Devamı
    Ana Sayfa Blog Sayfa 272

    Kadınların yeni korkusu “Tuzluk Sarkması”

    0
    Kol sarkması

    Kadınların yeni korkusu “Tuzluk Sarkması”

    Bilmem biliyor musunuz, bu özellikle kadınlarda çok sık görülen bir şey. Ani kilo alıp verme, hareketsizlik, hamilelik, kötü beslenme ve tuz tüketimi bu “Kol Sarkması” na sebep oluyor. Adı da yemeğe tuz dökerken yaptığımız kol hareketinden geliyor. “TUZLUK SARKMASI”

    “Kollarımda ‘Tuzluk Sarkması’ var ve onların sıkılaşmasını sağlamak istiyorum” diyorsanız bu mümkün

    Geçtiğimiz hafta muhteşem bir açılış ile Emaar Square AVM‘de hizmete açılan Aysun Kaya Beauty lansmanında Feryal Gülman‘ın ev sahipliğini yaptığı çay sohbetinde  “Güzellik uygulamalarındaki gelişen son teknoloji ve doğru bildiğimiz yanlışlar” cemiyetin ünlü hanımları ve basın mensuplarının katılımı ile konuşulmuştu.

    Aysun Kaya Beauty firma sahibi Aysun Kaya “Hedefinin kadınlara kendilerini daha

    Aysun Kaya Beauty firma sahibi Aysun Kaya

    sağlıklı, daha mutlu ve özgüvenli hissettirecek uygulamalar yapmak” olduğunu dile getirdi ve “Sıkı kaslara sahip olduğumuz zaman vücudumuz güzel görünür ve kendimizi iyi hissederiz. Ama zaman içinde, genellikle de 30’lu yaşlardan sonra, yavaş yavaş kollarda sarkmalar ortaya çıkar. Bunun sebebi hareketsizlik, kilo alma, hamilelik, ani kilo kaybı, hormonal değişiklikler, kötü beslenme vb. olabilir. Vücudumuzun diğer bölgelerinde oluşan sarkmaların yanı sıra, en can sıkıcı bölgelerden biri kollardır. Kollarda sarkmalar görülmesi üzücü olabilir ve kıyafet seçerken hoş olmayan görüntüsü yüzünden zor durumda kalabilirsiniz. Kollarda sarkmalar, kolajen ve elastin liflerin azalmasına bağlı olarak derinin sıkılığını yitirmesi sebebiyle oluşur. Bu durum deriyi ve kasları gevşek hale getirir.” dedi.

    “VelaShape” uygulaması ile kol sarkmalarına son

    Cerrahi müdahale olmadan, son derece konforlu uygulanan Velashape, gözle görülür sonuçla incelme ve vücut şekillendirme sağlıyor. Son teknoloji olan velashape, sıkılaşma, selülit problemleri, bölgesel zayıflama ve incelmenin yanı sıra çatlak görünümünü hafifletmekte de etkilidir. İncelme, sıkılaşma ve selülit gidermede kullanılan, FDA (ABD’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı; gıda, diyet eklentileri, ilaç, biyolojik medikal ürünler, kan ürünleri, medikal araçlar, radyasyon yayan aletler, veteriner aletleri ve kozmetiklerden sorumlu bürosu) onaylı, cerrahi müdahale gerektirmeyen ve %97 hasta memnuniyeti ile sonuçlanan bir işlemdir. Velashape’in en büyük özelliği çok kısa sürede uygulanabilmesi ve seans aralığının geniş olmasıdır. İlk etapta haftada 1 i daha sonra 15 günde son seans kapanışları ile uygulanmaktadır.

    Velashape teknolojisi vücudun tüm bölgelerine uygulanabiliyor

    En çok uygulanan bölgeler kol- bacak, iç bacak, karın ve basen bölgeleridir. Hastalar bu bölgelerinde hızlıca cilt kalitesinde iyileşme ile karşılaşır. Hamilelikten sonra hızlı kilo alıp verme dönemine girildiğinde velashape, cilt toparlamasına hızlıca katkıda bulunur.

    Uygulama sırasında herhangi bir acı hissedilmez. Vakum özelliğinden dolayı masaj etkisi hissedilir. Radyo frekanstan dolayı da biraz sıcak hissiyatı oluşur.

    Vakumlu bir terapidir. Ve bu vakumlu terapi yöntemi sayesinde yağ hücrelerine radyo frekansın daha iyi iletilmesini sağlar. Vücudumuzda bulunan ödemin azaltılmasına yardımcı olur. Doğumdan sonra oluşan sarkmaları sıkılaştırıcı ancak doğumdan 2 ay sonra bu işlem yaptırılabilir.

    Türkiye’de Yaklaşık 12 Kadından Biri Meme Kanseri

    0

    Türkiye’de Yaklaşık 12 Kadından 1’i Meme Kanseri

    Koç Üniversitesi Hastanesi, Artlab Salonu’nda “Meme Kanserinde Sağlıklı Beslenme ve İyi Yaşam” paneli düzenlendi. Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Murat Aksoy, Meme Cerrahı Doç. Dr. Ece Dilege, Uzm. Dyt. Tuğçe Aytulu ve Uzm. Dyt. Dilara Koçak’ın katılımıyla düzenlenen etkinlikte, beslenme ve meme kanseri ilişkisinin yanı sıra kanser riskini azaltmak için yaşam önerileri konuşuldu.

    Erken teşhis ile kanserin tam tedavisi mümkün

    Tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin konuşulduğu panelde, hastalığa dair detaylı bilgiler paylaşıldı. Türkiye’de yaklaşık 12 kadından 1’inin meme kanseri olduğu, her geçen sene Batıdaki sıklığa biraz daha yaklaşıldığı, meme kanserinin gençlerde de görülebildiği ve yaşa uygun yapılan düzenli kontrollerle erken teşhisin ve kanserin tam tedavisinin mümkün olduğu vurgulandı.

    Meme Kanseri Riskini Artıran Birçok Faktör Var

    Koç Üniversitesi HastanesiMeme Kanserinde Sağlıklı Beslenme ve İyi Yaşam” paneline katılan uzmanlar, hormonal ve ailesel risk faktörlerin değiştirilemeyeceğine, ancak yaşam şeklinde ve alışkanlıklarda yapılacak değişikliklerle meme kanseri riskinin azaltılabileceğine vurgu yaptı. Uzmanlar sağlıklı beslenme ve kilo kontrolünün yanı sıra düzenli fizik egzersiz ile sigara ve alkol tüketilmemesinin meme kanseri riskini azaltmada en önemli etkenler olduğunu belirtti. Panel katılımcılarına meme kanseri riski ve taraması konusunda bilgi verilirken, kanserden korunmak için beslenme yöntemleri, ne sıklıkta, hangi egzersizlerin yapılması gerektiği uzmanlar tarafından aktarıldı.

    Sağlıklı bir beslenme planı meme kanserini önleyebilir mi?

    Sağlıklı beslenmenin, bazı kanser türlerinin yanı sıra diyabet, kalp hastalığı ve felç riskini azalttığı birçok çalışmada gözlemlenmiştir. Mayoclinic de yer alan bilgilere

    Akdeniz diyeti

    göre, örneğin Akdeniz diyeti uygulayan kadınların meme kanseri olma riskinin diğer kadınlara göre daha düşüktür. Akdeniz diyeti, çoğunlukla meyve ve sebzeler, kepekli tahıllar, baklagiller bitki bazlı yiyeceklere odaklanmaktadır. Akdeniz diyeti, belli bir süreçte uygulanan kilo verme diyeti değil; zeytinyağı, tereyağı gibi sağlıklı yağlar, sebzeler ve balık ağırlıklı bir beslenme biçimidir.

    Araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin, yüksek risk altındaki kadınlarda bile meme kanseri riskini azaltabileceğini göstermektedir

    Meme kanseri riskini azaltmak için yaşam tarzında yapılabilecek değişiklikler şöyle sıralanabilir:

    Alkolü sınırlayın – Ne kadar çok alkol alırsanız, meme kanseri olma riskiniz o kadar artar. Alkolün meme kanseri riski üzerindeki etkisi üzerine yapılan araştırmalar, periyot ve dozaj için doktora danışarak alkolün sınırlandırılmasını tavsiye etmektedir.

    Sigara içmeyin – Çalışmalar, özellikle menopoz öncesi dönemde sigara kullanımı ile meme kanseri riski arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir.

    İdeal kilonuzda kalmaya çalışın – Aşırı kilolu veya obez olmak meme kanseri riskini arttırır. Özellikle de menopozdan sonra aşırı kilo alımı olması durumunda kanser riski artmaktadır.

    Aktif olun – Fiziksel aktivite, sağlıklı kilonuzu korumanıza ve meme kanserini önlemenize yardımcı olabilir. Bunun için, haftada en az 75 dakika aerobik aktivite ve ayrıca haftada en az iki kuvvet antrenmanı tavsiye edilir.

    Emzirin – Emzirme, meme kanserinin önlenmesinde rol oynayabilir. Ne kadar uzun süre emziriyorsanız, koruyucu etki o kadar büyük olur.

    Hormon tedavisi süresi – Kombinasyon hormon tedavisi üç ila beş yıldan uzun sürerse meme kanseri riskini arttırır. Menopoz nedeniyle hormon tedavisi alıyorsanız, doktorunuza diğer seçenekleri sorun. Semptomlarınızı hormonal olmayan tedaviler ve ilaçlar ile yönetebilirsiniz. Kısa süreli hormon tedavisi yararlarının risklerden fazla olduğu durumlarda, size uyacak en düşük dozu kullanın ve doktorunuzun hormon aldığınız süreyi izlemesini sağlayın.

    Radyasyona ve çevre kirliliğine maruz kalmaktan kaçının – Bilgisayarlı tomografi gibi tıbbi görüntüleme yöntemleri yüksek doz radyasyon kullanır. Bazı araştırmalar, meme kanseri ile radyasyona maruz kalma arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Yalnızca, mutlaka gerekli olduğunda bu tür testler yaparak, maruz kalma riskini azaltın.

    Evdeki Şifacı – Aloe Vera

    0

    Evdeki Şifacı – Aloe Vera

    Bu bitkinin anavatanı Güney Afrika olmakla birlikte, Madagaskar ve Güneybatı Asya‘nın kurak bölgelerinde de yetişmektedir. Batı’da ve ülkemizde genellikle bir ev bitkisi olarak kullanılmaktadır.

    300’den fazla türü olduğu söylenen Aloe’nin en popüler türü, dekorasyon dışında kozmetik ve ilaç endüstrisinde yaygın olarak kullanılan Aloe Vera’dır. Bunun nedeni yapraklarında bulunan jeldir.

    Aloe Vera Jeli

    Sağlığımıza son derece faydalı olan yaklaşık 75 farklı vitamin, amino asit, mineral ve enzime sahiptir. Sık sık, yanık ve yaralanma gibi çeşitli sağlık sorunlarına

    yardımcı olan özellikleri nedeniyle yetiştirilmekte olup, yapraklarındaki jel, doğal bir yüz ve saç maskesi olarak da kullanılmaktadır.

    Kleopatra’nın güzellik sırrı

    Tarihte ilk defa, 1862 yılında, ünlü Alman araştırmacı ve arkeolog George Ebers, Aloe bitkisini, MÖ.3500 yılından kalma, doğal ilaçlar üzerine yazılmış bir papirüs el yazmasında keşfetmiştir. Edindiği bilgilere göre Aloe Vera, Kraliçe Nefertiti ve Kleopatra’nın güzellik sırlarından biriydi.

    Lilyum ailesine ait olan Aloe Vera yaklaşık bir metre yüksekliğe kadar büyür ve ilkbaharda güzel renkli çiçekler açar. Bahçede yetiştirmeye çok uygundur, ancak çoğunlukla bir ev bitkisi olarak kullanılmaktadır.

    Aloe Vera çok fazla ışık ve sıcaklığa ihtiyaç duyar

    Aloe Vera Gece ve gündüz sıcaklık farklılıklarının büyük olduğu, sıcak ve kuru iklime sahip bölgelerde yetişen bu bitki, kışın en iyi 10-12 santigrat derecelerde yaşar ve 6 dereceye kadar dayanabilir. Ancak, yakınında bir ısı kaynağı bulunmalıdır ve tercihen – doğrudan güneş ışığı almayan – bir pencere yakınında durabilir. Mayıs ve Eylül ayları arasında, açık havada ve geniş bir gölgede tutulabilir.

    Yaprakların rengi ve nemi takip edilmeli

    Sulama – Aloe Vera orta derecede nemli toprağı sever. Bu nedenle ilkbaharda nemli tutmaya çalışın. İki sulama arasında toprağın kuruması beklenmezse bitki çürüyebilir. Yapraklarında büyük miktarda su depoladığı için, kışın pasif döneme girdiğinde çok az neme ihtiyaç duyacaktır. Bu dönemde sulama en aza indirilmeli. Yaz aylarında hafta 2, kışın da haftada bir kez yeterli olacaktır. Bitki kesinlikle çeşme suyuyla sulanmamalıdır. Yaprakları iyi gözlemlenmeli. Kuru oldukları ve kahverengiye dönmeye başladıkları fark edilirse, o zaman çok kuru kalmış demektir.

    Toprak – Aloe Vera orta derecede beslenmeli ve saksıda suyun akabileceği bir drenaj deliği bulunmalıdır. Drenaj etkisini arttırmak için saksı dibine biraz çakıl koyulabilir. Nisan ve Eylül ayları arasında, sulama yapılan günlerde biraz gübre de verilebilir. Yılda bir kez, Nisan ayında toprağı değişmelidir.

    Bitki en az 2 yaşına gelmeden çoğaltılmamalıdır

    Çoğaltma – Çoğaltmada kullanılan yapraklar bitkinin kendi kökünden alınır. Su dolu bir kapta 10 gün kadar bekletilir. Kök filizleri çıktığından Aloe yaprağı bir saksıya yerleştirilir.

    Böcekler – Aloe Vera böcek vb. zararlılara karşı nispeten dirençlidir, ancak yine de yaprak bitleri ve sinekler büyümesini etkileyebilir. İhtiyaç görüldüğünde doğal ürünlerle bitkinin temizlenmesi gerekir.

     

     

    Mezoterapi İle Mükemmel Görünümlü Bir Vücut

    0
    mezoterapi

    Mezoterapi İle Mükemmel Görünümlü Bir Vücuda Sahip Olabilirsiniz

    Beslenmemize dikkat etsek de, diyet yapsak da, spor yapsak da, vücudumuzun bazı bölgelerindeki fazlalıklardan, çatlak izlerinden, portakal kabuğu görünümden bir türlü kurtulamayız. Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, çatlak izlerinden, selülitlerden kurtulmak, fit görünmek ve bölgesel yağlanmada etkili mezoterapi yöntemi hakkında bilgi verdi.

    Bölgesel zayıflama uygulamalarında, selülitleri gidermede, hamilelikte oluşan çatlakların onarımında, gıdının toparlanmasında ve yüz gençleştirme işlemlerinde daha çok mezoterapinin tercih edildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “Bu yöntemde amaç sorunlu bölgeye küçük dozlarda ilaç enjekte ederek yağ hücrelerini azaltmaktır. Cilt altına enjekte edilen ilaç sayesinde, dolaşımda düzelme ve lenfatik sistemde canlanma artıyor. Hücre içi yağ metabolizması hızlanıyor. Böylece cilt altı yağ dokusunda yağ hücre sayısı azalarak serbest kalmış yağ asitleri dolaşımla vücuttan atılıyor.” dedi.

    Selülit tüm kadınların korkulu rüyası

    Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp: “Derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden olan ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkan tıp dilinde ‘hidrolipodistrofi’ denilen selülit, genç-yaşlı tüm kadınların korkulu rüyasıdır. Selülite zemin hazırlayan genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam gibi pek çok faktör var. Selülitlerinden kurtulmak ve pürüzsüz bir vücuda sahip olmak isteyenler için Revitacare CelluCare’in içeriğinde yer alan kafein ve mikro besinler yardımı ile enzimlerin aktivasyonunu maksimize ederek selülitsiz bir görünüm sağlamaya yardımcı oluyor. İçeriğindeki lipolitik etken maddelerle yağları enerjiye çeviriyor. Mikro dolaşımı ve lenf drenajını destekliyor, kutanöz dokunun dış görünümünü iyileştirmeye ve depolanan yağları azaltmaya yardımcı oluyor. Özel formülüyle portakal kabuğu görünümünden sorumlu tutulan kümeler halindeki yağ hücrelerini hapsederek, Hyaluronik Asit içeriğiyle hücre zarlarını hidrolize ediyor. Revitacare CelluCare, içeriğindeki hyaluronik asidin nemlendirici özelliğiyle cilde daha yumuşak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor.” diye belirtti.

    Siluetin dış hatlarının yeniden belirlenmesini sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “Cilt dokularına ton kazandıran, cildin elastikiyetini artıran, cilde genç ve taze bir görünüm sağlayan Revitacare StretchCare; nemlendirme ve yeniden yapılandırma özelliğiyle hyaluronik asit, cildi destekleyen sıkılaştırıcı etkiye sahip DMAE, cildin doğal savunma mekanizmalarının serbest radikallere karşı güçlenmesine katkı sağlayarak, cilde daha genç ve berrak bir görünüm kazandıran mikrobesinler ve vitamin B5 içeriği ile mükemmel görünüm sağlıyor” dedi.

    4-6 seans sonunda gözle görülür etki

    Gıdı, bacaklar, karın ve mide bölgesi, yanlar, sırt, kollar, alt bacak olacak şekilde bölgesel yağlanma olan yerlere uygulandığını belirten Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp “Hekim tarafından yapılan uygulamalar hastanın durumuna göre farklı seans sıklıklarında gerçekleştiriliyor. İki hafta süreyle haftada iki seans ve daha sonra bir ay süreyle haftada bir seans uygulama ile gözle görülür bir etki sağlanıyor. Vücudun toparlanmasına ve ince bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Yüz ve vücutta yer alan tüm çatlak izleri ve elastikiyet kaybı için uygulanan Revitacare StretchCare ise duruma göre 8 ya da 10 gün aralıklarla 4-6 seans olmak üzere uygulandığında gözle görülür bir etki sağlıyor. Uygulama sonrasında hasta normal günlük hayatına devam edebilir.  Bakım ve onarım kürü sonunda ciltteki hassasiyet geçtikten sonra hastanın güneşlenmesinde bir sakınca yoktur.” dedi.

    Sıkı Kalçalar İçin En Etkili Egzersizler

    0

    Sıkı Kalçalar İçin En Etkili Egzersizler

    Kalçaları sıkılaştırmak ve güzel şekillendirmek için kalçaların kas kütlesini arttıran birkaç egzersiz vardır.

    Bu yazıda, yer ve zaman derdi olmadan, araç gereç kullanmadan, dolaylı ve doğrudan kalçanızın kas kütlesini artırmanıza yardımcı olacak birkaç egzersizden bahsedeceğim. Varsa, spor planınıza ekleyebilir ya da sadece kalçanıza şekil vermek adına bir rutin oluşturabilirsiniz. Bu egzersizleri yapmak için her zaman evde veya spor salonunda olmanıza gerek yok. Günlük işlerinizi yerine getirirken de egzersiz yapabilirsiniz.

    Eğitmen yardımı olmadan spor yapabilir miyim?

    “Benim bir spor planım yok, ama planlı çalışmak istiyorum.” Diyorsanız mutlaka bir uzmana danışmanızda fayda var. Vücudunuza en uygun egzersiz planlarını deneyimli bir eğitmenden almak ve eğitmenle birlikte çalışmak sizi olası sakatlıklar ve sağlık sorunlarından da koruyacaktır.

    Eğitmensiz çalışacaksanız ve ağır egzersizler yapmayacaksanız birkaç konuda bilgi edinerek kendi planınızı oluşturun. İyi bir egzersiz planı, sağlıklı bir beslenme ve yeterli uyku rutiniyle desteklenen plandır.

    Isınarak başlayın

    Herhangi bir egzersize başlamadan önce kaslarınızı mutlaka biraz ısıtmanız gerekir. Isınma, kalp atış hızını ve kan dolaşımını kademeli olarak artırarak vücudu egzersiz için hazırlar, eklemleri gevşetir, kaslara giden kan akışını arttırır yaralanmaları önler. Isınmanın en kolay yolu 5-10 dakika orta hızlı yürüyüş olabilir. Yürüyüşün hemen ardından kolları, bacakları, sırtı, boynu ve beli birkaç tekrarla esnetin.

    İp atlama en yararlı egzersizlerden biridir

    Egzersiz öncesi ısınmak için istifade edebileceğiniz ip atlama, aynı zamanda kalça, uyluk ve alt baldır şekillendirmeye yardımcı olur. Birkaç atlamayla başlayıp gün geçtikçe artırabilirsiniz. Bu egzersizi ip olmadan, parmak uçlarınızda zıplayarak da yapabilirsiniz.

    Merdivenleri kullanın

    Meşgul insanların bile yapabileceği bir egzersizdir merdiven çıkma ve inme. Asansör yerine merdivenleri seçin. Nefes nefese kalmadan ve kalbinizi zorlamadan merdivene alışın. Zamanla kademeli olarak basamak sayısını artırın.

    Her geçen gün çıktığınız merdiven sayısını kademeli olarak artırın. Merdiveni hem inmek hem çıkmak farklı kas gruplarının gelişimini etkiler ve muhakkak poponuzun sıkılaşmasına yardım eder.

    Egzersiz yapmazken bile kalça kaslarınızı sıkıp gevşetin

    Bekleme durumunda iken ayakta beklemeyi tercih edin. Gişede, asansörde, trafik ışıklarında… beklerken kalça kaslarınızı sıkıp gevşetin. Bunu yürürken de yapmayı unutmayın.

    Egzersizlerin kralı: Squat

    Ona egzersizlerin kralı denmesinin nedeni birçok kas grubunu aynı anda çalıştırıyor olmasıdır. Diğer hareketlerde tek bir kas grubuna çalışırsınız. Squat yaparken önce kalça olmak üzere, alt karın, ön, arka ve alt baldır kaslarınız aynı anda çalışır. Yaklaşık 15 farklı stili olan bu çömelme egzersizinde dumbbell ve barbell gibi ağırlıklar da kullanarak kol ve gövde kaslarınızı da çalıştırmanız mümkün.

    Başlangıçta zorlanmanız doğaldır. 15 çömelme ile başlayıp her gün 5’er tane ekleyin. Çok zorlanırsanız sırtınızı duvara yaslayıp yapabilirsiniz.

    Lounge yürüyüşü

    Adım atarak çömelme şeklinde yapılan egzersizdir. Üst bacak ve kalça kasları için squat dan sonraki en iyi harekettir. Lunge da tıpkı squat gibi farklı stillerde yapıldığında farklı kaslara da etki edebilmektedir.

    Bu egzersizleri rutin hale getirirseniz, birkaç haftada bile değişiklik hissetmeye başlarsınız. Siz hissettikten kısa bir süre sonra çevreniz de gelişimi fark etmeye başlayacaktır.

    Yazının başında bahsettiğim beslenme ve uyku düzenini sakın ihmal etmeyin. Doğrudan kalça kaslarınıza çalışmak tek başına çok da yeterli olmayacağından  dolaylı olarak süreci desteklemelisiniz. Kas gelişimini ve onarımını destekleyen gıdalar tüketmeye, bol su içmeye, düzenli uyumaya ve doğru nefes almaya özen gösterirseniz kalçalarınızla birlikte tüm bedeninize sağlıklı ritim kazandırdığınızı göreceksiniz.

    Müze Mağazalar Yeni Kadın Tasarımcılarını Arıyor

    0

    Müze Mağazalar, yeni kadın tasarımcılarını arıyor

    Müze ve ören yerlerindeki mağazaları işleten Anadolu Kültürel Girişimcilik (AKG) tarafından kadınların emeğini daha iyi değerlendirmek amacıyla başlatılan ‘Anadolu’nun Kadın Gücü’ yarışmasının ikincisi başlıyor.

    Beş kategoride yarışacak adaylar, 15 Ekim 2019 – 10 Ocak 2020 tarihleri arasında başvurularını yapabilecek

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerlerindeki ticari alanların işletme yetkisine sahip Anadolu Kültürel Girişimcilik’in (AKG), Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ve Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü (DÖSİMM) iş birliği ile, kadın girişimci ve tasarımcılara yönelik başlattığı yarışmanın ikincisi başlıyor Anadolu’nun Kadın Gücü adını taşıyan yarışma sonucunda seçilecek ürünler, AKG yetki alanlarındaki müze mağazalarında satışa sunulacak.

    Geleneksel motifleri ve kültürel değerleri modernize ederek günümüze taşıyan ürünlere dönüştürmeyi teşvik etmek amacıyla düzenlenen yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından kadın tasarımcı ve üreticiler katılabilecek.

    Yarışmaya www.anadolununkadingucu.com adresi üzerinden başvuru yapılabilecek. Müze mağazalarında daha fazla kadın ürününün satılması amacıyla geçen yıl başlatılan yarışmanın, her yıl farklı bir tema etrafında devam ettirilmesi planlanıyor.

    Bu yıl yarışmacılar “bereket” teması etrafında yine 5 ayrı kategoride yarışacak. TakıTekstil, Ev & Dekorasyon (Züccaciye), Kahve Seti kategorilerinde satışa sunulmaya hazır ürünler yarışırken İllüstrasyon kategorisinde yaratıcı çizgiler arasından seçim yapılacak.

    Geçen yılın birincileri müze mağazalarda yerini aldı

    Anadolu Kültürel Girişimcilik İcra Kurulu Başkanı İ.Halil Korkmaz, geçtiğimiz sene projenin gördüğü ilgiden çok memnun olduklarını belirterek “Kıymetli jüri üyelerimizin seçtiği birincilere verilen 10’ar bin liralık ürün alımı garantisinin yanı sıra, ön değerlendirme grubundan seçilenler ve yarışmaya katılanlar, tedarikçi havuzuna alındı. Girişimci ve tasarımcı kadınlarımızın ürünleri müze mağazalarda satılmaya başlandı. Amacımız kadın üretici ve tasarımcı sayısını artırmak. Bu yıl ve bundan sonra bu yarışmaları farklı temalarla tekrarlayarak daha çok kadın girişimcinin ürünlerini dünyaya satmasına destek olacağız.” dedi.

    Müze mağazaların ziyaretçileri %90’ına yakını yabancı turistler

    “Anadolu’nun zengin birikimini kendi yaratıcı dokunuşlarıyla yorumlayan kadın üretici ve tasarımcıları, yarışmamıza katılmaya davet ediyoruz.” diyen Korkmaz, şöyle devam etti: “İstatistiklere göre Türkiye’de turizm amaçlı seyahat edenlerin %15’i müze mağazaları da ziyaret ediyor. Bu oran dünya genelinde %25 civarında. Bizler de doğru tasarım ve ürünlerle bu oranı önce %20’ye sonra da %25’lere çıkarmayı hedefliyoruz. Müze mağazalarına alışveriş için giren turistlerin %90’ına yakını yabancı turistler. Hedeflerimizden biri de mağazalardaki ürün yelpazesini yerli turisti de cezbedecek şekilde genişletmek. Bu nedenle, Anadolu’nun Kadın Gücü projesi bizim için çok değerli. Geçen yıl 900’ü aşkın kadın girişimcimizin yarışmaya teveccüh göstermesi bizi çok sevindirdi. Seçim yaparken oldukça zorlandık. Bu yıl da aynı heyecanla adayların projelerini bekliyoruz.”

    Yarışmayawww.anadolununkadingucu.comadresi üzerinden başvuru yapılabilecek ve başvuru süresi 10 Ocak 2020 tarihinde sona erecek.

    Şahsına Münhasır Doğasıyla: Alfa Kadınlar

    0

    Alfa kadın denince, pek çok insanın kafasında, alnında kocaman “Ben bağımsızım!” yazan, dikbaşlı bir feminist imajı belirir.

    Bilimsel çevrelerin ve insanların çoğunun ortak tanımlaması şu şekilde: Alfa kadın, sosyal olarak aktif, erkeklere ihtiyacı olmayan, çalışkan, bağımsız, güçlü ve kendinden emin bir kadın. Genellikle alaycıdır ve bu özelliğiyle eğlencelidir de. Alfa kadınlar akıllıdır, sorun çözücüdür.

    Alfa olmak fizikselden ziyade zihinsel bir kavram olsa da, Alfa kadın zevkli giyinmenin hem cazibeyi hem gücü artırdığını bilir. Ancak giyimi ve tavırları nedeniyle Beta erkekler tarafından yanlış anlaşıldığı, sıklıkla hafife alındığı ve hafif meşreplikle suçlandığı bile olur. Bunun asıl nedeni Alfa kadının tutkuyu romantizme tercih etmesidir. Öyle tutkuludur ki, karşısındaki romantik adam bir Alfa erkeği olsa bile tutku yoksa şansı yoktur.
    Alfa erkeği? O da başka bir yazının konusu. Yakında bu konuda sizleri bilgilendiriceğim.

    Alfa kadın, cinselliği, neşeyi, karizmayı, çekiciliği, inatçı ve cesur karakteri öyle hırs falan yapıp, çok çalışıp geliştirmiş de değil. Bu “anahtar özellikler seti”ni parça parça edinip zamanla tamamlamak ve Alfa olmak diye bir şey yok maalesef.
    Yani Alfa olunmaz, Alfa doğulur. 

    Bir Alfa kadına daha yakından bakarsanız neler görürsünüz?

    Pozitif Enerji Yayar
    Alfa kadının hemen her zaman mutlu olması, kendini sevmesi, genellikle iyi bir ruh hali içinde olması size tuhaf gelebilir. Gerektiğinde sinsidir, ama çevresine herkesin hissettiği ve çabucak alıştığı pozitif bir titreşim yayar.

    Bedenini ve Zihnini Çok İyi Kullanır
    Alfa kadını çeviktir ve bunu cinsellik dahil tüm faaliyetlerinde görebilirsiniz. Sevgi sözcükleri söylediğinde, iltifatlar fısıldadığında, oyunlar oynamadan oynaşabildiğinde zihninin de çevikliğini görürsünüz.

    Alfa Kadını Yarışmaz
    Rekabet etme özelliği doğuştan beri yoktur. İstediği her şeyi kendi yöntemleriyle elde ettikten sonra neden yarışsın ki?
    Birinci bellidir. Sözüm ona rakipler ikincilik için yarışanlardır.

    Hemcinsleri Tarafından Pek Sevilmez
    Sevilmemesinin nedeni de korkutucu olmasıdır. Hem kendisine hem de çıtayı koyduğu yere erişmek kolay değildir. Bu, kolay kabul edilebilir ve hazmedilir bir şey değildir. Ancak buradan asla kibirli olduğu anlaşılmamalıdır. Çünkü Alfa kadını gerçekçidir ve seviyesinin altındaki hiç kimseyle kaybedecek vakti yoktur.

    Tüm bu tanımlamalar ve detaylara ek olarak, Alfa kadının en önemli özelliği içinde taşıdığı güçtür ve bunu kimselere gösterme ihtiyacı duymaz.

    Anksiyete Bozukluğu: Paylaşmak İstemediğiniz Birçok Şey

    0
    psikolojik problemler

    Yaygın anksiyete bozukluğu, kişinin neye endişe duyduğu belirli olmaksızın, sürekli kaygı içerisinde olma durumudur. Anksiyete bozukluğuna sahip kişilerin kaygı duyduğu belirli bir konu yoktur. Bu kişilerin önünü alamadıkları endişeler genelde aile, sağlık, para gibi konularla ilişkilidir.

    Ekonomik durum, iş yükümlülükleri, bir yerlere geç kalma, bir konuşmaya hazırlanma, “aileme ne olacak” korkusu ve benzer daha birçok konu, bu hastalığa sahip kişilerin sosyal hayatını etkilemektedir. En önemlisi, bu durum belli bir noktadan sonra önlenemez bir hal alır. Ancak anksiyete bozukluğuna sahip kişiler, çoğu zaman bunun bir rahatsızlık olduğu gerçeğinden kaçınırlar.

    Anksiyete ile Nasıl Başa Çıkarım?

    anskiyete bozukluğu

    Bir çok anksiyete bozukluğu türü olmasına karşın tüm bu rahatsızlıklarda altta yakan süreç benzerdir. Anksiyete bozukluğu olan kişiler kolaylıklıkla duyguları tarafından ele geçirilirler ve bu istenmeyen duygu ve durumlara ellerinde olmadan otomatik ve istenmeyen tepkiler verirler. Anksiyete tetiklendiği zaman ortaya çıkacak olumsuz tepkiler ile başa çıkmak adına tetikleyicilerden uzak durmak istenmeyen tepkilere örnek olarak gösterilebilir. Bu kaçınma davranışı  anksiyete ile başa çıkmaya yardımcı olmamakta hatta anksiyetenin daha da artmasına sebep olmaktadır.

    Anksiyete ile başa çıkmada kullanacağınız beceriler edinmek yaşam kalitesinin ve iyi oluş halinin artmasına yardımcı olacaktır. Yaşamın her alanına (akademik, iş, sosyal…) olan etkileri düşünüldüğünde anksiyete ile başa çıkmak oldukça önem kazanmaktadır.

    Anksiyete gün içindeki küçük kararlardan, hayati öneme sahip kararlara kadar tüm karar verme süreçlerinde  yardımcı bir özelliğe sahiptir. Tüm seçeneklerin farkına varmamızda, bizim için en iyi seçeneği seçmemizde önemli bir rolü vardır. Fakat anksiyetenin dozu başa çıkamayacağımız kadar arttığında ya da kontrol edemeyeceğimiz bir hal aldığında bize yarardan çok zarar veren bir düşmana dönüşür.

    Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi Nedir?

    Anxiety

    Yaygın anksiyete bozukluğunun tedavisinde ilaç tedavisi, davranışçı ve bilişsel psikoterapiler, gevşeme eğitimi gibi tedavi yöntemlerinin yararlı olduğu kabul edilmektedir. Psikoterapiyle endişeyle başa çıkma becerileri kazandırmak ve olumsuz düşünceleri değiştirmek hedeflenirken, medikal tedaviyle de kaygı düzeyinin azaltılması hedeflenmektedir.

    Tedavide antidepresan ve anksiyolitik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar depresyonun ve başka anksiyete bozukluklarının tedavisinde de kullanılır ve etkin oldukları iyi bilinmektedir. Tedavinin amacı kaygı ve gerginliğin hızla tedavi edilmesidir. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. Tedavi gören hastaların çoğunluğu tedaviden yarar görür.

    Hangi tür tedavinin size uygun olabileceğine doktorunuzla birlikte karar vermek yerinde olacaktır. Bir kişi için uygun olan bir tedavi, diğeri için uygun olmayabilir.

     

     

    Kadinvesaglik.org

    Polikistik Over Hakkında: Nedir, Neler Yapılabilir?

    0
    polistik over sendrom

    İlk kez 1935 yılında teşhisi konulan polikistik over sendromu (PCOS); yumurtalıkların düzgün çalışmasını engelleyen ve kadınlarda görülen hormonal bir durumdur. Sıklıkla 15-50 yaş arasındaki kadınlarda görülmektedir ve kadınların yaklaşık %10’unda bulunduğu düşünülmektedir. Ancak pek çok kadın polikistik over sendromu olduğunun farkına varmamaktadır.

    PCOS, kadının yumurtalıklarını ve menstruasyon döngüsünü düzenleyen östrojen ve progesteron hormonlarını üreten üreme organlarını etkiler. Bu bireylerde östrojen ve progesteron hormonlarının seviyeleri normalden düşüktür. PCOS’ta yumurtalıkların içinde küçük ve sıvı dolu keseler büyür; polikistik kelimesi de çok kist anlamına gelmektedir.

    polistik over sendromu

    Polikistik over sendromunun nedeni net olarak bilinmemektedir. Ancak en sık görülme sebeplerinin kalıtsal faktörler ve anormal hormon seviyelerinin olduğu belirtilmektedir. PCOS’un genetik faktörlerden etkilenebileceği kadar obeziteden de etikilenebileceği düşüncesi savulmaktadır.

    Aşırı vücut ağırlığının PCOS oluşumuna katkı sağlayan bir faktör olduğu; vücut kitle indeksi (BKI) sınırın üstünde olan kadınlarda hormonal anormalliklerin görülme riskinin daha yüksek olduğu ve daha düşük ovulasyona sahip oldukları vurgulanmaktadır. Yumurtalıklarda kistler, erkek hormonlarının yüksek seviyede olması, düzensiz veya atlanmış dönemler bu bireylerde çok sık görülür.

    Polikistik Over Belirtileri Nelerdir?

    Çoğu kadında 20’li yaşların başlarında belirtiler oluşmaktadır. Belirtilerden ikisinin bulunması PCOS olabileceğinin göstergesi olarak sayılır. Pek çok kadın gebe kalmak istediği zaman hastalığın farkına varmaktadır. En sık görülen 6 belirti aşağıda sıralanmıştır:

    polistik over

    • Menstrüel döngü olmaması veya adet düzensizliği
    • Saçlarda dökülme ve seyrelme
    • Özellikle yüz bölgesinde aknelerin oluşması. Erkek hormon seviyelerinin yüksek olması cildin daha yağlı olmasına; yüz, sırt ve göğüs bölgesinde aknelerin oluşumuna neden olabilir.
    • Vücutta kıllanmaların olması. Yüzde, ön kollarda, alt bacakta, meme uçlarında ve alt karın bölgesinde istenmeyen tüylerin oluşması.
    • Kilo artışı
    • Yorgunluk ve düşük ruh hali

    PCOS sadece doğurganlık için ciddi etkilere sahip değildir; aynı zamanda sosyal hayatı da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu hastalık ilerleyen zamanlarda görülebilecek sağlık problemlerinin de riskini artırabilir. PCOS teşhis edilip tedavi edilmezse Tip-2 diyabet, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, uyku apnesi ve depresyon gibi hastalıkların görülme riski de artar.

    Polikistik Over Diyeti Nasıl Yapılır?

    diyet planı

    Besin içeriğinden dengeli ve zengin bir PCOS diyeti listesi kilo kontrolüne yardımcı olabilir, insülin düzeyini dengeleyebilir ve polikistik over sendromu semptomlarının gelişme riskinin azaltmasına etki edebilir. PCOS semptomlarına karşı uygulanacak polikistik over diyeti bireysel olmalı ve beslenme uzamanı tarafından hazırlanmalıdır. Polikistik over diyeti ile şeker hastalığına uygun beslenme düzenin ortak noktaları fazladır.

    Karbonhidrat:

    İnsülin hormonu karbonhidrat ve yağ metabolizmasını kontrol etmektedir. Bu yüzden de PCOS’lu kadınlar karbonhidrat tüketmemeleri gerektiğini düşünür. Ancak bu yanlış bir düşüncedir. Çok düşük miktarda karbonhidrat tüketimi enerji düzeyini ve metabolik hızı tehlikeye atabilir. Karbonhidrat kaynakları tamamen diyette çıkarılmamalı; sadece miktarı azaltılmalıdır.

    Günlük kalorinin %30-40’ının karbonhidrat kaynaklarından gelmesi ideal olur. Kahvaltı öğününde tam buğday, çavdar, kepek gibi esmer ekmek çeşitleri yer almalıdır. Öğlen ve akşam yemeklerinde ise pirinç, makarna gibi besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Bu öğünlerde karbonhidrat kaynağı olarak çorba, bulgur ya da esmer ekmek çeşitlerinin tercih edilmesi daha ideal olur.

    Protein:

    Yağsız kırmızı et, tavuk eti, balık, yumurta, yoğurt, peynir ve süt gibi protein kaynağı besinler polikistik over diyeti için en önemli besinlerinden biridir. PCOS diyeti listesi uygularken Protein kaynağı besinlerin karbonhidrat kaynakları ile birlikte ve dengeli tüketilmesi kan şekerinin dengede kalması için önemlidir.

    Ara öğün seçenekleri olarak da protein ve karbonhidrat kaynakları birlikte tüketilebilir. Süt ile meyve, peynir ile grissini, yoğurt ile taze meyve gibi bir çok ara öğün seçeneği sunulabilir. Ancak bu besinlerin ve porsiyonların kişinin yaş, cinsiyet, boy ve kilo gibi değerlerine göre farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.

    Yağ:

    PCOS diyeti listesi içerisinde karbonhidrat miktarı azaltıldığından yağ miktarı az miktarda artırılabilir. Doymuş yağlar polikistik over sendromu semptomlarının tedavisinde; esansiyel yağ asitleri ise hücre duvarını korumasında etkili olduğundan polikistik over diyeti planında önemlidir. Esansiyel yağ asitleri aynı zamanda hormonları dengeleyebilir, kilo yönetimini sağlayabilir ve doğurganlığı artırabilir.

    Somon ve uskumru gibi yağlı balıklar, avokado, zeytinyağı, ceviz ve fındık gibi yağlı tohumlar, kabak çekirdeği ve keten tohumu gibi besinler diyet listesine eklenmelidir. Tereyağı, margarin, mayonez ve krema gibi yağ kaynakları yerine sağlıklı yağlar tercih edilmelidir.

    Düşük glisemik indeksli besinler:

    Glisemik indeks bir besinin kan şekerini nasıl etkilediğini gösterir. Kan şekerini hızla yükselten besinlerin glisemik indeksi de yüksek olur. Kuşkonmaz, brokoli, lahana, karnabahar, kereviz, salatalık, yeşil fasulye, ıspanak, domates ve kabak gibi sebzeler; elma, çilek, üzüm, portakal, şeftali ve erik gibi meyveler düşük glisemik indeksli sebze ve meyve çeşitleridir. Patates, mısır, bezelye, havuç, taze incir, kurutulmuş meyveler glisemik indeksi yüksek besinler arasında sayılabilir ve PCOS diyeti listesi içerisinde çok sık yer almamalıdır.

     

    Kadinvesaglik.org

     

     

    “Bu yazı, https://aysetugbasengel.com/ sitesinden alınmıştır.”

    Makyajda En Çok Yapılan Hatalar: Doğru Bilinen Yanlışlar

    0
    makyaj hataları

    Makyajı bir güzelleşme aracı değil, bir terapi yöntemi gibi görmüşüzdür her zaman. İşe gideceğimiz veya dışarı çıkacağımız vakitten zaman ayırıp uzun uzun hazırlanmak, kıyafetimize göre ruj seçimi yapmak her zaman rahatlatıcı bir ritüel olmuştur bize göre. Böyle baktığımızda “her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır,” sözünden çıkmamamız gerekiyor aslında. Fakat bazen, makyajımızda istem dışı yanlışlar yapabiliyoruz. Renkler ve makyaj tabii ki bizim seçimimiz ancak özenerek hazırlandığımız günlerde dişe bulaşmış bir ruj görüntüsünü sevmeyiz sanırım!

    Kural 1: Nemlendirilmemiş cilt, hiçbir makyajla anlaşamaz

    cilt nemlendirme

    Makyaj bazlarından serumlara, yağlara kadar artık her şeye hakimiz. “Nemlendiriciyi tabii ki biliyoruz,” dediğinizi de duyar gibiyiz. Ancak burada nemlendirici derken kast ettiğimiz şey, cilde ve fondötene göre nemlendiricinizi ayarlayabilmek. Günlük olarak yağsız ve çabuk emilen nemlendiricileri seviyor olabilirsiniz, ama o mat fondöteni de seviyorsanız, cildinizin daha çok neme ihtiyacı olacağını unutmamak zorundasınız.

    Kural 2: Çoğu zaman renk seçimi, ürün seçiminden daha önemli

    fondötende renk seçimi

    İsterseniz dünyanın en pahalı fondötenini, bronzlaştırıcısını kullanın; eğer cildinizin alt tonuna ve rengine uymayan bir ürün seçtiyseniz, o ürünlere servet ödemenin hiçbir anlamı olmayacak. Fondöten seçiminde nelere dikkat etmeniz gerektiğini merak ediyorsanız, bu yazımıza bakabilirsiniz.

    Kural 3: Hiç sürülmemiş far, iyi dağıtılmamış fardan iyidir

    far uygulaması

    Dağınık, uğraşılmamış makyaj görüntüsünü biz de seviyoruz, ancak bu görüntü iyi karıştırılmamış dumanlı makyajlar, göz altında birikme yapan koyu renk farlardan oluşuyorsa durum pek iç açıcı değil. Eğer siz de makyajınızda bu durumdan muzdaripseniz, elinizdeki fırçalara ek olarak her zaman kullanacağınız bir karıştırma fırçası edinebilirsiniz. En iyi kahverengi göz makyajları için En İyi Göz Makyajları: Kahverengi Gözler İçin yazımıza da gitmeyi unutmayın!

    Kural 4: Her şeyin fazlası biraz zarar

    fazla makyaj

    Düğün davetleri, doğum günleri, yılbaşı partileri makyajı abartmak için harika günler. Bize kalırsa yoğun makyajları bu günlere saklamak çok daha değerli. Koyu renk far, koyu renk ruj ve yoğun fondöten uygulamaları güneş ışığında pek iyi durmayabiliyor. Bizim önerimiz ise ağır makyajlarınızı geceye saklamanız yönünde.

    Kural 5: Dudak ve göz altları her zaman nemli olmalı

    dudak nemlendirme

    Ne dersek diyelim, makyajda ne konuşulursa konuşulsun sanırım her şey nemlendirmeyle anlam kazanıyor. Özellikle yoğun kapatıcıların ve likit mat rujların bu kadar popüler olduğu bir dönemde, kapatıcı ve rujunuzdan önce mutlaka iyi nemlendiriciler kullanmalısınız. Aksi durumda göz altlarınızda kapatıcı parçalanırkeni dudağınızdan ruj parça parça dökülebilir. Bizden söylemesi!

     

     

     

    Kadinvesaglik.org