Gebeliğin erken dönemlerinde stres yaşayan annelerden doğan erkek çocuklarının ileriki yıllarda daha az sperme sahip oldukları ortaya çıktı.
Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, Human Reproduction dergisinde yayınlanan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi: “Gebeliğin ilk 18 haftası içinde zorlayıcı hayat koşulları olan (yakın akrabanın kaybı, eşle olan ciddi sorunlar) ve stres çeken gebelerin erkek çocuklarının sperm sayısı ve hareketlerinde problemler gelişiyor. Çünkü gebeliğin erken dönemleri, erkek üreme organlarının gelişiminde önemli bir zaman dilimi. Bu dönemde yaşanan stresli periyodun uzun dönemde üreme ile ilgili olumsuz sonuçları ortaya çıkıyor. Bu da erkek üreme sisteminde hassas bir period olan erken gebelik dönemlerinde yoğun strese maruz kalan gebelerden doğan erkek çocuklarında uzun dönemde kısırlık sorunlarının gelişebileceğini göstermektedir. Geç gebelik döneminde yaşanan stresin ise bu konuda bir etkisi saptanmamıştır. Anne karnında yaşanan stresli dönemin yanında aşırı kilo, sigara-alkol kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve varikosel de sperm kalitesini ve sayısını önemli ölçüde etkiler.”
Herkes bayramda ve sonrasında istediği gibi yiyip içerken, bir diyabetli olarak diyet planınıza bağlı kalmak sizin için oldukça zor olabilir.
Bayram ziyaretlerindeki zengin sofralar, birbirinden cazip yiyecekler her zaman göz önündedir ve uymanız gereken program bozulabilir.
Doğru bir planlama, sevdiklerinizle bayramın tadını çıkarırken sağlıklı seçimler yapmanız için size yardımcı olacaktır.
Prof. Dr. Alper Çelik, bayramda diyabet yönetimi için kolay ipuçları ve püf noktalarını sizler için anlattı. Bu yöntemler sayesinde bayramın tadını çıkarabilirsiniz.
ÖĞÜNLERİ ATLAMAYIN Bir öğün atlamak kan şekeri düzeyinizi olumsuz yönde etkileyebilir. Tatil programınız yoğun ve meşgul görünüyorsa, güne başlarken ön planlama yapmayı ve gün içinde yiyeceğiniz yemekleri ve atıştırmalıkları hazırlamayı düşünün.
BOL SU İÇİN
Daha fazla su içmek, daha az kalorinin yanı sıra daha az şeker, tuz ve kolestrol alımıyla alakalıdır. Bol su tüketmek, diğer tatlandırılmış içeceklerin alımını da sınırlandırır.
KARBONHİDRAT ALIMINDA AKILLI DAVRANIN Karbonhidrat tüketiminiz için gün boyunca boşluk bırakın. Belirli bir zamanda hangi karbonhidratların tüketileceğini seçin. Ayrıca, kan şekeri artışını en aza indirmeye yardımcı olmak için yavaşça sindirilen ve emilen karbonhidrat karışımları vardır.
Örneğin, içecek başına 200’den, bar başına 160’tan az kalori ile akıllı kontrollü bir seçim yapmış olursunuz. Buna karşılık, yüksek glisemik indeks ve glisemik yükleme özelliği olan yiyecekler hızla sindirilir ve kan şekerinde ani yükselmelere neden olur. Bu yüzden, rafine edilmiş ve işlenmiş karbonhidratları sınırlandırın ve elma, havuç, fasulye ve kaju gibi lif bakımından zengin yiyecekleri seçin.
AÇIK BÜFELERE DİKKAT! Daha küçük bir tabak alın ve tabağınızı taze sebzeler, yağsız proteinler ve bazı kompleks karbonhidratlarla doldurun. Bu tutumunuzdan vazgeçmeyin. Tatlı alacaksanız birkaç arkadaş ile tatlınızı bölüşün.
KENDİNİZE SAĞLIKLI TABAKLAR HAZIRLAYIN Porsiyon kontrolü yapmak diyabet hastalığı olan insanlar için çok önemlidir. Çok fazla yemek ya da bazı yiyeceklerden fazlasıyla yemek, kan şekerinizi olumsuz yönde etkileyebilir.
Tatil sezonunda kendinize tabak hazırlarken, tabağınızın dört kısma ayrıldığını düşünün ve şöyle bir düzenleme yapın:
Tabağın ¼’ünde Yağsız Protein: Derisiz hindi veya tavuk, yağsız sığır eti, balık, fasulye, mercimek
Tabağın ¼’ünde Karbonhidrat: Tahıllar, makarna çeşitleri, patates, ekmek
Tabağın ½’sinde Yeşil Sebzeler: Salata, brokoli, yeşil fasulye, kuşkonmaz gibi nişastasız sebzeler
YAVAŞ TÜKETİN Beyninizin midenize artık tok olduğunuza dair sinyal göndermesinin yaklaşık 20 dakika sürdüğünü biliyor musunuz?
Araştırmalar, öğünlerin yavaş tüketildiği zaman insanların hızlıca tüketenlerden çok daha az kalori aldıklarını ve daha fazla su tükettiklerini göstermiştir. Yemeğinizi yavaşlatmaya yardımcı olmak için yavaşça çiğnemeye çalışın, rahat olun ve lokmalarınızın arasında bir yudum su için.
TATLI YİYEBİLİRSİNİZ AMA… Tatlı sizin için gerçekten önemliyse, önceden planlama yapmalısınız. Gün boyunca daha az karbonhidrat yiyin, böylece küçük bir tatlının keyfini çıkarabilirsiniz. Porsiyon boyutlarına dikkat etmeye ve fazladan lokma yememeye dikkat edin.
HAREKET EDİN Her ne kadar bayram tatili geleneksel olarak yemek zamanı etrafında şekilleniyor olsa da tatil geleneklerinize fiziksel bir aktivite eklemeyi düşünmelisiniz. Hareketsiz kalmamak için, yemekten sonra 20 dakika yavaş tempoyla yürüyüş yapın.
Ailenizle de yürüyüşe çıkabilirsiniz. Haftada üç defa en az 30 dakikalık hafif bir egzersiz de yapabilirsiniz. İsterseniz bu süreyi 15 dakikalık kısımlara ayırabilirsiniz. Tatillerde hareketsiz kalmaktan kaçının. Çok uzak olmayan mesafedeki akraba ya da dost ziyaretlerine araçla değil de yürüyerek gidin.
FAZLADAN UYUYUN Az uyku uyumak, kan şekerinizi kontrol etmeyi zorlaştırır, çünkü bu durum aynı zamanda vücudunuzdaki hormonları da etkiler.
Ayrıca, uykusuzluk devam ettiğinde yüksek yağ ve yüksek şeker oranına sahip yiyecekler yeme isteğinizi artırır. Bu da sizi sağlıksız yiyecek seçimlerine yönlendirir ve sonrasında kendinizi daha fazla stresli hissetmenize neden olur.
Kendinizi bu şekilde dengesiz yemek yemeye karşı korumak ve kan şekeri değişiminizi engellemek için her gece 7-8 saat uyumalısınız.
SAKIN VAZGEÇMEYİN Bir yemek ya da kutlama sırasında programınız dışına çıktığınızı hissederseniz bütün planı iptal etme yoluna gitmeyin, sakın vazgeçmeyin.
Kendinizi suçlu hissetmek yerine, duygularınızı kabul edin ve bir sonraki öğünde kaldığınız yerden devam etmeye odaklanın. Küçük bir aksaklık tüm planınızı bozmasın, seyrek de olsa aksilikler olabileceğini bilip hemen toparlanmalı ve sağlığınıza gösterdiğiniz özene devam etmelisiniz.
BİR MOBİL UYGULAMA EDİNİN Diyabet ve diyabetinizde takip edeceğiniz diyeti yönetmenize yardımcı olabilecek birçok mobil uygulama bulunuyor. Bayram tatilinde veya sonrasında normal rutininizin dışındaki yiyeceklerle karşılaştığınızda bu tür uygulamaların çok yardımı olacaktır.
2018 yılında Türkiye’de doğum oranlarına bakıldığında, yaz aylarında özellikle ağustos ayında, kışa göre daha fazla doğum gerçekleşti.
Mevsimlerin doğurganlığa etkisine bakıldığında ise, mevsimlere göre tüketilen besinler öne çıkıyor. Centrum Clinic Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Recai Pabuçcu, kısırlığın önüne geçmekteki ve doğurganlığı artırmaktaki en büyük etkenin sağlıklı beslenmekten ve mevsimlere göre doğru gıda tüketiminden geçtiğini belirtiyor.
Günümüzde gittikçe artan beslenme bozukluklarının infertilite yani kısırlığa etkisi büyük. Özellikle meyve ve sebzelerin mevsiminde tüketilmemesi, hormonların dengesini bozarak kısırlığa sebep olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Recai Pabuçcu, mevsimsel olarak doğru beslenmenin doğurganlık açısından önemini vurguluyor ve yanlış beslenmenin gebeliğin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söylüyor. Beslenme alışkanlıklarının doğurganlığa olumlu ve olumsuz etkileri olduğunu belirtiyor.
Yanlış beslenme infertilite’nin sebebi olabilir!
Çok basit gibi görünse de, sadece sağlıklı beslenme ve doğru mevsimde doğru gıdaların tüketilmesiyle birlikte bile kısırlığın önüne geçilebiliyor. Prof. Dr. Recai Pabuçcu konuyla ilgili; “Özellikle son yıllarda her mevsim her gıdaya, meyve sebzeye kolayca erişebiliyoruz. Ancak bu ürünler, kimyalarıyla oynanmış ve hormon takviyesi yapılmış ürünler oluyor. Bu durum, besinden alınacak neredeyse tüm olumlu etkileri olumsuza çeviriyor. Kısırlık sebebiyle kliniğimize başvuran çoğu hastamıza ilk tavsiyemiz sağlıklı beslenmeyle ilgili oluyor. Özellikle meyve ve sebzelerin mevsiminde tüketilmesi çok önemli. Aksi takdirde, doğal olmayan yollarla elde edilen bu besinler insan sağlığıyla oynuyor ve vücudun dengesini bozarak kısırlığa sebep olabiliyor.” diyor.
Vitaminleri doğal yollarla almak önemli!
Sağlıklı beslenme ve doğru vitaminleri doğru mevsimde almak gebelik şansını artırıyor. Bu aylarda kayısı, şeftali, kiraz, çilek, dut gibi meyveler ve domates, salatalık, marul, dereotu gibi sebzeler gönül rahatlığı ile tüketilebilir. Prof. Dr. Recai Pabuçcu, gebe kalma sürecinde mevsimine göre doğru beslenmenin öneminin yanı sıra, zaten hamilelik döneminde olan anne adayları için de, hem bebek hem kendi sağlıkları için hormonlu gıdalardan uzak durmaları gerektiğini söylüyor ve ekliyor; “Gebelikte hormonlu gıdalardan, GDO’lu ürünlerden uzak durmak gerekiyor. Aksi halde, yanlış bir beslenme düzeni gebeliğin risklerini arttırdığı gibi, bebeğin sağlığını da tehlikeye atıyor. Mevsimsel olarak doğru beslenme pek çok kronik hastalığın önüne geçiyor.”
Mevsimlere göre doğru beslenmenin herkes için gerekli olduğunu ve önemli sağlık sorunlarının önüne geçtiğini belirten Pabuçcu, özellikle hamilelik döneminde olan ve hamile kalmak isteyen anne adaylarının ekstra özen göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Pratik sütlü tatlı tariflerinin hayat kurtarıcı nitelikte olduğunda sanırım bütün kadınlar hem fikir. Bu sütlü tatlıları, çat kapı gelen misafirlerimize çayın yanında hızlıca hazırlayabiliriz. Hem ağır tatlılardan kaçınıp hem de çok yorulmayacağız. Üstelik lezzetten de hiçbir şekilde ödün vermiyoruz!
Tavuk Göğsü
Tavuk göğsü sevenler için hem çok hafif, kalorisi diğer tatlılara göre çok az hem lezzetli bir sütlü tatlı.
Malzemeler:
1 su bardağı un
1 litre süt
1,5 su bardağı toz şeker
125 gr margarin
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı nişasta
Hazırlanışı:
Tereyağını bir tencerede eritin, unu ve nişastayı ekleyerek güzelce kavurun. Sonrasında kalan malzemeyi ve sütü yavaş yavaş ekleyerek karıştırmaya devam edin. Kaynadıktan sonra ateşten alın ve mikserden geçirin. Geniş bir tepsiye veya borcama yayıp 2-3 saat dolapta bekletin. Keserek servis yapın.
Çikolatalı Muhallebi
Sütlü tatlıları sevenler için lezzetli tarfilerden olan çikolatalı muzlu muhallebi hem çok hafif hem de çok pratik. Bu çikolatalı muzlu muhallebiyi 15 dakikada hazırlamanız mümkün. Özellikle de çikolata seviyorsanız çikolata sos ile muhteşem olur.
Malzemeler:
1 kg süt
2 adet muz
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
Ceviz, fındık, Hindistan cevizi
1 adet hazır çikolatalı sos
1 adet vanilya
Hazırlanışı:
Süt, un, şeker ve vanilyayla yoğun bir muhallebi hazırlayın. Karışımı ocaktan alıp içine muzları da ekleyip robottan geçirin. Çikolatalı sosu başka bir tencerede hazırlayın. Kaselere 1 kepçe çikolata sos 1 kepçe muzlu muhallebi sonrasında 1 kepçe daha çikolata sos koyun. Üstünü muz ve fındıkla süsleyip dolaba kaldırın. 2 saat bekledikten sonra çikolatalı muzlu muhallebiniz servise hazır olacaktır.
Sütlaç
Malzemeler:
1 lt süt
2 su bardağı su
1 çay bardağı pirinç
Arzu ettiğiniz miktarda toz şeker
Pirinci soğuk suyla iyice yıkayın. Tencerede pirinci ve suyu kaynayana kadar pişirin. Su kaynar kaynamaz sütü ekleyin sabırla orta ateşte pişirin. Orta ateşte uzun süre pişmesi lezzet katıyor.
Üzeri göz göz olunca tadına bakarak toz şekerini ekleyin bir taşım daha kaynatıp ocaktan alın ve servis edeceğiniz kaselere dökün. Üstünü tarçınla süsleyin.
Sütlü İrmik Tatlısı
Malzemeler:
9 yemek kaşığı irmik
10 yemek kaşığı toz şeker
1 paket vanilya
Tarçın (veya Hindistan cevizi )
1 paket kakaolu bisküvi
Hazırlanışı:
İrmik, süt, şeker ve vanilya bir tencereye konur ve karıştırılarak orta ateşte kaynayıncaya kadar pişirilir. Dikdörtgen bir cam tepsi altı yapışmasın diye ıslatılır. Ardından malzemenin 3’te 1 i tepsiye dökülür. Bisküviler muhallebinin üstünü kapatacak şekilde yan yana dizilir. Geriye kalan karışımın yarısı bisküvilerin üstüne dökülür. Bir kat daha bisküvi yerleştirilip kalan muhallebi üstüne iyice yayılır. Son olarak kalan bisküviler istenirse tarçınla harmanlanarak iyice ufalanır ve tepsinin üstüne güzelce döşenir. En az 3 saat buzdolabında bekletilip servis yapılır.
Kazandibi
Malzemeler:
1 litre süt
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
3 yemek kaşığı nişasta
4 yemek kaşığı pudra şekeri
3 yemek kaşığı pirinç unu
1 yemek kaşığı tereyağ
Hazırlanışı: Sütü pirinç ununu, şekeri ve nişastayı bir tencerede pişirin. Muhallebi kıvamına gelince mikserle çırpın ki pürüzsüz kıvama gelsin. Ardından orta boy bir alüminyum fırın tepsisinde tereyağını eritin. Yağ eriyince pudra şekerini tepsiye yayın ve yağ ve şeker iyice yanıp karamelize olunca muhallebiyi tepsiye yayın. Soğuduktan sonra dolaba kaldırın 3-4 saat bekletin. Kazandibi servise hazır!
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, http://gurme.1001kadin.com/10 kadın sitesinden derlenmiştir.
Instagram, Facebook hatta Whatsapp profilleri bile tatil fotoğraflarıyla dolmaya başladı! Instagram hikayeleri Bodrum, Çeşme, Ayvalık’la coşmaya ilk günden başladı bile. İnsanın tatile gideceği yoksa bile biraz kıskanmıyor değil. Siz de bizim gibi bu bayram büyük şehire tıkılı kaldıysanız üzülmeyin. Tatil beldeleri kalabalıktan geçilmiyorken bizler İstanbul’un tadını çıkarma fırsatı bulmuş olacağız. Bu bayram evinizde kafa dinlemek istiyorsanız, biz de boş durmayıp şehirdeki mekan önerilerimizi paylaşalım o halde!
İtalyan Mutfağı Arayışındakiler İçin: Vapiano (Suadiye)
Anadolu Yakasının en güzel caddelerinden Bağdat Caddesi, bizce akşam üstü yürüyüşleri ve akşam yemekleri için en iyi tercihlerden biri. Bu caddede pub’lardan, kebabçılardan da yana tercihinizi kullanabilirsiniz ama bizce Vapiano da mutlaka tercihleriniz arasında olmalı. Şık dekorasyonu ve Bağdat Caddesi’nin en gözde sokaklarından birinde yer alması bu mekanı güzel kılan etkenlerden. Makarna ve pizza severlerin kırmızı şarap eşliğinde güzel bir yemek isteyeceğini düşünerek bu restoranı listemize ekledik. Yemekten sonra bir kahve veya bir kadeh bir şeyler içmek isteyenler için de her yerin yürüme mesafesinde olacağını hatırlatalım!
Kahve ve Kitap Romantizmini Seviyoruz: FiLBooks (Karaköy)
Karaköy, son yıllarda İstanbul’un en favori yerlerinden biri. Sabahı da akşamı da gecesi de ayrı canlı ve ayrı renkli olan bu semtte, biz tabii ki olmazsa olmazını yani kahveyi seçtik. Karaköy’deki birçok kafenin kendine özgü havası olmasıyla beraber, FiLBooks, atmosferi ile kitap severleri büyüleyecek.
Keyifli ve Kafa Dinlemelik: Ritim Galata Bistro (Galata)
İster yalnız ister eşiniz/sevgilinizle kafa dinleme taraftarıysanız, biz Galata’nın büyüsüyle bu bistroyu çok yakıştırıyoruz. Yemek, kahve, alkol gibi seçeneklerinin bulunması, mütevazi havasıyla tamamlanıyor. E üstelik servis kalitesi ve güzel kahveleri ile de birçok bistronun önüne geçiyor. Daha ne olsun?
Kendi veya Ruhu Genç Olanlarımız İçin: The North Shield (Göztepe)
Bu mekanı anlatmak için birçok betimleyici kelime kullanılabilir. Ama biz sizin hayal gücünüze bırakacağız. Güzel bir hafta içi akşamı, kalabalık arkadaş grubu, soğuk ve büyük bardakta biralar, lezzetli atıştırmalıklar, arkada sevdiğiniz bir basketbol maçı… North Shield, pub, özellikle de Irish pub ortamı sevenleri resmen kendisine çekiyor. Eğer İstanbul’da istediğiniz gibi bir pub yakalayamadıysanız, bir de buraya bakmanızı öneririz. The North Shield, Bağdat Caddesine 5, Kadıköy’e ise arabayla 15 dakika uzaklıkta.
Tatil Sayılır: Yada Beach Club (Büyükada)
Şehir hayatından biraz olsun uzaklaşmak, günübirlik de olsa bir kaçamak yapmak istiyorsanız aklımıza Büyükada’dan başka bir yer gelmiyor! Sabah güneşlenip, akşam mezelerin tadını çıkarabileceğiniz bu mekan, genelde ada sevdalıların aklına gelen ilk beach club olabilir. Biz yine de duymamış olma ihtimalinize karşı bu harika kulübü paylaşalım istedik.
Kaşlarınızın ve kirpiklerinizin köklerini güçlendirmek için kimyasal bakımlar yerine, doğal bitkisel tedavi yöntemlerini kullanabilirsiniz. İşte kaş ve kirpiklere bitkisel bakım önerisi…
Olumsuz şartlara maruz kalan kaşlar ve kirpikler doğru bakım ihtiyacı duyar. Zamanında doğru bakım yapılmazsa, kaş ve kirpiklerin dökülmesi kaçınılmaz olacaktır. Göz ve göz çevresine uygulanan doğru bakım kaşların sağlığını korur ve göz alıcı hale getirir.
Hint yağı ve tatlı badem yağı, kaş ve kirpikler için mükemmel nemlendirici bitkisel yağlardır. Hem beslenmesine yardımcı olur hem de kaş rengimizin canlı görünmesini sağlar.
1.Tarif:
Bir bardak kaynayan suyun içerisine 1 çay kaşığı kadar (yaklaşık 12 damla) Hint yağı ekliyorsunuz.
Ardından 15 gram kadar kakao yağı koyup, yumuşak bir krem kıvamına gelene kadar karıştırıyorsunuz.
Biraz daha ısındıktan sonra krem gibi bir kıvama gelecektir.
Not: Bu kremi ılık olarak kullanmak gerekmektedir. Bu sebeple her kullanışta yeniden hazırlamak gerekir.
Kremi hazırladıktan sonra tamamen yedirmeden ilk olarak kaşlarınıza sürüyorsunuz, sonrasında ise gözlerinizi kapatıp kirpik diplerinize sürüyorsunuz. Yaklaşık 5 dakika kadar bu şekilde bekledikten sonra gözlerinizi açıp, kremin kalanını da yedirerek sürebilirsiniz.
Düzenli kullanıldığı takdirde hem kirpiklerde hem de kaşlarda ki dolgunlaşma gözle görülür hale gelecektir.
2.Tarif:
10 damla kadar Hint yağı ile badem yağını bir kapta karıştırın.
Ardından ister önceden kullandığınız bitmiş ve temizlenmiş bir rimelinizin fırçası veya kulak çubuğu yardımı ile kirpik diplerinden uçlarına doğru bu karışımı sürebilirsiniz.
Kirpiklerinize uyguladıktan sonra bir parça pamuk yardımı ile kaşlarınıza uygulayın ve ortalama 50 ile 60 dakika kadar bekleyip, yıkayabilirsiniz. Kirpiklerinizi ve kaşlarınızı güçlendirmek için bu karışımı deneyebilirsiniz.
3.Tarif:
Bu tarif ile badem yağı ve sarımsağın mucizesine tanık olacaksınız.
Orta boy da ki bir kök sarımsağı soyup, tamamen eziyorsunuz.
Ardından bir çay bardağı kadar badem yağını sarımsağa ekleyip, karıştırıyorsunuz.
Bir gece boyunda bu karışımı dinlendirip, birbirlerine karışmalarını sağlayın.
Birbirine karışmış olan bu karışımı ertesi gün çay süzgeci yardımı ile her gece yatmadan önce hem kaşlarınıza hem de kirpik diplerinize sürüyorsunuz.
Not: Badem yağı sarımsağın ağır kokusunu alacağı için gün içerisinde de sarımsak kokusu sizi kesinlikle rahatsız etmeyecektir. Bu karışım kirpiklerinizin ve kaşlarınızın hem sıklaşmasına hem de gürleşmesine ve yanı zamanda da dolgun görünmesine katkı sağlayacaktır.
Bu karışımlardan ihtiyaçlarınıza uygun olanı seçebilir ve düzenli bir kullanım şartı ile istediğiniz kirpik-kaş görünümünü elde edebilirsiniz. Kaş ve kirpik maske tariflerini uygularken uyarıları dikkate almanızı rica ediyoruz. Bu karışımların cildinize mümkün oldukça temas etmemesine özen gösteriniz.
Kadinvesaglik.org
Bu yazı, http://onlinekadindergisi.com/ sitesinden derlenmiştir.
Ramazan ayı ve bayram derken kilo almamız neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Ağır akşam yemekleri, tatlılar derken kaçınılmaz sona yaklaşıyor gibiyiz! E önümüz de yaz tatiliyken kendimize dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Kilo sorunumuzun önüne geçerken de lezzetten vazgeçmek istemiyoruz. Sizde de durum böyleyse, tarifini vereceğimiz aperetiflere beraber göz atalım!
Yazın Olmazsa Olmazı: Kabak Salatası Tarifi
Kabak hem hafifliği hem de besin değerlerinin yüksek oluşuyla mutlaka tercih edilmesi gereken bir sebze. Bu tarifi hem ara öğün hem de akşam yemeklerinin yanında meze olarak tercih etmek çok keyifli olacak.
Malzemeler:
4 adet kabak
2 diş sarımsak
1 avuç istenilen bir yeşillik
1,5 yemek kaşığı zeytin yağı
1 tutam tuz
1 kase yoğurt
Hazırlanışı:
Kabaklarınızı güzelce yıkayıp bir kapta rendeleyin.
Rendelen kabakların suyunu sıkın. Yoksa kabak, salatanızın sulanmasına neden olacaktır.
Bir tavaya 1 yemek kaşığı zeytin yağını dökün. Tavada sarımsaklarınızı biraz kavurduktan sonra, içine kabakları da ilave edin. Tuz ekleyin.
Sotelenen karışımı soğumaya bırakın.
Bir kapta yoğurdu ve yeşillikleri birleştirin.
Ardından soğumuş kabakları da karışıma ekleyin.
Dilerseniz salatanın üzerine zeytin yağı gezdirebilir ve ceviz ekleyebilirsiniz.
Keyifli Diyetler: Patlıcan Ruloları Tarifi
Patlıcana kızartmalarda bayıldığınızı biliyoruz! Ancak bu sefer vicdanınızı sızlatmayacak bir patlıcan tarifi ile karşınızdayız. Üstelik bu ruloları yerken lezzet olarak kızartmaları arayamayacaksınız.
Malzemeler:
3 adet patlıcan
4 adet cherry domates
2 adet sarımsak
Dilediğiniz kadar ceviz içi
100 gram lor peyniri
2 yemek kaşığı zeytin yağı
1 tutam tuz
Hazırlanışı:
Patlıcanları boyuna olacak şekilde dilimleyin.
Tavada zeytin yağı ile patlıcanlarınızı ızgara gibi pişirin.
Piştikten sonra patlıcanlarınızı bir kenara alın.
Lor peynirinizi ezdiğiniz iki diş sarımsakla karıştırın.
Domatesleri küçük parçalara bölün.
Patlıcan dilimlerinin uç kısmına lor peynirli karışımı, cevizi ve domatesi pay edin. Sonra patlıcanlarınızı yuvarlayıp kürdan ile tutturun. Ve patlıcanlarınız hazır!
Balık Severleri Güldüren Tarif: Somon Tarifi
Somon, hem yararlı hem de lezzetli olmasıyla çoğumuzun kalbinde yer edinmiş bir balık. İster fırın ister ızgarada yapacağınız somonu lezzetli hale getirmek için bizim de ufak tüyolarımız var!
Malzemeler:
Kalın dilimlenmiş 2 dilim somon
Yarım çay bardağı zeytin yağı
Yarım limonun suyu
1 adet defne yaprağı (aroma için)
1 tutam karabiber veya 1 çay kaşığı taze karabiber
1 tutam tuz
Hazırlanışı:
Limon suyunu, zeytin yağını, defne yaprağını ve baharatları bir kapta bir araya getirin.
Somon dilimlerini bu kapta marine edin. Yaklaşık bir saat bu işlem için yeterli olacaktır.
Marine işleminden sonra somonları buzdolabından çıkarın.
Dilerseniz fırında ya da önceden ısıtılmış ızgarada somonlarınızı pişirin.
Üzerine yeşillik ilave ederek servis edebilirsiniz.
Ödem, özellikle biz kadınların en büyük sorunlarından biri. Düzgün beslenme rutininin oluşmaması, su tüketimi ve ideal kilomuzun üzerinde bir kiloya sahip olmak bizi şişliklerle mücadele etmek zorunda bırakabiliyor. Vücudumuzun fazla su tutması ile başımızın belası haline gelen ödemden kurtulmamız için birçok yol deneyebiliriz. Peki ödemden kurtulmak için en etkili yöntemler neler?
Ödem Nedir ve Neden Oluşur?
Ödem ya da diğer adıyla hidropsi, vücutta sıvı birikmesinden kaynaklanan bir durum. Fazla kiloya sahip olmak, yeterli su tüketmemek gibi birçok neden ödem sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor. Çok tuzlu beslenmek, fazla karbonhidrat tüketimi, hava değişimleri veya regl dönemleri de vücudun sıvı tutmasına yol açan durumlar arasında.
Ödemden Kurtulmak İçin Neler Yapmalı?
Eğer vücudunuzun ya da sadece yüzünüzün fazla şiş olduğunu hissediyorsanız, öncelikle beslenme rutininizi gözden geçirmelisiniz. Yeterince lifli gıdalar tüketmiyor musunuz? Günlük 2 – 2.5 litreden az mı su içiyorsunuz? Sofranızdan tuzu eksik etmeyenlerden misiniz? Kafein ve alkol tüketiminiz normalin üzerinde mi? Bu sorulardan bir veya birkaçının cevabı evet ise ödemli bir vücuda sahip olmanız neredeyse kaçınılmaz. Spor rutini oluşturmak, ödemin önüne geçebilecek tarifler her ne kadar şişliklerin azalmasında etkili olsa da ödemin en büyük düşmanının sağlıklı beslenme rutini olduğunu unutmayın.
Ödemden şikayetçi bireylerin su tüketimini günde 3 hatta 3.5 litreye kadar çıkarması, tuz alışkanlığını azaltması birçoğumuzun ödem sorununa çözüm olacak. Konu hakkında, Doğru Su Tüketimi yazımıza da bakabilirsiniz. Ancak bunlara rağmen ödemle hala bir mücadele halindeyseniz evde rahatlıkla deneyebileceğiniz içecek ve yiyecek tarifleri de var. Bu konu hakkında kapsamlı yazımız için Su İçseniz Yarıyorsa Bir De Detoks Sularını Deneyin! yazımızdan da yeni tarifler keşfedebilirsiniz.
Ödemle mücadele ederken salatalık ve maydonoz tüketilmesi gereken sebzelerin başında geliyor. Salatalık, içerisinde çok fazla su bulundurmasından dolayı ve maydanoz da antioksidan özelliği nedeniyle kesinlikle tercih sebebi. Nar, patlıcan, muz, kereviz, enginar ve üzüm de yine ödem attırıcı özelliğe sahip besinlerden.
Ödeme Karşı En Etkili Sular
Ödemden kurtulmaya çalışırken, yukarıda bahsettiğimiz besinler ve fiziksel aktiviteler haricinde deneyebileceğiniz farklı sular da mevcut.
Yaban Mersini Suyu
Şeker ilavesiz yaban mersini suyu, aşırı tüketimden kaçınıldığı sürece iyi bir ödem attırıcı. Günde bir bardak yaban mersini suyu tüketimi ödemden kurtulmanıza yardımcı olacaktır.
Keten Tohumu
Keten tohumunu, bir bardak ılık suyun içerisine ezilmiş bir şekilde atarak günde bir bardak içebilirsiniz. İçerdiği omega 3 ve yağ asitleri sayesinde keten tohumu da vücuttaki toksinleri atmanız için iyi bir yardımcı.
Ananas Suyu
Hem lezzetli bir meyve hem de yararlı olması sebebiyle ananas suyu da tercih edilebilir suların başında geliyor. Günde bir bardak şeker ilavesiz ananas suyu içerek ödem sorunuyla baş edebilirsiniz.
Botoks, yüzdeki kırışıkların ve sarkmaların önüne geçmesi için tedavi edilen, birçok farklı nedenden dolayı istediğiniz sonucu vermemiş olabilir. Peki, böyle bir durumun yaşanmasını engellemek için neler yapmalıyız?
Botoksu, cildimizi olduğundan genç ve diri göstermek için tercih ediyoruz. Ancak botokstan bu etkiyi alabilmek için dikkat etmemiz gereken birkaç nokta var. Öncelikle botoksu asla ve asla uzman olmayan kişilere yaptırmamız gerekiyor. Bu işlemi yaptırmak istiyorsak mutlaka bir estetik cerrahi bölümüyle görüşmemizde fayda var. Botoksun istediğimiz sonucu vermemesine neden olabilecek maddeler arasında:
Uygulama yapılacak bölgede doğru kas grubunun hedef alınmaması
Sulandırılmış madde kullanımı
Botoksta kullanılan maddenin soğuk zincirlerinin kırılmış olması
Bekletilmiş olması
Çin malı madde kullanılması örnek gösterilebilir.
Botoksun Etkisini Görmemek Mümkün mü?
Bu sorunun cevabı kısaca, evet mümkün. Birçok hasta, botoks yaptırdıktan sonra etkisini göstermediğinden veya beklenen değişikliğin gerçekleşmediğinden şikayet eder. Bu durumun en yaygın sebebi, işlemden önce botoksta kullanılan maddenin aşırı sulandırılması denebilir. Doktorlar maddenin kullanımından tasarruf etmek için bazen maddeyi etki etmeyecek kadar sulu hale getirebiliyorlar. Böyle bir durumun yaşanmaması için mutlaka güvendiğiniz veya referansa sahip olduğunuz bir hekimle botoks işlemini gerçekleştirin.
Ayrıca uzun süre bekletilmiş veya bozulmuş sıvılar da botoksun istenen sonucu vermesinin önüne geçebilir. Bu yüzden doğru araştırma ve işleme iyi bir bütçe ayırmak, istenilen etkiyi almak için oldukça önemlidir.
Botoks Hakkında Ne Bilmemiz Gerekiyor?
Botoks her ne kadar geçici bir işlem olarak tanımlansa da, bazen istenmeyen kalıcı sonuçlar doğurabiliyor. Toplum içinde en yaygın gördüğümüz sorun ise, botoksun kişiye sert ve kızgın bir ifade katması. Erkeklerde ise, en çok istenmeyen görüntü yüze kadınsı bir ifade katması. Bu gibi durumlardan kaçınmak için ise dikkat etmemiz gereken birkaç şey var:
Botoks maddesinin çok kullanılması sert & kızgın bir ifadeye neden olabilir.
Uygulamadan hemen sonra yüz üstü yatılmamalı.
Botoks yapılacak gün sauna, havuz veya cilt bakımı uygulamalarına gidilmemeli.
Göz çevresine yapılan botoks uygulamaları 6 aydan önce yenilenmemeli.
Kaz ayakları gibi bölgelerde, botoks uygulamasının sonucu hemen anlaşılmaz. İstenilen görüntüye ulaşılması bir haftayı bulabilir.
Botoks işleminin etkisi geçince yüzde ekstra bir kırışıklığa neden olmaz.
Botoks Neden Kalıcı Değil?
Botoks işlemi, etkisi geçtikten sonra vücutta kalıcı bir etki bırakmaz. Bunun nedeni botoksun bir takım kimyasal maddeler ve toksinlerden oluşmasıdır. Toksinler, vücuttan atılmaya başladıkça botoksun etkisi de geçmeye başlar. İşlem, mutlaka hastanın istekleri doğrultusunda yapılmalı ve yenilenmesi istediği zaman yeniden bir uzman görüşü alınmalıdır.
Hepimiz biraz diyetteyiz doğru! Ama sıcacık anne işi poğaçalara da dayanamıyoruz. Hamur işleri her gün tercih edilecek yemekler olmasa bile zaman zaman kendimizi şımartmak hakkımız. Şöyle çayın yanında, istersek konu komşuya istersek ev halkına hazırlayabileceğimiz birbirinden nefis poğaça tariflerini sizinle paylaşmak istedik. İsterseniz hemen tariflerimize geçelim!
Bir poğaçadan çok daha fazlası: Cevizli Poğaça Tarifi
Poğaçaya ceviz ekleme fikrine biz bayıldık! Siz dilerseniz farklı kuru yemişlerle de bu tarifi zenginleştirebilirsiniz. O zaman hemen malzemelere geçelim.
Malzemeler:
1 tatlı kaşığı kuru maya
Yarım su bardağı ılık süt (maya için)
4 yemek kaşığı sıvı yağ
İki tutam kadar tuz
1 su bardağı ceviz
1 tatlı kaşığı şeker
100 gram kaymak
1 adet yumurta
Susam
Hazırlanışı:
Maya ile ılık sütü birbirine karıştırarak çözülmesini sağlayın.
Üzerine yağı, tuzu ve şekeri ekleyip güzelce karıştırın.
Yumuşak bir kıvam elde edene kadar unla karışımı karıştırın. İstediğiniz kıvama geldikten sonra üzerini bezle kapatarak mayalanmaya bırakın.
Hamurun üzerine kaymağı sürüp, cevizleri ilave edin.
Hamurları iki üç parmak kalınlığında bölüp parçalar elde edin.
Kestiğiniz dilimleri fırın tepsisine yerleştirin.
Üzerine yumurta sarısı sürüp, susam ilave edin.
Isıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Böreği unutturacak lezzet: Kıymalı Poğaça Tarifi
Kıymalı börek, günün her saati severek yediğimiz alışılagelmiş lezzetlerden. Biz ise bu tarifi farklı bir lezzet noktasına taşımak istiyoruz. İşte size yeni bir lezzet deneyimi yaşatacak kıymalı poğaça tarifimiz.
Malzemeler:
Çeyrek paket yaş maya
Yarım bardak ılık su
2 yemek kaşığı margarin
1 adet yumurta
Yarım su bardağı süt
3 su bardağı un
Bir tutam tuz
200 gram kıyma
1 adet küçük boy kuru soğan
2 yemek kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı domates salçası
2 adet orta boy yeşil biber
1/4 demet maydanoz
1/4 çay kaşığı tuz
Hazırlanışı:
Yaş mayayı ılık su ile birleştirdikten sonra aktive olması için yaklaşık beş dakika bekleyin.
Unu bir çırpma kabına alıp, ortasını açın. Oda sıcaklığında bekletilmiş ya da eritilmiş margarin veya tereyağı , ayçiçek yağı, yumurta, oda sıcaklığında süt ve maya karışımını katın.
Unu yavaş yavaş yoğurun.
Hamurun üzerini streç filmle kapladıktan sonra bir saat dinlendirin.
Poğaçanın harcı için, ince ince kıydığınız kuru soğanları kıymayla kavurun.
Karışıma ince ince doğradığınız maydanoz ve biberleri de ilave edin.
Mayalanan hamurdan parça parça alarak açın. Soğumuş karışımı, poğaça hamurunuza ilave edip poğaçanızı kapatın.
Hazırladığınız poğaçaların üzerine yumurta sarısı sürün.
180 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık yarım saat pişirin.
Yumuşacık bir tat: Pamuk Poğaça Tarifi
Yumuşak poğaça olarak da bildiğimiz pamuk poğaça, kimi zaman iç malzemeli, kimi zamanda malzemesiz olarak sofralarımızda yer alıyor. Bu puf gibi kabarmış poğaçamızın sırrını ise tarifimizde veriyoruz!
Malzemeler:
İç harcı ile yapmak isteyenler için:
2 adet haşlanmış patates
Yarım paket yaş maya
3 adet kurutulmuş domates
Bir tutam tuz
Bir tutam karabiber
Hamuru için:
3/4 bardak ılık su
Yarım paket yaş maya
3/4 bardak ılık süt
3/4 bardak sıvı yağ
İki tutam toz şeker
3 su bardağı un
Bir tutam tuz
1 adet yumurta sarısı
Hazırlanışı:
Ilık süt, su, yaş maya ve şekeri bir kapta karıştırıp 10 dakika bekletin.
Karışıma önce sıvı yağ sonra da yavaş yavaş unu ve tuzu ilave edin.
Elde ettiğiniz hamurun üzerini bir bezle kapatıp yaklaşık bir saat dinlendirin.
İç harçı için, patatesleri rendeleyip kurutulmuş domatesleri doğrayın. Malzemelere tuz ve karabiber ilave edin.
Hamurunuzdan parçalar koparıp avuç içinizde açın. Açtığınız hamura poğaçanın iç harcını eşit bir şekilde paylaştırın.