Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 112

    Karıştığı Kazada Bir Kadının Ölümüne Yol Açan Belediye Başkanı Tutuklandı

    0
    Karıştığı Kazada Bir Kadının Ölümüne Yol Açan Belediye Başkanı Tutuklandı

    Gümüşhane’nin Gümüşgöze beldesinin Belediye Başkanı Hasan Aksel, trafik kazası sonrası 47 yaşındaki Gülay Mutlu’nun ölümüne yol açtığı gerekçesiyle tutuklandı.

    Bir hafta önce Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde meydana gelen olayda Gümüşgöze beldesinin AK Partili Belediye Başkanı Hasan Aksel kendi kullandığı makam aracıyla, karşı yönden gelen otomobil çarpıştı.

    Karıştığı kazada bir kadının ölümüne yol açan belediye başkanı tutuklandı

    AİLE ŞİKAYETÇİ OLDU

    Kazada araç sürücüsü Samet Mutlu (19) yaralanırken, annesi Gülay Mutlu (47) sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırılsa da yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Mutlu ailesi, hafif şekilde yaralanan Başkan Hasan Aksel’den şikayetçi oldu.

    Karıştığı kazada bir kadının ölümüne yol açan belediye başkanı tutuklandı

    BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLANDI

    Sözcü’de yer alan here göre; soruşturma sonrası adliyeye sevk edilen Hasan Aksel tutuklanarak cezaevine kondu. Boş kalan belediye başkanlığına ise mecliste yapılacak toplantıda seçilecek bir kişinin vekalet edeceği belirtildi.

    Hamilelikte Güvenli Seks Nasıl Olmalı? Gebelikte Seks Pozisyonları

    0
    Hamilelikte Güvenli Seks Nasıl Olmalı? Gebelikte Seks Pozisyonları

    Hamilelikte cinsel ilişki oldukça dikkat edilmesi gereken bir konu. Bu nedenle “Gebe kalma döneminde hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları nasıl olmalı?” merak ediliyor.

    “Bazı anne adayları hamilelikleri boyunca yoğun orgazm yaşarken, bazıları da korkudan cinsel yaşamlarına bir süre ara verirler” diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nevra Topalismailoğlu, hamilelikte cinsel ilişki ve güvenli seks pozisyonları hakkında bilgi verdi.

    HAMİLELİKTE GÜVENLİ BİR SEKS İÇİN ÖNERİLEN POZİSYONLAR

    Hamileliğinizde yaşadığınız cinsel ilişkide, değişik pozisyonları denemeniz, hamilelik döneminiz boyunca faydalı olabilir. Örneğin; çok kullanılan erkeğin üstte olduğu cinsel pozisyon (misyoner pozisyonu), özellikle hamileliğin 20. haftasından sonra, karna uygulanan basınca bağlı olarak hem anneye rahatsızlık verir hem de bebeğin kan dolaşımını bozar. Bu sebeple hamilelik boyunca önerilmeyen bir cinsel birleşme şeklidir.

    Hamilelikte güvenli seks için daha çok kadının üstte veya yanda olduğu pozisyonlar tercih edilmelidir, çünkü anne adayı bu pozisyonlarla, hareketlerine rahatlıkla yön verebilir. Fakat unutmamak gerekir ki hamilelik hormonlarının etkisiyle vajina salgısında artış olur ve ödem meydana gelir. Bunların sonucunda, ilişki sırasında ağrı hissedilebilir.

    Hamilelikte güvenli seks nasıl olmalı Gebelikte seks pozisyonları

    HAMİLELİKTE CİNSEL İLİŞKİNİN SAKINCALI OLDUĞU DURUMLAR

    • Düşük tehlikesi varlığı
    • Sebebi açıklanamayan vajinal kanama
    • Hamilelik kesesinin erken açılması ve suların erken gelmesi durumu
    • Plasenta previa (bebeğin eşinin aşağıda olması)
    • Erken doğum tehlikesi
    • Partnerin cinsel temasla bulaşan hastalık taşıyıcısı olması
    • Hamillerde aktif kondilom, genital siğil-HPV lezyonlarının varlığı
    • Çoğul hamileliklerde son 3 ay
    • Tekil hamileliklerde son 1 ay

    ORGAZM OLMADAN HAMİLE KALINIR MI?

    Jinekolog Op. Dr. A. Murat Emanetoğlu, “Gebe kalmak için kadının orgazm olması gerekir mi?” sorusunun yanıtını verdi.

    Bazı insanlar, eşinin boşalmasıyla birlikte orgazm olan kadınların daha çabuk hamile kaldığına inanırlar. Bunun da hiçbir dayanağı yoktur. Gebe kalmak için kadının orgazm olması gereken bir şart değildir. Fakat rahimdeki kasılmalar, spermin yumurtalık kanallarına doğru ilerlemesine yardımcı olabilir. Tıpkı yumurtlama zamanında cinsel ilişki olmadan da ağrısız kasılmaların istemsiz olarak gerçekleşmesi gibidir.

    Doğal Yollarla Pratik Güzellik Tüyoları

    0
    Doğal Yollarla Pratik Güzellik Tüyoları

    “Bazılarımız güzelliğimiz için güzellik salonlarını tercih ederken bazılarımız işi pahalı kremler, maskeler vb. kozmetik ürünler almakta buluruz. Gelin daha az masraflı ve daha doğal yöntemler ile kendinizi şımartın.”

     1.ZEYTİNYAĞI, YUMURTA VE BİRAZ ŞEKER

    Ellerimiz ve boynumuz vücudumuzda ilk kırışan yerlerimizdir. Her gün bir sürü farklı krem ya da serum kullanmak yerine bir kabın için biraz zeytinyağı biraz şeker ve bir yumurta sarısını karıştırıp elinize ve boynunuza peeling yapabilir ve zaman için deformelerin azaldığını görebilirsiniz. Haftada 3 kez bu işlemi gerçekleştirin ve işe yaradığına tanık olun.

    3. SAÇINIZI KENDİ YAĞI İLE BESLEYİN

    Amerikalı dünyaca ünlü top model Cindy Crawford bir röportajında saçını hafta da 1 ya da 2 kez yıkadığını ve kendi yağı ile beslediğini söylemiş. Saçlarının bu kadar hacimli ve parlak olmasının nedeninin bu uygulama sayesinde gerçekleştiğini söylemiş. Evet biz bunu sadece Cindy’den öğrenmedik. Uzun zamandır bilinen fakat uygulanmayan bir yöntem. Uyguladığınız taktirde saçlarınızın doğal ve canlı bir görünüme sahip olduğunu göreceksiniz.

    3.YÜZÜNÜZDE NANE FERAHLIĞINI HİSSEDİN

    Pek çoğumuz naneyi nefes ferahlığı için kullanırken uzun yıllardır Çinli kadınlar naneyi yüzlerine parlaklık ve dolgunluk vermesi için kullanıyormuş. Siz de evinizde nane yapraklarını güzelce yıkayıp ardından blenderda çekip yüzünüze maske olarak uygulayabilirsiniz. İlk uygulamada sonucu kendi gözlerinizle göreceksiniz.

    4.SOĞUK SU YÜZ YIKAMA

    Günde 3 kez yüzünüzü soğuk bir suyla yıkadığınız ve bunu bir rutin olarak yaptığınız taktirde yüzünüzdeki sivilce, siyah nokta ya da kızarıklıkların azaldığını hatta yok olduğunu göreceksiniz. Yüzünüz daha parlak ve dinamik bir görünüme kavuşmuş olacaktır.

    5.GÜL SUYU

    Antik Mısırda kadınlar ciltlerini nemlendirmek için gül suyuna başvururlarmış. Günümüzde halen tazeliğini koruyan bu pratik yöntemi sadece cildinizi nemlendirmek için değil. Makyaj temizleme suyu olarak da kullanabilirsiniz.

    Yukarda belirtilen yöntemleri uygulayarak daha az zamanda daha masrafsız ve doğal bir görünüme kavuşmuş olacaksınız.

    Herkes Tarifini Soracak: Elmalı Turta Kurabiye Tarifi

    0
    Herkes Tarifini Soracak: Elmalı Turta Kurabiye Tarifi

    Kolay şekil alan nefis bir hamur, içinde mis gibi kokan tarçınla harmanlanmış ceviz ve elma, süslü sunumu ve kıyır kıyır lezzetiyle başınızı döndürecek. Tam ölçüsüyle hata yapmanıza fırsat vermeyecek derecede güzel bir tarif. O zaman fazla söze gerek yok diyor ve sizi tarifimize bekliyoruz.

    Elmalı Turta Kurabiye Tarifi İçin Malzemeler

    • 1/2 paket oda sıcaklığında margarin(125 gram)
    • 1 adet yumurta
    • 1/2 su bardağı pudra şekeri
    • 1/2 su bardağı nişasta
    • 2 yemek kaşığı yoğurt
    • 1/4 çay bardağı ayçiçek yağı
    • 1 paket kabartma tozu
    • 1 paket vanilya
    • 3,5 su bardağı un
    • 3 adet elma
    • 1 avuç ceviz içi
    • 4 yemek kaşığı toz şeker
    • 1 yemek kaşığı tarçın
    • 4 yemek kaşığı pudra şekeri

    Elmalı Turta Kurabiye Tarifinin Püf Noktası

    Kullanacağınız yumurta ve margarinin oda ısısında olması gerekmektedir. Eğer cupcake tepsiniz yoksa, onun yerine cupcake kalıbı da kullanabilirsiniz.

    Elmalı Turta Kurabiye Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Hamur için gerekli olan un hariç tüm malzemeleri bir yoğurma kabına alın ve unu azar azar ekleyerek yoğurun. Kulak memesi kıvamında yumuşak bir hamur elde edeceksiniz.elmali-turta-kurabiye1
    2. Hazırladığınız hamuru streç filmle kaplayın ve yaklaşık 1 saat buzdolabında dinlendirin.elmali-turta-kurabiye2
    3. İç harcı için elmaları rendeleyin ve yapışmaz tabanlı bir tavaya alın. Ocağın altını açın ve içine robottan çektiğiniz cevizleri ve toz şekeri de ekleyin. Ara ara karıştırarak elmalar suyunu çekene dek yaklaşık 15 dakika bu şekilde pişirin. Ardından tarçını da ilave edip karıştırın ve ocağın altını kapatın.elmali-turta-kurabiye5
    4. Dinlenmiş olan hamuru alın ve merdane yardımıyla ince bir şekilde açın. Bir bardak yardımıyla cupcake tepsinizdeki bölmelere uygun olacak şekilde kesin.elmali-turta-kurabiye3
    5. Bölmelere yerleştirin.elmali-turta-kurabiye4
    6. Artan hamuru tekrar açarak şeritler halinde kesin.elmali-turta-kurabiye6
    7. İçlerine hazırladığın iç harcı doldurun.  Kestiğiniz hamurlarla turtaların üstünü süsleyinelmali-turta-kurabiye7
    8. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişmeye bırakın. Üstleri hafifçe kızardığında turta kurabiyeleriniz pişmiş demektir.
    9. Fırından çıkartın ve soğumalarını bekleyin. Ardından tepsiden çıkartın ve bir servis tabağına alın. Pudra şekeri ile süsleyerek servis edin.elmali-turta-kurabiye8

    Dişlere Leke Veren Yiyecekler

    0
    Dişlere Leke Veren Yiyecekler

    “Dişleri fırçalama, beyazlatma, diş ipi, gargara ve diğer tüm işlemler dişlerimize zarar verebilecek ve lekelendirebilecek şeylerden ancak bir yere kadar koruyabilirler. Bazı besinler var ki sağlık için çok faydalı olmalarına rağmen dişlerin lekelenmesine neden olabiliyorlar. Peki o besinler neler?”

    Limon suyu

    Limon genel olarak çok sağlıklı bir besin olabilir. Ancak sitrik yapısı çok asidik olduğu anlamına gelir ve çok fazla asit dişlerinizin diş minesini aşındırarak onları kırılgan hale getirir, altındaki sarı yüzeyi ortaya çıkarır.

    Pancar

    Pancarların canlı sulu renginin, doğrama tahtanızda uzun süre bıraktığı izleri hatırlayın. İşte pancarlar dişlerinize de aynısını yapar!

    Balzamik sirke

    Balzamik sirkenin yapışkan yapısı, dişlerinizi kavramada gerçekten etkilidir. Bu, yeterince fırçalamazsanız ve diş ipi kullanmazsanız lekelenmeye yol açabilir.

    Çay

    Çayın dişlerinizde kahveden daha kötü lekelere neden olabileceğini biliyor muydunuz? Çayınızı ne kadar koyu severseniz, lekelenmeden etkilenme olasılığınız o kadar artar. Çayın beyaz bir fincanda bırakabileceği lekeleri düşünün ve dişleriniz üzerindeki etkisini hayal edin.

    Köri

    Özellikle tavuk ile çok yakışan sarı bir baharat olan köri, güçlü ve uzun ömürlü pigmentasyon sayesinde dişlerinize çok zarar verebilir.

    Kiraz

    Kirazlar şekerle dolu zengin pigmentli bir besindir. Bu nedenle ağızdaki bakterileri artırır, lekelenmeyi ve diğer diş hasarlarını teşvik eder.

    Domates sosu

    Domatesler parlak renkli ve oldukça asidiktir; değerli dişlerinizin korunmuş beyazlığı için felakete neden olabilecek iki özellik! Emaye erozyonu domateslerde dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir.

    Soya sosu

    Diş hekimleri, soya sosunun diş lekeleri için en kötü gıda maddelerinden biri olduğuna inanırlar çünkü çok koyu ve konsantredir, yemekten sonra ağızda uzun süre kalabilir.

    Poğaçaların En Pofuduğu: Sosuyla Pişen Poğaça Tarifi

    0
    Poğaçaların En Pofuduğu: Sosuyla Pişen Poğaça Tarifi

    Ufak bir püf noktasıyla poğaçalarınız fırından çıktıktan sonra uzun süre yumuşak kalıyor. Nasıl mı? Yapmanız gereken tek şey suyla ıslatıp iyice sıktığınız temiz bir bezi fırından çıkan poğaçaların ilk sıcaklığı geçtikten sonra üzerine örtmek. Farkı gördüğünüzde bu püf noktasını çok seveceksiniz. 

    Sosuyla Pişen Poğaça Tarifi İçin Malzemeler

    • 1 paket yaş maya(42 gram)
    • 1 su bardağı ılık süt
    • 1 yemek kaşığı toz şeker
    • 1 çay bardağı sıvı yağ
    • 1 su bardağı ılık su
    • 1,5 tatlı kaşığı tuz
    • 4,5 su bardağı un
    • 200 gram krem peynir
    • 1 adet yumurta
    • 1/2 su bardağı süt
    • 1,5 su bardağı lor peyniri(arzuya göre rendelenmiş beyaz peynir)
    • 1 tatlı kaşığı pul biber
    • 1 tatlı kaşığı kuru nane

    Sosuyla Pişen Poğaça Tarifinin Püf Noktası

    Fırından çıkan poğaçaların ilk sıcaklığı geçtikten sonra suyla ıslatıp iyice sıktığınız temiz bir bezi üzerine örtün. Böylece poğaçalarınız daha yumuşak olacaktır.

    Sosuyla Pişen Poğaça Tarifi Nasıl Yapılır?

    1. Geniş bir kasede maya, süt, toz şeker, sıvı yağ ve suyu ekleyip güzelce karıştırın. 5 dakika kadar bekletip mayanın aktive olmasını sağlayın.sosuyla-pisen-1
    2. Üzerine unu ekleyin ve yoğurmaya başlayın.sosuyla-pisen-2
    3. Tuzunu da ilave edip, ele yapışan, yumuşak bir hamur elde edin. Elinize yapışıyorsa un ilave etmeyin, bu sert olmasına sebep olacaktır.sosuyla-pisen-3
    4. Hazırladığınız hamurun üzerine streç film kaplayın ve oda sıcaklığında 45 dakika mayalanmaya bırakın.sosuyla-pisen-4
    5. Ayrı bir kasede krem peynir, yumurta ve sütü karıştırın. Hamurun üzerine dökene kadar buzdolabında muhafaza edin.sosuyla-pisen-5
    6. Mayalanan hamurdan 9 beze çıkacak şekilde ayarlayın. Hamuru elinizde açın ve iç kısmına baharatlarla karıştırdığınız lor peynirinden ekleyin. Hamuru kapatın ve yuvarlak şekil verin.sosuyla-pisen-7
    7. Yağlamış olduğun fırın kabına hamurları yerleştirin ve 5-10 dakika kadar yerde mayalanmasına izin verin.sosuyla-pisen-9
    8. Ardından hazırlamış olduğunuz krem peynirli sosu tüm poğaçaların üzerine gezdirin.sosuyla-pisen-10
    9. Her birinin üzerine susam ve çörek otu serpiştirip, 175 derece fırında 35 dakika kontrollü olarak pişirin.sosuyla-pisen-11
    10. Fırından çıktıktan ve ilk sıcaklığı geçtikten sonra nemli  bir bezle üzerini örtün ve oda sıcaklığında ılımasını bekleyin. Sevdiklerinizle paylaşarak afiyetle tüketin.sosuyla-pisen-12

    Her Şey Bizim İçin Oluyor Adlı Çok İlgi Gören Kitabın Yazarı ve iş Kadını Feza Karakaş’ın İkinci Kitabı Mutluluk Projesi

    0
    Her Şey Bizim İçin Oluyor Adlı Çok İlgi Gören Kitabın Yazarı ve iş Kadını Feza Karakaş’ın İkinci Kitabı Mutluluk Projesi

    Mutluluğa 53Adım, özellikle pandemi döneminin yoğun geçen stresli günlerinde okurlara ihtiyaçları olan huzur ve güveni sağlamak için Destek Yayınları etiketi ile raflardaki yerini aldı. Stres, iş hayatındaki zorluklar ve insanı kısıtlayan düşüncelerin farkına varılıp, dönüştürüldüğü ve stres ile başa çıkma yollarının işlendiği Mutluluk Projesi – Mutluluğa 53 Adım isimli yapıt, özellikle Covid-19 zamanında yaşanan depresyonun hafifletilmesi, öfkenin azaltılması, enerjinin ve huzurun artması gibi konulara yaklaşıyor. Bu gelişmeleri de Feza Karakaş’ın uygulayıcısı olduğu The Work yöntemiyle kişinin olumsuz düşüncelerini farkına varması ve dönüştürmesi ile geleceğe daha umutla bakması için uygulayacağı yöntemleriyle işliyor.

    TheWork metodunun yaratıcısı Byron Katie ile 2004 yılında tanıştıktan sonra dünyadaki Sertifikalı The Work uygulayıcıları arasında yer alan Karakaş, Mutluluk Projesi adlı kitabında, okurlara günlük hayatta onları üzen ve başarısız olmalarına neden olan düşünceleri sorgulayarak, dönüştürme ve kendi hakikatlerini bulma ve çekilen acı ve kederi sona erdirebilme yollarını anlatıyor.

    Karakaş, Mutluluk Projesi – Mutluluğa 53 Adım isimli yapıta ilişkin şunları söylüyor: “Mutlu olmak için nelere ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? Şimdi size tüm bu düşüncelerin saçma olduğunu söylesem bana inanmayacaksınız. Ancak açıkladığımda ve içinize yılan gibi çöreklenmiş yanlış hikâyelerin ürünü olan inançlarınızdan sizi kurtardığımda bana hak vereceksiniz. Bu kitap mutluluk ve mutlu olmak hakkında…

    Sizi mutsuz kılan 53 düşünce ve inanç kalıbını fark ederek kırdığınızda hep hayalini kurduğunuz dingin ve özden gelen mutluluğa kavuşacaksınız. Tek yapmanız gereken The Work yöntemine kendinizi bırakmak ve kitaptaki alıştırmaları yapmak. Çözüm bu kadar kolay! Peki işe yarıyor mu? Hem de nasıl! Bu yöntemi kullanan dünya çapında binlerce insan özden gelen mutluluğa ulaştı. Siz neden onlardan biri olmayasınız? Şimdi soruyorum, hayatınızı değiştirmeye hazır mısınız? Cevabınız evet ise bugün cesur bir adım atın ve kitabın sayfalarını çevirin. Sonra da hayatınızın nasıl değiştiğine şahit olun!”

    Feza Karakaş Kimdir?

    Gençliğinden itibaren Mevlana, Ömer Hayyâm ve Hafız gibi Türk kültürünün önemli tasavvuf yazarlarının öğretilerini inceleyen Feza Karakaş, Houston Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye bölümünü bitirdi. Western Connecticut Üniversitesi Psikoloji, Connecticut Üniversitesi Sosyal Hizmetler Master eğitimine katıldı.

    2004Yılında Amsterdam’da Byron Katie ile tanışması sonucu The Work metoduna âşık oldu. 2005 de başlayan The Work eğitiminden sonra 2011 yılında Uluslararası Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı oldu. 2019 yılında kendisi gibi Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı olan eşi Metin Karakaş ile Farkındalık, Meditasyon ve Kabul Atölyesi FMK Bilgelik Atölyesini kurdu. 2019 yılının başından beri FMK Bilgelik Atölyesinde eğitmenlik yapmakta, kurumsal ve özel seminerler vermekte, online workshoplar düzenlemekte, kurslar tasarlamakta ve kitaplar yazmaktadır.

    The Work Metodu Nedir?

    The Work yani Çalışma metodu, Byron Katie’nin geliştirdiği bir öğretiden oluşuyor. Katie, The Work modelini şu sözlerle açıklıyor: Çalışma, size dünyadaki bütün acıların nedeni olan düşünceleri tanımlamayı ve sorgulamayı öğreten basit ama güçlü bir sorgulama sürecidir. Size acı verenin ne olduğunu anlamanın ve sorunlarınızın nedenlerini açıklıkla ele almanın bir yoludur.

    Depresyonun hafiflemesi: Bir zamanlar elden ayaktan düşüren durumları çözün hatta bu durumlarda mutluluk bulun.

    Azalan Stres: Daha az endişe ve korku ile yaşamayı öğrenin.

    Düzelen ilişkiler: Eşiniz, anne ve babanız, çocuklarınız, arkadaşlarınız ve kendinizle derin bağlar ve yakınlık yaşayın.

    Azalan Öfke: Sizi nelerin öfkeli ve kırgın yaptığını anlayın. Daha az sıklıkta, daha az yoğunlukta ve daha az tepkili olun.

    Artan zihinsel berraklık: Dürüstlükle daha akıllı, verimli yaşayın ve çalışın.

    Artan enerji: Daimi bir zindelik ve esenlik yaşayın.

    Artan Huzur: “Olanı Seven biri” nasıl olunuru keşfedin.

    Mutluluk Projesi – Mutluluğa 53 Adım,Feza Karakaş, Destek Yayınları, Kasım 2020, 248 sayfa, 25 TL.

    Sahilde Kabuklu Yemiş Yasağı Büyük Destek Gördü

    0
    Sahilde Kabuklu Yemiş Yasağı Büyük Destek Gördü

    Çöpüne Sahip Çık Vakfı’nın Aksoy Araştırma işbirliğiyle Üsküdar sahilinde gerçekleştirdiği araştırma, Üsküdar Belediyesi’nin uyguladığı kabuklu yemiş yasağı ile ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

    Çöpün azaltılması ve doğru yere atılması konusunda davranış dönüşümü sağlamayı amaçlayan Çöpüne Sahip Çık Vakfı’nın Aksoy Araştırma işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, Üsküdar Belediyesi’nin Küçüksu-Harem arasında uygulamakta olduğu kabuklu yemiş yasağına vatandaşın olumlu yaklaşımını ortaya koydu.

    Üsküdar Meydanı, Salacak ve Paşalimanı sahillerinde anketörler tarafından yüz yüze gerçekleştirilen araştırmada Üsküdar sakinleri ve hafta sonunu sahilde geçirmekte olan diğer vatandaşlara 5 soru yöneltildi. 6 profesyonel anketör tarafından gerçekleştirilen anket çalışmasına iki gün içinde toplam 402 kişi katıldı. %63’ü Üsküdar sakinlerinden oluşan katılımcıların uygulamaya genel olarak destek verdikleri görüldü.

    Ceza uygulamaları doğru anlatıldığında olumlu sonuç veriyor

    Araştırmanın sonuçlarıyla ilgili bilgi veren Çöpüne Sahip Çık Vakfı Genel Müdürü Emrah Bilge: “Araştırmamızın sonuçları olumsuz algılanabilecek ceza uygulamalarının gerekçelerinin topluma doğru anlatılması durumunda büyük fayda sağlayacağını ortaya koyuyor” dedi. Asıl önemli olanın cezanın hiç uygulanmasına gerek kalmadan kurala uyma alışkanlığının yaygınlaşması olduğunun altını çizen Emrah Bilge “Ceza uygulamaları başlangıçta caydırıcı unsur olmakla beraber zaman içinde doğru davranışın yerleşmesini ve aslında cezaya gerek kalmamasını sağlayacak” diye konuştu. Emrah Bilge ayrıca araştırma sonuçlarına göre, ceza uygulamasını takiben Harem-Küçüksu arasındaki sahil şeridinde belediye temizlik çalışmalarının kolaylaştığını ve daha temiz bir çevre sağlandığının görüldüğünü sözlerine ekledi.

    Sahildekilerin %74’ü bölgedeki ceza uygulamasının etkili olduğunu düşünüyor

    Araştırma sonuçları sahilde zaman geçirenlerin %71’inin ceza uygulamasından haberdar olduğunu ortaya koyuyor ve vatandaşların %74’ü uygulamayı yerinde buluyor. Araştırmanın en çarpıcı sonucunu ise vatandaşların %96’sının bu uygulamanın Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasını istemesi oluşturuyor. Araştırmanın sonuçları uygulamanın önce İstanbul, ardından da Türkiye genelinde yaygınlaştırılması için umut verici bir tablo çiziyor ve toplum desteğinin alınabileceğini gösteriyor.

    Ceza uygulaması neyi kapsıyor?

    Üsküdar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, Temmuz 2020’de vatandaşların sıklıkla ziyaret ettiği Harem-Küçüksu arasındaki sahil şeridinin temiz tutulması için kabuklu yemiş yenmesini yasakladı. Üsküdar Belediyesi bu gerekçeyle Kabahatler Kanununun 41. maddesinde yer alan ve 2020 yılında 61 TL olan çevreyi kirletme cezasını kabuklu yemiş yiyerek çevreyi kirletenlere uygulamaya başladı. Belediye yetkilileri uygulamanın sahilin temizliğine önemli katkısı olduğu bilgisini verdi.

    Editöre Notlar:

     Sahilde vakit geçirenlerin %98’i buralarda çevreye çöp atılmasından rahatsızlık duyacağını belirtti.

     Sahildekilerin %71’inin Üsküdar Belediyesinin kabuklu yemiş yiyenlere yönelik uyguladığı cezadan haberdar olduğu görüldü.

     Üsküdar’daki ceza uygulamasının etkili olmadığını düşünen %26’lık grubun %88’inin, cezanın Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasını tercih etmesi dikkat çekicidir. Bu durum, vatandaşların Türkiye genelinde bir ceza uygulamasının etkiyi arttıracağına inandığını düşündürüyor.

    Sevgililer Günü

    0
    Sevgililer Gunu

    Özgür ansiklopedi Vikipedi’ ye göre, her yılın 14 Şubat günü pek çok ülkede kutlanan özel bir gündür Sevgililer günü

    Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanarak ortaya çıkan bu gün, Valentine  ismindeki bir din adamının adına ilan edilmiştir ve Valentine, Batı medeniyetlerinde, “hoşlanılan kişi, sevgili” anlamında kullanılmaktadır. İsveç almanağında ise, 14 Şubat Valentine olarak belirtilmiştir ve Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılırken, yine aynı dönemler Zeus ile Hera‘nın kutsal evliliğine adanmıştır.

    Antik Roma‘da ise; 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus‘un onuruna, Lupercalia günü olarak kutlanmaktaydı ve bu günde, Lupercus’un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus’u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde kadınların doğurganlıkları kolaylaşacaktı.

    1908 tarihli Katolik Ansiklopedisi‘ndeki eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş üç tane Aziz Valentine geçmektedir:

    Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı tarihi dokümanlarda hiç geçmezken kimi tarihçilere göre bu durum sadece bir efsanedir. 1969 yılında ise, kilise takviminden Aziz Valentine günü çıkarılmıştır.

    Orta Çağ

    Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa‘da ve İngiltere‘de 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinirdi. Günün bu aşk dolu özelliği sebebiyle de sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar verirdi ve bu notlarda aşıklar birbirlerine Valentine diye hitap ederlerdi.

    Hristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmekte, bu efsanelerde geçen olayların; Valentine’ nin, öldürüleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine “Valentine’ninden” imzalı bir aşk notu vermesi ve Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde; gizlice evlenmelerine yardım etmesi olduğuna inanılmaktadır.

    Sevgililer Günü kartı

    Bunca mitolojik ve tarihi evreden sonra günümüzde bugünün nasıl algılandığına gelecek olursak; 1800’ lü yıllarda Amerikalı Esther Howland‘ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı bu toplumsal olayın doğal sonucu olarak işin ticari yönü çok fazla önem kazanmış, sevgililer günü tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem haline gelmiştir.

    Sevgilisi olmayanların duygusal anlamda özel buldukları insanlara bu günde bir işaret göndermesi, sevgilisi olup yine bu günde sevdiği insana, eşine hediyeler aldığı; çiçek, çikolata ve hediye alış-verişiyle sevgilerin taçlandırıldığı, başbaşa yenilen yemeklerin, ve o geceyi her şekilde özel kılmayı tercih eden çiftlerin çabası gerçekten dikkat çekici boyutta artık…

    Bazı çiftlerin, bu güne özel, cinselliği ön plana çıkaran kıyafetler ve iç çamaşırı aldığı, tutkuyla günü kan kırmızısına çevirdiği de görülmektedir. Hazır bu kadar aşka gelmişken o gün edilen evlenme tekliflerinin sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur tahmin edeceğiniz üzere…

    Sevgiyi bir güne sığdırmayan ve bugünün mantığına uyum sağlayamayan Suudi Arabistan’da resmi olarak da sevgililer günü kutlamasında kullanılan ürünlerin satışı yasakken; Özbekistan, Türkmenistan, Malezya, Endonezya, İran ve Pakistan’da Sevgililer günü kesinlikle kutlanmamaktadır.

    Dünyayı, teoride bugünün manasının ne olduğunu ve genel geçer duyguların şöyle bir üzerinden anlatım sürecini tamamladığımıza göre, gelelim benim düşüncelerime…

    Bence hayatta tek bir gün var insanoğlunun yaşarken kendini sevgi dolu hissedebileceği. Doğumgünü!

    O gün size bahşedilmiş hayatın ilk ve ömür hanenizde kaç tane kutlanacak yeni yaş gününüz varsa o kadarının hatırlanmasını değerli kılacak tek gündür. O gün varolmasaydınız diğer özel addedilen günleri yaşayabilecek miydiniz? Hayır!

    Bakın ne diyorum biliyor musunuz?

    Sevme ve sevilme kavramını tek bir manaya sığdırmayın lütfen. O kadar kıymetli ve o kadar eşsiz bir duygu ki sevmek; onu lütfen bir kişiye, bir an’a, bir hediyeye, maddesel boyutta bir yere oturtmayın onu.

    Şöyle düşünün bir de! Bu yıl yanınızda olan sevgiliniz belki gelecek yıl aynı gün değil yanınızda, hayatta bile olmayacak.

    Çok sevdiğiniz, uğruna herşeyden vazgeçtiğiniz ve hatta canınızı hiçe saydığınız insanlar hala yanınızda mı peki? Yanyana, can canaysanız çok şanslısınız elbet, hiç ayrılmasın elleriniz,ruhlarınız, canlarınız ama onca muazzam duygudan sonra ayrı olanlara bir bakın! Kapatın o zaman gözlerinizi. Kimler geçti hayatınızdan şu yaşınıza kadar? Ve siz ne kadar önem veriyorsunuz yolda aşkla aynı sakinlikte adım atmaya sevdiğinizle?

    O mutlu olsun diye herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünerek sevdiğiniz insanın mutluluktan çıldırmasına ramak kalan günler var mı şu zamana kadar harcadığınız ömrünüzde? Ona sımsıkı sarılıp her türlü dertten kurtulduğunuzu, bedeninizin en ücra köşesinde kalan hücrenizin bile sevdayla duyumsadığı olduysa ahir vakitlerde, ne olur takılmayın bir güne sıkıştırılmış totemlere.

    Aşkın içindeki aşka bu 14 Şubat’ta başka bir gözle bakın. Sevdiğiniz var ya da yok. Birlikte olduğunuz, olamadığınız, yangınınız, aleviniz, suyunuz ve hatta kelimelere dökemediğiniz her kim varsa, Şubat’ın ortasındaki çerçeveli tabloya koymayın onları,

    Özgürce yaşayın tüm duygularınızı. İçinizde çırpınan kuşları unutmayın asla.

    Yeri gelir cebinizde 5 kuruş paranız olmaz ama siz tüketim kültürüne esir olup o güzel bakışlarınızı esirgemeyin sevdiğinizden.

    Bu sene başka türlü bakın o güne. Cebinizi ve ruhunuzu delmesin aşk. Yanın, yakın, dönün, pervane olun aşk yolunda ama sakın keşke’lere beşik yapmayın pamuk kalbinizi.

    AŞK’A AŞIK BİR KADINDAN, AŞKIN ‘M’ HALİNE VARAN HERKESİN TUTSAKSIZ; ZAMANSIZ, ÖZGÜRCE VE EN ÖNEMLİSİ, MÜTHİŞ BİR SAMİMİYETLE AŞKA DEMİR ATIP KALMASINI DİLİYORUM.

    OLDUĞUNUZ YERDE  HERŞEYİ VE HERKESİ KUCAKLAMANIZI RİCA EDİYORUM.

    VE O GÜNÜ KENDİNİZ İÇİN YAŞAYIN. AKLINIZDAN ÇIKMASIN HİÇ EN BÜYÜK SEVGİLİNİN, İNSANIN KENDİSİ OLDUĞU. KUTLU OLSUN HER CAN’A GÜN…

    Aşkın tılsımı ve büyüsü sarsın herkesi.

    Kıpkırmızı bir alev topunun aydınlığında kalın. Sev’iyle…Sevgiyle.

    Arsal ŞEN
    Arsal ŞEN

    Twitter

    Instagram

    Arsalsen.com

    Destekleri Memnuniyetle Karşılayan Yeme-İçme Sektöründe Gözler İşletmelerin Açılmasında

    0
    Destekleri Memnuniyetle Karşılayan Yeme-İçme Sektöründe Gözler İşletmelerin Açılmasında

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeme-içme sektörüne yönelik desteklerin çok önemli olduğunu belirten sektör temsilcileri, özellikle orta ve büyük işletmeler için kurtuluşun “açılmaktan” geçtiği görüşünde.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada, “Lokanta, restoran ve kafe gibi sektörlerde alınan tedbirler nedeniyle faaliyetleri kısıtlanan, 2019 cirosu 3 milyon lira ve altı olan, gerçek usulde vergilendirilen ticari işletmelere destek ödemesi yapacağız. Cirosu 2020 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 50 ve daha fazla azalan işletmelerimize 2 bin liradan az ve 40 bin liradan fazla olmamak üzere ciro kaybının yüzde 3’ü oranında destek ödemesi yapacağız.” ifadelerini kullandı.

    Yeni müjdeyle ilgili açıklamalarda bulunan sektör temsilcileri, desteklerin özellikle küçük esnafa can suyu olabileceğini ancak orta ve büyük ölçekteki işletmeler için çarenin açılmaktan geçtiğini bildirdi.

    “İŞLETMELERİN FAALİYETLERİNİ SÜRDÜREBİLMESİ İÇİN AÇILMASI GEREKİYOR”

    Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, hükümetin yeme-içme sektörünü unutmamasının çok önemli olduğunu belirterek, açıklanan desteklerin mutluluk verici olduğunu söyledi.

    Orta ve büyük ölçekli işletmelerde ciro kaybının çok yüksek olduğunu ve bu restoranların paket servisle hayatını sürdürmesinin mümkün olmadığını dile getiren Bingöl, “Özellikle küçük esnafa can suyu olacak bu destekler için çok teşekkür ediyoruz. Ancak sektörde faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerin faaliyetlerini sürdürülebilmesi için ilk fırsatta açılması gerekiyor.” dedi.

    “HES KODU YETERLİ DEĞİLSE GÜVEN BELGESİ ALAN İŞLETMELER AÇILMALI”

    Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ile yaptıkları iş birliği kapsamında restoranlarda sağlıklı ortamların geliştirilmesi, hijyen koşullarının sağlanması ve enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasına yönelik iş birliği protokolü imzaladıklarını hatırlatan Bingöl, “HES kodunun önlemler için yeterli olmadığı düşünülüyorsa güven belgesi alan işletmeler açılmalı. Katı kurallar getirilmeli ve buna uymayanlar gerekirse kapatılmalı.” diye konuştu.

    Bingöl, kira yardımı ve benzeri desteklerin tüzel ve şahsi işletmelere verildiğini kaydederek, şirket adına kayıtlı işletmelere de bu desteğin verilmesi çağrısında bulundu.

    “KDV İNDİRİMİ SÜRMELİ, SGK PRİMLERİ ALINMAMALI”

    Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise restoran, kafe ve lokanta sektörünün desteklenmesi konusunda alınan bir kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanmasını “sektöre verilen önem” açısından çok önemli bulduklarını söyledi.

    Söz konusu desteklerin özellikle küçük esnaflara yönelik olduğunu ve onların yaralarına bir nebze de olsa merhem olabileceğini dile getiren Demirer, kendilerinin ise açılmayı beklediklerini bildirdi. Demirer, 15 Mart’ta yasaklar başlayalı bir yıl dolacağını, bu sürede 7 ay kapalı kalmış olacaklarını, açık kaldıkları dönemi de kısıtlamalarla geçirdiklerini anlatarak, şu taleplerde bulundu:

    “Şu anda restoranların açılması konusunda olumlu bir gelişme yaşanacağını öngörmüyoruz. Orta ve büyük ölçekteki işletmeler ile kurumsal firmalar sektörde en yüksek istihdamı sağlıyor ve en çok vergiyi veriyor. Ne zaman açılacağız bilmiyoruz ancak açtıktan sonra 2021 sonuna kadar KDV indirimine devam edilmeli, işçi ve işveren için SGK’ya ödenen primler alınmamalı. 2021’den sonra sektöre verilen bu desteklerin karşılığı mutlaka alınır. Ayrıca şubatta ilk taksiti dolacak olan yapılandırmaların ödemeleri en az hazirana kadar ertelenmeli.”

    “SON DERECE ANLAMLI DESTEK”

    Gastronomi Turizm Derneği Üyesi Ahmet Sait Tütünci de, desteğin son derece anlamlı olduğunu belirterek, “Binlerce esnafa adeta can simidi gibi gelecek bu destekler çok önemli.” dedi.

    Salgın sürecince kapalı kalan esnaf için nakdi yardımların ve hibelerin sektör için ümit verdiğini dile getiren Tütünci, restoranların açılması konusunda da talepte bulundu.