılmasının beklendiği kaydedilmişti.

    ÇAVUŞOĞLU’NDAN ZİYARET

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in kaldığı hastaneye gelerek sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Bakan Çavuşoğlu, Muhittin Böcek’in sağlık durumu ile ilgili ”Durumu iyiye gidiyor” dedi.