Battaniyeyi kimimiz sadece dekor, kimimiz ise kışın yorgan gibi üstümüze almak için kullanıyoruz. Her ne için olursa olsun, battaniyenin eve sıcak bir hava kattığı kesin. Soğuk havalarda şöyle koltukta uyuyup kaldığınızda, imdadınıza battaniyeden başkası yetişmiyor. Pazar günü film gecelerinin, kış soğuk algınlıklarının en büyük kahramanı battaniye, özellikle üstünüze örtecek biri varsa anlam kazanıyor!
Sıcak çikolatayı, yeni yılı, bembeyaz geceleri hatırlatan en soğuk ama içimizi de en çok ısıtan mevsim geldi! Kışı bu kadar sevmemizin nedeni yumuşacık kazaklar, pofuduk montlar olabilir.
Güvenli alanınızdan çok fazla çıkmadan, sezon trendlerini takip etmek oldukça konforlu olacak. Kışın en cool parçalarından deri pantolonlar, oversize kabanlar ve kazaklar ile siz de tarzınıza yeni bir soluk getirebilirsiniz.
Beyaza hiçbir zaman hayır diyemeyiz ama özellikle kış kombinlerine ayrı bir hava kattı kesin. Son iki sezonun trendi olan beyaz botlar ve kadifeler, cesur ve asil bir görünüm için tamamen gerekli olan şey!
Payeti günlük kombine taşımak zor olabilir. Ancak eğer bunu yapmayı düşünüyorsanız, kış en uygun mevsim kesinlikle. Günlük kıyafetlerinizde alt parçalarda ve krem tonlarda tercih ettiğiniz payet, abartının aksine günün yıldızı olacak.
Beyaz parçaları taşımanın zor olduğunu biliyoruz. Hatta günlük kıyafetlerinizde beyaza yer vermek için en mantıklı parça jeanler olmayabilir de. Ancak uzun ve ekstra bol kalıplı montlar, beyaz parçaları kombinlemenize yardımcı olacak. Üstelik bu montların trend olduğunu söylemeden de geçmeyelim.
Kış modasından bahsetmişken kırmızıları atlamak tabii ki de olmazdı. Kırmızının farklı tonlarını bir araya getirip, hem sabah hem de gece etkinliklerinde kullanabilirsiniz. Kırmızı kadar kış gecelerine yakışan başka bir renk bulmak neredeyse imkansız!
Kış kombinlerinizde tercihinizi elbiselerden yana kullanacaksanız, sonbaharın trend desenlerinin hala gündemde olduğunu hatırlatmak isteriz. Sonbahar elbiselerinizi daha kalın çoraplar, deli eldivenler ile kombinleyebilir ve ofis hayatına uyum sağlayacak bir blazer ceket ile görünümünüzü tamamlayabilirsiniz.
Tiyatrolar, oyunlarını duyurmaya başlarken, biz izleyiciler de onların telaşına ve heyecanına ortak olmaya başladık, biraz da sabırsızlanmaya… İşte yeni sezon, işte sahnenin karşısında yerimizi alacağımız oyunlar:
Dogville:Yeni sezonun ilk haberi Versus Tiyatro’dan geldi. Lars von Trier’in filmi, Kayhan Berkin’in yönetmenliğinde ve zengin oyuncu kadrosuyla tiyatro sahnesine taşınıyor. Açılışı bu oyunla yapmak isteyenler Ece Çeşmioğlu, Cenk Doğar, Esra Yaşar, Gökhan Gürün, Güzide Arslan, Mehmet Yılmaz, Müfit Aytekin, Nihan Aypolat, Olcay Yusufoğlu ve Rüzgar Aksoy’u alkışlamaya şimdiden hazır olabilir.
Zengin Mutfağı: Sezonun en büyük ve en heyecan verici sürprizi bu olacak çünkü sahnede Şener Şen var! Lütfü Usta’yı daha önce hem tiyatroda hem beyaz perdede canlandıran Şener Şen, heyecan ve sabırsızlığımızın en büyük müsebibi oldu. Daha önce Şehir Tiyatroları’nda büyük bir keyifle izlediğim Vasıf Öngören’in bu harika eseri için gözümüz, DasDas’ta; DasDas ise Ataşehir’de yeni sahnesinde.
Hırçın Kız:Devlet Tiyatrosu’nun iki yeni haberi hepimizin yüzünü güldürüyor. Yücel Erten’in 1985 yılındaki uyarlaması, tekrar sahneye koyuluyor. Veda Yurtsever ve Hakan Meriçliler başrolde. Shakespeare sevenler, şimdiden not almalı bence.
Kaldırım Serçesi: Bir zamanlar Gülriz Sururi’nin hayat verdiği bu harika eseri şimdi de Devlet Tiyatroları’nın rejisiyle sahnede izlemenin mutluluğunu yaşayacağız. Hemen belirtelim Edith Piaf rolünde Tülay Günal olacak!
Kassandra:Haberini alır almaz hemen listemin en başlarına yazdığım bu oyun, Krops Tiyatro’nun bize bir sezon armağanı olacak. Christa Wolf’un romanının, sahneye uyarlanması ve yönetilmesi, Dilek Güven’in ustalığına emanet. Özlem Durmaz, Özlem Aktaş ve Öykü Candanadam, bizlere Kassandra’nın iç acıtan hikayesini anlatacak.
Hakikat, Elbet Bir Gün:Beni sanırım en çok heyecanlandıran bu oyunda Tiyatro D22 ve Berkay Ateş’in imzası var. Serkan Salihoğlu’nun rejisiyle, Seda Türkmen, Gizem Erdem, Can Kulan, Emir Çubukçu, ve Berkay Ateş’ten oluşan iyi bir kadro bizi bekliyor.
Bir İnsanı Sevmekle Başlar Her Şey:Bu sezon sahnede öykü uyarlamalarını da izleme şansını yaşayacağız. Sait Faik’in bu güzel hikayesini, çok sevdiğim Jale Sancak oyunlaştırıyor. Egemen Sancak ise hem yönetiyor, hem de Emir Baran Sezginer ve Ozan Elaltunterin’le aynı sahneyi paylaşıyor. Sabırsızlığım şimdiden artan bir ivme kazandı.
Yalnızlar Kulübü: Sami Berat Marçalı, çok konuşulan oyunlarından Yalnızlar Kulübü’ne bu kez B Planı ile yeniden hayat veriyor. Oyun güzel, Kaya Akkaya, Devin Özgür Çınar, Olgu Baran Kubilay, Umut Kurt, Ceren Taşçı ve Duygu Yetiş’ten oluşan kadro zengin… Daha ne olsun?
Kıyı:Moda Sahnesi, sezonu bir Wajdi Mouawad oyunuyla açıyor. Kadronun zenginliği de içimizi açıyor. Onur Ünsal, Uluç Esen, Caner Erdem, Mert Şişmanlar, Melek Ceylan, Barış Yurtsever, Çağla Buldak ve Talha Kaya; Kemal Aydoğan yönetmenliğinde provalara başladı, biz de beklemeye…
Ne Evet Ne Hayır: No Act Sahne’nin ilk oyunu, Oğuz Atay’ın en sevdiğim hikayesi olacak. Özge Erdem’in yönetmenliğinde Özer Arslan ve Sinan Arslan, perdeyi 14 Eylül’de açıyor. No Act Sahne’nin ikinci yeni oyunu da Cehennem Tanrısı. Detayları bekliyoruz.
Gloria: Yan Etki Sahne, Branden Jacobs-Jenkins’in Plutizer’e aday gösterilen oyununu bu sezonda repertuarına alıyor. Serkan Üstüner’in yönetmenliğini üstlendiği ve Sevil Akı, Evrim Doğan, Murat Eken, Reyhan Kıroğlu, Kutay Kunt ve Tayfun Yılmaz’ın oyunculuklarını konuşturacağı Gloria’yı keyifle izleyeceğiz.
At Gözü: Dile kolay, Altıdan Sonra Tiyatro yirminci sezonunu, Kumbaracı50 ise onuncu yılını dolduruyor. Bu güzel yıldönümünü dört yeni oyunla kutlamaya hazırlanıyorlar. İlk oyunları At Gözü, Yiğit Sertdemir’in uyarlamasıyla alkışımızı bekliyor.
Nihayet Makamı:Kumbaracı50’nin ikinci yeni oyunu Burçak Çöllü imzasını taşıyor. Daha önce başka oyunlarda beğenerek izlediğim Ayşegül Uraz, Dolunay Pircioğlu/Ayşegül Aykaç ve Gülhan Kadim sahnede güçlerini birleştiriyor. Bize de Kumbaracı50’nın yıldönümünü kutlamak düşüyor. Diğer oyunlarından Kefaret Oteli ve Babaannemin Masalı için de Kumbaracı 50’yi şimdiden yakın takibe aldık.
Efsane Kadın:Ezop Sahne, sezonu bir müzikalle karşılıyor. Oyunu Ali Kemal Güven kaleme alıyor, Naz Erayda da yönetmen koltuğunda oturuyor. Derya Alabora ise 80’li yılların Kızıl Bomba’sına can veriyor, hem de kulaklarımızın pasını silecek şarkılarla…
Markopaşa’nın Çocukları:Tiyatro Adam’ın iki güzel haberlerinden ilki ve Ahmet Sami Özbudak’ın kaleminden Markopaşa dergisinin hikayesi… Emrah Eren’in yönetmenliğinde, İbrahim Selim, Erdem Akakçe ve Fatih Koyunoğlu sahnedeyse, bizi iyi bir oyunun beklediğinden eminiz.
Teftişör:Gogol’un Müfettiş uyarlaması Tiyatro Adam’ın sezondaki ikinci güzelliği olacak. Sevdiğim yönetmen Oğuz Utku Güneş, oyuncular Gökhan Azlağ, Deniz Özmen, Çetin Kaya, Berk Yaygın ile birlikte Teftişör‘ü, alkışlarımız ve beğenilerimiz arasına yerleştirecek.
Kral Lear:Tiyatroseverlerin en merakla beklediği oyunların başında geldiği şüphesiz. Oyun Atölyesi tarafından sahnelenecek oyunun kadrosunda Haluk Bilginer, Berfu Öngören, Hare Sürel, Nazlı Bulum, Arif Pişkin, Deniz Celiloğlu, Kaan Turgut, Onur Özaydın, Sertan Müsellim, Efe Tunçer ve Hüseyin Sevimli yer alıyor. Yönetmenlik koltuğunda ise Muharrem Özcan oturuyor.
Don Kişot: Baba Sahne, Mihagil Bugakov’un uyarlamasıyla karşımızda. Emrah Eren’in yönettiği bu oyunda sürprizler bitmiyor çünkü Don Kişot’u Ozan Güven, Sanço Panza’yı Günay Karacaoğlu canlandırıyor. Sizce de ilginç olmayacak mı?
Korku:Alt Sahne, Stefan Zweig’ın Korku isimli eserini sahneye koymak üzere provalara çoktan başladı. Künye bilgilerini de paylaşacak olursak, yönetmen Tuğçe Mine Aktulay Çayır, oyuncular ise Zeynep Aytekin, Kerim Urun, Asena Yıldırım ve İsmail Nadir Bilgili. Listemize aldık bile!
Cyrano de Bergerac: Bir sürpriz de Tiyatro Keyfi’nden geliyor çünkü Cyrano karakterini Okan Bayülgen canlandırıyor. Bir bilgi daha paylaşmakta yarar var: çok sevdiğim Öykülerden Oyunlar, yeni sezonda yeni öykülerle sahnede olacak. Bu arada, Tiyatro Keyfi’ni artık Dada Art Gallery’de alkışlayacağız.
Anne Frank’ın Hatıra Defteri: Alt Kat Sanat, yeni oyunlarının provalarına, Müge Saut’un yönetmenliğinde son sürat devam ediyor. Nevzat Süs, Aydan Cömert, Mustafa Dinçer, Aybike Turan, Selver Çavuş, Beyza Candemir ve Özlet Ezgi Çelebi sayesinde, savaşın bir çocukta bıraktığı izlere hep birlikte tekrar şahit olacağız.
Bahar Noktası Opereti: Sezonun ikinci yeni müzikali Tatavla Sahne’den. Can Yücel çevirisiyle Bahar Noktası Opereti, 1 Ekim’de prömiyer yapıyor. Sadık Seven, Ürün Can Keskin, Tuba Sağlam, Utku Çetin, Yiğit Emrah Gümrah, Atahan Keskin, Aydan Akboğa, Deniz Çelik, Murat Yılmaz, Murat Avni Yürekli , Erdi Öztürk, Ercan Ertan, Halil İbrahim Zal, Yağmur Yılan, Gözde Yıldız veNasmina Tüten; Eraslan Sağlam’ın yönetmenliğinde provalara devam ediyor. Bakalım bizi nasıl bir oyun bekliyor?
Küskün Yüreklerin Türküsü:Tatavla Sahne, Cumartesi Anneleri’yle ilgili yeni oyunu için Metin Balay yönetiminde geri sayıma başladı. Detaylar çok yakında…
Jacques ile Efendisi: Rest Tiyatro, çevirisi Ayberk Erkay’ın, yönetmenlğini Ragıp Ertuğrul’un yaptığı Milan Kundera’nın oyunuyla sezonu karşılıyor. Zeynep Erkekli, Cem Baza, Serhan Süsler, Umut Demirdelen, Ayşegül Yalçıner, Ali Yalçıner, Halit Barış Öncü ve Erce Ahmet Kardaş oynuyor. Oyunun müzikleri ise Çiğdem Erken’e emanet.
Manastır: Asmalı Sahne’de perde Manastır’la açılıyor. Hristo Boytchev’in oyununu Muharrem Uğurlu yönetiyor. Aydoğan Temel, Arzu Yanardağ, İlayda Fidanlık, Emel Çetin, Sevcan Başaydın ve Osman Ataseven şu sözlerin altını çizecek: …çünkü deliler ve hiç kimse onları anlamıyor.
Aslında Özgürsün:Duygu Asena’nın iki yakın arkadaşın yaşamlarından bir kesit sunduğu kitabı, bu kez bir tiyatro sahnesinde. Ali Kemal Güven’in hem uyarladığı hem yönettiği, dramaturjisini Melisa Kesmez’in üstlendiği oyunda iki arkadaşı da Ayşecan Tatari ve Gözde Ayar canlandıracak.
The Treatment: Siyah, Beyaz ve Renkli, sezonu Martin Crimp’in yazdığı ve Barış Arman’ın çevirisini yaptığı “The Treatment” ile karşılıyor. Mehmet Birkiye’nin rejisiyle, Salih Bademci, İmer Özgün, Çağrı Şensoy, Güneş Sayın, Nişan Şirinyan, Tuğçe Yolcu ve Cem Özeren’i izlemek için takvimlerimizde kasım ayına yıldız koyduk.
Fotoğraf 51: Craft Tiyatro, bu sezon iki yeni oyunla karşımızda. İlk olarak Anna Ziegler’in yazdığı Fotoğraf 51’in çevirisi Hira Tekindor’a, yönetmenliği de Çağ Çalışkur’a ait. Sahnede ise Funda Eryiğit, Edip Tepeli, Cenk Avnayim, Barış Arman, Bahadır Efe ve Orçun Soytürk’ü’alkışlayacağız.
Kalp: Craft Tiyatro’nun ikinci oyununda da yine Hira Tekindor’un imzası var. Yönetmeni ise İbrahim Çiçek. Başroller de belli oldu: Nilperi Şahinkaya ve Cem Yiğit Üzümoğlu.
Şeytan Kırmızı Sever: TwoTwo Production bu sezon da Lucas Hnath’ın Red Speedo oyunuyla adından söz ettireceğe benziyor çünkü oyun bir havuzda geçecek. Kerem Pilavcı’nın çevirisi, Ahmet Sami Özbudak’ın yönetmenliğiyle buluşacak ve Pera Palas Oteli’nin havuzu, Erdem Kaynarca, Erol Babaoğlu, Mert Tümer ve Tuğçe Tanış’ı ağırlayacak.
Tezgah: İkinci Kat, yeni oyunlarından ilk olarak Tezgah’ı duyurdu. Elit Andaç Çam, Aziz Caner İnan ve Haki Biçici, evlilik ve ilişki sorunsalına sahneden bakacak. Oyunun mimarı Erkan Kolçak Köstendil, yönetmeni de Eyüp Emre Uçaray.
Closer: İkinci Kat’ın provalara başladığı bir diğer oyunu Closer da, zengin kadrosuyla beğenimizi toplayacağa benziyor. Cengiz Bozkurt yönetmenliğinde, Cansel Elçin, Pelin Akil, Zeynep Tuğçe Bayat’ı izlemek için ekimde yerimizi alacağız.
İyi Geceler Anne: Sezonun bir diğer müjdesi Ankara Sanat Tiyatrosu’ndan geldi ve artık İstanbul’da da düzenli olarak perde açacaklar. Açılışı, Marsha Norman’ın İyi Geceler Anne ile yapıyorlar. Yeşim Özsoy yönetirse, Lale Mansur ve Gizem Aldemir oynarsa, iyi bir oyun bizi bekliyor demektir.
Herkes Tek Başına Ölür: Tiyatro Pera, yeni sezona yeni sahnesi Şişli Blackout’ta, Hans Fallada’nın romanıyla merhaba diyecek. Nesrin Kazankaya’nın uyarlayıp yönettiği oyun, Otto ve Elise Hampel’in gerçek hikayesine dayanıyor. Hampel çiftine Murat Göksu ve Nesrin Kazankaya hayat verecek. Başak Meşe, Doğan Akdoğan, Rüştü Onur Atilla, Zeynep Özden, Dilşah Demir, Oğuz İşçi ve Mustafa Sevim ise sahnede onlara eşlik edecek.
Yüzyılın Evi:Sezonun özgün çalışmalarından biri de Galata Perfom’dan geliyor. Yüzyılın Evi, prömiyerini ekim ayında Berlin’de yapacak. Yeşim Özsoy şöyle anlatıyor: bir konak ve 100 yıllık yaşanmışlıklar ve hikayelerlei müzik film, tiyatro ve belgesel arasında gerçek ve kurgu iç içe olacak. Sinema yönetmeni Melisa Önel ve müzisyen, besteci Kıvanç Sarıkuş ile gerçekleşecek oyun canlı müzik, video ve hikaye anlatımı üzerine…
Günışığına Mektup: Tiyatro P.A.S., Yusuf Dündar’ın kaleme aldığı Günışığına Mektup’la sahnede yerini alacak. Sevtap Çapan, Ece Bozkaya ve Uğur Özbağı; Caner Bilginer yönetmenliğinde selamını verecek ve bizler de onları alkışlayacağız.
Beş Sevim Apartmanı: Tiyatro Alesta, Mine Söğüt’ün öyküsünü, biz tiyatroseverlerin beğenisine sunacak. Orçun Ucal tarafından uyarlanan ve yönetilen oyunun koreografisinde Seçil Demircan, müziklerinde ise Özge Eypoğlu ve Oğuz Gülen’in imzası var. Elif Sözer, Leman Aydın, Nevra Ayşem Savaşçı, Mehmet Şerif Tozlu, Oğuz Gülen ve Orçun Ucal, 12 Ekim’de Kadıköy Emek Sahnesi’nde prömiyer yapmak üzere geri sayıma başladı. Tiyatro Alesta, ikinci oyunlarının da müjdesini verdi: Melih Cevdet’ten uyarlanan Gizli Emir, önümüzdeki aylarda sahnede olacak.
Frida: Küçük Salon, bu sezon da Beliz Güçbilmez’in yazdığı Frida’yla sezona iddialı bir giriş yapacak. Yönetmenlik koltuğunda Emre Tandoğan, sahnede ise Elif Arman var. Dekor ve kostüm tasarımları ise Melis Boyacı’ya ait.
Süper İyi Günler:Tiyatro Kare, Mark Haddon’un romanını sahneye taşımakla kalmıyor, bir sosyal sorumluluk projesine de imza atıyor. Tohum Otizm Vakfı ile ortaklaşa gerçekleştireceği bu proje için 9 Ekim’de Uniq İstanbul’da perdeyi açmaya hazırlanıyor.
Hiçbir Şey:İstanbul Kumpanyası, yeni sezonda önce Raşit Çelikezer’in yazdığı ve yönettiği bu oyunla tiyatro izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.; aynı şekilde sahnede de, Serhan Atak, Gizem İnceoğlu ve Burak Akbulut…
Kader Can: BAM Tiyatro’dan çok yeni bir oyun haberi var! En sevdiğim yazarlardan Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı ve yönettiği bu tek kişilik oyunun kahramanı Deniz Karaoğlu olacak.
Artık Bir Davan Var: Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, ilk olarak 22. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında yeni oyununu bizlere sunacak. Cüneyt Alaz ve İlker Yasin, Kafka’nın Dava’sından ilham alarak yazdığı oyunda, Banu Açıkdeniz, Cüneyt Yalaz, Duygu Dalyanoğlu, İlker Yasin Keskin ve Özgür Eren, Bay K’nın içine düştüğü çıkmazı çözmeye çalışacak.
Yüzleşme: Sonunda Duru Tiyatro’dan da güzel bir haber geldi. Graham Farrow’un yazdığı Yüzleşme, Emre Kınay ve Esra Kızıldoğan’ı sahnede buluşturuyor. Aynı zamanda yönetmen koltuğunda da oturan Emre Kınay, oyunu modern bir Suç ve Ceza yorumu olarak nitelendiriyor. Oyun, ilk olarak 22. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 18 Kasım’da prömiyer yapacak.
Julie: Ekim ayında prömiyer yapmaya hazırlanan bir diğer oyun ise Julie! August Strindberg’in klasik trajedisini’nin çevirisi, çalışmalarını yakından takip ettiğim Ferdi Çetin’e ait. Yusuf Demirkol yönetiminde Ahmet Varlı, Gizem Erman Soysaldı ve Nilay Erdönmez, provalara devam ededursun, bizler 27’sinde Moda Sahnesi’nin yolunu tutmak üzere planımızı yaptık.Göç Dalgası: Ezop Sahne, geçtiğimiz sezon sonunda Yusf Dündar’ın tek kişilik oyunu Göç Dalgası ile seyirciye göz kırpmıştı. Bu sezon da aynı şekilde yönetmen koltuğunda Burcu Salihoğlu, Nuri Karadeniz de sahnede olmaya devam edecek.
Rita: Tiyatro Gerçek, Willy Russel’ın yazdığı Rita oyununu sahneliyor. Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğindeki bu oyunda Ege Kökenli ve Hakan Gerçek’i hayranlıkla seyredeceğiz.
Judy:Pulse Tiyatro, geçen sezonun sonuna doğru izleyicisine Judy ile merhaba demişti. 25 Ekim’den itibaren de Yılmaz Sütçü’nün yönetmenliğinde tekrar sahnede olmaya devam edecek. Sena Işıldar, Can Türkkan ve Ferhat Akgün’le müzikal tadında bir oyun izlemek isterseniz, listenizde olsun derim.
Altar: Geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru izleme fırsatı bulduğum Can Bora‘nın disiplinlerarası projesi Altar, bu sezon yenilenmiş ve çok daha güçlü bir şekilde No Act Sahne’de karşımızda olacak. Ekim ayında takvimlerinize işaretlemeyi unutmayın.
Maraton: Yılmaz Sütçü, bu kez bir dans tiyatrosuna imza atıyor. Horace McCoy’un “Atları da Vururlar” romanı ve Sydney Pollack’ın aynı adlı sinema filminden hareketle gerçekleşen projeyi, İlke Kodal, Tolga İskit ve Yılmaz Sütçü icra ediyor. Üstelik canlı müzikle birlikte!
Varyemez: İstanbul Kumpanyası, Moliere’nin Cimri oyunundan Ahmet Vefik Paşa tarafından uyarlanan Azarya adlı oyununu Binnur Şerbetçioğlu’nun kaleminden Varyemez adıyla sahneye taşıyor.
Manifesto: Oyun Sandalı, yeni oyunlarının ilk provasını gerçekleştirdi. Detaylar ve künye bilgisi de merakla bekleniyor.
Adı Aylin: Tuba Ünsal, bu sezonda Ayşe Kulin’in romanıyla sahnede olacak. Oldukça yüksek maliyetli bu yapımın da detaylarını bekliyoruz.
Çiçekçi Sokağı Cinayeti:Kedi Sahne Sanatları, tiyatroseverleri Kosta Kortodis’in yazdığı Çiçekçi Sokağı Cinayeti’yle buluşturuyor. Detaylar çok yakında…
Balans: Şermola Performans, sadık izleyicilerini Balans’a davet ediyor. Selim Akgün’ün yazdığı oyunu, başarısını sıkça duyduğumuz Berfin Zenderlioğlu yönetiyor. Özlem Taş, Sabahattin Ozan Aslan ve Selim Akgül ise bir oto tamirhanesinde yaşanan ikiyüzlülüğün ve çıkarların hikayesini anlatıyor.
Gördüğünüz gibi yeni oyunlar listesi, uzadıkça uzuyor. Sizler bunları okurken, yeni oyunlara yenilerinin de ekleneceği kesin. Ne güzel değil mi? Yeni oyunlar, sahnelere ve tüm tiyatroseverlere bereketiyle gelsin; alkışların susmayacağı bir sezon olsun!
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, https://www.themagger.com/ sitesinden alınmıştır.
Öncelikle mayalı pizza hamurunu hazırlıyor son halini olduktan sonra arzu ettiğimiz kalınlıkta açıp fırınlıyoruz. Ev yapımı pizza sosumuzu hazırlayıp arzu ettiğimiz kahvaltılık malzemeler eşliğinde fırınlayıp sıcağı sıcağına tadına varıyoruz.
Malzemeler:
2,5 su bardağı un
1 yemek kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı ılık su
Pizza sosu için:
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı domates püresi
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
1/2 su bardağı sıcak su
1 diş sarımsak
1 çay kaşığı kekik
2 yaprak taze fesleğen
1/2 çay kaşığı tuz
Üzeri için:
200 gram tulum peyniri
1 su bardağı rendelenmiş mozzarella peyniri
10 adet kurutulmuş domates
1/2 su bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
1/4 demet taze fesleğen
Püf noktası:
Pizzanın tabanına mısır unu serpebilir, mayalı hamurları bu şekilde açabilirsiniz.
Ölçülü unu azar azar eklemeye dikkat edin.
Pişirme önerisi:
Arzu ettiğiniz kahvaltılık ürünlerle nefis pizzalar hazırlayabilir; mozzarella peyniri yerine kaşar peyniri, domates püresi yerine rendelenmiş domates kullanabilirsiniz.
Yapılışı:
Yoğurma kabına 1,5 su bardağı un, kuru maya, toz şeker, zeytinyağı, tuz ve ılık suyu alıp yoğurma işlemine başlayın.
Kalan unu azar azar ekleyip yumuşak kıvamlı bir hamur elde edene kadar yoğurma işlemini sürdürün.
Son halini alan hamurun üzerini temiz bir mutfak örtüsü ya da streç filmle sarıp oda sıcaklığında 30 dakika kadar mayalanmaya bırakın.
Dinlenen hamuru istediğiniz büyüklüğe göre iki eşit parçaya bölün. Unlanmış mutfak tezgahı üzerinde arzu ettiğiniz kalınlıkta açın.
Mısır unu serptiğiniz fırın tepsilerine aldığınız pizza hamurlarının üzerine çatal yardımıyla delikler açın. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 10 dakika kadar pişirin.
Pizza sosu için; zeytinyağını küçük bir sos tenceresinde kızdırın. Rendelenmiş sarımsakları ekleyip karıştırın.
Domates püresi, biber ve domates salçasını ilave edip suyunu çekene kadar kaynatın, baharat ilavesiyle tatlandırdıktan sonra sıcak su ilavesiyle kısık ateşte pişmeye bırakın.
Fırından çıkardığınız pizza tabanı üzerine hazırladığınız domates sosu sürüp sırasıyla rendelenmiş mozzarella peyniri, tulum peyniri, kurutulmuş domates ve siyah zeytin dilimlerini yerleştirin. Önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika aralığında pişirmeye devam edin. Fırından çıkardığınız pizzayı dilimlere ayırıp sıcağı sıcağına servis edin.
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, https://www.mynet.com/ sitesinden derlenmiştir.
Sertab şarkılarını söylüyor, söyletiyor, hikayelerini koreografilerle ve sahnede değişen mizansenlerle anlatıyor. En son Sertab’ın Oda Müziği konserlerinde şarkılarının enfes Çağrı Sert düzenlemelerini de doya doya dinleyip, ayrıca her konserinde sahneye taşıdığı şıklıklara, ve Beyhan Murphy koreografileri ile eklediği dans performanslarına şahit oluyoruz. Açıkçası Sertab’ın şovlarını zenginleştirme heyecanını, her adımında en önden izliyoruz.
Sırf şarkı söylese bile, sesiyle ve o güzelim şarkılarla ziyafet verebildiğini de bal gibi biliyoruz ama çok sevdiğini iyi bildiğimiz bir Madonna tarafı da var Sertab’ın. Üstelik Türkçe pop dans kulvarında Madonna gibi, e yavaş yavaş profesyonelce ilerleyen ve müzikal şıklığını bozmadan büyüyen Sertab konserleri, artık “Sertab şovları” ve hatta adı üstünde “Sertab müzikali.”
Ülkemizin imkanları çerçevesinde artık sahnede misal uluslararası pop yıldızı Pink gibi, güçlü pop vokalini ve düzenlemelerdeki rock enerjisini lokal dinamiklerle süsleyen bir Sertab var. Üstelik sadece şovuyla meşhur olanların aksine şarkılarda, sözlerde bol bol duygu var. Ah işte, ne anılar var, ne anılar…
Hiç şov yapmasa dahi şarkılarıyla içimizi duygularla coşturacak 25 yıllık kariyerinin şarkıları her yeni şov fikriyle bambaşka oluyor. Kırık Kalpler Albümü çıktığından beri konserlerini sıkı takip edenlerin, tıpkı geçmişteki şarkıları gibi ezberlediği son albümden ezberlediği, “Aşk Beni” , “Olsun”, “Kafi” gibi nefis şarkılarının, sahnedeki tiyatral hallerinin dışında Sertab müthiş renkler katmış şarkılara.
Sertab’ın müzikali, “Yalnizlik senfonisi “ ile açılıyor. Sahnede bir televizyon ekranının karşısına geçen delikanlı kumandayla zamanı zaplıyor ve 90’lara geliyoruz. Ekranda Madonna ve Vogue, bir başka kanalda Sezen Aksu ve Hadi Bakalım. Zap devam ediyor ve mikrofon önünde şık koyu mavi gece elbisesiyle Whitney misali Sertab, öyle çocuk ki şarkıyı söylerken. Bir bakıyorsunuz esas sahnede elinde mikrofon ekranın kaldığı yerden Sertab canlı canlı devam ediyor. Bir bakıyorsunuz, “Sakin Ol” şarkısının koreograsi masa başında memleket meselesi ve sakin olamıyoruz. . Bir bakıyorsunuz, “Zor kadın” şarkısının nakaratını erkek dinleyicilere öğretiyor ve havada testesteron yükseliyor: “ Zor adamdım, gel unuttum gel…”
Sahnede bir festival, bir ara tepeye plaja çıkıyorlar, hep beraber “Kumsalda”, bir ara kolejli kızlara dönüşüyorlar ve punk rock havasında. Hangisini anlatsak ki… Üstelik kaçıranların üzülmesine de hiç gerek yok! Sertab’ın Müzikali’nin ikincisi 19 Ocak’ta Maslak Uniq sahnesinde olacak. Çıkarken aşktan yorulmuş olacaksınız. Hazdan.
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, http://www.milliyet.com.tr/ sitesinden derlenmiştir.
Pembe ve mavinin uyumu bu sezonda geri döndü. Büyük küpeleri spor kombinlere taşımak isteyenler için harika bir tercih olacak. Bershka, mavi pembe küpe
Bershka, love küpe.
Çocukluğumuzdan beri bayılarak izlediğimiz Mickey karakterini büyük küpelerde taşımak eğlenceli olacak. Hem spor hem şık görünüme uyarlanabilir olmasını çok sevdik. Bershka, Mickey Küpe
Kışın mordan vazgeçemeyenleri de düşündük. Büyük ceketler ve tafta kumaştan elbiselere çok yakışacağına eminiz. Bershka, mor taşlı küpe.
Işıltının her yere yakışacağına inanlardansanız, kristal görünümlü küpeleri bu sezon her yerde kullanabilirsiniz. Bershka, elmas görünümlü küpe.
Bershka, siyah büyük küpe.
Burberry, floral küpe
Forever New, yaprak küpe
Forever New, Rose Gold taşlı küpe
Ekstra büyük küpeler arıyorsanız, Gucci tam da aradığını adres. Çok özel bir geceye saklayabileceğiniz bu küpeler, takı koleksiyonunuzu başka bir yere taşıyabilir. Gucci, kırmızı taşlı küpe
Cıvıl cıvıl renkler ve kelebekler içinizi açsın istemez misiniz? Bu sezon Gucci'de bunlardan bolca bulabilirsiniz. Gucci, kelebek küpe
Gucci, taşlı küpe
Gucci, logolu küoe
Gucci, uzun taşlı küpe
Gucci, kristal küpe
Gucci, mavi sallantılı küpe
H&M, uzun üçgen küpe
H&M, kırmızı püsküllü küpe
H&M, zümrüt yeşili küpe
H&M, taşlı küpe
H&M, siyah oval küpe
H&M, pembe oval küpe
Küpelerde gold detaylar ve zincirler hoşunuza gidiyorsa, bu sezon H&M küpeleri tam sizlik olacak. H&M, zincirli küpe
H&M, siyah zincirli küpe
H&M, uzun gold küpe
H&M, yılbaşı süslü küpe
H&M, nar çiçeği püskül küpe
Koton, Rose Gold sallantılı küpe
Koton, uzun püsküllü küpe
Koton, gümüş kırmızı taşlı küpe
Vakko, taşlı küpe
Vakko, mavi taşlı küpe
Stradivarious, gold uzun küpe
Stradivarious, mermer desenli küpe
Lüks küpe alışverişlerinizi çok daha uyguna yapmak istiyorsanı, Stradivarious'un bu sezon küpeleri sizin için. Kontrast renkler, iri taşlar ile Stradivarious bu sezon defile küpelerini aratmıyor. Stradivarious, yeşil pembe taşlı küpe
Stradivarious, elmas görünümlü küpe
Stradivarious, üç taşlı küpe
Stradivarious, gold yuvarlak küpe
Stradivarious, asimetrik gold küpe
Stradivarious, çok taşlı küpe
Stradivarious, yılan desenli küpe
Stradivarious, hayvan desenli küpe
Mango, saçaklı küpe
Yaz esintilerini kışın da küpelerde görmek mümkün. Mango, deniz kabuklu küpe
Mango, siyah taşlı uzun küpe
Mango, siyah beyaz yuvarlak küpe
Abiye elbiseleri taşımak için uzun küpelerden iyisini düşünemezdik. Kristal görünümlü küpeleri, fotoğraflarda ışıl ışıl öıkmanızı sağlayacak. Mango, kristal uzun küpe
Yataklarla ilgili bu yazıyı yazarken amacımız; yatağın önemi konusunda bilinç seviyesini arttırmak ve yatağı doğru seçmeniz için önerilerde bulunmaktır. Evimizdeki tüm eşyalar arasında en önemli olanıdır yatak. Çoğu zaman alışverişlerde en sona atılan yatak seçimi, bütçenin kalnına razı olunarak seçiliyor. Bu problem size bel ağrısı ve yorgun kalkılan sabahlar olarak geri dönebilir. Bir koltuk takımında estetik, kalite gibi özellikler arayabiliriz ancak sağlıkla ilgili olan evdeki tek eşya yataktır. Ayakkabı gibi yatak seçimini de deneyerek yapmak gerekir. Uzaktan, öneriyle, denemeden yatak almamanızı tavsiye ederiz.
Piyasada bir çok yatak firması var ve haliyle kafalar karışabiliyor. Her markanın kendine göre bir ürün konsepti ve fiyat politikası var. Yerli ve ithal olmak üzere markaları kendi kategorilerine göre değerlendirmek gerekir.
Yerli markalar arasında birçok firma var ancak yüksek teknolojili üretim yapan firmalar daha kaliteli ürünler sunuyor. Avrupa üretimli yataklar kalite standardı daha yüksek. Siz yatak markaları arasındaki farklara takılmayın. Önemli olan size uygun ergonomik uyku ortamını sağlayacak yatağı bulmak. Yatakların hijyenik kullanım süresi 8-10 yıl arasındadır. Ancak dayanıksız yay sistemleri, kalitesiz ara dolgu malzemeleri 2-4 yıla kadar süreyi kısaltabilir. Malzeme ve üretim hikayesi iyi olan ürünleri kıyaslayın. Hikaye derken anlatmak istediğimiz; o ürünün üretimi için doğru çaba harcanmış mıdır? Peki doğru yatak için nelere dikkat etmek gerekir?
Bana hangisini önerirsiniz?
Genelde “bir kaç gece uyumadan anlaşılmaz” görüşü hakim olsada yatak seçerken hızlı ve doğru yöntemlerle yüksek oranda doğru yatağı seçebilirsiniz. Yatak mağazalarında “bana hangisini önerirsiniz?” sorusunu sormayın. Eğer satıcı doğru bilgilendiren birisi değilse ve satış odaklıysa, size yüksek fiyatlı yatakları önerecektir. Satıcının tavrını bir kenara bırakırsak yinede bu soru doğru bir soru değil. Yatak ergonomisi kişiye göre değişir. Boy, kilo, omurga yapısı, kilo dağılım dengesi gibi birçok değişken var. Kendiniz yatağı deneyin, bilgi alın, eleyin ve karar verin. Doğru ve sağlıklı bir uyku ortamı için yatağın temel olarak bize sağlaması gerekenler; omurga desteği, iklimlendirme, kas dinlendirme, ısı dengeleme. Şimdi aşağıdaki soruları sorarak yatak seçebilirsiniz.
Yatağa uzandığınızda ayaktaki vücut şekliniz korunuyor mu? Korunuyorsa omurganızı destekliyor demektir.
Kalçanız veya vücudun ağır bölümleri yatağa daha fazla gömülüyor mu? Gömülüyorsa yatak yay ve ara dolgu malzemeleri sizin için doğru değildir. Çok yumuşak yataklarda bu tarz bir durumla karşılaşabilirsiniz. İlk etapta rahat gibi hissettirsede omurga pozisyonu bozulduğu için sabah ağrıyla uyanabilirsiniz.
Vücut bel ve basen boşluklarınız dolmuyor, yatak sanki sizi yukarıya doğru itiyor mu? Muhtemelen çok sert bir yataktır ve dolgu malzemeleri az yada doğru kullanılmamıştır.
Kumaş içeriği nedir? Pamuk, keten veya doğal liflerle yapılmış kumaşlar tercih edilmeli.
Yatak hava geçirgenliği nasıl? Dış kumaşından yayına kadar hava sikülasyonu olmazsa yatak terletebilir. Doğal malzemelerle üretilen yataklar hava geçirgenliği en yüksek yataklardır.
Oeko-Teks veya benzer sertifikaları var mı? Sağlığımıza zararlı malzemelerden oluşan bir yatağı kimse almak istemez. Gece boyunca yataktan süzülen havayı soluduğunuzu unutmayın. Sadece kumaşının bu tarz belgeleri olması yetmez içindeki malzemelerin de kalite standardını sorgulayın.
Yaylı yatak mı, yaysız yatak mı? İkisinide kullanabilirsiniz. Ancak Omurga desteğinin en önemli elemanı yaydır. Lateks, visko gibi yaysız yataklarda yay desteği için latalı karyola kullanmanız gerekir. Yaylı iyidir-kötüdür yada yaysız iyidir-kötüdür diyen kişinin bilgisi eksik ve ezberedir.
Yatağı mutlaka evde yattığınız pozisyonlarda yukarıdaki kriterlere göre 5-10 dk deneyin. Gerekirse bir daha deneyin. Bu deneme esnasında yatak size cevap verecektir. Unutmayın, sağlıklı bir uyku için sağlıklı bir yatak şart. Kişiye göre ergonomik özellikler değiştiği için yatağınızı mutlaka kendiniz deneyerek, inceleyerek seçmelisiniz.
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, http://www.mobilyaasistani.com/ sitesinden alınmıştır.
Varlıkları ile kadın hareketine öncülük etmiş, hepimize örnek olması gereken 10 feminist kadını bir araya getirdik. Bu on kadın, haklarımızı doğuştan kazanamasak bile, savaşarak elde edebileceğimizin en güzel örnekleri.
10. Mary Wollstonecraft
(1759- 1797) Mary Wollstonecraft toplumsal cinsiyet eşitliği için sesini yükseltten ingiliz yazar ve feminist filozofdu. 1792 Kadın işçiler,Kadın Hakları ve kadın mücadelesi fikirlerini sorguladı ve feminist literatürde önemli bir statü kazandı. 1787 ‘Kızlara Eğitim Üzerine Düşünceler’, ‘Kadın Okuyucu’ (1789), ve (1794) ‘Fransız Devrimi’nin Kökenleri ve Terakki Tarihsel ve Ahlaki Profil onun önemli eserlerdir.
9. Amelia Bloomer
Amelia Jenks Bloomer (1894 1818-) Amerika doğumlu feminizmin ünlü savunucusu oldu. Okul eğitimi eksik olmasına rağmen kocasının gazetesinde kadın haklarıyla ilgili yazılar yayınladı ve daha sonraki yıllarda Lily adında kendi fenminist gazetesini yayınlamaya başladı. Kıyafet devrimlerinin destekçisi oldu muhafazakarlığa karşı savaştı ve yıllarca ‘bloomers’ olarak anıldı.
8. Simone de Beauvoir
Fransız filozof ve yazar Simone de Beauvoir (1986 1908-) ataerkil sistemi eleştirdi, modern feminizm önemli bir figürü oldu. Evlilik karşıtı bildiriler hazırladı Ünlü filozof Jean-Paul Sartre ile açık bir ilişki içinde olduğu biliniyordu. Mezar taşında isimleri alt alta yazıldı. Beauvoir ölümünden sonra da ünü yayılan isimlerdendi. Sadece 1968’lerin post-feminizminin kurucusu olduğu için değil aynı zamanda akademisyen olarak ve varoluşcu Fransız düşün insanı olarak da ünü gelişerek yayıldı.
7.Alice Paul
Alice Paul (1977 1885-) Amerikalı kadın hakları savunucusu oldu. İngiltere’de öğretim gördüğü yıllarda, kadınların oy hakkını savunan hareketin aktif militanıydı tutuklandı ve defalarca hapse mahkum edildi. Ulusal Amerikan Kadınları Oy Derneğinin aktif bir üyesiydi. İlerleyen yıllarda kadınların oy kullanma hakkını kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. 1913 yılında Kadın Suffrage için Kongre Birliği’ni kurmak için mücadeleyi bıraktı. Milli Kadın Partisi ilk başkanı oldu. 1923 yılında Eşit Haklar Değişiklik taslağının hazırladı ama mecliste onay almadığı için başarısız oldu.
6. Lucy Stone
Massachusetts’te doğdu (1818- 1893) Lucy Stone feminist ve kölelik karşıtı idi. evlendikten sonra kızlık soyadını korumak için hukuksal mücadele verdi, bu süre içinde oldukça tartışma yarattı. Onun konuşmaları Susan B. Anthony dahil olmak üzere, kadın hakları için mücadele eden birçok kişinin ilgisini çekti. 1850 yılında ilk Ulusal Kadın Hakları Sözleşmesinde organize bir rol oynadı. 1870 yılında, Taşra Kadın Dergisi, kadın haklarının desteklenmesi adına önemli bir yayın kurdu. Amerikan Kadın Oy Derneği kurucularındandır.
5. Emma Goldman
Emma Goldman, Anarşist yazar. 20. yüzyılın ilk yarısında ABD ve Avrupa’da anarşist görüşün ve feminist mücadelenin yayılmasında ve gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.Emma Goldman 67 yaşında, İspanyol Devrimine katılmak için İspanya’ya gitti. CNT-FAI’li anarşistlerin 1937’de koalisyon hükümetine katılmalarını, giderek güçlenen komünistlere (stalinist) savaş faaliyetinin daha iyi yürütülebilmesi için taviz vermelerini onaylamadı. Faşizmin Avrupa’daki yükselişi karşısında büyük bir üzüntü duysa da düşüncelerinden taviz vermeyi reddetti. Emma Goldman 14 Mayıs 1940’da, Kanada’nın Toronto kentinde öldü. Chicago’da, Haymarket İsyanı sonucu asılan anarşistlerin gömüldüğü yerin yakınına gömüldü.
4. Betty Friedan
Eylemci ve yazar Betty Friedan (1921- 2006) Amerika’da feminist hareketin önde gelen isimlerinden biriydi. 1963 yılında yayınlanan kitabı Kadınsı Mistik’i, en çok satan kitaplar arasında yerini alarak, kadın hakları hareketinede diriliş getirdi. 1966 yılında, Friedan Ulusal Kadın Örgütü (NOW) kurucu ortağı oldu ve 4 yıl boyunca başkanı olarak görev yaptı. Kadınlara oy kullanma hakkı verilmiş anayasa değişikliğinin 50. yıldönümünde, o binlerce insanın katılımı ile kadın eşitliği sempozyumu düzenledi. Friedan birçok kuruluşta çalışmalar yaptı ve kadın hareketinin güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliğini savunan kitaplar yazmaya devam etti.
3. Sojourner Truth
New York’ta Isabella Baumfree, Sojourner Truth (1797-1883) olarak doğmuş ırk ayrımcılığı ve cinsiyet eşitsizliğine karşı savaşçı oldu. O köle olarak doğdu ve kadın ve kölelerin hakları için mücadele verdi. 1827 yılında serbest bırakıldı köle olarak neredeyse üç yıl geçti. 1836 yılında köle olarak satılan oğlu için hukuksal mücadele verdi ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bir dava kazanan ilk Afrika kökenli Amerikalı kadın oldu. 1851 yılında feminist hareketin tarihinde bir dönüm noktası oldu. Yaşamı boyunca Feminst ve kölelik karşıtı mücadeleyi aktif bir şekilde destekledi.
2. Susan B. Anthony
Susan Brownell Anthony (1820-1906) Amerikalı kadınların oy hakkını savunan hareketin ve kölelik karşıtı hareketin önde gelen liderlerinden biriydi. O ülke çapında konuyla ilgili çok sayıda kampanya ve konferanslar düzenledi. Başkan Abraham Lincoln politikalarını desteklenen Kadın Ulusal Ligi, şekillendirmede etkili oldu. Susan ve arkadaşları tutuklandığı ve mahkum edildiği için 1872 başkanlık seçimlerinde, oy kullanamadı. Kadın oy tarihi üzerine üç ciltlik kitap yazdı. O ABD parası üzerinde tasvir edilecek ilk kadındı.
1. Elizabeth Stanton
(1815- 1902) Elizabeth Cady Stanton Amerika’da erken feminist hareket içinde önde gelen isimlerinden biriydi. Kadın Oy Derneğinden Susan B. Anthony ile arkadaş oldu. 1848 yılında Seneca Falls ilk kadın hakları kongresinde, Stanton kadın hakları hareketinde seminal konuşmacılarından biri olarak gitti. 80 yaşına kadar Ulusal Kadın Oy Birliği başkanı olarak görev yapmıştır. İncil ve Kadın (1895) ve bir otobiyografi yazarı (1898) feministtir.
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, https://www.tarihtoplum.org/ sitesinden derlenmiştir.
Mereng, iyice çırpılan ve kar kıvamına gelen yumurta akı ve şeker ile hazırlanan tatlılardır. Mereng çok hafif bir pastane malzemesi olup , eskilerden bu yana beze olarak da bilinir. Merengten yola çıkarak bulunan birçok tarif de söz konusu.
Mereng çeşitleriyle üçe ayrılıyor. Bunlar Fransız, İsviçre ve İtalyan merengi. Ülkemizde de fırıncılık ve pastaneciliğin başladığı yıllardan bu yana bulunmakta. Bizim sıkça “beze” ismi ile rastladığımız tatlılar aslında temelinde Mereng’dir. Mereng sadece beze üretiminde değil, birçok farklı amaç için de kullanılıyor.
İçi, üzeri ve altı yumuşak tatlılarda kullanılan Mereng, pasta tabanlarının da hazırlanmasına olanak sağlar. Her ne kadar, malzemenin azlığından ötürü yapımı kolay görünse de, fırın sıcaklığına ve kıvamına dikkat edilmediğinde istenilen sonuç elde edilemeyebilir.
En basit tarifiyle Mereng yapmak isteyenler için
Malzemeler:
3 adet büyük boy yumurta akı
1 yemek kaşığı mısır nişastası
4 – 5 damla limon suyu
1 tutam tuz
100 gram pudra şekeri
Yumurta akını mikser kabında tuzu da ilave ederek çırpın.
Yumurta akı yoğunlaştığında yavaş yavaş pudra şekerini ekleyerek karıştırmaya devam edin.
Limon damlalarını ilave edin.
Yoğun, pütürsüz ve parlak bir hal aldığında Mereng olmuştur.
Çırpmayı bıraktıktan sonra mısır nişastasını da ekleyin. Spatula ile nişastayı yedirin.
İki eşit kaseye ayırın.
100 derecede ısıttığınız fırına beze hamurlarını yerleştirin.
Isıtılmış fırında 60 dakika pişirin.
Tamamen soğuduktan sonra servis edebilirsiniz.
Kestane şekerli Mereng tarifi için
Malzemeler:
6 yumurta akı
100 ml su
300 gram toz şeker
10 tane kestane şekeri
Kreması için
1 pace arem şanti
400 gram labne peyniri
Tarçınlı krema için
1 çay bardağı toz krem şanti
1 tatlı kaşığı tarçın
220 gram labne peyniri
2 yemek kaşığı süt
Üzeri için
Damla çikolata
Kestane şekeri
Karamel sos
Süslemek için toz krem şantiyi, tarçını, labne peynirini ve sütü çukur bir kapta karıştırın. Buzdolabında Mereng’i pişinceye kadar bekletin. Kreması için krem şantiyi paket üzerindeki tarife göre hazırlayın.
Labneyi ilave edip karıştırın. Bu karışımı buzdolabında bekletin.
Fırını 120 derecede ısıtın. Fırın kağıdının üzerine çapı 22, 18 ve 12 cm olan 3 adet yuvarlak çizin. Yumurta aklarını kar haline gelene kadar çırpın. Şekeri ve suyu sos tenceresine alın. Kaynama noktasına getirin. Ocaktan alın.
Ilınınca çırpılmış yumurta aklarını ekleyin.
Spatula ile alttan üste doğru havalandırarak karıştırın.
Soğuyup katılaşana kadar karıştırmaya devam edin. Katılaşınca çizdiğiniz yuvarlakların üzerlerine ayrı ayrı dökün.
Önceden ısıtılmış 120 dereceye ayarlı fırında 2 saat boyunca pişirin. Fırını kapatın ve kapağı yarı açık olarak Mereng’leri içinde soğumaya bırakın. Servis yapmadan kısa bir süre önce en büyük Mereng’in üzerine kremasından sürün, doğranmış kestane şekerleri serpin. Kalan iki katı da aynı şekilde, aralarına kremasından yayıp üç kat olacak şekilde hazırlayın.
En üste de sıkma torbası yardımı ile tarçınlı kremadan sıkarak dekoratif bir şekilde süsleyin. İsteğe göre karamel sos, damla çikolata ve kestane şekerleri ile süsleyin. Afiyet olsun!
7 Aralık Cuma saat 10.20 ‘de yay burcunda yeniay doğuyor.
Astroloji de yeniay, hangi burçta doğarsa, o burcun doğasına uygun işe ve olaylara hız vermek, adım atmak uygundur. Yay burcu, uzaklar, yolculuklar seyahatler yurt dışı bağlantılı işler yayıncılık eğitsel ve akademik işler kişisel gelişim ile ilgilidir. Ayrıca, ufkunuzu genişletecek, risk algınızı artıracak, “neden olmasın hadi yapalım” dedikleriniz ile de yakından ilgilidir. Sizi heyecanlandıran, deneyim ve tecrübe katacağınızı düşündüğünüz şeylerle ilgilidir. Yay burcundaki yeniaylar, çoğu zaman genişlemeyi, büyümeyi, riskleri beraberinde getirir.
Elbette gerçek bir fırsatı yakalamak için, önce onun “bir fırsat mı yoksa zaman kaybı mı” olup olmadığını değerlendirebiliyor olmanız önemli. Fırsat olarak görmediğimiz hiçbir şey için, uğrunda çaba harcamayız, öyle değil mi? Ama bir yerlerde dört yapraklı yonca olduğuna inancınız tamsa, onu gece gündüz aramaya başlayabiliriz. Yeter ki inanalım.
Bu yeniaydaki tek handikap, Mars ve Neptün ikilisinin yarattığı sis perdesi. Aralık ayı boyunca bir şeyleri değiştirmek, artık fırsat olarak görmediğiniz şeyleri avantaja çevirmek isteyebilirsiniz. Örneğin bu evi almanın veya satmanın tam zamanı, iş değiştirmenin tam zamanı, bu iş-ilişki sürmeyecek gibi bitirme kararı almanın tam zamanı… gibi.
Yay burcunda Jüpiter ile birlikte doğan yeniay, bizi maceraya çağırırken, Balık burcundaki Mars ve Neptün, bu yola nasıl çıkarken nasıl bir yol-yöntem kullanacağınız ya da hedefe varış süreniz konusunda belirsizlik yaratabilir. Ortada bir fırsat var, evet. Ama bu nasıl yakalanır ve takipte kalınır? O kısım biraz muallak. Gelmek üzere olan bir şeylerin kokusunu alıyor olabilirsiniz, ama onu nasıl yakalayacağınız kendini gösterdiğinde belli olacak gibi görünüyor. O yüzden esnek kalmaya, hızlı hareket etmeye hazır olun. Mars balık burcundayken engelleri, hayatın doğal akışında aşmamızı ister. Meydan okumadan, rekabet etmeden, yarışmadan, şiddete, öfke ve intikam yollarına başvurmadan. Yani stratejiniz ne savunma ne de saldırı olmamalı. Siz sadece inandığınızın peşinde gidin. Eğer inanıyorsanız elbette! Fırsat mı yoksa zaman kaybı mı, olup olmadığını denemeden bilemezsiniz.