Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 291

    Piercing Yaptırmadan Önce Bilmeniz Gerekenler

    0

    Piercing sadece bir takı değil, yıllardır insanların kendini ifade etme yöntemi olarak da bilinir. Vücudun çeşitli yerlerine; kulak, dil, göbek, kaş gibi bölgelere takılabilir. Piercing, eski usul kulak delme yöntemlerinden farklı olarak, iğneyle delinerek yapılır ve bu nedenle daha güvenlidir. Piercing kelime kökeni ise, İngilizce deriyi delmek anlamından kalan “pierce” kelimesinden gelmektedir.  Vücudun hemen hemen her yerine yapılabilmekle birlikte, vücudun tolere edebileceği bölgeleri seçmek ayrıca önemlidir. Dilerseniz, en çok tercih edilen Piercing türlerine birlikte bakalım.

    Dudak Piercingi

    Dudak piercingi, bazı insanlara hala tuhaf gelebiliyorken, aslında bir kesim içinse oldukça popüler. Özellikle alt dudak ile çene arasında kalan kısım oldukça fazla tercih edilmektedir. Bakımı ise son derece önemlidir; diş veya diş etine bağlı enfeksiyonlara yol açabileceğinden dikkatli olmak gerekmektedir. Yine de, dudak bölgesinde kan akışı fazla olduğundan iyileşme süreci hızlıdır.

    Burun ve Yüz Piercingi

    Yüze takılan piercingler oldukça bilindik diyebiliriz. Ancak, yüz piercinglerinin bakımına dikkat edilmediğinde yüzde kalıcı hasara yol açabilir. Burun bölgesine takılan piercingin iyileşmesi ise 2 – 3 ay kadar bir süreyi bulabilir. Bu nedenle, buruna piercing takıldıktan sonra hemen çıkarmak veya piercing değiştirmek enfeksiyon kapmanıza neden olabilir. Burun piercinginin çok dar olmaması da ayrıca dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

    Vücut Piercingi

    Vücuttaki piercingler genellikle 1 – 2 aylık süre zarfı içerisinde iyileşirler. Göğüs ucu, göbek deliği, ense gibi birçok yere takılabilir. İyileşme sürecinde halka açık yüzme havuzları gibi yerlerden uzak durmanız önerilir. Piercingin olduğu bölgeyi sabunla yıkamalı ve kuru tutmalısınız. Ancak vücut piercinglerinde fazla temizlik de kaçınılması gereken noktalardan biridir. Çünkü fazla temizlik, cildin hassaslaşmasına ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir.

    Dil Piercingi

    Dil piercingi, son zamanların en çok tercih edilen ve merak edilen piercinglerinden olabilir. Her ne kadar iyileşme süreci hızlı olsa da, ağızda bakteri birikme ihtimalinden ötürü bakımına çok dikkat edilmesi gerekir. Ağız içi oldukça nemli olduğundan enfeksiyon oluşmasına zemin hazırlar. Böyle bir durum ile karşılaşıldığında hemen bir diş doktoruna göstermeniz önerilir.

    Piercing Bakımı

    Piercing bakımında dikkat etmeniz gereken ögeleri şu şekilde sıralayabiliriz:

    Piercingi temiz tutmak: Piercinginizi ne kadar temiz tutarsanız, iyileşme süreci de o kadar kolaylaşır. Piercingi temiz tutmak için anti bakteriyel sıvı sabun tercih edebilirsiniz. Bu işlem için eczanelerde satılan hazır okyanus suları da tercih edilebilir.

    İyileşmeden piercingi değiştirmemek: İyileşmemiz bölgede piercing değiştirmek, yaranın deşilmesine ve dolayışla da iyileşme sürecinin yavaşlamasına yol açar. Bu nedenle piercing yaptırdığınız yerin tavsiyelerine uyun ve verilen sürede piercinginizi değiştirin.

    Piercing ile oynamamak: Özellikle deldirdiğiniz ilk hafta o bölge çok hassas olacaktır. Bu nedenle piercinge çok dokunmamanızı tavsiye ederiz. Özellikle ellerinizi sabunla yıkamadan piercingin olduğu bölgeye dokunmamaya dikkat edin.

     

    Kadinvesaglik.org

    Paylaşmayı seven bir gezgin: Wilco Van Herpen

    0

    Ekranların sevimli yüzü fotoğrafçı, aşçı ve gezgin Wilco Van Herpen’e kadinvesaglik.org olarak sizin sorduk:

    Gezip gördüğünüz yerlerde o an elde avuçta ne varsa pişirip yemek yapıp afiyetle yiyorsunuz, biz de sizi keyifle izliyoruz. Lezzetli yemek yapmak madem bu kadar kolaysa, birçoğumuz neden bu kadar şikâyetçiyiz? Bu akşam ne yapsam ne pişirsem acaba diye. İşin sırrı nedir, bizimle paylaşır mısınız?

    Sır: sevgi…

    Yemek hazırlarken o yemeği yapmayı istemeniz gerekir. Sadece bir iki patates kızartmak, sebzeleri kaynatmak veya etlerinizi hazırlamak yeterli olmaz. Otlarla deney yapmayı, farklı tatlar çıkarmayı seviyorum. Başka bir problem, çoğu çiftin çalışıyor olması.  İnsanlar akşam eve tekrar döndüklerinde yorgun oluyorlar ama yine de yemek hazırlamak zorunda kalıyorlar (çoğu zaman kadınlar). Programım için yemek hazırladığımda genellikle yemek yapmak için bir öğleden sonrayı harcıyor oluyoruz. Ama sana söylemek zorundayım ki, hazırladığım yemek genellikle daha önce hazırlamadığım yiyecekler oluyor. Bu bana heyecan veriyor. İyi bir televizyon şovu yapmak için de heyecana ihtiyacınız var.

    Bildiğimiz neredeyse her yemeği farklı malzemeler kullanarak yeniden bize sunuyorsunuz, dondurmayı bile. Nereden geliyor bu ilham? Sizi yaratıcılığınızı ruhunuzu en çok ne besliyor?

    Bildiğim şeyleri izleyicilerimle paylaşmayı seviyorum. Gençken, babam da aynı zamanda bir aşçıdır, bana mutfakla ve yemekle ilgili çalışma konusunda çok şey öğretti. Her zaman farklı bir şey arıyordu, özel bir şey. Bu pahalı olmak zorunda olduğu anlamına gelmez, sadece bir şey öğrenmek… Babam için öğrenmek çok önemliydi. Her yıl sonbaharda büyük babam, babam ve ben bir çiftçi tarlasına giderdik. Hollanda’da bir gelenek vardı, çiftçi patateslerini topladıktan sonra, insanlar tarlalara gidip kalan patatesleri toplarlardı. Sebebi: Çürüyen patatesler toprağa zarar vereceğinden, ne kadar patates toplanırsa o kadar iyidir. Ama tüm bu tarz şeyleri yaparak yemeğe farklı bir bakış açısından bakmaya başlarsınız.

    Fransa’dayken, sahilde yürüyen bütün Fransızları elinde plastik bir çantayla gördük. Denizde sular çekilmişti ve insanlar bir şey arıyorlardı. Ama nerede aradıklarını anlamadık. Babam neler olup bittiğini öğrenmek istedi ve bir süre Fransız bir adamla birlikte yürüdü ve kısa bir süre sonra geri döndü. İnsanların ne yaptığını öğrenmişti; kumda saklanmış kabuklu deniz ürünleri arıyorlardı. Bu yüzden çok uzun süre geçmeden, babamla aynı kumsalda, bu kabuklu balığı toplamak için plastik poşetle yürüdük.

    O akşam yediğimiz en güzel makarnaydı ve tabii ki o kabuklu balıkla yapılmıştı.

    Türkiye’de yemeklerine ve gezip görmeye doyamadığınız yöre neresi?

    İzTv çekimleri için Rize’deyken…

    Türkiye’de her yer. Bir yeri bir kez ziyaret edin ve manzara, kültür, tarih ya da tat gibi şeyler tarafından hayrete düşebilirsiniz. Ama ikinci ya da belki üçüncü kez bir yeri ziyaret ettiğinizde, küçük farkları fark etmeye başlarsınız. Karşılaştırabilirsin, durumu tahmin edebilirsin ve belki de o güzelliğin daha fazlasını görebilirsin. Ya da yemekle; ilk kez bir şey yediğinizde, tat, koku ve o yemeğin görünüşü ile ilgili herhangi bir referansınız yoktur. Ama aynı çeşit yiyeceği birkaç kez yedikten sonra, o yemeklerin nasıl olması gerektiğini anlamaya başlarsınız.

    Üçüncü veya dördüncü kez bir yeri ziyaret etmekten sıkılmıyorum. Kesinlikle, ikinci, üçüncü veya dördüncü kez bir şey yemekten sıkılmıyorum. Bu, neyin iyi olduğunu veya nasıl daha iyi olabileceğini (yemek) veya doğada vb. öğrenmenizi sağlar. Bu sayede programım için mevsimler arasındaki farkın nasıl fark yarattığını fark ederim.

    Bizim insanımız değişik tatlara açık mı sizce?

    Çok da fazla değil. Yeni bir tada ya da yemeğe alışmak ortalama bir Türk insanı için epey zaman alıyor. Ama bir kez sevdikten sonra, bununla yaşarlar. Örneğin; günümüzde neredeyse her yerde suşi yapabiliyorsunuz, kahve son yıllarda çok popüler oldu ve hemen hemen her restoran köri veya soya sosuyla tavuk satıyor…

    Ancak, beni çok seviyor olsalar da ailem hala yiyecek hazırlama şeklimde zorluk çekiyor. Ama bu şekilde bir şey yapmaya çalışırsam, o zaman bu bir gastronomi problemi olabilir.

    Profesyonel aşçılar biz de çoğunlukla erkek oysa evde yemekleri kadınlar yapıyor. Bu çelişki neden var? Nasıl başa çıkarız, sizce bu mesele ile?

    Çocukken bile beni her zaman şaşırtan şeylerden biri. Şefin okulunda okurken aşçılık sınıfında sadece bir iki kız vardı. Bence çok basit bir açıklaması olabilir: Birçok insana göre kadınların evde olması, evi temizlemesi ve çocuklara bakması gerekiyor. Bir aileye bakmanın bir parçası, bir kadın için yemek hazırlamaktır. Ama sonra erkeklere dönüyoruz… Erkekler avcılık veya modern avcılık tarzımızla para kazanıyor. Bunun için şef, işadamı, bir ofiste çalışma, öğretmen vb. oluyorlar.

    Bunun yanı sıra, şef olarak çalışmak zor bir iştir ve birçok erkeğe göre kadınlar bu tür ağır işler yapamazlar. Elbette, eşitsizlik ve ne yazık ki eşitsizliğin değişmesi zor. Tabii ki onlar büyük aşçılar, ancak toplumumuzda (sadece Türkiye’de değil) hala mutfakta (kadın için) kadınları kabul etmek zor.

    Gezer, görür, pişirir, eğlenir bunlardan hangisi en çok sizi anlatıyor? İşinizdeki ana motivasyonunuz nedir?

    Bu bir paket anlaşması gibi… Dördü de beraber tamamen beni yansıtıyor! Seçmem gerekirse… Gezer, çünkü seyahat ederken görüp, yemek yapıp aynı zamanda eğlenebiliyorum.

    Her önünüze geleni yiyebilir misiniz? Hayır dediğiniz yemekler oldu mu hiç? Yediğiniz en sıra dışı şey nedir?

    Bir çocuk olarak sayısız kez yemeğe hayır dedim ama… Annem, tabağımdaki yemeği tatmam için beni “zorlardı”. Yemeklerden en az bir kere ısırmak zorunda kaldım ve sonra başka bir şey yemeye izin verildim. Bir daha eğer aynı yemek tekrar gelirse, annem iki ısırık almamı söylerdi. Sonra bir dahaki sefere üç tane. Ama şimdi ona çok minnettarım çünkü gerçekten her şeyi yiyebilirim. Benim felsefem, eğer birileri bu yemeği yiyebilirse, o zaman ben de yiyebilirim. Öyleyse bugün her şeyi yiyebilirim. Yediğim en garip şeyler ise şunlardı: Denizanası, karıncalar ve koyun kulağı.

    Hollanda mı daha eğlenceli yoksa Türkiye mi?

    İkisinde de olmak ve yaşamak eğlenceli.

    Kızınız Şira ile en çok yapmayı sevdiğiniz şeyler neler? O da sizin gibi gezmeyi görmeyi sever mi? Mutfakta birlikte neler pişiriyorsunuz?

    Şira ve Gonca ile birlikte doğaya dışarı çıkmayı seviyoruz. Şira ile şato gibi yerleri veya eski arabaların gösterildiği şenlik havasındaki yerleri ziyaret etmeyi seviyoruz. Şira, etrafta dolaşmayı ve bu tür şeylerin resimlerini yapmayı seviyor. Evde akşam yemeği hazırlarken bana yardımcı oluyor. 4 yaşına geldiğinde benim için pirzola hazırlıyordu. Gonca biraz daha köşeli biri oldu ama onun için yararlı olacağını düşündüm; o zaman ateş ve yağla çalışan gizemli bir şeydi, ama bunu eğlenceli bir şey haline getirdim aslında çok da tehlikeli olabilirdi. Tabii ki bana asla kendi başına yapmamak için söz vermek zorunda kaldı. Sanırım, “tehlikeli” bir şey olduğunda en iyi yol (en azından benim için ve bu durumda Şira) bazı şeylere izin vermek ama çocuğunuzun bunu kendi başına yapmamaya söz vermesini sağlamaktır. Ona izin vermezseniz, bir gün çocuğunuzun etrafında olmadığınızda ve inanılmaz sonuçlar doğuracak olduğunda bunu yapması zor olabilir.

    Şira benimle seyahat etmeyi sever. Bir gün Balıkesir’e gittik programım 2 Göz, 1 Şehir için. Şira atları çok seviyor, bu yüzden orayı ziyaret etmek onun için güzel bir yer olabilir diye düşündüm. Ona da küçük bir iş verdim; her şeyin resmini yapmasını istedim (televizyon programımda kullandığımız resimler) ve bir röportaj yapmak zorunda kaldı. Bu programa onun aktif olarak yer alması çok güzeldi. Çocuklara sorumluluk verilmesini seviyorum.

    Eşinizle olan resimlerinizde ilk gördüğümüz şey, nerede ne yaptığınızdan çok birbirinize olan sevginiz ve gülen yüzünüz? Aşkı nasıl oluyor da böyle canlı tutuyorsunuz?

    Wilco, eşi Gonca ve kızı Şira birlikte neşe dolu bir aile.

    Bir ilişki veya evliliği canlı tutmak için; Çok fazla iş var. Bir şirketin yönetilmesinden daha zor çünkü bir yönerge yok ya da evlilik için bir eğitim yok. Bu sevgi, saygı ve uzlaşma yeteneği hakkında. Her evlilikte, en azından düşündüğüm şey bu, güneşli günleriniz var ama kesinlikle yağmur yağacak. Ama ya hiç yağmur yağmazsa? Bence bu mümkün değil. Bazen sahip olduklarınızı anlamak için bazı argümanlara ihtiyacınız var. Güneşli bir günü tekrar yapmak için.

    Pek çok insan, partnerine çok aşıktır, ancak… bazıları, yıllar önce tanıştıkları ortaklara aşıktır. İlişki büyürken ve tabii ki ortaklaşa olarak yavaşça değişirken, onunla birlikte değişmedi. Gonca’yı 16 yıl önce gördüğümde doğrudan ona aşık oldum. Birbirimizle gerçekten tanışmak bir yıl sürdü ama kıvılcımlar 2003’te gerçekten uçuyordu. İkinci kez Beyoğlu Sineması’nda görüştük. Bir yıl bekledim ve İstanbul Film Festivali’nde tekrar Gonca ile buluşmayı ümit ediyordum. Bu yüzden film festivaline gittim ve hemen hemen tüm filmleri izledim ama Gonca’yı görmedim. Ardından film festivalinin son filmi oldu, bilet dükkanına gittim, biletimi aldım ve döndüm. Ve oradaydı, Gonca. Şimşek çarpmıştı sanki. Cupido’nun oku, bizi hedef tahtasından vurdu. Birbirimize aşık fakat ayrı yerlerde yaşadığımızda büyük bir karar verdik, birlikte yaşamaya karar verdik.

    Şira, Wilco ve Gonca Van Herpen.

    Birlikte yaşamaya başlarsın, evlenirsin ve sonunda çocuk hayatını zenginleştirir. Değiştim, Gonca değişti ve çocuk yüzünden tüm hayatın tamamen değişiyor. Birlikte bir takım gibi değişmezseniz, o zaman yanlış gidebilir. Gonca’nın, onu tanıdığım 16 yıl boyunca büyüdüğünü gördüm. Onunla tanıştığımda I.I.C.S. ve A.K.M.’de öğretmendi ama sonra Gonca Amerika’ya gitti ve Soundhealing’de ders verdi. Şimdi Gonca profesyonel bir “soundhealer-ses şifacısı”, atölye çalışmaları, seslendirme seansları veriyor ve şarkı söyleme doğaçlamaları yapar. Karınızın büyüdüğünü görmek çok güzel. Aynı zamanda Gonca benim için bir yardımcıdır. Film çekmeye gittiğimde evde kalır ve her şeye bakar. Gonca artı, ben eksi; Gonca toprak, ben suyum. Birbirimizi tamamlıyoruz.

    TRT de Gönül Dağı programında, ömrü yolda geçen insanların hayat hikâyelerinden bahsediyorsunuz? Geçtiğiniz yollar, mola verdiğiniz duraklar ve bizim insanımızın hikâyesini Türkiye’nin gerçeklerini acısını tatlısını sizinle birlikte biz de izliyoruz. Program boyunca sizi en çok etkileyen hikaye hangisi oldu?

    Bir seferinde bir kamyon şoförü ile yoldaydım. Programıma her zaman gelen sorulardan biri, konuğumun karısıyla nasıl tanıştığıdır. Cevabı beni oldukça şaşırttı: Adam gençken ve hala köyünde yaşıyorken bir güzel köy kızıyla tanışır ve aşık olur. Aşık oldukları için evlenmeyi düşünürken annesi bu ilişkiyi kabul etmiyor. Oğlu için mükemmel bir gelin olacak başka bir kız adayı varmış ve bu yüzden onunla evleniyorlar. Bir kez olsun, hayatı ya da evliliği hakkında konuşurken karısından bahsetmedi.

    Onun için, karısı ve aşık olduğu kız için üzüldüm. Evlenmeyi ve gelecekteki eşinizin farklı olduğunu anladığımı biliyorum, bir zamanlar Hollanda da aynıydı. Bizim amacımız temel olarak ailede zenginliği korumak ya da farklı dinsel geçmişlere sahip insanlar arasında bir evliliğe izin vermemek idi. Ama o zamanlar, şanslıyız ki bir şekilde değişti (yine de hala şimdi veya sonra da olabilir).

    Uzun zamandan beri yollardasınız? Bu hayat biçimine alışılır mı? Yorulduğunuz, durup dinlenmek istediğiniz, ben yapmayacağım bu işi artık dediğiniz anlar oldu mu?

    İşim benim hayatım. İşim benim hobim. İşim tutkum. Çalışmam bana enerji veriyor. Tabii ki çalışırken yoruluyorum ama sonunda bu beni besleyen bir iş, bana enerji veriyor. Maceralarımı programımı izleyen insanlarla paylaşmak benim için çok güzel ve bu işten asla sıkılmam. Bu tür bir işten vazgeçmek ve bir ofiste iş bulmaya karar vermeyi hiçbir zaman düşünmedim. Bence bu beni çok mutsuz eder; Hayvanat bahçesinde bir buz ayı gibi kapana kısılmış hissederim.

    Danilo Zanna ve Wilco van Herpen Gökçeada’da…

    Son yıllarda birçok gencin ve de iş dünyasında boğulmuş yetişkinin rüyası gezgin olmak ve elbette bu işten para kazanmak. Bu şimdilerde sosyal medya sayesinde daha mı kolay? Yoksa daha mı zor? Ne düşünüyorsunuz?

    Para kazanmak için çalışmak çok kolay değil. Binlerce, hatta milyonlarca insanın bile bu rüyası var ama sonunda seyahat etmeyi ve para kazanmayı başaran bir avuç insan var. Sosyal medyadan dolayı her şeyin daha kolay hale geldiğini düşünüyoruz, ancak rekabet de arttığı için öyle değil. Ve bu alanda seyahat eden ya da çalışan herkes bu baskıyı kaldıramaz. Genelde düzenli bir geliriniz yok. Türkiye’de bir şey olursa (örneğin ekonomik krizler veya seçimler) o zaman bu durumu ilk ödeyenler mi? Yaşasın, biziz. Bu dönemde sponsorlar size yardım etmeyecek, televizyon kanalları başka bir şeye odaklanacak. Yani, böyle bir yaşamı yaşamak istediğin zaman, esnek olmalısın, çok esnek !

    Ailenizle birlikte karavanda yaşamak ya da daha çok doğa içinde yaşamak gibi bir hayaliniz planlarınız var mı? istanbul’da yaşamaktan mutlu musunuz?

    Böyle bir hayat gerçekten harika olurdu ama aynı zamanda çok zor. O zaman bir göçebe oluyorsun. Okula giden bir çocukla özellikle zor. Ama biliyorum ki böyle bir şey yapabilirim. Hayalim güzel bir büyük kamp arabası satın almak ve emekli olduğum bir zamanlar istediğim yere seyahat etmek.

    İstanbul… bu başka bir soru. İstanbul’u seviyorum, güzel bir şehir ama çok kalabalık. Ve son birkaç yıldır İstanbul’da dolaşmak, daha sonra 15 sene öncesine göre bir meydan okuma. Kesinlikle hiçbir sebep olmaksızın, insanlar yeterince hızlı gitmediğiniz için ya da başka bir sürücü bir hata yaptığınızı düşündüğünden sizi dövebilir. Bu nedenle İstanbul’un büyüsü  benim için biraz kayboldu ama yine de kuşkusuz; İstanbul pek çok açıdan EŞSİZDİR.

    Çok sayıda insan hikâyesi dinleyip, farklı hayatlar gördükten sonra “mutlu olmak ve kendi yolunda gitmek” ile ilgili bize ne söylersiniz? Var mı bunun kolay yolu?

    Bu hayatta yapılacak en zor şey olabilir. Herkesin sizden beklentileri vardır: ebeveynleriniz, aileniz, meslektaşlarınız, arkadaşlarınız, patronunuz, toplumunuz.

    Genel kabul görmüş yaşam tarzına karşı bir şeyler yaptığınız an, sizi eleştirmeye başlayabilirler. Örneğin kız kardeşim: Bir keresinde sohbet ederken, başka bir ülkede yaşamaktan ve işimi şef olarak bırakıp kariyer yapmaktan bahsediyorduk. Bana, yaptığım gibi bir karar veremeyeceğini söyledi. Sokağınızı, köyünüzü, ülkenizi bırakın ve başka bir ülkede sıfırdan başlayın. Bu belirsizlik birçok insan için çok fazla.

    Mutlu olmak benim için ve kalbimi dinleyerek aldığım en iyi kararlar için önemlidir. Bir veya iki kez mantıklı bir karar verdim ve hepsinin yanlış olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda bu kararları vermem iyi oldu çünkü söylemek istemediğim bir şey var: “keşke keşke…”. Bu sözleri söylemek istemiyorum ve şimdiye kadar hayatımı buna göre yaşadım.

    Bu kolay değil, yine de benim için çok tatmin edici.

     

    kadinvesaglik.org

     

    Festivalciler Buraya: Sziget Festival Kılavuzu

    0

    Herkesin mutlaka bir kere görmesi gereken Budapeşte şehrinde harika bir festival havasını solumaya ne dersiniz? Yedi gün boyunca her türlü festival katılımcısını içinde barındıran ve bir özgürlük adasına dönüşen Hajógyári Adası, size dünyanın en büyük festivallerinden birini sunuyor.

    Tüm bunlar sadece farklı bir tür dünyayı keşfetmek ve deneyimlemekle de kalmıyor üstelik.

    Sziget Festivalinin Keyfi

    Festivali, en çok kamp yaparken yaşarsınız. Yani, bir hostel veya otelde kalmak ile aynı şey değildir. Otelde kalmak temiz bir tuvalete ve sıcak bir duş lüksünü verse de, çoğu genç kamp alanlarında kalmayı tercih ediyor. Bu da, festivali daha çok yaşayabilmenizi sağlıyor.

    Festivale Ulaşım / Toplu Taşıma

    Havalimanından geliyorsanız, ilk önce Budapeşte’nin merkezine gitmelisiniz. Terminal 2A veya 2B’deki gümrüklerden hemen sonra. Buradan her türlü bileti satın alabilirsiniz. Bizim tavsiyemiz ise, (seyahatinizin sonrasını kolaylaştırmak açısından) havalimanından bir Budapeşte Kartı satın almak. Bu kart sayesinde toplu taşıma araçlarında sınırsız imkan sağlayabilir ve bir çok müzeye giriş veya indirim hakkı alabilirsiniz.

    Budapeşte’nin merkezinde bulunduğunuzda, Hev’e binebilir ve Filatorigát’a yaklaşık 10 dakikada gidebilirsiniz. İneceğiniz yeri belirlemek için kalabalığı takip etmek ise en kolay yol alacaktır. Trenleri yaklaşık her 15 dakikada bir çalışıyor.

    Sziget Dışında Budapeşte

    Festivalin dışında, günlerinizi Budapeşte’yi gezerek, şehirde yemek yiyerek ve öğleden sonraları festivale giderek geçirebilirsiniz.

    Budapeşte, tek aşına heyecan verici bir yer. Özellikle, Parlamento, barları, muhteşem mimari ve doğal kaplıca banyoları ile yapılacak çok şey bulmak mümkün.

    Bu ziyaret sırasında, şehirde zaman harcamaya mutlaka vakit harcamanızı öneririz. Lineup’ını beğenmediğiniz (belki birkaç günü) atlayıp, şehrin gece hayatını deneyimlemek de güzel bir seçenek olabilir.

    Sziget Festivalinde Kamp

    Festivalde kamp yapmanın daha heyecanlı bir deneyim olduğundan bahsetmiştik, ama aynı zamanda çok daha zorlayıcı bir deneyim olduğunu da söylemek gerek.

    Kamp günlerindeki belki de en sinir bozucu şey, kamp etrafındaki gürültüden uyuyamamak olabilir. Maalesef bunun için çok fazla çözüm yok, yine de eğer kamp yapacaksanız mutlaka bir kulak tıkacı götürmenizi öneririz. Ayrıca kampçılar için, ana sahneye daha yakın bir yerde kamp yapmak daha mantıklı olacaktır. Bu sayede düzenli olarak temizlenen tuvaletlere daha yakın olacaksınız. Ayrıca festivalciler için şarj üniteleri bulmak da bu alanda daha kolay. Kampçılar için, alkolsüz içecekler, su ve uyku tulumları ücretsiz olarak sunuluyor.

    Köpük Partileri!

    Bu, Sziget’e yeni eklenen şeylerden biri.

    Köpüğün her on beş dakikada bir üstünüzden dökülmesiyle oldukça eğlenceli. Köpük, oldukça büyük bir hazneden alandaki insanların üzerine dökülüyor. Adadaki uzun kuyruklu duşlara mükemmel bir alternatif olduğu için de ayrıca önemli. Bu sayede dakikalarca duş sırası beklemekten de kurtulmuş oluyorsunuz.

    Sokak Etkinlikleri ve Sirk

    Tahmin edeceğiniz gibi sokaklar sürekli dolu ve canlı. Her yer rengarenk ve ritme ayak uydurmak bir hayli zor.

    Sirk ise, dünyanın dört bir yanından harika yetenekler sergilemek gelen insanlarla dolup taşıyor. Ayrıca sevenleri için, sokak tiyatrosu da var. Müzik festivaline katılan pek çok müzik dışı sanatçı var. Bu da Sziget’i geleneksel festivallerden farklı kılıyor.

    Yetenek Parkı ve LGBT Merkezi

    Bu iki yer, Sziget’in sıcaklığını arttıran nedenler. Yetenek Parkında, Szitizens (festivalcilere verilen isim), Blindfold yürüyüşü gibi aktivitelerden geçerek, farklı kişilerin hayatlarını daha iyi anlamak için, basketbol ve diğer aktiviteleri oynarken tekerlekli sandalye kullanıyor. Yer, size farklı bir bakış açısı vermek için harika.

    Hava Durumu

    Adanın havası genelde oldukça sıcak ve tozlu. Çok fazla insan, nefes almakta zorluk çekiyor. Ancak çoğu festivalde aynı sorunla karşılaşabileceğinizden, bu durumu Sziget’e mal etmemek gerek. Havayla mücadele edebilmek için maske getirmenizi önerebiliriz ki bu gerçekten yararlı olabilir. Ayrıca bazen ada, yağmura da yakalanabiliyor. Bunu da belirtmeden geçmek istemedik.

    Sziget, tamamen farklı bir ortamda yüksek kaliteli bir müzik festivali yaşamanızı sağlayan bir festival… Macera, kültür ve gerçekten iyi müziği bir arada sunuyor. Bu nedenle Sziget bir festivalden tüm beklentilerinizi karşılamanızı sağlayabilir. Bütçenizi fazla aşmadan, müziğe doyacağınız bir hafta için bizce Sziget’i tercih edebilirsiniz. 2019’da orada görüşmek dileğiyle!

    Festivalden biraz daha görüntü için:

     

     

    Kadinvesaglik.org

    En İyi Göz Makyajları: Kahverengi Gözler İçin

    0

    Eğer kahverengi gözleriniz varsa, şansınız var, çünkü neredeyse her çeşit renk size yakışacaktır. Bununla birlikte, gözlerinizi daha parlak ve ortada göstermek için yapabileceğiniz birkaç şey var. Dilerseniz, bu ipuçlarına beraber bakalım!

    Koyu Kahverengi Gözler İçin Göz Makyajı

    1. Erik Rengi (Plum) Göz Farı

    Erik tonları koyu kahverengi gözleri çok iyi tamamlar. Özellikle bu ton, sonbaharda kesinlikle kullanılmalı. Ayrıca bu renk, kot pantolon, uzun çizmelerin ve hardal renkli kazakların en iyi uyum sağlayacağı renk olacak!

    İhtiyacınız Olan Malzemeler:

    • Kahverengi göz farı
    • Erik göz farı
    • Koyu mor göz farı
    • Eyeliner
    • Maskara

    Bu Bakış Nasıl Oluşturulur?

    1. Katlanma bölgesinde bir geçiş gölgesi olarak pembe renk tonlarıyla kahverengi bir gölgeyi birlikte kullanın kullanın.
    2. Göz kapağının ortasına ve içine plum rengi bir far uygulayın.
    3. Dış köşeye koyu mor uygulayın ve karıştırın.
    4. Göz kalemi ve rimel uygulayın.
    5. Koyu Yeşil Göz Farı

    2. Koyu Yeşil Göz Makyajı

    Koyu yeşil çok güzel bir renk ve koyu kahverengi gözleri olanlarda muhteşem , inanılmaz büyüleyici görünüyor. Mat veya ışıltılı her tonuna bayılacağımız kesin. Gün içinde dışarı çıkıyorsanız, bir mat seçeneği daha iyi olabilir ama geceleri bir partide, ışıltıyı kullanmaktan da korkmayın!

    İhtiyacınız Olacak Malzemeler:

    • Sıcak kahverengi göz farı
    • Koyu yeşil göz farı
    • Siyah göz farı
    • Maskara
    • Eyeliner

    Bu Bakış Nasıl Oluşturulur?

    1. Katlanma bölgenizde bir geçiş rengi olarak sıcak kahverengi bir renk kullanın.
    2. Göz kapağı üzerinde koyu yeşil bir gölge uygulayın.
    3. Dış köşeye siyah uygulayın.
    4. Göz kalemi ve rimel uygulayın

    3. Gri Göz Farı

    Gri, siyaha göre daha yumuşak bir seçenek. Biraz daha fazla ayrıntı için, ise kirpkik diplerinize gümüş bir çizgi ekleyebilirsiniz.

    İhtiyacın olacak malzemeler:

    • Yumuşak kahverengi göz farı
    • Gri göz farı
    • Siyah göz kalemi
    • Gümüş göz kalemi
    • Maskara

    Nasıl Yapılır?

    1. Katlanma bölgesine bir geçiş gölgesi olarak yumuşak kahverengi bir renk kullanın.
    2. Göz kapağınıza gri göz farı uygulayın ve iyice karıştırın.
    3. Görünümü tamamlamak için altına bir gümüş çizgi uygulayın.
    4. Maskara ile bitirin

    Orta Tonda Kahverengi Gözler İçin Göz Makyajı

    4. Altın Göz Farı

    Siyah ve altın beraber çok iyi gidiyor! Altın göz farı siyahın koyuluğuna güzel bir kontrast sağlıyor. Altının kahverengi gözlerde bu kadar iyi çalışmasının nedeni, pigmentlerin kahverengi gözlerde bulunan küçük altın lekelerini ortaya çıkarmalarıdır.

    • İhtiyacınız Olacak Malzemeler:
    • Kahverengi Göz Farı
    • Altın göz farı
    • Siyah jel eyeliner
    • Maskara

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Kahverengi göz farını göz kapağınızın dış köşelerine uygulayın ve hafifçe dışarı doğru uzatın. Bunu iyi karıştırın.
    2. Ardından kalın bir eyeliner uygulayın
    3. Altını göz kapağının kalan kısmına uygulayın ve altının ve siyah kısımların iyice karıştığından emin olun.
    4. Şimdi, temizleyici fırça kullanarak kapatıcıyı eyelinerınızın bittiği hizaya uygulayın. Keskin bir makyaj görüntüsü olduğu için bu çizginin çok belirgin olması çok önemlidir.
    5. Maskarayı sürün ve alt kirpikleri kahverengi ile gölgelendirin.

    5. Menekşe Göz Farı

    Bu kendi başına çok güzel bir renk. Ve kahverengi gözleri olanlar kullandığı zaman, kahverengini daha fazla ortaya çıkarır! Bu görünüm, özel bir bir gece için de harika.

    İhtiyacın Olacak Malzemeler:

    • Yumuşak kahverengi göz farı
    • Menekşe göz farı
    • Siyah göz farı
    • Eyeliner
    • Takma kirpikler
    • Maskara

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Geçiş gölgesine pembe alt tonları olan yumuşak kahverengi bir gölge rengi kullanın.
    2. Menekşe göz farı göz kapağının üzerine uygulayın ve karıştırın.
    3. Dumanlı bir etki yaratmak için dış köşeye ve alt kirpik çizgisine siyah uygulayın.
    4. Etkileyici bir efekt için göz kalemi ve takma kirpiklerle sonlandırın. Sadece bir maskara kullanmak da tercihe göre yeterli olabilir.

    6. Yeşil Göz Farı

    Bu görünüm takma kirpkile birleştiğinde mucizeler yaratacaktır. Kot pantolon ve bir çift botla birlikte sevimli bir süveterin en yakın arkadaşı olmaya hazır.

    İhtiyacınız Olan Malzemeler:

    • Kahverengi-turuncu göz farı
    • Yeşil göz farı
    • Siyah göz farı
    • Eyeliner
    • Maskara

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Geçiş için turuncu renk tonlarıyla kahverengi bir far kullanın.
    2. Ardından, yeşil göz farı ile devam edin ve göz kapağının her yerine uygulayın.
    3. Dış köşeye biraz siyah göz farı uygulayın.
    4. Kuyruklu bir eyeliner ve maskara ekleyin. Takma kirpiklerle görünümü tamamlayın.

    7. Bronz Göz Farı

    Açık kahverengi gözleriniz olduğunda, bronz makyaj, partiler ve geceler için harika bir görünüm. Açıkçası bizim için ise her sezonun vazgeçilmezi. Bronz, gözünüzdeki daha açık hareleri tamamlarken mükemmel bir iş çıkarır. Bu, aynı zamanda, havadaki sıcaklığı işaret edeceği için yazları için de harika bir görünüm!

    İhtiyacınız Olan Malzemeler:

    • Kahverengi göz farı.
    • Koyu kahverengi göz farı.
    • Bronz göz farı.
    • Eyeliner.
    • Volüm veren bir maskara

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Hafifçe kaş kemiğine geçiş için kahverengi bir gölge kullanın.
    2. Şimdi, dış köşede koyu kahverengi bir ton ve görünümü derinleştirmek için gölge elde edin.
    3. Göz kapağı üzerinde bronz bir gölge uygulayın ve iyice karıştırın.
    4. Göz kalemi ve bol maskara uygulayın.

    Açık Kahverengi Gözler İçin Göz Makyajı

    8. Rose Gold Göz Farı

    Rose gol, herkeste iyi görünen bir fardır ama en iyi sonucu kahverengi gözlerde verdiğine inanıyoruz. Ayrıca rose gold neredeyse her renge yakışacağından, istediğiniz ton ile kombinleyebilirsiniz.

    İhtiyacınız Olan Malzemeler:

    • Açık kahverengi göz farı
    • Leylak rengi göz farı
    • Rose gold göz farı
    • Eyeliner
    • Takma kirpikler

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Katlanma bölgesinde geçiş için kahverengi gölge kullanın.
    2. Dış köşeye biraz parlak renkte bir gölge uygulayın.
    3. Göz kapağı ve iç köşe için bir rose gold rengi kullanın.
    4. Eyeliner ve takma kirpiklerle bitirin.

    9. Yumuşak Tonda Kahverengi Göz Farı

    Yumuşak kahverengi göz farı, gözünüzdeki açık kahverengiyi tamamlar ve çok doğal görünür. Bu günlük bir görünüm için mükemmeldir.

    İhtiyacınız Olan Malzemeler:

    • Bant
    • Açık kahverengi göz farı
    • Kahverengi göz kalemi
    • Maskara
    • Nasıl Oluşturulur?
    1. Kirpik çizgisi boyunca keskin bir kanat oluşturabilmeniz için kirpik çizginize bir parça bant yerleştirin.
    2. Göz kapağınızın üzerinde açık, sütlü kahve bir gölge kullanın.
    3. Üst kirpik çizginize kahverengi bir astar uygulayın ve karıştırın.
    4. Bandı çıkarın, biraz rimel ile tamamlayın, hepsi bu kadar!

    10. Taupe Göz Farı

    Taupe, temel olarak mor alt tonları olan gri tonlu bir renktir. Bu, açık kahverengi gözleriniz varsa inanılmaz derecede güzel görünecektir. Dramatik bir kedi gözü eyeliner ile ise bakışlarınızı tamamlayacaktır.

    İhtiyacın Olan Malzemeler:

    • Kahverengi göz farı
    • Simli beyaz göz farı
    • Koyu kahverengi göz farı
    • Simli mor parlak pigmentler
    • Eyeliner
    • Takma Kirpikler

    Nasıl Oluşturulur?

    1. Katlanma bölgenize kahverengi uygulayın.
    2. İç köşeden göz kapağının ortasına gümüşi beyaz bir gölge kullanın.
    3. Dış köşeye koyu kahverengi uygulayın ve iyice karıştırın.
    4. Göz kapağının ortasına birkaç gümüş mor parlak pigment ekleyin.
    5. Eyeliner ve takma kirpkikler ile tamamlayın.

     

     

    Kadinvesaglik.org

    Kuru Ciltleri Kurtaracak 10 Nem Maskesi

    0

    Kuru cildiniz varsa, ağır bir nemlendiricinin yüzünüzde harikalar yaratabileceğini biliyorsunuzdur. Ama bazen ciltteki kurulukları düzeltmek ve cildinizi eski haline döndürmek yeterli gelmeyebilir.

    Bunun nedeni, genetikten yaşlanmaya ve soğuk havaya kadar her şeyin birden fazla etken olmasından dolayı cildinizdeki nemi azaltmasıdır.. Doktorlar ise bu durum için: “Cilt bariyeri genetik nedeniyle zayıf olduğu zaman, kendisini çevreden daha dikkatli korumalı,” diyor.

    Ve yaşlandıkça, cildiniz, gençken yaptığı gibi nemlendirici yağlar üretmemeye başlıyor. Bazen ise sadece banyonuzda tuttuğunuz ürünler bile cildinizi kurutup, tahriş etmeye itebiliyor. Sert temizlik maddeleri, çok fazla peeling ve retinol veya akne ürünleri kullanmak cilt bariyerini bozabileceğin ve kuruluklara yol açabileceğini unutmamanız gerekiyor.

    Öyleyse, bazı takviyeler gerekebilir. İşte bu noktada, nemlendirici bir yüz maskelerinden yardım almaya başlamalıyız. Geleneksel cilt bakım rutininize bir maske ekler ve onları her gün yaptığınız cilt bakımının bir uzantısı olarak düşünürseniz, maskelerin cildinize ne kadar iyi geldiğini göreceksiniz. Tahriş edici bileşenler içerebilen diğer tedavi maskelerinden farklı olarak, nemlendirici maske genellikle dış deri tabakasına herhangi bir zarar vermeden hiyalüronik asit ile cildinize kaybettiği geri sağlamayı vadediyor.

    Hiyaluronik asit, gliserin ve aloe vera gibi maddeler nemlendiricidir, yani suyu çekerler ve suya tutunurlar. Bu maddelere ek olarak, kuru ciltlere iyi gelen diğer maske içerikleri bitki yağları ve yağları, E vitamini olarak eklenebilir.

    Cildiniz sürekli olarak kuru ise, yatmadan önce nemlendirici maskeleri kullanabilirsiniz. Ancak, yüz maskesi (C vitamini gibi) parıldayan veya kollajeni (retinol gibi) uyaran diğer bileşenler içeriyorsa, tahrişleri minimumda tutmak için haftada bir kez yapmanız cildiniz için en iyisidir. Bu bilgiler doğrultusunda, kuru ciltlere iyi gelebilecek 10 nem maskesini sizler ile paylaşıyoruz.

    • Neutrogena Hydro Boost Hydrogel Yüz Maskesi

    • Glossier Moisturizing Moon Maskesi

    • GlamGlow ThirstyMud Hydrating Treatment

    • SkinCeuticals Phyto Corrective Masque

    • Fresh Black Tea Instant Hydrating Face Mask 

    • Nivea Tazeleyici Nem Maskesi

    • Body Shop Ethiopian Honey Derinlemesine Nemlendirici Maske

    • First Aid Beauty Ultra Repair Instant Oatmeal Maskesi

    • Garnier SkinActive Moisture Bomb Kağıt Maske

    • Sisley Black Rose Cream Maskesi

     

     

    Kadinvesaglik.org

    2018 – 2019 Sonbahar / Kış Modası

    0

    2018-2019 Sonbahar/Kış modası çok iddialı geliyor. Sonbahar yaklaştıkça çok sevilen botlar ve çizmeler raflarda yerini alırken güneşli günlerin vazgeçilmezi sandaletler ve terliklere de veda ediyoruz. Eski sezonlardan hakimiyetini devam ettirenlerden ilk defa trend olanlara kadar Sonbahar/Kış modasına damga vuracak 10 trendi detaylı inceledik.

    Kat Kat Giyinme Zamanı

    Soğuk günlerde kat kat giyinmeyi bir sanata dönüştürmeye hazır olun! Gelecek Sonbahar/Kış sezonunda bu trend, her şeyin bir adım önünde. Kıyafetlerinizin üzerine ya da altına ekleyeceğiniz bu katlar, serin havalarda üşümemenizi kolaylaştırmanın yanı sıra cool görünmenizi de sağlayacak. Balenciaga’nın 9 katı ya da Maison Margiela’nın hacimleri gibi büyük düşünmeseler de Chanel’den Prada’ya moda haftalarında birçok tasarımcı bu katların izinden ustalıkla gitti.

    Batılı Kovboylar

    2018 İlkbahar/Yaz sezonunu etkisi altına alan kovboyların saltanatı, 2018-2019 Sonbahar/Kış sezonunda da sürüyor. Hollywood’un Western filmlerinden ilham alınarak tasarlanan kovboy stilleri, Isabel Marant’ın defilesinde en büyük yankıyı gösterse de Fendi’den Alberta Ferretti’ye moda haftaları boyunca bolca kullanıldı.

    Mevsimsiz Çiçekler

    Birkaç sezondur görmeye alışık olduğumuz çiçek desenleri, yeni sezonda da hakimiyetini sürdürecek. Mevsim şartlarına pek de uygun olmadığı düşünülen bu çiçekler, kışın soğuk ve kasvetli havasına baharı getiriyor. Tepeden tırnağa bürünebileceğiniz gibi sadece tek bir parçada da kullanabileceğiniz bu trende, siz de ayak uydurun.

    Pofuduk Montlar

    Sonbahar/Kış sezonlarında çoğu zaman görmeye alışık olduğumuz pofuduk montlar, yeni sezonda da sokaklardaki hakimiyetini sürdürecek. Konforlu olmalarının yanında aynı zamanda sımsıcak tutacak bu montlara, gardırobunuzda mutlaka yer açın.

    80’lere Dönüş

    80’ler biraz kafası karışık, biraz canlı; ama moda dünyasının en çok sevdiği ve tekrar tekrar geri çağırdığı bir dönem. Moda haftaları boyunca gerçekleşen defileler de geçmişi hatırlamak istiyor olmalı ki koleksiyonlarda bol bol nostalji rüzgarları esti. Her tondan neonların yanı sıra hacimli kollar ve vatkaların bir adım önde olduğu bu trendden, stilinize uygun bir tasarım bulmanız kaçınılmaz.

    Sahte Kürkler

    Tarih boyunca kürkler her zaman zenginliğin ve asaletin simgesi olarak karşımıza çıktı. Neyse ki moda dünyası, doğayı korumak adına bu çok sevilen kürkleri, sahte tasarımlarla kadınlara sunmaya başladı. Şık görünümün bir numaralı tercihi olarak tasarlanan bu sahte kürkler, modanın çevreye duyarlılığının bir numaralı göstergesi.

    Işıltılı Zamanlar

    Işıl ışıl pullar ve payetler yeni sezonun gözdesi! 1980’lerin tulumlarından Viktoria Dönemi’nin gece elbiselerine kadar oldukça geniş bir yelpazede kullanılan ışıltılı siluetler, Sonbahar/Kış modasında sokakları parlatacak.

    Vazgeçilmez Ekoseler

    Geçmişten günümüze kadar en özel kumaş kodlarından biri olan ekose, moda haftaları boyunca podyumdan inmedi. Gardıropların her zaman en kurtarıcı parçalarından biri olan bu kumaş, Sonbahar/Kış sezonunda da sizi kurtarmaya devam edecek. Burberry’nin moda dünyasına armağan ettiği bu kareler, birçok tasarımcının defilesinde başroldeydi. İlkbahar/Yaz sezonunda olduğu gibi Sonbahar/Kış sezonunda da bayrağı elden bırakmayan koseyi, stilinizle barıştırmanızda fayda var.

    Romantik Kış   

    Romantizm dolu bir sezon kapıda. Kıvrımları saklamayan, feminenliği uçuşan bir masumiyetle buluşturan bu elbiseler, 2018 Sonbahar/Kış sezonunda tasarımcıların anahtar parçası oldu. Dantellilerden çiçek motiflilerine kadar elbiselerin bu naif ve şiirsel hali, romantizm dolu bir kış geçirmenizi sağlayacak.

    Kadinvesaglik.org
    Bu yazı ve görseller https://oggusto.com/ sitesinden alınmıştır.

    Birbirinden Leziz Kokteyl Tarifleri

    0

    Evde kokteyl yapmanın birçok nedenini sayabiliriz. Bunlardan ilki kokteylin dışarıda lüks bir içecek sayılması ve pahalı olması diyebiliriz. Bunun dışında istediğiniz kokteyli evde ve arkadaşlarınızla hazırlamak oldukça eğlenceli olacak. Bu eğlencenizi ikiye katlamak için sizinle daha önce denenmiş ve çok sevilen tarifleri paylaşmak istedik.

    Alkolsüzler

    Sparkle Malzemeler:

    • Portakal suyu
    • Ananas suyu
    • Greyfurt suyu
    • Soda suyu
    • Ezilmiş buz

    Meyve sularını bir sürahide karıştırın ve ardından buzla dolu uzun bir bardağa dökün. Bardağı soda suyu ile doldurun.

    Beach Babe Malzemeler:

    • Kızılcık suyu
    • Üzüm suyu
    • Soda Suyu
    • Dilimlenmiş limon

    Kızılcık suyunu ve üzüm suyunu uzun bir bardağa dökün, buz ve soda suyunu ekleyin. Dilimlenmiş limon ekleyin.

    Fizz Bucks Malzemeler: 

    • Portakal suyu
    • Zencefilli gazoz
    • Ezilmiş buz

    Portakal suyu ve zencefilli gazozunu bir sürahiye doldurun, ezilmiş buz ekleyin ve köpürene kadar karıştırın. Hemen bir bardakta servis yapın.

    Pineapple Passion Malzemeler:

    • Ananas suyu
    • Karışık meyve suyu
    • Limon
    • Bir sürahi buz, ananas suyu, karışık meyve suyu ve limon suyunu iyice karıştırın. Birkaç buz küpü ile doldurulmuş uzun bardaklara dökün.

    Alkollüler

    Pina Colada

    • 1 bardak hindistan cevizi sütü
    • 1 fincan ananas suyu
    • 1/2 bardak rom
    • 4 yemek kaşığı beyaz şeker
    • 8 küp buz

    Bir karıştırıcıda hindistan cevizi sütü, ananas suyu, rom, şeker ve buzu birleştirin. Pürüzsüz olana kadar karıştırın. Bardaklara dökün ve hemen servis yapın.

    Greyfurt Paloma Kokteyli

    • 2 limon
    • 1/4 bardak beyaz şeker
    • 1 adet kırmızı greyfurt ve limon, enine yarıya
    • 1/4 bardak tuz
    • 1 bardak buz  veya gerektiği kadar
    • 1/4 bardak tekila 2 yemek kaşığı şeker şurubu

    Orta-yüksek ısı için açık bir ızgarayı önceden ısıtın ve ızgarayı hafifçe yağlayın. Greyfurtları yarım yarım kesin. Bir kaba şeker dökün.

    Limonları ve greyfurtu kesilmiş tarafı sıcak ızgaraya yerleştirin ve pişirin. Izgara izleri oluşana kadar, 5-10 dakika pişirin. Havalı bir fırın tepsisine soğutun. Bardakları buzla doldurun ve kokteylin kenarlarını tuzlayın. Izgara yaptığınız greyfurtlar ile süsleyin.

    Bikini Martini

    • Hindistan cevizi rom
    • Votka
    • Ananas suyu
    • Nar suyu

    ROM, votka ve ananas suyunu bir içecek karıştırıcısında birleştirin. Köpüklü olana kadar sıkıca çalkalayın. Bir martini bardağı dökün, nar suyu ekleyin.

    Mai Tai

    • Baharatlı rom
    • Hindistan cevizi aromalı rom
    • Ananas suyu
    • Portakal suyu

    Buz dolu bir kokteyl karıştırıcısında, baharatlı rom, hindistan cevizi rom, nar şurubu, ananas suyu ve portakal suyunu birleştirin. Kuvvetlice çalkalayın ve buzla dolu bardağa süzün.

    Birden Fazla Renkliler

    Kırmızı, beyaz ve mavi smoothie

    • Yaban mersini
    • 9 parça ahududu
    • 2 yemek kaşığı şeker
    • ¼ bardak süt
    • Yoğurt
    • Buz

    Karıştırıcıya buz ekleyin ve sonrasında malzemeleri ekleyin. Bardağa doldurun.

    Irish Flag

    • 1 adet kızılcık suyu
    • ½ parçalar portakal suyu
    • ½ parçaları absinthe

    Malzemeleri yoğunluk sırasına göre shot bardağına doldurun.

    Zombie

    • 1 kısım beyaz rom
    • 1 adet altın rom
    • 1 adet limon suyu
    • 1 adet ananas suyu
    • Kırık buz

    Bardağı buzla doldurun, çalkalayıcıyı da buzla doldurun ve malzemeleri iyice çalkalayın.

    B52

    • Grand Marnier
    • Kahve likörü
    • Irish krema

    Malzemeleri karıştırırken renkleri ayırmak için çay kaşığının arkasını kullanabilirsiniz.

     

     

    Kadinvesaglik.org

    Kozmetikte Tasarruf İçin: Ne Yapmalı?

    0

    İşte sizlere makyaj malzemelerinin uzun süre kullanımını veya çok amaçlı kullanımını sağlayacak tüyolar için okumaya devam edin.

    Maskaraların ömrünü uzatmak

    Maskaralar her makyajın vazgeçilmezi. Çoğu zaman hiçbir şey kullanmasak bile maskara uyguluyoruz. Bu nedenle de en kolay biten ürünlerden biri de maskaralar oluyor. Fakat kullanım süreleri, aslında tahminimizden çok daha uzun süreye çıkarılabilir. Bunun için: Kurumakta olan maskaralarınızın içine badem yağı ekleyebilir, böylece yapısını inceltebilirsiniz. Badem yağı ayrıca kirpiklerinizin beslenmesine ve uzamasına da yardımcı olacak.

    Tek bir rujla hem mat hem de kremsi görünüm

    Zaman zaman mat, zaman zaman ise daha kremsi rujlar radarımıza giriyor. Tabii, makyaj trendlerinin hızına erişmek zor! Özellikle ruj gibi bütün makyajın kaderini değiştirecek bir malzeme de, ne kadar çeşite ulaşırsak o kadar iyi. Bu konuda yapabileceğimiz en kolay adım, kremsi bir rujun üzerinden transparan bir pudra geçmek olacaktır. Bu sayede rujunuzu mat bir görünüme kavuşturabilirsiniz. Aynı şekilde, mat rujlarınızı kremsi yapıya çevirmek için de; rujun altına ve üstüne lipbalm uygulayabilirsiniz. Böylece aynı tonda birçok yapıdan ruja sahip olmuş olacaksınız.

    Farla eyeliner yapımı

    Koyu renk farlarınızı su ile veya sabitleme spreyi ile ıslatarak eyeliner kıvamına getirebilirsiniz. Herhangi kesik uçlu bir far fırçasına aldığınız farınızı, göz kapağınıza yerleştirin. Böylece birden fazla tonda eyelinera sahip olabilirsiniz.

    Hem ruj hem allık

     

    Size sadece kozmetik tasarrufu değil, aynı zamanda çantanızda da hafiflik sağlayacak bir önerimiz var. Özellikle pembe tonlu rujlarınızı, çantanızda hem allık hem ruj amacı ile taşıyabilirsiniz.

    Kuruyan krem ürünlere çözüm

    Çoğu zaman krem formundaki kapatıcılarımız, bazlarımız veya kaş pomadlarımız daha bitmeden kurumaya başlıyor. Böyle olunca da çöpe atmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunun da bir çözümü var: Kurumakta olan ürünlerinizi bir spatula (veya bıçak) yardımı ile karıştırırsanız ürün eski formunu çok rahat kazanacaktır.

    Koyu gelen fondötenleri açmak için

    Bazen mağzalardaki ışıklara aldanıp ten rengimizden daha koyu ürünler alabiliyoruz. Böyle durumlarda yapılması en mantıklı şey fondöteninizi nemlendiriciniz ile açmak. Hem bu sayede, fondötenleriniz cildinizde daha duracak.

     

    Kadinvesaglik.org

    Tatlıların Şahı: Mozaik Pasta

    0

    Kimileri için kahvenin yanında en vazgeçilemez tatlı mozaik pastadır. Bisküvi ile çikolatanın harika uyumu bu pasta; özellikle çocukların en sevdiği tatlılardan biri olmuştur.

    Mozaik pasta, bilinen birkaç farklı adıyla (çikolatalı salam ve piramit pasta gibi) ilk olarak Sicilya’da yapılmaya başlamıştır. Kakao ve bisküviyle beraber, tereyağı, toz şeker ve sütün de içine girdiği bu tatlı, aslında diğer pasta tariflerine göre oldukça kolaydır. Pastayı kolay yapan en büyük neden ise; mozaik pastanın pişirilmiyor oluşudur. Pastanın yapımından sonra, birkaç saat dondurucuda beklemesi ile servise hazır hale gelir. Dilimlendikten sonra ortaya çıkan görüntüsü ise, tatlı severler için adeta bir şölene dönüşür.

    Bilinen Tarifi İçin Malzeme Listesi: 

    • 2 adet Pötibör bisküvi 
    • 125 gram terayağı
    • 1 su bardağı süt
    • 3 yemek kaşığı toz şeker
    • 3 yemek kaşığı kakao
    • 1 paket bitter çikolata
    • Ve streç film

    Hazırlanışı: Yaklaşık 30 dakika

    Öncelikle ilk adımda çikolata sosunu hazırlamakla başlayalım. Bir tavaya 125 gram tereyağınıekleyip eritelim. Daha sonra, 1 su bardağı süt ve kakaoyu terayağının içine ilave edelim. Sos kaynamaya başladıktan sonra toz şekeri de karışımın içine ekleyelim. Bitter çikolataları da içinde erittikten sonra ocağı kapatalım. Ocağı kapattıktan sonra, sosu ılımaya bırakalım. Sonrasında, iki paket Pötibör bisküviyi bir kabın içinde parçalayalım. Bisküvelerin toz haline gelmeden iri parçalara ayrılmasına dikkat edelim. Kırdığımız bisküvelerin üzerilerine çikolata sosunu ilave edelim. Opsiyonel olarak, bu noktada ceviz de ilave edebilirsiniz. Bu işlemden sonra bisküvileri ezmeden karıştıralım.

    Son olarak, mutfak tezgahına serdiğimiz streç filme pasta harcımızı dökelim. Döktüğümüz harcı yanlarından bastırarak piramit şekline getirelim ve sıkıca saralım. Hazırlamış olduğumuz pastayı yaklaşık 3 saat kadar dondurucuda bekletmemiz gerekiyor. Sonrasında biraz oda sıcaklığında bekletip, servis edebilirsiniz.

    Tarifi daha özelleştirmek isteyenler için ise, yazarlarımızdan Volkan Akdamar’ın meşhur mozaik pasta tarifini paylaşıyoruz. Mozaik pastanın lezzetini bir tık üste taşımak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir tarif olacak.

    Malzemeler:

    • 1 paket krema,
    • 60 gr. tereyağı
    • 1 portakalın kabuğunun rendesi,
    • 3/1  çay bardağı Baileys,
    • 1 paket Petibör,
    • Fıstık
    • 160 gr bitter çikolata,
    • Yarım çay bardağı pudra şekeri

    Bir paket kremayı küçük bir tencere içinde kısık ateşte ısıtalım ancak kaynamasına izin vermeyelim. Isınan krema içine küçük parçalar haline getirdiğiniz çikolatayı yavaş yavaş atarak eritelim. Kıvamlanan karışımın içine tereyağını ve şekeri ekleyerek güzelce karıştıralım. Başka bir kap içinde bisküvilerin yarısını toz haline getirelim. Diğer yarısını ise irice parçalayalım. Portakal kabuğu rendesi, Baileys ve toz bisküvileri sırasıyla ılık karışıma ekleyelim. Dilerseniz Baileys yerine portakal likörü veya viski de kullanabilirsiniz. İyi karıştığına emin olduğunuzda, iri parçalı bisküvileri de ekleyerek streç filmin üzerine alalım. Kibrit kutusu büyüklüğünde dilimlenecek şekilde şekil vererek buzdolabında 3 saat kadar bekletelim. Şimdiden afiyet olsun.

     

    Kadinvesaglik.org

    Nedir Bu Evrencan’ın Hikayesi?

    0

    Bazı insanlar var ki kaşının gözünün hareketiyle bile neşe verir, ağzından çıkan bir sözcükle sizi keyiflendirir. İşte lügattaki tüm pozitif kelimelerin karşılığı tek bir bünyede buluşmuş adeta; huzurlarınızda müzik piyasasının gülen yüzü Evrencan Gündüz. Müzikseverlerin gönlünde taht kuran renkli kişilik Asım Can Gündüz’ün, kendisi kadar enerjik oğlu Evrencan Gündüz…

    Asım Can’ın Biricik Oğlu 

     

    Uluslararası sahnelerde sergilediği dinamik sahne şovları sebebiyle “Awesome John” lakabını alan başarılı müzisyeni 2016 yılında kaybetmiştik.1996 yılında Kadıköy’de dünyaya gözlerini açan Evrencan Gündüz genlerinden gelen yetenek sayesinde küçük yaşlarda sanat ile tanışıyor.

    İlkokuldayken tiyatro ve koro çalışmalarına dahil olan Gündüz, okul hayatı boyunca yer aldığı müzik gruplarıyla çeşitli festivallere katılarak yeteneğini sergiledi. Ray Charles’ın hayatını anlatan “Ray” filmini izlediğinde 13 yaşındaydı ve blues’a gönlünü kaptırdı.

    Sonraları Jimi Hendrix, B.B. King, Albert Collins, Freddie King ve James Brown gibi isimleri dinleyerek müzik kariyerindeki yolunu belirledi. Kadıköy demek mutlu insanlar, özgür sokaklar demek. Evrencan da bu özgürlükten beslenenerek atıyor kendini sokaklara…

    14’ünde klasik, 15’inde elektronik gitar çalmaya başlayan yetenekli müzisyen 16 yaşına geldiğinde sokak müzisyenliğe başladı. Aynı sene içinde ilk grubu olan T-Blues’u kurarak çeşitli konser ve festivallere katıldı.

    Ödüllü Biyografi

    Evrencan’ın okul yıllarında birçok festivalde yer aldığından bahsetmiştik. Aynı zamanda katıldığı yarışmalarda da bu yeteneği tescillendi ve farklı daldaki ödüllerle döndü. Rock’n Purple’da kazandığı en iyi solist ve rock kategorisindeki en iyi grup ödülünün yanı sıra Beatles’dan dinlediğimiz “Don’t Let Me Down” parçasına yaptığı düzenlemede kemençeyi kullanarak, en değişik enstrüman ödülü dahil toplamda 3 ödül kazandı.Bizim onu keşfetmemiz ise değişen müzik trendleri sayesinde oldu. Farklı müzik türlerinden beslenerek kendine has tarzını yaratan genç müzisyen böylece kendi dinleyici kitlesini de yavaş yavaş oluşturmaya başladı.

    2017 yılının sonlarına doğru ilk mini albümünü bizlere armağan eden Evrencan Gündüz ve Uzaylılar hız kesmeden konserlerine devam ediyor, içimizi kıpır kıpır ediyor. Tek yönlü, tek tarzda bir müzisyen olmayı reddedip farklı müzikler yapıyor. Bizi de her defasında kendine hayran bırakıyor tabii.

    Her tarzını ayrı sevdiğimiz, her çalışmasını delice desteklediğimiz Evrencan Gündüz sizin de gününüzü neşelendirsin isterseniz, sizi şöyle alalım…

     

    Kadinvesaglik.org

     

     

     

    Bu yazı, https://listelist.com/ sitesinden derlenmiştir.