Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 232

    Cilt Bakımında C Vitamininin 5 Faydası

    0
    Cilt Bakımında C Vitamininin 5 Faydası

    Genç yaşta cildin doğal bileşenleri arasında olan, ancak yaş aldıkça rezervleri tükenen C Vitamini cilt bakımının güçlü yardımcılarından.

    Renk Eşitliği Sağlar

    Hiperpigmentasyondan, genel olarak mat ve cansız bir ciltten muzdarip olanlar bilir: C Vitamini bu problemler için mucize bir içerik. Eğer aydınlatıcı ve enerji verici bir bakım ürünü arıyorsanız formül listesinin baş köşesinde C Vitaminini arayın. Kendisinin inflamasyonla ortaya çıkan kızarıklıklara da iyi geldiğini belirtelim.

    Gerçek Bir Antioksidan

    Çevresel etkenlerden cildi korumak istiyorsanız doğal antioksidan olan bu içeriğe bir şans verin. Yaşlanma belirtilerinin ve bozuk cilt dokusunun sebeplerinden serbest radikaller C Vitamini kalkanından geçemiyor. Sağlıklı cilt hücreleri yerine kendini feda eden C Vitamini, atmosferdeki zararlı parçaların cilde ulaşmasını engelliyor.

    Kolajen Üretimini Destekler

    Cildin iskeleti diyebileceğimiz kolajenin üretim hızı, yaş almayla birlikte azalıyor ve büyüyen gözeneklerden sarkmalara kadar birçok problem ortaya çıkabiliyor. Ta ki C Vitamini devreye girene kadar. Yapılan medikal çalışmalar C Vitamini ile desteklenen ciltte kolajen üretiminin arttığını gösteriyor.

    Hücre Yenilenmesini Hızlandırır

    Cilt bakımının kahramanlarından olan C Vitamini, aynı zamanda yaşlanma, stres, uyku bozukluğu ve çevresel etkenlerden dolayı yavaşlayan hücre yenilenmesini hızlandırıyor. Dolayısıyla ciltteki izler ve doku bozuklukları gibi problemler bu yardımcıyla ortadan kalkıyor.

    Yaşlanma Belirtilerini Engeller

    Bir içerik eğer antioksidansa, renk eşitliyor, kolajen üretimini destekliyor ve hücre yenilenmesini hızlandırıyorsa bu güçlü müttefik yaşlanma belirtilerine karşı savaşta en ön sırada yer alabilir. Yaş alma ile ortaya çıkan cilt lekelerini eşitleyen C Vitamini, kolejen üretimiyle sarkan cildi toparlıyor, hücre yenilenmesiyle kırışıklıkların önüne geçiyor ve antioksidan özelliğiyle sağlıklı cilt hücrelerini koruma altına alıyor.

    TÜBİTAK’tan Koronavirüs Aşı Çalışmalarıyla İlgili Heyecanlandıran Açıklama

    0
    TÜBİTAK'tan Koronavirüs Aşı Çalışmalarıyla İlgili Heyecanlandıran Açıklama

    Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs tedavisine yönelik oluşturulan Kovid-19 Türkiye Platformu aşı ve ilaç çalışmalarını sürdürüyor

    29 üniversite, 8 firmamız, 9 araştırma kurumunun yer aldığı çalışmalarda 17 farklı proje yürütülüyor. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan TÜBİTAK Gen Mühendislik Biyoteknoloji Enstitüsü’nde kurulan laboratuvarda aşı ve ilaç çalışmaları sürdürülürken, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, son gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu.

    “17 AYRI AŞI VE İLAÇ PROJESİ YÜRÜTÜLÜYOR”

    TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal yaptığı açıklamada, “Öncelikle şunu çok bazen kamuoyunda karıştırılan bir konu olabiliyor. İlaç ne işe yarıyor yani nedir, aşı nedir? Bazen bu ikisi birbirinin alternatifi olarak gözüküyor. İki çalışma eş zamanlı yürüyor. İlaçtan kastımız bu hastalıkla ne yazık ki buluşmuş ve bir tedavi aşamasında olan hastalarımıza vatandaşlarımıza yönelik. Aşı ise şuan bulaşmamış gelecekte hangi aşamada bulaşacağı bu birinci aşama, ikinci dalga, üçüncü dalga deniliyor. Yani dolayısıyla henüz bağışıklık kazanmamışsa kalıcı bir çözüm oluşturmak için kullanılan bir teknoloji. Yani dolayısıyla hem ilaç için hem de aşı için ihtiyacımız olan bir durum. İlaçla ilgili olarak daha önceki kamuoyuyla paylaşmış olduğumuz bilgilerde öncelikle 17 tane bizim aşı ve ilaçla ilgili projemiz yürütülüyor” dedi.

    “HAZİRAN AYINDA BİR MÜJDEYİ PAYLAŞMAK İSTİYORUZ”

    260’ın üzerinde araştırmacının gece-gündüz çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Mandal, “Bu 17 projede bizim 29 tane üniversitemiz, 8 tane firmamız, 9 tanede araştırma kurumumuz yer alıyor. 260’ın üzerinde de araştırmacı şuan bulunduğunuz yerler gibi gece-gündüz hafta sonları da dâhil bu süreçte en hızlı ve en etkin bir şekilde çözüm üretmeye çalışıyorlar. İlaçla ilgili olarak şunu söylemiştik. İnşallah yaz aylarında bununla ilgili önemli bir aşamaya geleceğiz. Yani ilaç sunma noktasında. Bununla ilgili inşallah daha erkene de gerçekleştirme durumumuz var. Haziran ayında bununla ilgili kamuoyu ile bir müjdeyi paylaşmak isteyeceğiz, istiyoruz. Araştırmacılarımız bunun için çalışıyorlar. Bu platformdaki araştırmacılar” ifadelerini kullandı.

    “8 FARKLI TEKNOLOJİ İLE ÇALIŞIYORUZ”

    8 tane farklı teknoloji ile aşı geliştirmeye çalıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Mandal, “İlaçta hem kimyasal hem de biyoteklojik olarak çalışıyoruz. Aşıda da 8 tane farklı teknoloji ile aşı geliştirme çalışması içerisindeyiz. Bunlar birbirinin tekrarı olan yöntemler, teknolojiler değil. Hepsi birbirinden farklı. Dolayısıyla bizim aşı noktasında tüm dünyada hangi tip yöntemlerle, teknolojilerle aşı geliştirilmeye çalışılıyorsa TÜBİTAK platformu altında, Kovid-19 platformu altında gerçekleştirilen çalışmalar da tamamen dünyadakinin kesinlikle eksiği olan değil aynısı, hatta bazı alanlarda bazı kullandığımız teknolojilerde dünyaya da örnek olabilecek nitelikte. Yani sadece burada tabi ki bizim için en önemli olmazsa olmaz ihtiyaç gündem aşının bulunması. Ama aynı zamanda araştırmacılarımız bunun yanında gelecekte bunu patentlenebilecekleri şekilde yeni bir yöntemle de aşı geliştirmeye çalışıyorlar” şeklinde konuştu.

    “YIL SONUNDA KLİNİK ÖNCESİ AŞAMASI TAMAMLANACAK”

    Çalışmaların birinde hayvan deneyleri aşamasına gelindiğinin altını çizen TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, “Burada biz yıl sonunda klinik öncesi dediğimiz çok önemli bir aşamanın tamamlanmasını öngörmüştük. Bu takvimimizde aynen devam ediyoruz. 8 teknolojinin bazılarında da daha erken aşamada sonuçlar alabileceğimizi düşünüyoruz. En azından birinde hayvan deneyleri aşamasındayız. Diğer iki teknoloji de yani aşı geliştirme teknolojisinde haftalar içerisinde yine hayvan deneyleri aşamasına geleceğiz. Dolayısıyla biz kamuoyunda paylaşmış olduğumuz, halkımızın, dinleyicilerimizin, Türk bilim insanları ve araştırmacılarının hem ilaç hem de aşı geliştirme noktasında Türkiye’nin yetkinlikleriyle bu işin yapılabileceğine, sadece takip eden değil, takip etme noktasında da gece-gündüz araştırmacılarımız çalışıyorlar. TÜBİTAK‘ta bu sürecin koordinasyonunda katkı veriyor. Yoksa tüm araştırmaların tamamı TÜBİTAK’ta yapılmıyor. Bunun için de biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi 46 tane kurum, ki bunun içinde TÜBİTAK şuan içerisinde bulunduğumuz Gen Mühendislik Biyoteknoloji Enstitümüzde dahil olmak üzere araştırmacılarımızın da gerçekleştirdiği gerçekten övünç duyacağımız çalışmalar” dedi.

    Hayvan deneylerinin uzun bir süreç olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mandal, “Hayvan deneyleri çok uzun bir süreç. Ve değişik aşamalarda gerçekleşecek. O yüzden şuan için başarılı noktasında net bir ifade kullanmak doğru olmaz. Ama en azından başarısız noktasını söylemiyoruz. Yani bir sonraki aşamaya devam edecek şekilde hayvan deneylerimiz devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

    Korona Virüs Döneminde Gebelikte Nelere Dikkat Etmeli

    0
    Korona Virus Doneminde Gebelikte Nelere Dikkat Etmeli

    PAÜ Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD. Dr. Öğretim Üyesi Derya Kılıç Covid-19 hastalığının devam ettiği günlerde gebelerin dikkat etmesi gereken konular hakkında açıklamalarda bulundu

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD. Dr. Öğretim Üyesi Derya Kılıç; Yeni Koronavirüs enfeksiyonu (Covid-19) hızla yayılım göstererek pandemiye dönüşmüş, belirti ve bulguları ile küresel acil halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Diğer yandan geçtiğimiz yıllarda karşı karşıya kalınan SARS ve MERS enfeksiyonların her ikisinin de gebelik sırasında daha şiddetli seyretmeleri,  özellikle gebelik, doğum ve lohusalık dönemindeki kadınlar açısından günümüzde de endişe uyandırmıştır. Şimdiye kadar bizlere ulaşan kısıtlı bilimsel veriler ise gebe kadınların COVID-19’a karşı normal topluma göre daha duyarlı olmadıkları yönündedir. Ayrıca gebelikte COVID-19 olanların daha şiddetli pnömoni geliştirmediği düşünülmektedir.

    Yaşanabilecek herhangi bir sorun, hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle bu dönemlerdeki kadınların enfeksiyondan korunabilmek için alacakları her türlü önlem oldukça önemlidir. Genel sosyal izolasyon kuralları diğer bireylerde olduğu gibi gebeler için de tartışmasız geçerlidir. Hastane başvuruları ile ilgili olarak, takipte oldukları meslektaşlarımızın önerisi dâhilinde gerekli kontrollerini aksatmamaya özen göstermelilerdir. Bunun yanı sıra; ağrı, kanama, su gelişi, bebek hareketlerinin azalması, tansiyon yüksekliği, şiddetli baş ve mide ağrısı gibi şikâyetlerin obstetrik (gebelik ve doğumla ilgili) aciller sınıfında olduğu bilinmeli ve diğer acil durumlar ile birlikte bu şikâyetlerin varlığında Covid-19 kaygısı nedeniyle hastane başvurularında geç kalınmamalıdır. Hastanelerimizde sağlıklı veya Covid-19’ lu gebelerin sağlıklı şekilde normal kontrollerinin yapılabilmesi ve doğum yapabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.

    Gebelik Covid-19 için risk oluşturur mu?

    Elimizdeki bilimsel veriler sınırlı olmakla birlikte bugüne kadar gebelerin genel popülasyon ile karşılaştırıldığında enfeksiyonun sonuçları açısından daha riskli olmadıkları düşünülmektedir. Ancak gebelikte tüm vücutta olduğu gibi bağışıklık sisteminde de çeşitli değişiklikler oluşur. Şimdiye kadar olan veriler ise korona enfeksiyonu geçiren gebelerin çoğunluğunun gebeliğini ve doğum sürecini sağlıklı şekilde tamamladıkları,  bebeğe bulaşın anne karnındayken olmadığı yönündedir.

    Gebelikte Covid-19’ dan nasıl korunulur, nelere dikkat edilmelidir?

    Yeni tip korona virüs damlacık yolu veya kontamine yüzeylere hastanın eli ile temas etmesi sonucunda göz, ağız, burun mukozasına doğrudan temas ile yayılmaktadır. Gebelerin bulaşı azaltmak için el yıkama, el ve yüz bölgesine temaslardan kaçınma, kalabalık ortamlardan uzak durma, toplu taşıma araçlarını mümkün olduğunca kullanmama ve hasta kişilerle teması kesme gibi uyguladığımız genel önlemlere uyması yeterlidir. Elbette ateş, öksürük ve solunum zorluğu gibi semptomların varlığında acilen hastaneye başvuruları gerekmektedir.

    Ayrıca sosyal izolasyon kurallarını uyguladığımız şu günlerde gebelerin beslenme kurallarına uyması ve hareketsiz kalmaması özellikle önemlidir.

    Gebelikte Covid-19’ un bebeğe geçişi olur mu?

    Virüsün anneden bebeğe doğumdan önce ya da doğum sırasında geçiş yapıp yapmadığı net olarak bilinmemektedir. Bu hastalığa yakalanmış gebelerden toplanan sınırlı sayıdaki bilgiler; kordon kanı, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı ve anne sütünde yapılan testlerde virüse rastlanmadığı yönündedir. Bununla birlikte Covid-19’un erken gebelik dönemlerinde fetüs üzerinde olumsuz etkisi olup olmadığı da bilinmemektedir. Anomali, düşük ve erken doğumu arttırdığını gösteren bilgi şimdilik yoktur.

    Covid-19 tanısı olan kadınlar emzirmeye devam edebilir mi?

    Emzirme konusunda net bir bilimsel görüş olmamakla birlikte Covid-19 temaslı veya şüpheli annelerin bebeklerini emzirmesine izin verilebilir. Ayrıca anne sütünün geçmişte Sars çalışmalarında da gösterildiği şekilde içerdiği koruyucu antikorlar ile potansiyel değerini göz ardı etmemek gerekir.  Annede şiddetli enfeksiyon görülmesi halinde emzirmenin devam edip etmeyeceğine sağlık uzmanları tarafından karar verilmelidir.

    Gebelikte COVID-19 tanısı nasıl konulur?

    Ateş, öksürük,  kas ağrısı, boğaz ağrısı ve halsizlik Covid-19’ lu gebelerde en sık bildirilen semptomlardır. Ciddi vakalarda pnömoni ve  böbrek yetmezliği de görülebilir. Şüpheli vakalarda, alt ve/veya üst solunum yollarından alınan örneklerin analizi PCR yöntemi ile yapılmaktadır. Bilgisayarlı tomografide (BT) yine tanıda yardımcı yöntemler arasında yer almaktadır.

    Covid-19 tanısı alan bir gebe içinde kadın hastalıkları ve doğum, göğüs hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları, anestezi, erişkin yoğun bakım ve yenidoğan uzmanlarının da yer aldığı bir ekip tarafından değerlendirilecektir.

    PAÜ Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği olarak, belki de sosyal birlikteliğe en çok ihtiyaçlarının olduğu gebelik ve annelik dönemlerini, bu zor dönemde yaşayan kadınlarımıza sosyal mesafe kurallarına mümkün olduğunca uydukları için teşekkürlerimizi sunuyoruz.  Bu süreci sağlıkla atlatmaları için çalışmaya devam edeceğiz.

    Kaynak: https://haber.pau.edu.tr/tr/Haber/korona-virus-doneminde-gebelikte-nelere-dikkat-etmeli

    Tülin Şahin’den Annelik Çıkışı

    0
    Tülin Şahin’den Annelik Çıkışı

    Tüm Sorumluluk Kadına Yüklenemez

    Yaklaşık altı ay önce anne olan Tülin Şahin’den özel hayatına dair samimi açıklamalar geldi. 20 yıldır ara vermeden modellik yapan Şahin, 2019 yılında hayatını birleştirdiği Portekizli iş insanı Pedro de Noronha ile aşklarının meyvesi Siena Leyla ve kariyeri hakkında Posta’dan Alev Gürsoy Cimin’in sorularını yanıtladı.

    “ANLATILMAZ YAŞANIR…”

    “Anneliği nasıl tarif edersiniz?” sorusuna “‘Anne’, dünyanın en kısa ama en derin kelimesidir” diyerek başlayan Tülin Şahin, “Anlatılmaz, yaşanır. Fakat bunu söylerken de farklı sebeplerden anne olamayan kadınları da atlamamak gerekir. Her kadın anne olacak diye bir şey yok. Çünkü her kadın zaten anaç ruhludur” şeklinde konuştu.

    “TEK SORUMLULUK ANNEYE YÜKLENEMEZ…”

    Programlı bir anne için kariyerin de zor olmadığını ifade eden ünlü model, “Her şeyi gözünüzde büyütüyorsanız yaşamınızı zorlaştırırsınız. Kaldı ki hamilelik bir hastalık değil. Sağlık sorununuz olmadığı sürece çalışabilirsiniz. Doğum sonrasında da destek alarak çalışabilirsiniz. Ayrıca tüm dünya kadın-erkek eşitliğinden bahsederken çocuk sahibi olmanın bütün sorumluluğu anneye yüklenemez” diye ekledi.

    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    0
    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    Odanıza koyacağınız çeşitli bitkiler dekorasyona canlılık katar.

    Kaktüs

    Kaktüs, az su ile yetinebilen ve bakımı oldukça kolay bir bitkidir. Aynı zamanda bilgisayar, telefon ve televizyon gibi ortamlardaki radyasyonu emerek size fayda sağlar.

    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    Aloe vera

    Evde kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bir bitkidir. Ayrıca anti bakteriyel özellikleri ve yara iyileştirici özelliklere sahiptir.  Aloe vera, dünya çapında tıbbi olarak kullanılan en önemli bitkiler arasında yerini alır.

    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    Lavanta

    Lavantanın faydaları saymakla bitmez. Böbrekleri temizler, iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır, baş ağrısını yok eder. Aynı zamanda rahatlatıcı ve güzel kokulu bir bitkidir. Uykuya dalma problemi yaşıyorsanız bu bitki sayesinde derin bir uyku çekebilirsiniz.

    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    Barış çiçeği (Spatifilyum)

    Barış çiçeği ortama tazelik ve ferahlık katar. Ayrıca havanın temizlenmesini sağlar ve bol oksijen üretir. Bakımı oldukça kolaydır. Bol ışık alan yerlerde ve nemli ortamlarda bakımını sürdürebilirsiniz.

    Evinize Alabileceğiniz 5 Bitki ve Faydaları

    Mücevher bitkisi

    Elektro manyetik dalgaları emer ve amonyağı yok eder. Feng Shui felsefesinde şans, bolluk ve bereket bitkisi olarak gösterilir. 

    SABİT YILDIZLAR

    0

    Karma Astrolog Jale Muratoğlu yorumuyla Sabit Yıldızlar

    Bazı yıldızlar aynı gezegenler gibi çeşitli enerjilerle doludur ve kimilerinin hayatımızda çok büyük önemi vardır. Her birimizin haritasına düşen,Solar sistem içinde yer alan Sabit Yıldızlar Güneş etrafında dönmeyen (yani sabit olan) durağan yıldızlardır. Dünya’nın 24 saatte bir kendi etrafında dönmesinden dolayı sabit yıldızlar doğudan yükselerek batıdan alçalır gibi görünür. Zodyak kuşağında belirli takım yıldızları ile birlikte belli derecelerde yer alan ve gözle görülen 1.500 tane yıldız bulunmaktadır. Astronomlar tarafından onaylı sayıları ise  88 tanedir.

    En Önemli Sabit Burçlardan birkaçı;

    Acrab 

    2° 29′ Yay burcundadır. Mars ve Satürn karakterinde olup, kötülük ve bazen gaddarlık verir.

    Acrux 

    11° 11′ Akrep burcundadır. Jüpiter karakterindedir. İhtişam, lüks ve gösterişi anlatır, bu tip bir yaşamı çok sevmeyi ifade eder.

    Aldebaran 

    9° 05′ İkizler burcundadır. Mor renkli bir yıldızdır. Ve Mars karakterindedir. Genel ya da askeri şan, şeref ve cesareti ifade eder. Satürn ya da Mars ile birleşiyorsa ölüm ile tehtit edilmeyi anlatır. Boğanın güney gözünü sembolize eder.

    Algol

    25° 28′  Boğa burcundadır. Satürn ve Jüpiter karakterinde olup mor renklidir. Cinayet ve adam öldürmeyi anlatır, Ay ile birleştiğinde başın kesilmesini simgeler.

    Alphard

    26° 36′ Aslan burcundadır. Satürn ve Venüs karakterindedir ve moral bozukluğunu ifade eder.

    Alpheratz

    13° 40′ Koç burcundadır. Venüs ve Jüpiter karakterinde olup, sevgi, mutluluk ve zenginliği ifade eder.

    Arcturuse

    23° 32′ Terazi burcundadır. Mars ve Jüpiter karakterindedir. Şan ve şerefi anlatır.

    Atair

    01° 04′ Kova burcundadır. Satürn ve Merküri karakterindedir ve çok parlak bir yıldızdır. Ağır hastalıkları, kayıplar ve iflası, aşırı hırs ve ihtirası, büyük açılar ve ızdırabı anlatan sert etkili bir yıldızdır.

    Canopus

    14° 16′ Yengeç burcundadır. Satürn ve Jüpiter karakterinde olup, gemi ile seyahatlerde tehlikeyi ifade eder.

    Denep 

    04° 46′ Balık burcundadır. Venüs ve Merkür karakterinde olup, öğrenme hırsını anlatır.

    Deneb 

    19° 07′ Oğlak burcundadır. Mars ve Jüpiter karakterindedir. Nüfuzlu olmak ve hükmetmeyi ifade eder.

    Denebola

    20° 57′ Başak burcundadır. Şanssızlığı ve iyi giden bir olayın kötü sonuçlanacağını işaret eder. Kazanılan şan ve şöhretin felaketler sonucu yitirilmesi, Güneş ile birleşen yıldızın yaratacağı sonuçtur.

    Koronavirüse Karşı Kırmızı Renkli Besinler Tüketin

    0
    Koronavirüse Karşı Kırmızı Renkli Besinler Tüketin

    Ramazan ayı bu yıl koronavirüs salgını gölgesinde geçerken oruç tutanlar bir yandan bağışıklık sistemini de güçlü tutacak besinler tüketmeye çalışıyor

    BAKLAGİLLER TOK TUTUYOR

    Uzun süre aç ve susuz kalınması durumunda vücudu koruyan besinler daha çok kuru fasulye, nohut, mercimek gibi tahıl grubu gıdalardır.

    Bu gıdalar hem sindirim sırasında vücudun daha az su harcamasını sağlar hem de daha önceden aldığımız mide ve bağırsakta depolanan suyun korunmasına yardımcı olurlar. Tahılların sindirimi uzun sürdüğü için kan şekerinin aniden yükselmesine de sebep olmazlar. Tokluk süresini uzatmak için bir diğer önemli nokta ise ekmek seçiminde tercihin tam tahıllı ekmeklerden yana olmasındadır.

    SUCUK YİYEN SUSUYOR

    Baharatların fazla tüketilmesi metabolizmayı hızlandırdığı için susuzluğa da yol açacaktır. Bu nedenle uzun süren susuzluk dönemini daha rahat atlatabilmek için baharat kullanımını kısıtlamakta fayda var. Başta sucuk olmak üzere; salam, sosis gibi şarküteri ürünleri de içeriklerindeki baharat ve tuz oranlarından dolayı tüketimine dikkat edilmesi gereken gıdalardır.

    ÇAY VE KAHVE TÜKETİMİNE DİKKAT

    2 bardak fazla su içerim oruç süresince beni idare eder diye düşünebilirsiniz ama yağlı besinler tükettiğinizde vücut bu suyu yediğiniz yiyecekleri sindirmek için hızlıca harcayacak ve suya olan ihtiyacınız da günün erken saatlerinde ortaya çıkacaktır. Bunun dışında çay ve kahve gibi idrar sökücü etkisi olan içeceklerin tüketimine dikkat edilmesi de susuzluğun önlemesine yardımcı olacaktır.

    KAN ŞEKERİNİZİ DENGEDE TUTUN

    Kan şekeri dalgalanmasını önlemek için en önemli nokta, hamur işleri ve tatlı gibi karbonhidratların ve saf şeker tüketiminin kısıtlanmasıdır. Hamur işlerini hiç tüketmemek bazı kişilerin doğasına uygun olmayabilir fakat bu gıdaların tüketiminde miktar ve orana mutlaka dikkat edilmelidir. Ekmek tüketilecekse, tam buğday ve çavdar ekmeklerinin tercih edilmesi önerilir. Miktar olarak ise yaşınız cinsiyetiniz ve hareketlilik durumunuza göre avuç içi büyüklüğünde 1 veya 2 dilim tam tahıl ekmeği veya eşdeğeri kek, börek veya simit tüketilebilir. Öğünlerde sebze yemeklerine ağırlık verilmelidir. Şeker oranı düşük olduğu için hem posa değeri hem de vitamin ve mineral değeri yüksek olan yeşil veya kırmızı yapraklı sebzelerin her türlüsü mevsimine göre uygun şekilde tüketilmelidir. Pırasa, ıspanak, enginar, kuşkonmaz, taze kabak, taze fasulye faydaları bu yönde bilinen zeytinyağlısından etlisine kadar geniş yelpazede kullanılan sebzelerdir. Yemeklerde zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi kolay sindirilebilir yağların kullanılmasını tavsiye ediyorum. Ayrıca Omega-3 yağ asidi ihtiyacı için diyetimizde haftada 2 gün için 200 gram balığın porsiyonlar halinde yer alması gerekir

    KORONA’YA KARŞI KIRMIZI SEBZE VE MEYVELER

    Çilek, yaban mersini, taze kırmızıbiber, kırmızı pancar gibi kırmızı renkli meyve sebzeler, maydanoz, yeşilbiber, roka gibi yeşil yapraklı tüm sebzeler, sarımsak soğan gibi antioksidan içeriği yüksek gıdalar tüketilebilir. Ceviz bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki gösteren besinlerden biridir. Haftada 2-3 kez günde 3-4 ceviz yenilebilir.

    Evde Kal Mutlu Kal

    0

    İlk günler ne olduğunu pek anlamadan kapandık evlere. Önce bir iyi geldi, kabul edelim. Hayatın koşturmasından bir nefes aldık. ‘Pandemi’ kelimesi girdi hayatımıza… 

    Bir kısmımız daha çok kaygılansak da bir kısmımız ev aktivitelerine yöneldik. İletişim çağının tüm nimetlerinden yararlanmak bir yandan iyi geldi bir yandan daha çok bilgi daha fazla sorumluluk getirdi. Hayatımız evrildi ve bir şekilde kendimizi daha fazla koruduğumuz; fiilen daha izole olduğumuz ama bilgi akışına fark etmeden daha açıldığımız bir dünyaya uyandık. ‘Belirsizlik’ herkes için geçerli olduğunda daha bir katlanılabilir oluyormuş, ya da fark etmeden hepimiz birmişiz bir şekilde… Evde kaldıkça doğanın nefes aldığını gördüğümüzde içimiz cız etti. Doğa için mutlu olurken, daha fazla özlem duyar olduk.

    Bir kısmımızın tanıdıklarını, yakınlarını etkiledi; belki de aldı götürdü… Durumun ciddiyetini daha da iyi anladık, kahrolduk. Bir kısmımız işinden oldu, tüm rutini değişti, kahrolduk. Bir küçük; canlı ile cansız arasında sınıflandırılan; nasıl değiştirdi tüm koca dünyayı… Sanki biz birbirimize karşı oynarken bir anda birlikte oynamaya başladık oyunu. Ve anladık ki oyunumuzun en önemli kuralı birbirimizi düşünerek yaşamakmış… 

    Bu duygular içinde zamanın ilerlediği ve evde kalmanın bir tık zorlaştığı şu zamanlarda öncelikli sorumluluğumuzun kendimize iyi bakmak ve korumak, korunmak olduğunu unutmadan biraz rahatlayalım. Kendimiz için iyi olduğunu bildiğimiz şeyleri yapmanın dayanılmaz hafifliğini hissettirecek yüz, el ve saç maskesi tarifiyle bir nefes alalım ve cildimize nefes aldıralım:)

    Ellerimiz, bizim en çok -tabiri caizse- kahrımızı çeken organımız… Bu dönem daha da hırpalandı bol bol yıkanarak. Fazla su ve sabuna, dezenfektana maruz kalan ellerimizi kuru tutmamaya ve her fırsatta nemlendirmeye özen gösteriyor ve evde kolayca uygulayacağımız şu maskeyi ellerimize uyguluyoruz:

    1 olgun avokado veya muzu ezerek 1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı ekliyoruz. 1 tatlı kaşığı bal ilave edip 15 dakika bekleterek ılık suyla duruluyoruz. Haftada 1 kez uyguladığımız bu el maskesi ellerimizi dinlendirerek cildimizin doğal florasına kavuşmasına yardımcı oluyor.

    Yüz maskesi ise şöyle…

    • 1 çay kaşığı hindistan cevizi yağı,
    • 1 çay kaşığı yoğurt,
    • 1 yemek kaşığı yulaf unu ,
    • 1 adet rendelenmiş portakal kabuğu,
    • 1 çay kaşığı toz şeker
    • 1 tatlı kaşığı portakal suyu

    Blenderdan geçirip cilde sürüyoruz. 15 dakika beklettikten sonra ovarak çıkarıyoruz. Önce ılık sonra soğuk suyla yüzümüzü yıkıyoruz. Haftada 1 uygulayabileceğimiz bu maske cildimizin nefes almasını ve arınmasını sağlayacak.

    Saçlarımızı da ihmal etmeyelim:

    • 2 yemek kaşığı yoğurt,
    • 2 çay kaşığı bal,
    • 1 adet yumurta sarısı,
    • 2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı yada zeytinyağını iyice karıştırıyoruz.

    Saç diplerinden uçlarına kadar uyguladığımız bu maskeyi 2-3 saat bekletebilirsiniz. Haftada 2 kez uygulanabilen bu maske dökülmeyi önleyerek saç köklerini güçlendirir.

    Dr. Ezgi Eryılmaz

    Didem Balçın Evlendi

    0
    Didem Balçın Evlendi

    Oyuncu Didem Balçın, uzun zamandır aşk yaşadığı avukat nişanlısı Can Aydın ile dünyaevine girdi.

    Oyuncu Didem Balçın, avukat Can Aydın ile dünyaevine girdi. Mart ayında Can Aydın ile nişanlanan Didem Balçın’ın yaz ayında evlenmesi bekleniyordu.

    Ancak güzel oyuncu tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını nedeniyle nikah tarihini öne çekip Can Aydın ile sessiz sedasız evlendi.

    Çift, maskeleriyle objektiflere mutluluk pozları verdi.

    DİDEM BALÇIN KİMDİR?

    Didem Balçın, 18 Mayıs 1982 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Özlem adında bir ablası vardır. İstanbullu olan annesi Nur Balçın, 1975 yılında Japonya’da düzenlenen Miss Beauty’de Türkiye’yi temsil etti. TRT Radyosu’nda çalışan babası Gazianteplidir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro ve Oyunculuk Bölümünden mezun oldu.

    Taksim-Tünel tarafında ablası ile birlikte “Doda Sanat” adlı bir okul açtı.

    2007 yılında Haluk Bilginer ve Sumru Yavrucuk’un başrollerinde oynadığı “Sevgili Dünürüm” adlı dizide Didem rolünü oynarken Engin Altan Düzyatan,Cengiz Bozkurt, Rojda Demirer, Halil SezaiParacıkoğlu, Nevra Serezli, Aylin Kontente ile birlikte oldu.

    2011 yılında “Firar” adlı dizide Gönül karakterini canlandırırken Caner Cindoruk,İsmail Hacıoğlu, Engin Şenkan, Ece Çeşmioğlu, Eda Özerkan, Haldun Boysan ile beraber rol aldı.

    2014 yılında “Çakallarla Dans 3: Sıfır Sıkıntı” adlı sinema filminde Timur Acar,Şevket Çoruh, Gürkan Uygun, Ceyhun Yılmaz, İlker Ayrık başrolleri paylaşırlarken Didem Balçın da Fatma karakterini canlandırmıştır.

    10 Aralık 2014 tarihinde TRT 1’de başlayan “Diriliş: Ertuğrul Gazi” adlı dizide Engin Altan Düzyatan, Ertuğrul Gazi’yi canlandırırken Esra Bilgiç, Halime Hatun karakterini canlandırdı. Diğer rollerde ise Kaan Taşaner, Didem Balçın,Serdar Gökhan, Hülya Darcan, Levent Öktem, Hakan Vanlı, Serdar Deniz,Turgut Tunçalp, Mehmet Çevik, Cavit Çetin Güner, Hande Subaşı ve Osman Soykut gibi isimler rol aldı.

    Rol Aldığı Tiyatro Oyunları:

    2007 – Gereği Düşünüldü ( Levent Kırca Tiyatrosu)

    2005 – 2007 – Ateşin Düştüğü Yer ( Levent Kırca Tiyatrosu)

    2003 – Kafkas Tebeşir Dairesi (Okul Oyunu)

    2003 – Ay Carmela (Mezuniyet Tezi)

    2002 – Bernarda Alba’nın Evi (Okul Oyunu)

    Filmleri ve Dizileri:

    2014 – Diriliş: Ertuğrul (Selcan Hatun) (TV Dizisi)

    2014 – Çakallarla Dans 3: Sıfır Sıkıntı (Fatma) (Sinema Filmi)

    2014 – Oflu Hoca’nın Şifresi (Asiye) (Sinema Filmi)

    2014 – Gulyabani (Yasemin) (Sinema Filmi)

    2013 – I II III IV (Ebru) (Kısa Film)

    2012 – Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede (Fatma) (Sinema Filmi)

    2012 – Göl Zamanı (Şahika) (Sinema Filmi)

    2012 – Açlığa Doymak (Burcu) (Sinema Filmi)

    2011 – Firar (Gönül) (TV Dizisi)

    2010 – Çıkış Noktası (Nil) (Sinema Filmi)

    2010 – Çakallarla Dans (Fatma) (Sinema Filmi)

    2010 – Kadınları Anlama Kılavuzu (Özge) (TV Dizisi)

    2011 – Farklı Desenler 2. Sezon (Rüya Aydın Seslendirmesi) (TV Dizisi)

    2009 – Olacak O Kadar (Sunucu) (TV Dizisi)

    2009 – Kasaba (Iraz) (TV Dizisi)

    2009 – Başka Dilde Aşk (Leyla) (Sinema Filmi)

    2007 – Sevgili Dünürüm (Didem) (TV Dizisi)

    2007 – Hayattan Korkma (Tuğba) (Sinema Filmi)

    2007 – Gurbet Yolcuları (Seher) (TV Dizisi)

    2006 – Gözyaşı Çetesi (Mine) (TV Dizisi)

    2006 – 29-30 (Bilge) (TV Dizisi)

    2005 – Rüzgarlı Bahçe (Menekşe) (TV Dizisi)

    2003 – Serseri Aşıklar (Yeliz) (TV Dizisi)

    2003 – Gurbet Kadını (Gülnaz 2 ) (TV Dizisi)

    Bağışıklık Sistemini Güçlü Tutmanın Yolları

    0
    Bağışıklık Sistemini Güçlü Tutmanın Yolları

    Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, “Propolis, antiviral ve antimikrobiyal aktivitesiyle bakteri, mantar ve virüslere karşı gelişmelerini önleyici etkiye sahiptir. 

    Uzman hekimler ve gıda mühendisleri, salgın döneminde bağışıklık sistemini güçlü tutmanın çok önemli olduğunu ve bunun için yapılması gerekenleri anlattı. Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, “Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladıkları güçlü antioksidan, antiviral, antibakteriyel etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek amacıyla kullanılır. Propolisin doğal bileşiminde yoğun olarak fenolik, flavonoid maddeler yer alır.

    Bu maddeler propolisin pek çok faydasından sorumludur. Propolis, antiviral ve antimikrobiyal aktivitesiyle bakteri, mantar ve virüslere karşı gelişmelerini önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca antienflamatuvar yani iltihap önleyici özellik gösterir. Propolis bu faydalarıyla pek çok hastalıkta, destekleyici doğal bir gıda olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, düzenli tüketimde bağışıklığı güçlendirici etkiye de sahiptir. Vücutta antikor üretimini arttırarak bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Ancak propolisin tüm bu faydalarından bahsedebilmek için doğru bir şekilde üretilmiş ve özütlenmiş olması gereklidir.

    Propolis kovandan çıktığı ham haliyle tüketilemez. İnsan tüketimine uygun hale getirilmesi için, gıda mühendisleri tarafından uygun teknoloji ile özütleme işlemine tabii tutulmalıdır, katı halden damla formuna getirilmelidir. Böylece propolisin içerisindeki faydalı bileşenleri insan vücudu sindirebilir ve yararlanabilir“ dedi.